18px

Ahiretin Varlığı Neden Gereklidir?


Ahiretin Varlığı Neden Gereklidir?

RİSALE-İ NUR’A GÖRE ÂHİRETE İMAN NEDEN GEREKLİDİR?

Ölüm Bir Son Değil, Ebedî Hayata Açılan Bir Kapıdır

Âhirete iman, İslâm’ın altı iman esasından biridir. Risale-i Nur’da ise bu hakikat, özellikle Onuncu Söz – Haşir Risalesi başta olmak üzere pek çok yerde geniş delillerle açıklanır.

Bediüzzaman Said Nursî, âhiretin varlığını yalnız:

“Öldükten sonra tekrar dirilecek miyiz?”

sorusuyla ele almaz.

Meseleyi çok daha geniş bir çerçevede değerlendirir:

Allah’ın rahmeti, adaleti, hikmeti, keremi, hafîziyeti ve kudreti; peygamberlerin haberleri, Kur’ân’ın beyanları, insanın ebediyet arzusu ve kâinatta görülen diriliş numuneleri âhirete işaret eder.

Bu bakımdan âhiret, dünya hayatından kopuk ikinci bir hayat değildir.

Dünya imtihanın, âhiret ise neticenin görüleceği âlemdir.


1. ALLAH’IN ADALETİ ÂHİRETİ GEREKTİRİR

Dünyaya baktığımızda İlâhî adaletin birçok tecellisini görürüz. Fakat dünya, tam ve nihai adaletin gerçekleştiği yer değildir.

Bir insan hayatı boyunca zulme uğrayabilir.

Malı alınabilir.

Hakkı yenilebilir.

İftiraya uğrayabilir.

Hatta öldürülebilir ve hakkını alamadan dünyadan ayrılabilir.

Diğer taraftan bir zalim birçok insana zulmedebilir ve dünyada yaptığı kötülüklerin tam karşılığını görmeden ölebilir.

Eğer insan hayatı yalnız dünyadan ibaret olsaydı, pek çok hesap yarım kalmış olurdu.

Risale-i Nur burada Allah’ın Âdil ismine dikkat çeker.

Allah mutlak adalet sahibidir.

Öyleyse dünyada tamamlanmayan hesabın görüleceği başka bir mahkeme bulunmalıdır.

İşte bu:

Mahkeme-i Kübrâ’dır.

Yani büyük âhiret mahkemesidir.

Bir zalimin binlerce insana zulmettiğini düşünelim.

Dünya hukukunun verebileceği ceza sınırlıdır. Fakat zulme uğrayan binlerce insanın hakkının tam olarak karşılık bulması ancak İlâhî adaletin eksiksiz tecellisiyle mümkündür.

Bu sebeple Risale-i Nur’un ortaya koyduğu delil zincirlerinden biri şöyledir:

Allah mutlak adalet sahibidir.

Dünyada adalet her zaman bütünüyle gerçekleşmemektedir.

Öyleyse adaletin tamamlanacağı bir hesap ve ceza-mükâfat âlemi vardır.


2. ALLAH’IN RAHMETİ EBEDÎ SAADETE İŞARET EDER

İnsan dünyaya baktığında her tarafında rahmet eserleri görür.

Allah insana:

  • hayat,

  • akıl,

  • göz,

  • kulak,

  • dil,

  • aile,

  • sevgi,

  • rızık,

  • su,

  • hava,

  • güneş,

  • meyveler ve sayısız nimet

ihsan etmiştir.

İnsan daha istemeden pek çok ihtiyacı hazırlanmıştır.

Fakat insanın çok büyük bir arzusu vardır:

EBEDİYET

İnsan yalnız mutlu olmak istemez.

Mutluluğunun bitmemesini de ister.

Yalnız yaşamak istemez.

Sevdikleriyle beraber yaşamaya devam etmek ister.

Yalnız nimet istemez.

Nimetin elinden alınmamasını da ister.

İnsanın kalbindeki bu ebediyet arzusu Risale-i Nur’da önemli bir hakikat olarak ele alınır.

Dünyada insanın küçücük ihtiyaçlarına cevap veren İlâhî rahmetin, insanın kalbine konulmuş ebediyet arzusunu bütünüyle cevapsız bırakması düşünülemez.

