18px

Anne Karnındaki Bebeğin Hikmetli yaşamı


Anne Karnındaki Bebeğin Hikmetli yaşamı

ANNE KARNINDAKİ BEBEĞİN HİKMETLİ YAŞAMI

Yaratılışın Sessiz ve Muhteşem Yolculuğu

İnsan hayatının en hayret verici safhalarından biri, gözlerden tamamen uzak olan anne rahminde gerçekleşir. İnsan başlangıçta gözle zor görülebilecek küçüklükte tek bir hücreden ibarettir. Sonra hücreler çoğalır, farklılaşır; kalp, beyin, sinir sistemi, gözler, kulaklar, eller ve ayaklar meydana gelir. Bütün bunlar insanın bilinçli bir müdahalesi olmadan gerçekleşir.

Kur’ân-ı Kerîm insanın kendi yaratılışı üzerinde düşünmesini ister:

فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَ

“İnsan neden yaratıldığına bir baksın.”
(Târık, 86/5)

Anne rahmindeki hayat, bilim açısından olağanüstü derecede düzenlenmiş biyolojik bir gelişim sürecidir. İman nazarıyla bakıldığında ise bu düzen; ilim, kudret, hikmet, rahmet ve rubûbiyetin tefekkür edilebileceği büyük bir yaratılış tablosudur.


1. Bir Hücreden İnsana

İnsanın bedensel gelişimi, sperm ile yumurtanın birleşmesi sonucu oluşan zigot ile başlar.

Bu küçücük hücrede, yeni bireyin gelişiminde kullanılacak genetik bilginin büyük kısmı bulunur. Zigot hızla bölünmeye başlar:

1 hücre → 2 → 4 → 8 → 16 → yüzlerce → milyonlarca hücre...

Fakat asıl hayret verici nokta yalnızca hücre sayısının artması değildir.

Aynı başlangıç hücresinden türeyen hücrelerin zaman içerisinde farklı görevler üstlenmesidir:

  • Bazıları sinir hücrelerine,

  • bazıları kalp kasına,

  • bazıları kemiğe,

  • bazıları kana,

  • bazıları deriye,

  • bazıları gözün yapılarına dönüşür.

Böylece gelişim yalnızca bir çoğalma değil; aynı zamanda hassas biçimde düzenlenen bir farklılaşma ve organizasyon sürecidir.

Kur’ân bu yaratılışın Allah'ın ilmi dahilinde olduğunu bildirir:

هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاءُ

“Rahimlerde size dilediği gibi şekil veren O'dur.”
(Âl-i İmrân, 3/6)


2. Kur’ân'ın Dikkat Çektiği Yaratılış Safhaları

Mü'minûn sûresinde insanın yaratılışı dikkat çekici bir silsile halinde anlatılır:

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ ۝ ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ ۝ ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ

“Andolsun, biz insanı çamurdan süzülmüş bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik. Sonra nutfeyi alaka olarak yarattık; alakayı mudğa hâline getirdik; mudğayı kemiklere dönüştürdük ve kemiklere et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla inşa ettik. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!”
(Mü'minûn, 23/12-14)

Ayetlerin temel maksadı bir embriyoloji ders kitabı oluşturmak değil, insanı kendi yaratılışı üzerinden Allah'ın kudretini düşünmeye çağırmaktır.

Nutfe

İnsan son derece küçük bir başlangıçtan meydana gelir.

Alaka

Embriyo rahim duvarına yerleşerek anneyle çok özel bir biyolojik ilişki kurar.

Mudğa

Embriyonun şekillenmesi hızlanır ve vücudun temel yapıları giderek belirginleşir.

Organlaşma

Sinir sistemi, kalp-damar sistemi ve diğer organların temelleri gelişmeye başlar.

Böylece görünüşte basit bir başlangıç, gittikçe kompleks bir insan bedenine dönüşür.


3. Rahim: “Sağlam Bir Karargâh”

Kur’ân nutfenin yerleştirildiği rahim ortamını:

فِي قَرَارٍ مَكِينٍ

“Sağlam bir karargâh içinde...”
(Mü'minûn, 23/13)

ifadesiyle anlatır.

Gerçekten de gelişmekte olan bebek için anne rahmi olağanüstü bir hayat ortamıdır.

Burada;

rahim, plasenta, göbek kordonu, amniyon kesesi ve amniyotik sıvı birlikte çalışan bir sistem meydana getirir.

Bebek dış dünyada kendi başına gerçekleştiremeyeceği birçok ihtiyacını bu sistem sayesinde karşılar.


