18px

Gıybet


Gıybet

KUR’AN, SÜNNET VE RİSALE-İ NUR’A GÖRE GIYBET

Gıybet nedir, neden büyük bir günahtır ve hangi durumlarda konuşmak gıybet sayılmaz?

İslam ahlakının üzerinde hassasiyetle durduğu büyük günahlardan biri gıybettir. Gıybet sadece kötü bir söz söylemek değildir. İnsanın şerefine, haysiyetine ve kardeşlik hukukuna zarar veren ciddi bir manevi hastalıktır.

Kur’an-ı Kerîm gıybeti anlatırken son derece sarsıcı bir temsil kullanır:

“Birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.”
(Hucurât Suresi, 49/12)

Ayette gıybet; ölmüş kardeşinin etini yemek gibi tasvir edilmektedir. Risale-i Nur’da da bu ayetin gıybetin ne kadar çirkin olduğunu akla, kalbe, vicdana ve insaniyete ayrı ayrı gösterdiği üzerinde durulur.


1. GIYBET NEDİR?

Gıybetin en açık tarifi Resûlullah’ın (s.a.v.) hadisinde yapılmıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sahabelerine:

“Gıybet nedir, bilir misiniz?”

diye sordu.

Sahabeler:

“Allah ve Resûlü daha iyi bilir.”

dediler.

Efendimiz (s.a.v.):

“Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.”

buyurdu.

Bunun üzerine:

“Söylediğim şey gerçekten kardeşimde varsa ne dersiniz?”

diye soruldu.

Resûlullah (s.a.v.):

“Eğer söylediğin şey onda varsa onun gıybetini etmiş olursun. Eğer onda yoksa ona iftira etmiş olursun.”

buyurdu.

(Müslim, Birr, 70)

Burada çok önemli bir ölçü ortaya çıkmaktadır:

Bir insan hakkında söylediğimiz olumsuz şey doğruysa gıybet; doğru değilse iftiradır.

Dolayısıyla:

“Ama ben doğruyu söylüyorum!”

demek gıybeti meşru hâle getirmez.

Tam tersine, zaten gıybet çoğu zaman doğru olan fakat kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı bir kusurun arkasından söylenmesidir.


2. GIYBET SADECE DİLLE Mİ OLUR?

Hayır.

Gıybet yalnızca konuşarak yapılmaz.

Bir insanın kusurunu;

  • konuşarak,

  • yazarak,

  • mesajla,

  • sosyal medyada paylaşarak,

  • fotoğraf veya video göndererek,

  • taklit ederek,

  • kaş-göz hareketleriyle,

  • imalı konuşarak,

  • alay ederek,

  • lakap takarak,

  • başkalarına kusurunu göstererek

yaymak da şartlarına göre gıybet kapsamına girebilir.

Mesela:

“Ben bir şey demiyorum, zaten onu tanıyan tanıyor.”

demek bile bazen kişiyi küçültmek maksadı taşıyorsa gıybetin başka bir şekline dönüşebilir.


3. GIYBET NELER HAKKINDA OLABİLİR?

Gıybet sadece ahlaki kusurlar hakkında olmaz.

Bir insanın hoşlanmayacağı şekilde onun;

bedeni hakkında:
“Çok şişman.”
“Çok kısa.”
“Yüzü şöyle.”

ahlakı hakkında:
“Çok cimridir.”
“Çok kibirlidir.”
“Çok tembeldir.”

ailesi hakkında:
“Ailesi zaten böyledir.”

mesleği hakkında:
“İşini beceremiyor.”

ibadeti hakkında:
“Namazını bile doğru dürüst kılmıyor.”

maddi durumu hakkında:
“Borç içinde.”

özel hayatı hakkında:
“Evinde şöyle problemler var.”

gibi konuşmak, kişi bundan hoşlanmayacaksa gıybet olabilir.


4. KUR’AN GIYBETİ NEDEN “ÖLÜ KARDEŞİN ETİNİ YEMEYE” BENZETİR?

Hucurât Suresi'nin 12. ayetinde şöyle buyrulur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın…”
(Hucurât, 49/12)

Burada dikkat çekici bir sıralama vardır:

Kötü zan → tecessüs → gıybet

İnsan önce kardeşi hakkında kötü düşünmeye başlayabilir.

