- Salih Avcı
- 20.02.2023
İslam anlayışına göre mürşid-i kâmil, insanları Allah'a yaklaştıran, güzel ahlakı ve doğru yolu yaşayarak örnek olan rehberdir. Bu rehber tek bir kişi olabileceği gibi, aynı gaye etrafında birleşmiş samimi bir topluluk veya cemaatin ortak manevi şahsiyeti de olabilir. Ancak kim olursa olsun, bazı temel özelliklere sahip olması gerekir.
Mürşid-i kâmilin en büyük amacı kendi grubu, cemaati veya meşrebini büyütmek değil, bütün ümmete ve İslam'a hizmet etmek olmalıdır. Meslek, meşrep veya cemaat anlayışı hiçbir zaman İslam'ın önüne geçirilmemelidir. Onun derdi kendi çevresini büyütmek değil, Allah'ın rızasını kazanmak ve dine hizmet etmektir.
Gerçek bir mürşid-i kâmilin yolu sevgi ve kardeşlik yoludur. Fıtratları ve karakterleri kendisine uymayan insanları bile Allah rızası için sever, onlara merhametle yaklaşır ve dışlamaz.
Nasıl ki ışık ile karanlık aynı yerde bir arada bulunamazsa, sevgi ile kin de aynı kalpte sürekli barınamaz. İnsanları ayrıştıran, nefret dili kullanan ve düşmanlığı körükleyen kimseler, irşad makamına layık değildir.
Bir mürşid-i kâmilin veya temsil ettiği topluluğun maddî ya da manevî şahsî çıkarları olmamalıdır. Makam, şöhret, para, nüfuz veya taraftar kazanmak gibi hedefler, Allah rızasının önüne geçmemelidir. Yapılan bütün hizmetlerin temelinde ihlas bulunmalıdır.
Gerçek rehberin meşrebi tevazu, yani alçak gönüllülük olmalıdır. Tarikatı ise İslam'a hizmet ve ümmetin birlik ve beraberliğini koruma anlayışı olmalıdır.
Kibirli değil vakarlı olmalı; insanları bölmek yerine birleştirmelidir. Kendi güzelliklerini anlatmak için başkalarını kötülemeye ihtiyaç duymaz. Bir insanın değeri, ortaya koyduğu güzel eserler, güzel ahlakı ve faydalı hizmetleriyle anlaşılır.
Başkalarını küçülterek kendisini yüceltmeye çalışan kimseler, gerçek anlamda mürşid-i kâmil olamazlar.
Mürşid-i kâmil insanları kutuplaştırmaz, taraftarlarını öfkeye sevk etmez ve fitneye sebep olacak davranışlardan uzak durur. İnsanları sokağa dökerek, düşmanlık oluşturarak veya saldırganlığı teşvik ederek irşad görevi yerine getirilemez.
Gerçek mürşid-i kâmilin yolu kolaylaştıran, gönülleri birleştiren ve insanları hikmetle hakka davet eden bir yoldur.
Başka kişi veya grupları sürekli eleştirerek, gıybet ederek ya da onları kötüleyerek kendi yolunu haklı göstermeye çalışan kimse mürşid-i kâmil olamaz.
Bulunduğu makamı korumak için başkalarını küçük düşüren, insanların kusurlarını araştıran ve bunun üzerinden kendisini yüceltmeye çalışan kişi, dini Allah rızası için değil, dünyalık menfaatleri için kullanma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
İnsan hayatında ilk öğrenilen bilgiler çok önemlidir. Yanlış bilgiler üzerine kurulan bir anlayış, zamanla aynı hataların sürekli tekrar edilmesine sebep olabilir. Bu nedenle mürşid-i kâmil, doğru bilgiye, Kur'an ve sünnete uygun ilme önem verir; gerektiğinde kendi görüşünü de gözden geçirebilecek olgunluğa sahip olur.
Çevresindeki övgülerden etkilenerek kendisini hatasız gören, sürekli alkışlayan kişiler sayesinde kendini büyük bir âlim zanneden kimse, zamanla hakikatten uzaklaşabilir. Böyle bir anlayış, hem kendisine hem de insanlara zarar verir; salih ve mübarek kimseler hakkında da kötü zan oluşmasına sebep olabilir.
Kısacası mürşid-i kâmil; Allah rızasını her şeyin üstünde tutan, İslam'ın birlik ve kardeşliğini önceleyen, sevgi ve merhameti esas alan, tevazu sahibi, şahsî menfaatten uzak duran, insanları birleştiren, gıybet ve fitneden sakınan, doğru bilgiyle hareket eden örnek bir rehberdir. Onun büyüklüğü, taraftar sayısıyla değil; ihlası, güzel ahlakı, ortaya koyduğu hizmetler ve insanların imanına yaptığı katkıyla ölçülür.
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.