4. Plasenta: Anne ile Bebek Arasındaki Hayat Köprüsü

Plasenta gebeliğin en dikkat çekici organlarından biridir.

Geçici olarak meydana gelir ve doğumdan sonra görevini tamamlar.

Plasenta aracılığıyla anne ile fetüs arasında oksijen, besin maddeleri ve atıkların değişimini mümkün kılan son derece gelişmiş bir sistem kurulur.

Önemli bir ayrıntı şudur:

Anne ile bebeğin kanı normal şartlarda doğrudan birbirine boşalıp karışmaz.

Maddelerin değişimi plasentadaki özel yapılar üzerinden gerçekleşir.

Bu durum bebeğin hayatının devamı için hassas biçimde düzenlenmiş bir fizyolojik ortam oluşturur.

Plasenta aynı zamanda gebeliğin devamında rol oynayan hormonların üretimine de katkıda bulunur.

Yani plasenta yalnızca bir “beslenme borusu” değildir; çok yönlü, geçici fakat hayati bir organdır.


5. Göbek Kordonu: Bebeğin Hayat Hattı

Göbek kordonu fetüsü plasentaya bağlar.

Genellikle içerisinde:

bir umbilikal ven ve iki umbilikal arter bulunur.

Bu damarlar sayesinde fetüsün ihtiyacı olan oksijen ve besinlerin taşınması ile metabolik atıkların uzaklaştırılması sağlanır.

Daha da ilginci, anne karnındaki bebeğin akciğerleri henüz dışarıdaki gibi hava solumaz.

Oksijen plasenta üzerinden sağlanır.

Doğumdan sonra ise sistem köklü biçimde değişir.

Bebek ilk nefesleriyle akciğerlerini kullanmaya başlar.

Böylece insan bedeninin:

rahim hayatına uygun dolaşım sisteminden → dünya hayatına uygun dolaşım sistemine

geçişi gerçekleşir.


6. Amniyotik Sıvı: Bebeğin Koruyucu Dünyası

Bebek anne rahminde amniyotik sıvıyla çevrilidir.

Bu sıvının çok önemli görevleri vardır.

Bebeğin hareket etmesine yardımcı olur, dışarıdan gelebilecek bazı mekanik etkileri azaltır, uygun bir ortamın korunmasına katkıda bulunur ve özellikle akciğerlerin ve kas-iskelet sisteminin normal gelişiminde rol oynar.

Bebek bu sıvının içinde adeta kendisi için hazırlanmış özel bir hayat ortamında büyür.

Kur’ân insanın yaratılışını farklı bağlamlarda hatırlatırken şöyle buyurur:

خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ ... يَخْلُقُكُمْ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ فِي ظُلُمَاتٍ ثَلَاثٍ

“Sizi tek bir nefisten yarattı... Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratıyor.”
(Zümer, 39/6)

Ayetteki “yaratılıştan yaratılışa” ifadesi özellikle dikkat çekicidir.

İnsan tek anda bugünkü şekline gelmez; merhale merhale yaratılır.


7. Kalbin İlk Gelişimi ve Dolaşım

Kalp ve dolaşım sistemi embriyonun erken dönemlerinde gelişmeye başlayan sistemlerdendir.

Çünkü hızla büyüyen dokuların oksijen ve besin ihtiyacının karşılanması gerekir.

İlk başta oldukça basit olan kalp yapısı gelişim ilerledikçe bölümlere ayrılır ve fetüsün ihtiyaçlarına uygun özel bir dolaşım sistemi meydana gelir.

Doğumdan sonra ise fetüs dolaşımındaki bazı özel bağlantılar artık gerekli olmadığından kapanmaya veya işlev değiştirmeye başlar.

Beden sanki iki ayrı hayat şartına göre hazırlanmıştır:

Anne rahmindeki hayat ve doğumdan sonraki hayat.

Bu geçişin düzeni insanı tefekküre sevk eden en dikkat çekici biyolojik olaylardan biridir.


8. Beyin ve Sinir Sisteminin Kurulması

İnsan beyninin gelişimi gebeliğin çok erken safhalarında başlar.

Sinir sisteminin temel yapılarından biri olan nöral tüp erken embriyonik dönemde şekillenir.

Ardından çok büyük miktarda hücresel çoğalma, göç, farklılaşma ve bağlantı kurulması gerçekleşir.