Bu bakımdan:

Rahmet ebedî saadete, ebedî saadet ise âhirete ve Cennete işaret eder.


3. ALLAH’IN HİKMETİ ÂHİRETİ GEREKTİRİR

Kâinatta büyük bir hikmet ve ölçü görülür.

Göz görmeye,

kulak işitmeye,

dil tatmaya ve konuşmaya,

akciğer nefes almaya,

mide gıdayı hazmetmeye,

güneş dünyadaki hayatın devamına

hizmet eder.

Kâinatta sayısız varlık belirli vazifeler görmektedir.

Şimdi insanı düşünelim.

İnsan:

  • düşünebiliyor,

  • geçmişi hatırlıyor,

  • geleceği tasarlıyor,

  • seviyor,

  • merak ediyor,

  • Allah’ı tanıyabiliyor,

  • ibadet edebiliyor,

  • sonsuzluğu arzuluyor.

Böylesine geniş kabiliyetlerle yaratılmış insanın yalnız birkaç on yıllık dünya hayatı için yaratılmış olması, bu kabiliyetlerin pek çoğunu neticesiz bırakırdı.

Risale-i Nur’un bakışıyla insanın mahiyeti dünyaya sığmaz.

Demek ki:

İnsan yalnız dünya için yaratılmamıştır.

Dünya:

Hazırlık ve imtihan yeridir.

Âhiret:

Netice ve karşılık yeridir.


4. İNSANIN EBEDİYET ARZUSU

İnsan diğer canlılardan farklı olarak yalnız içinde bulunduğu ânı düşünmez.

Yarınını düşünür.

Yıllar sonrasını düşünür.

Çocuklarının geleceğini düşünür.

Ölümü düşünür.

Ölümden sonrasını merak eder.

Ve insanın derinlerinde çok kuvvetli bir istek vardır:

“Yok olmak istemiyorum.”

İnsan yalnız kendisinin değil, sevdiği insanların da yok olmasını istemez.

Annesinin, babasının, eşinin, çocuklarının ve dostlarının ebediyen kaybolmasını kalbi kabul etmek istemez.

Risale-i Nur, insanın mahiyetindeki bu ebediyet arzusunu âhirete bakan önemli işaretlerden biri olarak değerlendirir.

Âhiret, insanın:

“Ebediyet istiyorum.”

feryadına İlâhî rahmetin verdiği büyük cevaptır.


5. DÜNYANIN FÂNİLİĞİ

Dünyanın en belirgin özelliklerinden biri fâniliktir.

Burada:

Gençlik geçer.

Güzellik solar.

Sağlık bozulabilir.

Servet el değiştirir.

Dostlar ayrılır.

İnsan yaşlanır.

Ve nihayet ölüm gelir.

İnsan ise sevdiği şeylerin devam etmesini ister.

Eğer âhiret olmasaydı ölüm, sevilen her şeyle ebedî ayrılık manasına gelirdi.

Risale-i Nur’un verdiği iman nazarı ise ölümü farklı gösterir.

Ölüm:

Yokluk değildir.

Ölüm:

Bir terhistir.

Ölüm:

Bir âlem değiştirmektir.

Ölüm:

Dünya hayatından âhiret hayatına geçiştir.

Böylece âhirete iman, ölümün karanlık görünen yüzünü değiştirir.


6. ÖLÜMÜN MANASI ÂHİRET İMANIYLA DEĞİŞİR

Âhiret inancı olmadan ölüm insana yalnız:

  • ayrılık,

  • kayıp,

  • son bulma

gibi görünebilir.

Âhirete imanla bakıldığında ise ölüm, mümin için ebedî hayata doğru bir geçiş olarak anlam kazanır.

İnsan dünyadan ayrılır fakat Allah’ın izniyle bütünüyle yokluğa gitmez.

Bu sebeple Risale-i Nur’da âhirete iman insan ruhunun en büyük teselli kaynaklarından biri olarak gösterilir.

Ölüm:

“Her şey bitti.”

demek değildir.

İman nazarında:

“Dünya vazifesi bitti ve başka bir âlemin kapısı açıldı.”

manasına gelir.


