- Salih Avcı
- 20.02.2023
?ki Deh?etli Hal ve Çözümü
Bediüzzaman Hazretlerine göre; bugün ?slâm toplumlar?nda 'iki deh?etli hal' ya?anmaktadır: Birincisi, Bat?n?n materyalist bir alt yap?ya oturtulmu? fen ve felsefesinden kaynaklanan küfr-ü mutlak?n (ateizmin) Müslümanlar arasında yayg?nla?mas?d?r.
İkincisi ise, Bat? medeniyetinin ahireti değil, dünya menfaatlerini ve dünya lezzetlerini ön plana ç?karan yap?s?ndan, günümüz Müslümanlar? büyük oranda etkilenmi?lerdir. Bu yüzden -ahirete inand?klar? halde- fani dünyan?n geçici lezzetlerini, ebedi olan ahiret hayatına ve lezzetlerine tercih etmektedirler.
Bediüzzaman Hazretleri’nin bu iki deh?etli halden birincisine getirdişi çözüm yolu şudur:Eskiden küfr-ü mutlak yayg?n olmadığından ve teslimiyet ?slâm toplumlar?nda var iken eski alimlerin sözleri Müslümanlara tesir ediyordu. Şimdi ise küfür yayg?nla?m??, teslimiyet de k?r?lm??t?r. Bugünkü insanlara tesir etmemiz, ancak delil ve ispatla mümkündür. İşte Risale-i Nur pek çok risalesiyle imanî konular? kuvvetli delil ve hüccetlerle ispat ederek ateizmi (küfr-ü mutlak?) çürütmü?, dinsizleri susturmu?, pek çok insanın imanın? takviye etmiş, hatta kurtarm??t?r.
Bediüzzaman Hazretleri’nin ikinci deh?etli hale getirdişi çözüm yolu ise şudur: Günahlarda tiryaki olmu? günümüz insanların?, içinde olduklar? halden kurtarmak, iman ve ?slâmiyet'te daha dünyada iken cennet lezzetleri olduğunu, günahlarda ise cehennem elemleri olduğunu ispat etmekle mümkündür. Aksi halde bu insanlara Allah'?n, cennet ve cehennemin varl???n? da ispat etsek, onları al??t?klar? haram lezzetlerden kurtarmam?z zordur. Çünkü bu as?rda hissiyat, akla ve kalbe galebe çalm?? bir durumdadır. Risale-i Nur pek çok eczalar?nda, iman ve ?slâm esaslar?nda henüz dünyada cennet lezzetlerini; küfür ve günahlarda cehennem elemlerini ispat ederek pek çok insanları f?sk ve küfürden kurtarmaktadır.
6 Hastalık ve Reçetesi
Avrupa’n?n ilerlemesi ve Müslümanlar?n geri kalmas? alt? hastalıktan kaynaklanmaktadır. Bunlar;
Kur’ân’dan al?nan alt? kelime ile bu hastal?klar tedavi edilir.
Birinci Kelime: Emel, yani Allah’?n rahmetinden kuvvetli ümid beslemek. Gelecek, yalnız ve yalnız ?slâmiyet’in olacak. Ve hâkim, Kur’ân’?n ve imanın hakikatleri olacak. ?slâmiyet’in esaslar?n?n hem manevi hem de maddi olarak ilerlemek için mükemmel bir kabiliyeti bulunmaktadır. Manevi ilerlemeye müsait olduğunu gerçek tarihi veriler ?ehadet etmektedir. Zira tarihe bak?ld???nda Müslümanlar, ?slâmiyet’in hakikatlerini ya?adı?? ölçüde medeniyetler kurmu?lard?r. Gev?edikleri ölçüde de gerileyip iç karşı?kl?klara ve ma?lubiyetlere dü?mü?lerdir. Di?er dinler de ise durum bunun tam tersinedir.