Bir hücrenin ileride hangi dokunun parçası olacağı, nerede bulunacağı ve hangi hücrelerle bağlantı kuracağı karmaşık biyolojik düzenleme mekanizmalarıyla belirlenir.

Risale-i Nur'un sıkça üzerinde durduğu tefekkür ölçülerinden biri burada çok güzel anlaşılır:

Bir şeyde düzen varsa, o düzen bizi ilme; ölçü varsa hikmete; sanat varsa sanatkâra götüren bir tefekkür vesilesi olabilir.

Bebeğin kendi beynini yaptığını söylemek mümkün değildir.

Çünkü beyin yapılırken bebeğin şuurlu bir iradesi henüz bu biyolojik süreci yönetmemektedir.

İman nazarı bunu Allah'ın yaratması ve tedbiri olarak okur.


9. Gözlerin Hazırlanması: Henüz Görmediği Dünyaya Göre

Anne rahmindeki bebeğin gelişiminde çok düşündürücü bir hakikat vardır:

Bebek daha dünyayı görmeden gözleri hazırlanır.

Henüz dış dünyadaki renkleri seyretmemiştir fakat görme sistemi gelişmektedir.

Henüz yeryüzünde yürümemiştir fakat ayakları hazırlanır.

Henüz annesinin yüzüne bakmamıştır fakat gözleri yaratılır.

Henüz dışarıdaki ses dünyasına çıkmamıştır fakat işitme sistemi gelişir.

Bu durum Risale-i Nur'un insanın cihazlarının ihtiyaçlarına uygun verilmesi hakkındaki tefekkürleriyle birlikte düşünülebilir.

İnsan kendisinin bilmediği bir dünyaya, o dünyanın ihtiyaçlarına uygun cihazlarla gönderilmektedir.


10. Bebek Anne Karnında Sesleri Duyabilir mi?

Evet. İşitme sistemi gebelik boyunca gelişir ve gebeliğin ilerleyen dönemlerinde fetüs seslere tepki verebilir.

Anne karnındaki ses dünyası dışarıdaki kadar berrak değildir. Fakat bebek özellikle annenin vücudundan gelen seslerle sürekli bir ortam içerisindedir.

Annenin kalp atışları, kan dolaşımı ve sesi bu ses ortamının parçalarıdır.

Kur’ân insanın yaratılışının ardından verilen nimetleri şöyle hatırlatır:

وَاللَّهُ أَخْرَجَكُمْ مِنْ بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ لَا تَعْلَمُونَ شَيْئًا وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

“Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve gönüller verdi.”
(Nahl, 16/78)

Ayette yaratılışın neticesi şükürle bağlanmaktadır.


11. Bebeğin Anne Karnındaki Hareketleri

Bebek anne rahminde pasif şekilde beklemez.

Gelişimin ilerleyen safhalarında ellerini ve ayaklarını hareket ettirir, döner, gerinir, yüz hareketleri yapabilir ve uyku-uyanıklık benzeri düzenler gösterir.

Anne ise genellikle gebeliğin ilerleyen dönemlerinde bu hareketleri fark etmeye başlar.

Bu hareketler sinir sistemi, kas sistemi ve iskelet sisteminin birlikte çalışmasının güzel örneklerinden biridir.


12. Bebek Nasıl Besleniyor?

Bebek rahimde kendi başına yemek yemez.

Fakat sürekli büyür.

Protein sentezler.

Kemikleri gelişir.

Beyni büyür.

Kasları oluşur.

Bunun için gerekli maddelerin önemli kısmı annenin dolaşımından plasenta aracılığıyla fetüse aktarılır.

Burada muhteşem bir bağımlılık vardır:

Bebek kendi ihtiyacını bilmez; fakat ihtiyacı karşılanır.

İmanî tefekkür açısından bu durum Allah'ın Rezzâk ismini hatırlatır.

Rızık yalnızca insanın eline aldığı ekmek değildir.

İnsanın daha dünyaya gelmeden aldığı oksijen ve besinler de rızıktır.


13. Anne Karnındaki Bebek Nasıl Nefes Alıyor?

Bebeğin akciğerleri rahimde hava ile solunum yapmaz.

Oksijen annenin akciğerlerine girer, annenin dolaşımına geçer ve plasental değişim yoluyla fetüsün dolaşımına ulaştırılır.

Fetüsün akciğerleri ise doğumdan sonraki hayata hazırlanır.

Bu durum son derece düşündürücüdür:

Bebeğe, anne karnında tam anlamıyla kullanmadığı fakat dünyaya çıktığında çok ihtiyaç duyacağı organlar hazırlanır.