Sonra:

“Acaba gerçekten böyle mi?”

diyerek kusurlarını araştırabilir.

Sonra öğrendiği şeyleri başkalarına anlatabilir.

Böylece kalpte başlayan hastalık dile taşınır.

Kur’an bu yolu daha başından kapatmaktadır.


5. RİSALE-İ NUR’DA GIYBET

Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat'ın Yirmi İkinci Mektubunun Hatimesinde gıybet üzerinde özellikle durur ve Hucurât Suresi'nin 12. ayetindeki temsilin olağanüstü kuvvetine dikkat çeker.

Risale-i Nur'da gıybet:

“ehl-i adavet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâh”

olarak nitelendirilir.

Bu ifade çok önemlidir.

Çünkü gıybet çoğu zaman insanın kendisini yükseltmesinden değil, başkasını aşağı çekerek kendisini yüksek göstermeye çalışmasından kaynaklanır.

İnsan bazen:

“Ben onun gibi değilim.”

demek için başkasının kusurunu anlatır.

Bazen kıskançlık sebebiyle yapar.

Bazen öfkesini boşaltmak ister.

Bazen sohbet ortamında dikkat çekmek ister.

Bazen de:

“Ben sadece olanı anlatıyorum.”

diyerek nefsini kandırır.

Fakat neticede kardeşinin haysiyetine zarar verir.


6. NEDEN “ÖLMÜŞ KARDEŞ”?

Risale-i Nur'un dikkat çektiği derin manalardan biri de budur.

Gıybet edilen insan çoğu zaman orada değildir.

Kendisini savunamaz.

Hakkında konuşulanları düzeltemez.

Kendisini müdafaa edemez.

Bu yönüyle adeta ölü gibidir.

Üstelik Kur’an:

“Bir insanın etini yemek”

demiyor.

“Kardeşinin etini yemek” diyor.

Çünkü iman bağı müminleri kardeş yapmaktadır.

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ

“Müminler ancak kardeştirler.”
(Hucurât, 49/10)

Demek gıybet sadece bir konuşma hatası değildir.

Aynı zamanda kardeşlik hukukuna saldırıdır.


7. GIYBET NEDEN ÇOK TEHLİKELİDİR?

Gıybetin tehlikeli taraflarından biri, insanın onu kolaylıkla günah olarak görmemeye başlamasıdır.

Zina, hırsızlık veya içki gibi bazı günahlar yapıldığında insan çoğu zaman yanlış yaptığının farkındadır.

Fakat gıybet sohbet şeklinde yapılabilir.

İnsan güler.

Arkadaşları güler.

Konu devam eder.

Hatta:

“Dedikodu yapmıyoruz, durum değerlendirmesi yapıyoruz.”

denilebilir.

İşte burada nefis günahı masum bir sohbet gibi gösterebilir.


8. HER OLUMSUZ KONUŞMA GIYBET MİDİR?

Hayır.

İslam âlimleri bazı durumlarda bir insanın kusurundan bahsetmenin meşru bir ihtiyaç sebebiyle gıybet sayılmayabileceğini açıklamışlardır.

Bediüzzaman da Risale-i Nur'da gıybetin bazı özel durumlarda caiz olabileceğini belirtir.

Ancak burada çok önemli bir şart vardır:

Amaç kişinin şerefini yıkmak değil, meşru bir hakkı veya maslahatı gerçekleştirmek olmalıdır.

Bu ruhsatlar dedikodu yapmak için bahane değildir.


9. BİRİNCİ DURUM: HAKKINI ALMAK İÇİN ŞİKÂYET ETMEK

Bir insan zulme uğradığında hakkını aramak amacıyla yetkili makama giderek kendisine zulmeden kişinin yaptıklarını anlatabilir.

Örneğin:

Bir çalışan patronunun ücretini vermediğini ilgili makama anlatabilir.

Bir kişi kendisini dolandıran insanı polise veya savcılığa şikâyet edebilir.

Bir öğrenci kendisine haksızlık yapan kişiyi yetkili idareciye bildirebilir.