Hz. Peygamberden günümüze kadar hiçbir Müslüman?n aklen muhakeme ederek din deşi?tirdişi görülmemi?tir. Lâkin diğer din mensuplar?ndan dü?ünce sonucunda çokça Müslüman olmuştur. Eğer Müslümanlar ?slâmiyet’in ve imanın hakikatlerinin güzellişini ya?ant?lar?yla gösterebilseler, diğer din mensuplar? cemaatlerle ?slâmiyet’e girecektir. Belki bazı devletler ve k?talar Müslüman olacakt?r.
İnsanlar sava?lar?n, ya?anan büyük olaylar ve pozitif bilimlerin sayesinde dinsiz olarak ya?ayamayaca??n? anlamı?t?r. İnsanın cevherini ve kabiliyetlerini ke?fetmiştir. ?nsan, yalnız bu hayatı yaşamak için yarat?lmam??t?r. Ebedi duygular? ta??maktadır. Sonsuz ya?amay? istemektedir. Bundan dolay?d?r ki herkes, hak olan din aray??? içine girmi?tir. ?leride inkârc?l???n ortaya ç?kmas?yla bu ihtiyaç daha fazla hissedilmeye ba?lanacakt?r.
Biz Kur’ân ?akirtleri olan Müslümanlar, delillere uyuyoruz, Akıl, fikir ve kalbimizle iman ediyoruz. Başka dinlerin bazı efratlar? gibi ruhbanlar? taklit için delilleri b?rakm?yoruz. Onun için akıl, ilim ve fen hükmettiği gelecekte, elbette aklî delillere dayanan ve bütün hükümlerini akla tespit ettiren Kur’ân hükmedecektir.
Özetle; Allah’?n nurunu tamamlayaca??na, gelecekte Kur’ân’?n, ?slâmiyet’in, imanın nurlar? bütün dünyaya hâkim olaca??na inanmal?y?z. Rabbimizin rahmetine dayanmal? bu hakikat üzerine daima O’na güvenmeliyiz. Bu işte hissedar olabilmek adına gayretle çal??mal?y?z.
İkinci Kelime: Ümitsizlik, ?slâm dünyas?n?n kalbine girmi? en deh?etli bir hastal?kt?r. Bu ümitsizlik; ?slâm co?rafyas? sömürge haline gelmi?, Müslümanlar?n yüksek ahlak?n? öldürmü?, ümmet yerine kendini dü?ünme duygusunu ortaya ç?karm??, Müslümanlar?n manevi kuvvetini k?rm??, Müslümanlara “Neme laz?m” dedirtip ?slâmiyet’e hizmet etmeyi terk ettirmi?tir. Milletlerin kanser hastal???d?r. Bütün mükemmelliklere, gelişimlere engeldir. Korkak, a?a?? ve aciz insanların bahanesidir. Ümitsizlişin ba??n? parçalamak için “??? ?????????? ???? ???????? ??????”[1]“Allah’?n rahmetinden ümit kesmeyiniz ayetine sar?lmal?y?z. Ümitsizlişin belini k?rmak için “?????? ???????? ??????? ??????????? ???????”[2] hakikatlerini kullanmal?y?z.
Üçüncü Kelime: Doğruluk, ?slâmiyet’in temel esas?d?r. ?slâmiyet’in kazand?rd??? yüksek huylar?n ba??d?r. Yüce duygular?n?n mizac?d?r. Müslüman toplumunun hayat dü?ümüdür. Öyle ise manevi hastalıklar, doğrulukla tedavi edilmelidir.
Riyakârl?k ise fiilî bir yalanc?l?kt?r. Dalkavukluk ve yapmac?kl?k alçakça bir yalanc?l?kt?r. Nifak ve münaf?kl?k, zararl? bir yalanc?l?kt?r. Yalanc?l?k ise, Allah’?n kudretine bir iftira etmektir. Küfür, bütün çeşitleriyle kizbdir, yalanc?l?kt?r. İman ise s?dkt?r, doğruluktur. Bu s?rra binaen kizb ve s?dk?n ortas?nda hadsiz bir mesafe vardır. ?ark ve garp kadar birbirinden uzak olmaks? lâz?m geliyor. Nâr ve nur gibi birbirine girmemesi lâz?m. Hâlbuki gaddar siyaset ve zalim propaganda bu iki hasleti birbirine karşıt?rm??. Be?erin geli?mesini de engellemi?tir.