Tıpkı bunun gibi Risale-i Nur, insanın dünyadaki bazı kabiliyetlerini ahiret hayatına bakan yönleriyle de tefekkür eder.

Ancak bu benzetme bilimsel bir kanıt değil, imanî ve felsefî bir tefekkür olarak anlaşılmalıdır.


14. Anne Karnı ile Dünya Hayatı Arasında Büyük Bir Benzetme

Anne karnındaki bir bebeğin dışarıdaki dünyayı tam anlamıyla tasavvur edemediğini düşünelim.

Orada güneş vardır.

Gökyüzü vardır.

Dağlar vardır.

Denizler vardır.

Çiçekler vardır.

İnsanlar vardır.

Fakat fetüs bunların hiçbirini doğrudan tecrübe etmiş değildir.

Bununla beraber ona bu dünyada kullanacağı:

göz, kulak, dil, el, ayak ve akciğerler

hazırlanmaktadır.

İmanî açıdan dünya hayatı da ahirete hazırlık yapılan bir merhale olarak düşünülebilir.

Kur’ân şöyle buyurur:

وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ

“Şüphesiz ahiret yurdu, gerçek hayatın ta kendisidir.”
(Ankebût, 29/64)

Anne rahminden dünyaya geçiş doğum ile olduğu gibi, İslamî bakışta dünyadan ahirete geçiş de ölüm vasıtasıyla gerçekleşir.

Risale-i Nur'un ölüm hakkındaki yaklaşımında ölüm yalnızca yok oluş olarak görülmez; başka bir hayat mertebesine geçiş olarak değerlendirilir.


15. “Üç Karanlık İçinde” Yaratılış

Kur’ân'ın dikkat çekici ifadelerinden biri:

فِي ظُلُمَاتٍ ثَلَاثٍ

“Üç karanlık içinde...”
(Zümer, 39/6)

ifadesidir.

Klasik tefsirlerde bunun açıklanmasında anne karnı, rahim ve bebeği çevreleyen yapılar gibi farklı yorumlar zikredilmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta, ayetin modern anatomi kitaplarındaki belirli üç tabakayı teknik terimlerle tarif ettiğini iddia etmemektir.

Ayetin açık mesajı şudur:

İnsan, kendisinin hiçbir şeyden haberdar olmadığı kapalı bir ortamda, yaratılıştan yaratılışa geçirilerek meydana getirilmektedir.


16. Kız mı Erkek mi?

İnsanın biyolojik cinsiyetinin belirlenmesi döllenme sırasında gerçekleşen genetik birleşimle ilişkilidir.

Kur’ân insanın çiftler hâlindeki yaratılışını nutfeyle birlikte zikreder:

وَأَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنْثَى ۝ مِنْ نُطْفَةٍ إِذَا تُمْنَى

“Şüphesiz erkek ve dişi iki çifti O yarattı; atıldığı zaman bir nutfeden.”
(Necm, 53/45-46)

Kur’ân'ın burada asıl vurgusu biyolojik mekanizmanın ayrıntısını öğretmekten ziyade yaratılışın Allah'a ait olduğunu bildirmektir.


17. Hadislerde Anne Rahmindeki İnsan

Abdullah b. Mes'ûd'dan rivayet edilen meşhur hadiste Resûlullah ﷺ insanın anne rahmindeki yaratılış safhalarından söz eder. Rivayetin farklı lafızları ve bunların nasıl anlaşılacağı konusunda hadis şerhlerinde açıklamalar bulunmaktadır.

Bu nedenle hadisleri modern embriyolojideki haftalarla birebir eşleştirirken ihtiyatlı olmak gerekir.

Hadisin temel imanî mesajlarından biri şudur:

İnsan hayatı Allah'ın ilmi, takdiri ve yaratması içerisindedir.

Kur’ân da şöyle bildirir:

اللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنْثَى

“Allah her dişinin neye gebe olduğunu bilir.”
(Ra'd, 13/8)


18. Bebeği Kim Koruyor?

Anne rahmindeki çocuk son derece hassastır.

Kendisini savunamaz.

Yiyecek arayamaz.

Oksijen bulamaz.

Vücut sıcaklığını bağımsız biçimde düzenleyemez.

Kendisini dışarıdaki tehlikelerden koruyamaz.

Buna rağmen gelişimi için çok sayıda sistem birlikte çalışmaktadır.