Buradaki maksat:

“Onu rezil edeyim.”

değil;

“Hakkımı alayım ve haksızlık giderilsin.”

olmalıdır.

Kur’an'da şöyle buyrulur:

لَا يُحِبُّ اللَّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلَّا مَنْ ظُلِمَ

“Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak zulme uğrayan kimse hariç.”
(Nisâ, 4/148)

Bu ayet mazlumun hakkını aramasına kapı açmaktadır.


10. İKİNCİ DURUM: BİR KÖTÜLÜĞÜN ÖNLENMESİ İÇİN YARDIM İSTEMEK

Bir insan ciddi bir kötülük yapıyorsa ve bunu durdurabilecek bir kişiden yardım istemek gerekiyorsa durum anlatılabilir.

Örneğin:

“Falanca kişi insanları dolandırıyor. Bu konuda yetkili olarak müdahale edebilir misiniz?”

Buradaki amaç kişinin kusurunu yaymak değil, zararı engellemektir.

Fakat bu bilgi müdahale edemeyecek insanlara sohbet malzemesi olarak anlatılıyorsa artık durum değişir.


11. ÜÇÜNCÜ DURUM: FETVA VEYA DİNÎ HÜKÜM SORMAK

Bir kişi yaşadığı problemi çözmek için bir âlime veya güvenilir bir din görevlisine meseleyi anlatabilir.

Mesela:

“Babam/miras ortağım/eşim bana şu şekilde davranıyor. Dinimize göre ne yapmalıyım?”

Burada gerekli olduğu ölçüde olayın anlatılması caiz görülebilir.

Ancak mümkünse isim vermeden:

“Bir kimse bana şöyle davranıyor…”

şeklinde sormak daha ihtiyatlıdır.


12. DÖRDÜNCÜ DURUM: BİR İNSANI ZARARDAN KORUMAK

Bu çok önemli bir istisnadır.

Bir kişi ciddi bir zarar görebilecekse ve siz güvenilir şekilde bildiğiniz bir tehlike hakkında onu uyarmak zorundaysanız, gerekli bilgiyi vermek gıybet sayılmayabilir.

Mesela birisi size:

“Falanca kişiyle ticaret ortaklığı yapmayı düşünüyorum. Onu tanıyor musun?”

dedi.

Eğer siz o kişinin güvenilir olmadığını kesin ve sağlam biçimde biliyorsanız, karşıdaki insanın ciddi zarar görmesini önlemek için gerekli ölçüde bilgi verebilirsiniz.

Fakat:

“Ben zaten ondan hiç hoşlanmam.”

gibi kişisel düşmanlıklar bu ruhsatın içine sokulmamalıdır.


13. EVLİLİK İÇİN BİRİSİ HAKKINDA BİLGİ SORULMASI

Evlilik ciddi bir karardır.

Bir insan:

“Kızımı/oğlumu falanca kişiyle evlendirmeyi düşünüyoruz. Onu tanıyor musunuz?”

diye güvenilir bir kişiye sorabilir.

Burada kişinin evlilik hayatını ciddi biçimde etkileyebilecek ve doğruluğu bilinen hususlar gerektiği kadar söylenebilir.

Bunun sünnette örneği vardır.

Fâtıma bint Kays (r.a.), kendisine talip olan Muâviye ve Ebû Cehm hakkında Resûlullah'a (s.a.v.) danıştığında Peygamber Efendimiz onların evlilik açısından bilinmesi gereken bazı özelliklerini kendisine bildirmiştir.

(Müslim, Talâk, 36)

Buradaki maksat dedikodu değil nasihattir.


14. TİCARET VE ORTAKLIKTA REFERANS VERMEK

Birisi:

“Bu kişiyle ortaklık yapabilir miyim?”

“Bu kişiye yüksek miktarda borç vereceğim, güvenilir midir?”

diye sorabilir.

Eğer gerçekten bildiğimiz ciddi bir risk varsa ve susmamız karşı tarafın zarar görmesine sebep olacaksa, gerekli bilgi söylenebilir.

Ancak burada üç ölçü önemlidir:

Doğru olmalı.

Gerekli olmalı.

Gerektiği kadar söylenmeli.