7. SEVDİKLERİMİZE OLAN MUHABBETİMİZ

İnsan yalnız kendi hayatını sevmez.

Annesini sever.

Babasını sever.

Eşini sever.

Çocuklarını sever.

Dostlarını sever.

Fakat ölüm insanları birbirinden ayırır.

Âhiret olmasaydı her ölüm:

Ebedî ayrılık

anlamına gelirdi.

Âhiret imanında ise ayrılık geçicidir.

Mümin, Allah’ın rahmetinden sevdikleriyle Cennette yeniden buluşmayı ümit eder.

Böylece ölüm:

“Bir daha asla görüşmemek”

değil;

“Allah’ın rahmetiyle ebedî âlemde yeniden buluşmayı ümit ederek ayrılmak”

hâline gelir.


8. ALLAH’IN KUDRETİ HAŞRİ MÜMKÜN KILAR

İnsan şöyle sorabilir:

“Ölmüş milyarlarca insan nasıl yeniden diriltilecek?”

Risale-i Nur bu soruya kâinattan örnekler gösterir.

Her baharda yeryüzüne bakılırsa büyük bir diriliş görülür.

Kışın ölü gibi görünen toprak birkaç hafta içerisinde yeniden canlanır.

Sayısız:

  • bitki,

  • ağaç,

  • çiçek ve

  • canlı türü

yeniden hayat sahnesine çıkarılır.

Bediüzzaman bahardaki bu büyük dirilişi haşrin anlaşılmasına yardımcı olan büyük bir numune olarak gösterir.

Bahar âdeta küçük bir haşir numunesidir.

Kıştan sonra yeryüzünü yeniden canlandıran Allah’ın insanları yeniden diriltmeye elbette kudreti yeter.


9. İLK YARATILIŞ İKİNCİ YARATILIŞIN DELİLİDİR

İnsan bir zamanlar dünyada yoktu.

Sonra Allah onu yaratılış merhalelerinden geçirerek dünyaya getirdi.

İnsan:

bir hücreden,

embriyoya,

bebekliğe,

çocukluğa,

gençliğe,

yetişkinliğe

ulaştırıldı.

Buradaki temel delil çok sadedir:

İlk defa yaratan Allah, öldükten sonra yeniden yaratmaya da kadirdir.

İlk yaratılış gerçekleşmiş olduğuna göre ikinci yaratılışın Allah’ın kudreti açısından imkânsız olduğu söylenemez.


10. ALLAH’IN İSİMLERİ VE ÂHİRET

Risale-i Nur’un Haşir Risalesi’ndeki en güçlü yaklaşımından biri, âhireti Esmâ-i Hüsnâ’nın tecellileri üzerinden göstermesidir.

El-Âdil

Allah mutlak adalet sahibidir.

Dünyada tamamlanmayan adaletin tamamlanacağı bir hesap âlemi bulunması İlâhî adaletin gereğidir.

Er-Rahîm

Allah sonsuz merhamet sahibidir.

İnsanın ebedî saadete kavuşturulması rahmetinin büyük bir tecellisidir.

El-Hakîm

Allah’ın hiçbir işi hikmetsiz değildir.

İnsanın bu kadar yüksek kabiliyetlerle yaratılıp bütünüyle yokluğa gönderilmemesi hikmetine uygundur.

El-Hafîz

Allah her şeyi muhafaza eder.

İnsanların amellerinin korunması ve karşılıklarının verilmesi âhiret hesabına bakar.

El-Kerîm

Allah sonsuz ikram sahibidir.

Dünyadaki nimetler O’nun kereminin numuneleridir.

El-Kadîr

Allah’ın kudreti sonsuzdur.

İnsanı ilk defa yaratan Allah’ın onu tekrar diriltmeye kudreti yeter.

Bu isimlerin tecellileri dünyada görülür; âhirette ise çok daha geniş neticeleri ortaya çıkar.


11. DÜNYA İMTİHAN YERİDİR

Dünya:

Dârü’l-imtihandır.

İnsan burada tercihleriyle sınanır.

İman veya inkâr,

itaat veya isyan,

adalet veya zulüm,

helâl veya haram,

iyilik veya kötülük

arasında tercihler yapar.

Fakat imtihan varsa neticesinin de bulunması gerekir.