Anne bedeni, rahim, plasenta, hormonlar, dolaşım sistemi, göbek kordonu ve amniyotik ortam hep birlikte bebeğin yaşamasına hizmet eder.

İman nazarıyla bütün bu sebepler, Allah'ın rahmetinin ve rubûbiyetinin vasıtaları olarak görülür.


19. Risale-i Nur Nazarından Anne Karnındaki Bebek

Bediüzzaman Said Nursî, insanın yaratılışını Allah'ın isimlerini gösteren büyük bir sanat eseri olarak değerlendirir.

Risale-i Nur'un genel tefekkür metoduna göre bir canlıya yalnızca maddesi açısından bakılmaz.

Düzen → ilmi,
ölçü → hikmeti,
güzellik → sanatı,
rızıklandırma → rahmeti,
korunma → hıfzı,
hayat → kudreti

hatırlatır.

Anne rahmindeki bebeğe bu nazarla bakıldığında birçok İlâhî ismin tecellisi tefekkür edilebilir:

el-Hâlık: Yaratan.

el-Bârî: Varlıkları uygun biçimde meydana getiren.

el-Musavvir: Şekil ve suret veren.

el-Alîm: Her şeyi bilen.

el-Hakîm: Her işi hikmetle yapan.

er-Rahmân ve er-Rahîm: Rahmeti sonsuz olan.

er-Rezzâk: Rızık veren.

el-Hafîz: Koruyan ve muhafaza eden.


20. En Büyük Ders: İnsan Kendisini Kendisi Yapmadı

İnsan gözünü kendisi yapmadı.

Kalbini kendisi kurmadı.

Beynindeki sinir ağlarını kendisi döşemedi.

Parmaklarını kendisi ölçmedi.

DNA'sını kendisi yazmadı.

Plasentasını kendisi hazırlamadı.

Anne rahminde kendisine gerekli oksijen sistemini kendisi kurmadı.

Hatta bütün bunlar meydana gelirken insanın bunlardan haberi bile yoktu.

Kur’ân'ın şu ayeti bu hakikati çok güzel özetler:

هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْئًا مَذْكُورًا

“İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir zaman geçmedi mi?”
(İnsan, 76/1)

İşte anne rahmindeki yaratılışın büyük dersi burada ortaya çıkar:

İnsan kendi kendisinin sanatkârı değildir.

Mü'min, bu muazzam biyolojik gelişmeyi sebepleri inkâr ederek değil; sebeplerin arkasındaki yaratma, hikmet ve rahmeti tefekkür ederek okur.


21. Anne Karnındaki Hayattan Çıkarılabilecek Hikmetli Dersler

1. Aczimizi öğretir

İnsan hayatının başlangıcında bütünüyle yardıma muhtaçtır.

2. Rızkın yalnız çalışmanın sonucu olmadığını gösterir

İnsan daha çalışmayı bilmeden rızıklandırılmaktadır.

3. Allah'ın ilmini düşündürür

Milyarlarca hücrenin gelişimi son derece kapsamlı biyolojik düzenleme mekanizmalarıyla yürütülmektedir.

4. Allah'ın rahmetini düşündürür

Bebek ihtiyacını söyleyemediği hâlde ihtiyacı karşılanmaktadır.

5. Şükrü öğretir

Gözümüzü, kulağımızı, beynimizi, kalbimizi ve bedenimizi hazır bulduk.

6. Tevekkülü öğretir

İnsan hayatının ilk dokuz aylık bölümünün tamamını kendi iradesi dışında geçirmiştir.

7. Ahireti tefekküre vesile olur

Rahimde hazırlanıp dünyaya gönderilen insanın, dünyada da başka ve ebedî bir hayat için hazırlanması imanî açıdan güçlü bir tefekkür vesilesidir.


22. Anne ve Bebeğin Muhteşem Buluşması: Doğum

Aylar süren gelişimin ardından çocuk dünyaya gelir.

Rahimdeki hayat şartları sona erer.

Akciğerler devreye girer.

Dolaşım sistemi yeni hayata uyum sağlar.

Beslenme biçimi değişir.

Bebeğin çevresi tamamen değişir.

Bir bakıma:

Bir âlem kapanır, başka bir âlem açılır.

Bebek anne rahminden çıkınca yok olmamıştır.

Tam tersine daha geniş bir dünyaya doğmuştur.