Bu üç ölçü, meşru nasihat ile gıybet arasındaki farkı anlamada çok faydalıdır.


15. AÇIKÇA GÜNAH İŞLEYEN KİŞİNİN DURUMU

Klasik fıkıh ve ahlak kaynaklarında, günahını açıkça işleyen ve gizlemeyen kişinin açıkça yaptığı fiilin zikredilmesi konusunda farklı değerlendirmeler ve sınırlar vardır.

Risale-i Nur'da da gıybetin istisnaları anlatılırken “fâsık-ı mütecahir”, yani kötülüğünü/günahını açıkça işleyen kimse üzerinde durulur.

Ancak bu mesele yanlış anlaşılmamalıdır.

Bu:

“Birisi açıkça günah işliyorsa onun hakkında istediğim her şeyi söyleyebilirim.”

anlamına gelmez.

Onun gizli kusurlarını araştırmak yine ayrı bir meseledir.

Kur’an zaten:

“Tecessüs etmeyin.”
(Hucurât, 49/12)

buyurmaktadır.

Dolayısıyla bu istisna sınırsız bir dedikodu ruhsatı değildir.


16. BİR KİŞİNİN TANINMASI İÇİN LAKAP VEYA ÖZELLİK SÖYLEMEK

Bir insan sadece belirli bir özelliğiyle tanınıyorsa ve onu küçümseme amacı yoksa, zorunlu olduğu ölçüde o özellik kullanılabilir.

Fakat maksat alay etmek veya aşağılamaksa caiz olmaz.

Kur’an:

“Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.”
(Hucurât, 49/11)

buyurmaktadır.

Burada belirleyici hususlardan biri niyettir.


17. “BEN BUNU ONUN YÜZÜNE DE SÖYLERİM” DEMEK GIYBETİ KURTARIR MI?

Hayır.

Bu toplumda sık kullanılan yanlış savunmalardan biridir:

“Ben arkasından konuşmuyorum; yüzüne de söylerim.”

Fakat gıybetin ölçüsü bu değildir.

Kişinin olmadığı ortamda onun hoşlanmayacağı gerçek bir kusurunun anlatılması gıybet olabilir.

“Yüzüne de söylerim.” demek bunu otomatik olarak helal hâle getirmez.


18. “HERKES BİLİYOR” DEMEK GIYBETİ ORTADAN KALDIRIR MI?

Her zaman kaldırmaz.

Bir kusurun çevrede biliniyor olması:

“O zaman istediğim yerde anlatabilirim.”

anlamına gelmez.

İslam'ın temel prensibi insanların kusurlarını yaymak değil, mümkün olduğu kadar örtmek ve ıslah etmektir.

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da dünya ve ahirette onun ayıbını örter.”
(Müslim, Birr, 72)


19. SOSYAL MEDYADA GIYBET

Günümüzde gıybet sadece kahvehanede veya arkadaş sohbetinde yapılmıyor.

WhatsApp grupları, Facebook, Instagram, X, TikTok, YouTube ve diğer platformlarda çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor.

Bir insanın kusurunu 3 kişiye anlatmak başka, 300 bin kişiye yaymak başka sonuçlar doğurabilir.

Özellikle:

  • özel mesajları ifşa etmek,

  • gizli görüntüleri paylaşmak,

  • küçük düşürücü videolar yaymak,

  • doğrulanmamış iddiaları paylaşmak,

  • insanların özel hayatını araştırmak,

  • alay amacıyla görüntülerini yaymak

gıybetin yanında iftira, tecessüs, mahremiyet ihlali ve kul hakkı gibi başka günahlara da dönüşebilir.

Kur’an'ın şu emri dijital çağda çok daha büyük önem taşımaktadır:

“Tecessüs etmeyin.”
(Hucurât, 49/12)


20. GIYBETİ DİNLEMEK

Gıybet sadece konuşanın problemi değildir.

Bir ortamda gıybet yapılıyorsa Müslüman mümkün olduğu ölçüde buna katılmamalıdır.

En güzel davranışlardan biri konuyu değiştirmektir:

“Arkadaşlar, kendisi burada yok; başka bir şey konuşalım.”

veya:

“Belki olayın bilmediğimiz tarafı vardır.”

demek mümkündür.