Bir okul düşünelim:

Öğrenciler yıllarca sınava giriyor fakat sonuçlar hiç açıklanmıyor.

Başarılı ile başarısız arasında hiçbir fark bırakılmıyor.

Diploma verilmiyor.

Böyle bir sistem hikmetsiz olurdu.

Dünya imtihanının sonuçlarının bütünüyle ortaya çıkacağı yer ise:

ÂHİRETTİR.


12. İYİLİK VE KÖTÜLÜĞÜN GERÇEK NETİCESİ

Dünyada bazen iyi insanlar sıkıntı yaşayabilir.

Kötülük yapan insanlar ise bir müddet rahat yaşayabilir.

Fakat dünya son hükmün verildiği yer değildir.

Âhirette:

imanın, ibadetin, sabrın ve iyiliğin karşılığı verilecektir.

Aynı şekilde:

zulüm, haksızlık ve kötülük de hesapsız bırakılmayacaktır.

Bu bakımdan âhiret:

İlâhî adaletin tam olarak tecelli edeceği âlemdir.


13. PEYGAMBERLERİN ŞAHİTLİĞİ

Risale-i Nur’un üzerinde durduğu önemli delillerden biri de peygamberlerin ortak haberidir.

Peygamberler insanlığa:

  • Allah’ı,

  • âhireti,

  • hesabı,

  • mükâfatı ve cezayı

haber vermişlerdir.

Özellikle Hz. Muhammed’in (s.a.v.) âhireti kesin bir şekilde haber vermesi, Risale-i Nur’da büyük bir delil olarak ele alınır.

Peygamber Efendimizin doğruluğunu gösteren mucizeler ve peygamberliğinin delilleri kabul edildiğinde, onun âhiret hakkındaki haberleri de iman için kuvvetli bir dayanak hâline gelir.


14. KUR’ÂN’IN ÂHİRET HABERİ

Kur’ân-ı Kerîm ölümden sonra dirilişi tekrar tekrar haber verir.

Kur’ân’da:

  • haşir,

  • mahşer,

  • hesap,

  • mizan,

  • Cennet,

  • Cehennem

gibi âhiret hakikatleri pek çok yerde anlatılır.

Risale-i Nur’un yaklaşımında Kur’ân’ın Allah kelâmı olduğu ortaya konulduktan sonra, onun âhiret hakkındaki kesin haberleri de âhiretin en güçlü delillerinden biri olur.


15. ÂHİRETE İMAN AHLÂKI KORUR

Âhirete iman yalnız ölümden sonra gerçekleşecek olaylara inanmak değildir.

İnsanın bugünkü hayatını da değiştirir.

Âhirete gerçekten inanan insan şöyle düşünür:

“Yaptığım her şeyin hesabını Allah’a vereceğim.”

Bu şuur insanı:

  • kul hakkından,

  • zulümden,

  • haramdan,

  • hileden,

  • ihanetten

sakındırır.

İnsan kimsenin görmediği yerde bile:

“Allah görüyor.”

der.

Bu sebeple âhiret imanı ferdî ve toplumsal ahlâk açısından büyük önem taşır.


16. ÂHİRET İMANI AİLE HAYATINI KORUR

Bediüzzaman, âhirete imanın aile hayatına kazandırdığı derin manaya da dikkat çeker.

İmanlı bir anne çocuğunu yalnız birkaç yıllık dünya arkadaşı olarak görmez.

Onu:

Ebedî hayat arkadaşı

olarak görür.

Eşler de birbirlerine yalnız gençlik, güzellik veya dünyevî menfaat açısından bakmazlar.

Birbirlerini Allah’ın rahmetiyle ebedî saadette beraber bulunmayı ümit ettikleri yol arkadaşları olarak görürler.

Böylece sevgi daha derin bir mana kazanır.


17. ÂHİRET İMANI YAŞLILIĞA TESELLİ VERİR

İnsan yaşlandıkça:

  • gençliğini kaybeder,

  • kuvveti azalır,

  • sevdiklerinin ölümüne şahit olabilir,

  • kendi ölümünün yaklaştığını daha fazla hisseder.

Âhiret inancı bulunmadığında bütün bunlar ağır bir kayıp hissine dönüşebilir.