Asr-? saadette doğruluk vas?tas?yla Hz. Muhammed (sav) a’la-y? illiyyine ç?km??t?r. Do?ruluk anahtar?yla iman ve kâinatın hakikatlerini ke?fetmiştir. Sahabe, en değerli mal, hakikatlerin anahtar? ve Hz. Peygamberi (sav) ala-y? illiyyine ç?kmas?na vesile olan do?rulu?a mü?teri olmu?lard?r. Yalan vas?tas?yla Müseyleme-i Kezzab ve benzerleri ise esfel-i safiline dü?mü?tür.
Kurtulu?, yalnız doğruluktadır. En sağlam zincir doğruluktur. Ama maslahat için kizb ise, zaman onu nesh etmiş. Çünkü maslahat ve zarûret için bazı âlimler muvakkat fetvas? vermi?ler. Bu zamanda o fetva verilmez. Çünkü o kadar sû’-i istimal edilmi? ki, yüz zarar? içinde bir menfaati olabilir. Onun için hüküm, maslahata bina edilmez. Maslahat dahi yalan söylemeye illet olamaz. Çünkü belirli bir s?n?r? yok. Sû’-i isti‘mâle müsâid bir batakl?kt?r. Öyle ise “?????? ????????? ???????? ??????????” yani yol ikidir, üç değildir. Ya doğru, ya susmak.
Bununla beraber her söyledişin doğru olmalı, fakat her do?ruyu söylemek doğru değildir. Bazen zarar verecekse susmak gerekir, yoksa yalana hiç fetva yok. Her söyledişin hak olmalı, fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yok. Çünkü hâlis olmazsa kötü tesir eder. Hak, haksızl?kta sarf olur.
Dördüncü Kelime: Muhabbete en lây?k şey muhabbettir. Husumete en lây?k s?fat ise husumettir. Muhabbet, uhuvvet, sevmek, ?slâmiyet’in mizac?d?r, ba??d?r. Toplumsal hayatta huzurun kayna?? olan muhabbet ve sevmek s?fat?, en ziyade sevilmeye ve muhabbete lây?kt?r. Toplumsal hayatta huzuru kaç?ran düİmanl?k ve adavet, her şeyden ziyade nefrete ve adavete ve ondan çekilmeye müstahak, çirkin ve zararl? bir s?fatt?r.
Bazen insanın gururu ve nefisperestlişi, fark?nda olmadan ehl-i imana karşı haksız olarak düİmanl?k eder. Kendini hakl? zanneder. Hâlbuki bu husumet ve düİmanl?kla, ehl-i imana karşı muhabbete vesile olan iman, ?slâmiyet ve insaniyet gibi kuvvetli sebepleri hafife almakt?r. K?ymetlerini dü?ürmektir.
Beşinci Kelime: Hakiki milliyetimizin esas?, ruhu ise ?slâmiyet’tir. Osmanl? hilafetinin ve Türk Ordusunun o milliyete bayraktarl??? itibar?yla, o ?slâmiyet milliyetinin incisi, kalesi hükmünde Arap ve Türk hakiki iki karde?, o kutsi kalenin nöbettarlar?d?rlar. İşte, bu kutsi milliyetin ba??yla, bütün ehl-i ?slâm bir tek a?iret hükmüne geçiyor. A?iretin ferleri gibi, ?slâm taifeleri de birbirine uhuvvet-i ?slâmiye ile bağlı ve alâkadar olur. Birbirine mânen, maddeten yardım eder. Güya bütün ?slâm taifeleri bir nurani ba? ile birbirine bağlıd?r. Nasıl ki a?irette bir kimse suç i?lese bütün a?iret üyeleri o suçu i?emi? gibi itham edilir, yahut bir iyilik etse bütün a?iret üyeleri o iyilişi yapm?? gibi kabul edilir.