Eğer uygun şekilde müdahale edilemiyorsa gıybeti teşvik eden sorular sormamak, gülmemek ve mümkünse ortamdan uzaklaşmak gerekir.

Çünkü bazen dinleyen insanların ilgisi olmasa gıybet eden kişi de konuşmasını sürdüremez.


21. GIYBETİN ARKASINDA HANGİ MANEVİ HASTALIKLAR VARDIR?

Gıybet çoğu zaman tek başına ortaya çıkmaz.

Arkasında:

haset, kibir, öfke, kin, intikam arzusu, kötü zan, merak, üstünlük duygusu, tarafgirlik ve nefis bulunabilir.

Özellikle insanın:

“Onun kusurunu anlatırsam ben daha iyi görünürüm.”

duygusu çok tehlikelidir.

Halbuki başkasının kusuru bizim faziletimiz değildir.

Bir insanı küçültmek bizi büyütmez.


22. GIYBETİN TOPLUMSAL ZARARI

Bir toplumda gıybet yaygınlaşırsa güven azalır.

İnsan:

“Ben buradan kalkınca acaba benim hakkımda ne konuşacaklar?”

diye düşünmeye başlar.

Böyle bir ortamda gerçek kardeşlik gelişemez.

Gıybet:

güveni öldürür → muhabbeti azaltır → kötü zannı artırır → düşmanlığı besler → kardeşliği zedeler.

Bu sebeple gıybet sadece bireysel bir günah değil, aynı zamanda toplumsal birlik ve kardeşliği bozan bir hastalıktır.


23. GIYBET YAPTIYSAK NE YAPMALIYIZ?

İlk yapılması gereken şey tevbedir.

Allah Teâlâ:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا

“Ey iman edenler! Allah'a içten ve samimi bir tevbe ile tevbe edin.”
(Tahrîm, 66/8)

Samimi tevbenin temelinde:

günahı bırakmak, pişman olmak ve tekrar yapmamaya karar vermek vardır.

Gıybet ayrıca kul hakkı boyutu taşıyabileceğinden mesele daha hassastır.

Gıybet edilen kişiden doğrudan helallik istemenin yeni bir kırgınlığa, fitneye veya daha büyük zarara yol açacağı durumlarda âlimler farklı değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu sebeple her durumda gidip:

“Senin hakkında şunları şunları söyledim.”

diye bütün ayrıntıları anlatmak doğru olmayabilir.

Kişi Allah'tan bağışlanma dilemeli, gıybet ettiği insan için dua etmeli ve onun hakkında oluşturduğu kötü kanaati mümkünse düzeltmeye çalışmalıdır. Kul hakkı konusunda somut olayın şartlarına göre güvenilir bir âlimden fetva almak en sağlıklı yoldur.


24. GIYBETTEN KORUNMAK İÇİN 7 SORULUK ÖLÇÜ

Bir insan hakkında konuşmadan önce kendimize şu soruları sorabiliriz:

1. Söylediğim şey doğru mu?

Doğru değilse iftira tehlikesi vardır.

2. Bu insan burada olsaydı bunu söyleyebilir miydim?

Söylemekten utanacaksak dikkat etmeliyiz.

3. Bu kişinin bunu duyması onu üzer mi?

Evetse gıybet ihtimali yüksektir.

4. Bu bilgiyi söylemem gerçekten gerekli mi?

Gerekli değilse susmak daha güvenlidir.

5. Bunu söylemekle kimi koruyorum?

Hiç kimseyi korumuyorsak ve sadece sohbet ediyorsak gıybet olabilir.

6. Gerektiğinden fazla ayrıntı veriyor muyum?

Meşru bir şikâyette bile ihtiyaç kadar konuşulmalıdır.

7. Kalbimde öfke, haset veya intikam var mı?

Varsa nefis, “nasihat” görüntüsü altında gıybet yaptırıyor olabilir.