Âhiret imanı ise insana:

“Hayat bütünüyle bitmiyor; dünya hayatından ebedî hayata doğru gidiyorum.”

ümidini verir.

Ölüm yokluğun kapısı değil;

Ebedî hayata geçiş kapısıdır.


18. ÂHİRET İMANI ÇOCUKLARA DA TESELLİ VERİR

Bir çocuk sevdiği bir insanın ölümünü gördüğünde:

“Onu bir daha hiç göremeyeceğim.”

düşüncesinden büyük acı duyabilir.

Âhiret imanı ise ona Allah’ın rahmetinden yeniden buluşma ümidi verir.

Böylece ölüm mutlak yokluk olmaktan çıkar.

Risale-i Nur bu yönüyle âhiret imanının yalnız âlimlerin tartıştığı teorik bir mesele olmadığını; çocuktan ihtiyara kadar insan ruhunun ihtiyaç duyduğu büyük bir teselli olduğunu gösterir.


19. FÂNİ GÜZELLİKLER NEDEN ACI VERİR?

İnsan güzel olanı sever.

Fakat sevdiği şeyin yok olacağını bildiğinde sevgisine ayrılık acısı karışır.

Bir çiçek güzeldir ama solar.

Gençlik güzeldir ama geçer.

Dostluk güzeldir ama ölüm ayırabilir.

Dünya güzeldir fakat insan buradan ayrılır.

Risale-i Nur’un iman nazarı ise insana şunu öğretir:

Güzelliklerin kaynağı Allah’tır ve Allah’ın hazineleri tükenmez.

Dünyadaki güzellikler ebedî güzelliklerin ve İlâhî ihsanların numuneleri olarak okunabilir.


20. CENNET EBEDÎ SAADET YURDUDUR

Dünya nimetlerinin ortak bir özelliği vardır:

Geçicidirler.

Yemek güzeldir fakat biter.

Gençlik güzeldir fakat geçer.

Sağlık güzeldir fakat bozulabilir.

Sevgi güzeldir fakat ölüm ayrılık getirebilir.

Cennet nimetlerinin en önemli özelliklerinden biri ise ebedî olmalarıdır.

Cennette Allah’ın izniyle:

  • nimet vardır, tükenmez;

  • sıhhat vardır, hastalık yoktur;

  • saadet vardır, keder yoktur;

  • buluşma vardır, ölüm ayrılığı yoktur;

  • hayat vardır, ölüm yoktur.

Bu bakımdan Cennet, Allah’ın rahmetinin ebedî saadet şeklindeki büyük tecellisidir.


21. CEHENNEM VE İLÂHÎ ADALET

Âhiretin yalnız Cennet yönü yoktur.

Hesap ve ceza yönü de vardır.

Bir zalim insanlara zulmetmiş, haklarını yemiş ve hiçbir hesap vermeden ölmüşse mazlumların hakkının bütünüyle kaybolduğu düşünülemez.

Âhiret inancı:

“Hiçbir zulüm sonsuza kadar hesapsız kalmayacaktır.”

hakikatini bildirir.

Bu bakımdan Cehennem, yalnız ceza kavramıyla değil; İlâhî adaletin tecellisi ve zulmün karşılıksız bırakılmaması açısından da değerlendirilir.


22. ÂHİRET İNSANIN YARATILIŞ GAYESİNİ TAMAMLAR

İnsan Allah’ı tanımak,

O’na iman etmek,

O’na kulluk etmek,

İlâhî isim ve sıfatların tecellilerini tanımak

için yaratılmıştır.

Dünya bunun imtihan ve hazırlık safhasıdır.

Âhiret ise neticelerin ortaya çıkacağı âlemdir.

Bu ilişkiyi şöyle ifade edebiliriz:

DÜNYA → EKİM YERİ

ÂHİRET → HASAT YERİ

İnsan dünyada ne ekerse âhirette onun karşılığıyla karşılaşır.

Bu sebeple dünya ve âhiret birbirinden kopuk değildir.

Dünya âhiretin hazırlık tarlasıdır.


23. ÂHİRET İMANI DÜNYAYI DEĞERSİZLEŞTİRMEZ

Âhirete iman:

“Dünyanın hiçbir kıymeti yoktur.”

demek değildir.