İşte bu hakikat içindir ki, bu zamanda ve özellikle k?rk-elli sene sonra, kötülük, fenal?k i?leyenin üstünde kalmaz. Belki milyonlar ?slâm nufusünün haklar?na tecavüz olur. şu zamanda bir adam?n günah?, bir kalm?yor. Bazen büyür, sirayet eder, yüz olur. Bu yüzden;
“Biz zarar vermiyoruz, fakat menfaat vermeye iktidar?m?z yok. Onun için mazuruz” diye böyle özür beyan etmeyiniz. Bu özrünüz kabul değil. Tembellişiniz ve çal??maman?z, ittihat-? ?slâm ile, gerçek islamî milliyet ile gayrete gelmedişiniz, sizler için gayet büyük bir zarar ve bir haksızl?kt?r. ?slâmiyet’in kudsiyetine temas eden iyilik, yalnız i?leyene münhas?r kalmaz. Belki o sevap, milyonlar ehl-i imana manen fayda verebilir. Manevi ve maddi hayatın başlar?na kuvvet verebilir. Onun için “Neme lâz?m” deyip kendini tembellik dö?eşine atmak zamanı değil.
Ecnebîlerin bir kısmı, nasıl k?ymettar mal?m?z? ve vatanlar?m?z? bizden ald?lar. Onun bedeline çürük bir fiyat verdiler. Aynen öyle de, yüksek ahlâk?m?z? ve yüksek ahlâk?m?zdan ç?kan ve sosyal hayatım?za temas eden seciyelerimizin bir k?sm?n? da bizden ald?lar. Terakkîlerine medâr ettiler. Ve onun fiyat? olarak bize verdikleri, kötü ahlaklar?d?r. Meselâ, bizden ald?klar? milli bir özelllik ile bir adam onlarda der: “Eğer ben ölsem, milletim sa? olsun. Çünkü milletimin içinde sonsuz bir hayatım var.” İşte bu kelimeyi bizden alm??lar. Kendi geli?melerinde en sağlam esaslar? yapm??lar. Bizden çalm??lar. Bu kelime ise ancak hak dinden ve iman hakikatlerinden ç?kar. O bizim, ehl-i îmân?n mal?d?r. Halbuki ecnebilerden içimize giren pis ve fenâ huy ile bir bencil adam bizde diyor: “Ben susuzluktan ölsem, yağmur hiçbir daha dünyaya gelmesin. Eğer ben bir saadeti görmezsem, dünya istedişi gibi bozulsun.”
Hem o ecnebîlerin bizden ald?klar? milliyet fikri ile bir ferdi, bir millet gibi k?ymet al?yor. Bir adam?n k?ymeti, himmeti (gayreti) nispetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek ba??yla küçük bir millettir. Baz?lar?m?zdaki dikkatsizlikten ve bat?l?lar?n zararl? huylar?n? almam?z sebebiyle, kuvvetli ve kudsî ?slâmî milliyetimizle beraber herkes “Nefsî! Nefsî” demekle, milletin menfaatini dü?ünmemekle, sadece ?ahsi menfaatini dü?ünmekle bin adam bir adam hükmüne geçer.
Alt?nc? Kelime: Müslümanlar?n toplumsal hayattaki huzurun anahtar?, ?sti?are etmektir; “???????????? ?????? ??????????”[3] yani "Onlar?n yönetimi, aralar?nda yapt?klar? isti?are iledir." ayeti , isti?areyi, görü? al??verişini esas olarak emrediyor.
Asya’n?n geri kalmas?n?n önemli bir sebebi, o görü? al??verişini yapmamas?d?r. Asya k?taas?n?n ve istikbâlinin ke??af? ve anahtar? isti?aredir. İmandan gelen hürriyet ise iki esas? emreder: İman gerektiriyor ki, tahakküm ve istibdat (bask?) ile başkas?n? a?a??lamamak ve zillete dü?ürmemek ve zalimlere boyun e?memek.
[2] Birşey bütünüyle elde edilmezse, bütünüyle de terk edilmez.
[3] ?ûrâ Sûresi, 42: 38.
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.