25. GIYBET İLE MEŞRU UYARI ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ

Bunu basit bir formülle anlayabiliriz:

Gıybet:

Kusur + gereksiz anlatım + küçültme/sohbet maksadı

Meşru uyarı:

Gerçek bilgi + gerçek ihtiyaç + doğru muhatap + gerektiği kadar anlatım + zarar önleme amacı

Örneğin:

Bir kişinin ticarette insanları aldattığını bildiğiniz hâlde bunu akşam arkadaş ortamında eğlence konusu yapmak başka;

o kişiyle ortaklık kurmak üzere olan bir insan size güvenilirliğini sorduğunda ciddi riski anlatmak başkadır.

Birincisi gıybet olabilir; ikincisi gerekli şartlar varsa nasihat olabilir.


26. RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN TEMEL DERS

Risale-i Nur'un gıybet konusundaki yaklaşımını öz olarak şöyle ifade edebiliriz:

İnsan kardeşinin kusurlarını araştırmak yerine kendi nefsinin kusurlarıyla uğraşmalıdır.

Çünkü insan kendi kusurlarını düzeltmeye başladığında başkalarının kusurlarıyla meşgul olmaya vakit bulamaz.

Nefis ise bunun tersini ister:

Kendi kusurunu küçük → başkasının kusurunu büyük gösterir.

İman ahlakı ise:

Kendi kusuruna karşı hassas → kardeşinin kusuruna karşı merhametli olmayı öğretir.


27. KUSURU ÖRTMEK, KÖTÜLÜĞE RAZI OLMAK DEĞİLDİR

Burada önemli bir denge vardır.

İslam:

“Ne olursa olsun hiçbir kötülüğü söylemeyin.”

demez.

Bir insan başkalarına zarar veriyorsa gerekli makamlar bilgilendirilebilir.

Bir çocuk istismar ediliyorsa susulmaz.

Bir insan dolandırılıyorsa gerekli kişiler uyarılır.

Bir suç söz konusuysa yetkili mercilere bildirilir.

Fakat kötülüğü önlemek başka, kötülüğü sohbet malzemesine dönüştürmek başkadır.

İslam'ın istediği denge şudur:

Kusuru gereksiz yere yayma; fakat zulmü de gizleme.


28. EN GÜZEL AHLAK: KARDEŞİNİN ŞEREFİNİ KORUMAK

Mümin sadece insanların yüzüne karşı güzel davranan kişi değildir.

Asıl güzel ahlaklardan biri, kardeşi yanında yokken de onun hukukunu korumaktır.

Birisi arkadaşınızın gıybetini yapmaya başladığında:

“Onun hakkında böyle konuşmayalım.”

diyebilmek büyük bir ahlaktır.

Çünkü o anda kendisini savunamayacak bir insanın manevi hukukunu savunmuş olursunuz.


29. GIYBETİN KISA HÜLASASI

Gıybet: Bir insanın arkasından, onda gerçekten bulunan fakat duyduğunda hoşlanmayacağı bir şeyi söylemektir.

İftira: Onda bulunmayan kötü bir şeyi ona isnat etmektir.

Tecessüs: İnsanların gizli kusurlarını araştırmaktır.

Suizan: Yeterli delil olmadan kötü kanaat beslemektir.

Kur’an bunların birbirini besleyen zincirler hâline gelmemesi için mümini uyarır:

Suizandan sakın.

Kusur araştırma.

Bulduğun kusuru yayma.

Kardeşinin haysiyetini koru.


SONUÇ: DİLİ KORUMAK, KARDEŞLİĞİ KORUMAKTIR

Kur’an'ın gıybet için verdiği “ölmüş kardeşinin etini yemek” temsili, meselenin Allah katındaki çirkinliğini anlamamız için son derece güçlüdür.

Resûlullah'ın (s.a.v.) ölçüsü ise meseleyi tamamen açıklamaktadır:

“Kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.”

Risale-i Nur ise bu Kur’ânî hakikati insanın vicdanına taşıyarak gıybetin düşmanlık, haset ve inadın kullandığı çirkin bir silah olduğunu gösterir.

Bununla beraber İslam adaleti terk etmemiştir. Zulme uğrayanın hakkını araması, kötülüğü engellemek için yetkili kişiye başvurulması, fetva sorulması, evlilik veya ticaret gibi ciddi konularda samimi nasihat verilmesi ve gerçek bir zararın önlenmesi gibi durumlarda ihtiyaç miktarınca konuşmaya izin verilmiştir.