Aksine dünya çok önemlidir.

Çünkü birkaç dakikada yapılan bir amel ebedî hayata bakan büyük neticeler doğurabilir.

Bir namaz,

bir sadaka,

bir iyilik,

bir sabır,

bir tövbe,

bir güzel söz,

bir kulun gönlünü almak

âhiret açısından büyük değer kazanabilir.

Bu sebeple dünya kısa olabilir; fakat ebedî hayatın kazanıldığı bir imtihan meydanı olması bakımından son derece kıymetlidir.


24. ÂHİRETİN DELİLLERİNİ BİR ZİNCİR HÂLİNDE DÜŞÜNELİM

Allah Âdil’dir →

Mutlak adalet sahibidir →
Dünyada bütün hesaplar tamamlanmıyor →
Mahkeme-i Kübrâ gerekir.

Allah Rahîm’dir →

Sonsuz rahmeti vardır →
İnsan ebedî saadeti arzuluyor →
Cennet ve ebedî saadet rahmetine uygundur.

Allah Hakîm’dir →

Abes ve hikmetsiz iş yapmaz →
İnsan dünyaya sığmayacak kabiliyetlerle yaratılmıştır →
Ebedî hayat hikmetine uygundur.

Allah Kadîr’dir →

İnsanı ilk defa yaratmıştır →
Yeryüzünü her baharda yeniden diriltmektedir →
İnsanları yeniden diriltmeye de kadirdir.

Allah Hafîz’dir →

Her şeyi muhafaza eder →
İnsanların amelleri de kaybolmaz →
Hesap ve karşılık vardır.

Allah Kerîm’dir →

Dünyada sayısız nimet vermektedir →
Kerem ve rahmetinin ebedî ikramları da vardır →
Cennet O’nun kereminin büyük bir tecellisidir.


25. ÂHİRET İMANI HAYATIN BÜYÜK SORULARINA CEVAP VERİR

Nereden geldim?

Allah’ın yaratmasıyla var oldum.

Niçin geldim?

Allah’ı tanımak, O’na iman ve kulluk etmek için.

Dünyada ne yapıyorum?

İmtihan oluyorum.

Ölüm nedir?

Mutlak yokluk değil; dünya hayatından başka bir âleme geçiştir.

Nereye gidiyorum?

Rabbimin huzuruna ve hesabına gidiyorum.

Yaptığım iyilikler kaybolacak mı?

Hayır. Allah hiçbir hayrı zayi etmez.

Haksızlıklar karşılıksız mı kalacak?

Hayır. Mahkeme-i Kübrâ’da İlâhî adalet tecelli edecektir.

Sevdiklerimle ayrılığım sonsuz mu?

Mümin, Allah’ın rahmetinden Cennette ebedî buluşmayı ümit eder.

İnsan tamamen yok olacak mı?

Hayır. İslâm inancına göre ölümden sonra diriliş ve ebedî hayat vardır.


SONUÇ: İNSAN YOKLUK İÇİN DEĞİL, EBEDİYET İÇİN YARATILMIŞTIR

Risale-i Nur’un âhiret konusundaki delilleri birlikte düşünüldüğünde büyük bir hakikat ortaya çıkar:

Dünyada görülen rahmet, hikmet, adalet, kerem ve muhafaza; insanın ebediyet arzusu, peygamberlerin haberleri, Kur’ân’ın kesin beyanları ve Allah’ın sonsuz kudreti dünya hayatının son perde olmadığını gösterir.

Dünya:

Bir misafirhanedir.

Kabir:

Bir geçiş kapısıdır.

Haşir:

Yeniden diriliştir.

Mahşer:

Büyük toplanmadır.

Hesap:

Amellerin karşılığının görülmesidir.

Cennet:

Rahmet ve keremin ebedî tecellisidir.

Cehennem:

İlâhî adaletin tecellilerinden biridir.

Ve bütün bu hakikatlerin insana verdiği en büyük ders şudur:

ÖLÜM YOKLUK DEĞİLDİR.

KABİR SON DURAK DEĞİLDİR.

DÜNYA EBEDÎ HAYATIN KAZANILDIĞI BİR İMTİHAN MEYDANIDIR.