Bu hakikat, Risale-i Nur'un ölüm hakkındaki tefekkürünü anlamak için de güzel bir temsil oluşturur:

Doğum rahim hayatının sonu fakat dünya hayatının başlangıcıdır. Ölüm de İslam inancına göre insanın yok olması değil, dünya hayatının sona erip berzah ve ahiret yolculuğunun başlamasıdır.


23. Kur’ân'ın Son Dersi: Şükür

Bütün bu yaratılış safhaları insana yalnızca biyolojik bilgi vermemelidir.

İnsan kendi bedenine bakıp:

“Bunları bana kim verdi?”

diye sormalıdır.

Kur’ân'ın cevabı açıktır:

وَفِي أَنْفُسِكُمْ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

“Kendi nefislerinizde de nice deliller vardır. Hâlâ görmeyecek misiniz?”
(Zâriyât, 51/21)

Kalbimiz...

Beynimiz...

Gözümüz...

Kulağımız...

Sinirlerimiz...

Damarlarımız...

Ellerimiz...

Ayaklarımız...

Bütün bunlar bize dünyaya geldiğimizde hazır olarak verilmiştir.

Bu nedenle insanın kendi yaratılışını öğrenmesi yalnız biyoloji öğrenmek değil; aynı zamanda tefekkür ve şükür kapısını açmak olabilir.


ANNE KARNINDAKİ BEBEK İÇİN DUA

Kur’ân'da Hz. Zekeriyyâ'nın duası bize güzel bir örnek sunar:

رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ

“Rabbim! Bana katından temiz ve hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz Sen duayı hakkıyla işitensin.”
(Âl-i İmrân, 3/38)

Bir başka Kur’ân duası:

رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا

“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak kimseler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder eyle.”
(Furkân, 25/74)


SONUÇ: BİR DAMLADAN İNSANA

İnsan yolculuğuna küçücük bir başlangıçla çıkar.

Sonra hücreler çoğalır.

Embriyo rahme yerleşir.

Kalp ve damar sistemi gelişir.

Beyin ve sinir sistemi şekillenir.

Gözler hazırlanır.

Kulaklar gelişir.

Eller ve ayaklar belirginleşir.

Plasenta onu besler.

Göbek kordonu hayat köprüsü olur.

Amniyotik sıvı onu çevreler.

Aylar boyunca büyür.

Ve vakti geldiğinde dünya kapısı açılır.

Bütün bunların sonunda Kur’ân insanı yaratılışına yeniden bakmaya çağırır:

يَا أَيُّهَا الْإِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ ۝ الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ فَعَدَلَكَ ۝ فِي أَيِّ صُورَةٍ مَا شَاءَ رَكَّبَكَ

“Ey insan! Seni yaratıp düzgün ve dengeli kılan, seni dilediği bir surette şekillendiren kerem sahibi Rabbine karşı seni aldatan nedir?”
(İnfitâr, 82/6-8)

Anne rahmindeki insanın hikâyesi bize şu büyük hakikati düşündürür:

Biz daha kendimizi tanımadan yaratıldık.

İhtiyaçlarımızı bilmeden rızıklandırıldık.

Tehlikeleri bilmeden korunduk.

Dünyayı görmeden dünyaya hazırlandık.

Bunun için anne karnındaki bebeğin hikmetli hayatı yalnızca bir embriyoloji konusu değildir.

Mü'min için aynı zamanda marifetullah, tefekkür, rahmet, acz, fakr, tevekkül ve şükür dersidir.

Ve insan kendi yaratılışına dikkatle baktığında Kur’ân'ın çağrısı yeniden işitilir:

“Kendi nefislerinizde de deliller vardır. Hâlâ görmeyecek misiniz?”

(Zâriyât, 51/21)

Kaynak çerçevesi: Kur'ân-ı Kerîm; Mü'minûn 12-14, Zümer 6, Âl-i İmrân 6 ve 38, Nahl 78, Necm 45-46, Ra'd 8, İnsan 1, Zâriyât 21, İnfitâr 6-8; sahih hadis kaynaklarında yaratılış rivayetleri; Risale-i Nur'da insanın yaratılışı, rahmet, hikmet, rızık ve tefekkür bahisleri; temel modern embriyoloji ve fizyoloji bilgileri.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Bal Mühendisi Arılar
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
Bal Mühendisi Arılar
SOMON BALIKLARININ YOLCULUĞU
  • Salih Avcı
  • 06.01.2025
SOMON BALIKLARININ YOLCULUĞU
Big Bang Teorisi
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Big Bang Teorisi
Entropi Yasası Ve Kıyamet
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Entropi Yasası Ve Kıyamet