Fakat temel ölçü değişmez:

Amaç kusur yaymak değil, hakkı ve hayrı korumak olmalıdır.

Müminin kendisine soracağı en güzel sorulardan biri şudur:

“Bu sözü söylemem Allah'ın rızasına mı hizmet ediyor, yoksa nefsimin hoşuna mı gidiyor?”

Eğer ortada haklı ve gerekli bir sebep yoksa en güvenli yol susmak, kardeşinin kusurunu örtmek ve kendi kusurlarımızın ıslahıyla meşgul olmaktır.

Çünkü insanın dili küçük; fakat dilinden çıkan sözün kul hakkındaki ve ahiretteki hesabı büyük olabilir.

Allah'ım! Kalplerimizi suizandan, gözlerimizi insanların kusurlarını araştırmaktan, dillerimizi gıybetten ve iftiradan muhafaza eyle. Bize kendi kusurlarımızı görmeyi, kardeşlerimizin kusurlarını örtmeyi, hakkı söylememiz gereken yerde hakkı söylemeyi ve susmamız gereken yerde dilimizi korumayı nasip eyle. Âmin.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

ALLAH’A İMAN
  • Salih Avcı
  • 20.02.2023
ALLAH’A İMAN
24 Altın
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
24 Altın
Allah Marifeti
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
Allah Marifeti
Deprem hutbesi
  • Salih Avcı
  • 22.02.2023
Deprem hutbesi
Büyük Günahlardan Kaçınma
  • Salih Avcı
  • 22.02.2023
Büyük Günahlardan Kaçınma
Küll Cüz Kavramları
  • Salih Avcı
  • 15.12.2024
Küll Cüz Kavramları
ENE ÜZERİNE
  • Salih Avcı
  • 15.12.2024
ENE ÜZERİNE
Meleklere İman
  • Salih Avcı
  • 16.12.2024
Meleklere İman
Hakikatli Bir Hatıra
  • Salih Avcı
  • 22.02.2025
Hakikatli Bir Hatıra
KADERE BİR DE BÖYLE BAK
  • Salih Avcı
  • 16.05.2025
KADERE BİR DE BÖYLE BAK
KADERE İMAN İZAHI
  • Salih Avcı
  • 09.08.2025
KADERE İMAN İZAHI
TEVEKKÜL
  • Salih Avcı
  • 10.08.2025
TEVEKKÜL
Hırs ve Azim
  • Salih Avcı
  • 10.08.2025
Hırs ve Azim
Hastalar için Manevi Reçete
  • Salih Avcı
  • 30.11.2025
Hastalar için Manevi Reçete
Kamil Mürşid
  • Salih Avcı
  • 20.01.2026
Kamil Mürşid
Çocuğu Vefat Edenen Teselli
  • Salih Avcı
  • 22.05.2026
Çocuğu Vefat Edenen Teselli
Aklın Mertebeleri
  • Salih Avcı
  • 04.08.2026
Aklın Mertebeleri
Dinin Direği Namaz
  • Salih Avcı
  • 10.08.2026
Dinin Direği Namaz
Tevhid Ehadiyet Vahdaniyet
  • Salih Avcı
  • 11.08.2026
Tevhid Ehadiyet Vahdaniyet
İnsan Kimdir?
  • Salih Avcı
  • 11.08.2026
İnsan Kimdir?
Vesvese Takıntı
  • Salih Avcı
  • 12.08.2026
Vesvese Takıntı
Besmelenin Büyük Sırrı
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Besmelenin Büyük Sırrı
Gerçek Mutluluğun Sırrı
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Gerçek Mutluluğun Sırrı
Nefis Terbiyesi
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Nefis Terbiyesi
Gıybet
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Gıybet
Riba Nedir?
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Riba Nedir?
Zekat ve İnfak
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Zekat ve İnfak
İhlas
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
İhlas
Mehdiyet
  • Salih Avcı
  • 15.08.2026
Mehdiyet
Kainat Ağacı ve İnsan
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Kainat Ağacı ve İnsan
Anne Baba Hakkı
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Anne Baba Hakkı
Gençlik Rehberi
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Gençlik Rehberi