Bu sebeple âhirete iman yalnız gelecekte olacak bir hadiseye inanmak değildir.

Âhirete iman, bugünkü hayatımızı anlamlandıran bir iman hakikatidir.

İnsana ölüm karşısında ümit, musibet karşısında sabır, nimet karşısında şükür, günah karşısında sorumluluk ve zulüm karşısında İlâhî adalete güven kazandırır.

Bediüzzaman’ın Haşir Risalesi’nde kurduğu genel delil düzeninde rububiyet, kerem, rahmet, hikmet, adalet, hafîziyet ve kudret, insanın ebedî hayatıyla ilişkilendirilir. Böylece âhiret yalnız mümkün bir hadise olarak değil, iman nazarında Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellileriyle bağlantılı büyük bir hakikat olarak gösterilir.

DÜNYA GEÇER; FAKAT İNSANIN YOLCULUĞU ÖLÜMLE SONA ERMEZ.

KABİR, EBEDİYET YOLCULUĞUNUN BİR KAPISIDIR.

MÜMİNİN EN BÜYÜK ÜMİDİ, ALLAH’IN RAHMETİYLE EBEDÎ SAADETE KAVUŞMAKTIR.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

ALLAH’A İMAN
  • Salih Avcı
  • 20.02.2023
ALLAH’A İMAN
24 Altın
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
24 Altın
Allah Marifeti
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
Allah Marifeti
Deprem hutbesi
  • Salih Avcı
  • 22.02.2023
Deprem hutbesi
Büyük Günahlardan Kaçınma
  • Salih Avcı
  • 22.02.2023
Büyük Günahlardan Kaçınma
Küll Cüz Kavramları
  • Salih Avcı
  • 15.12.2024
Küll Cüz Kavramları
ENE ÜZERİNE
  • Salih Avcı
  • 15.12.2024
ENE ÜZERİNE
Meleklere İman
  • Salih Avcı
  • 16.12.2024
Meleklere İman
Hakikatli Bir Hatıra
  • Salih Avcı
  • 22.02.2025
Hakikatli Bir Hatıra
KADERE BİR DE BÖYLE BAK
  • Salih Avcı
  • 16.05.2025
KADERE BİR DE BÖYLE BAK
KADERE İMAN İZAHI
  • Salih Avcı
  • 09.08.2025
KADERE İMAN İZAHI
TEVEKKÜL
  • Salih Avcı
  • 10.08.2025
TEVEKKÜL
Hırs ve Azim
  • Salih Avcı
  • 10.08.2025
Hırs ve Azim
Hastalar için Manevi Reçete
  • Salih Avcı
  • 30.11.2025
Hastalar için Manevi Reçete
Kamil Mürşid
  • Salih Avcı
  • 20.01.2026
Kamil Mürşid
Çocuğu Vefat Edenen Teselli
  • Salih Avcı
  • 22.05.2026
Çocuğu Vefat Edenen Teselli
Aklın Mertebeleri
  • Salih Avcı
  • 04.08.2026
Aklın Mertebeleri
Dinin Direği Namaz
  • Salih Avcı
  • 10.08.2026
Dinin Direği Namaz
Tevhid Ehadiyet Vahdaniyet
  • Salih Avcı
  • 11.08.2026
Tevhid Ehadiyet Vahdaniyet
İnsan Kimdir?
  • Salih Avcı
  • 11.08.2026
İnsan Kimdir?
Vesvese Takıntı
  • Salih Avcı
  • 12.08.2026
Vesvese Takıntı
Besmelenin Büyük Sırrı
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Besmelenin Büyük Sırrı
Gerçek Mutluluğun Sırrı
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Gerçek Mutluluğun Sırrı
Nefis Terbiyesi
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Nefis Terbiyesi
Gıybet
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Gıybet
Riba Nedir?
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Riba Nedir?
Zekat ve İnfak
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Zekat ve İnfak
İhlas
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
İhlas
Mehdiyet
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Mehdiyet
Kainat Ağacı ve İnsan
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Kainat Ağacı ve İnsan
Anne Baba Hakkı
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Anne Baba Hakkı
Gençlik Rehberi
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Gençlik Rehberi