- Salih Avcı
- 18.01.2025
Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) aile hayatını anlamak, yalnızca onun evliliklerini öğrenmek değildir. Aynı zamanda İslâm’ın ilk dönemindeki hicreti, sabrı, aile hukukunu, kadınların eğitimdeki yerini, sosyal dayanışmayı, kabileler arası ilişkileri ve ümmetin yetiştirilmesini anlamaktır.
Kur’ân-ı Kerîm, Resûlullah’ın eşlerine çok özel bir makam vermiştir:
“Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Onun eşleri de onların anneleridir.”
(Ahzâb, 33/6)
Bu sebeple onlar İslâm geleneğinde “Ümmehâtü’l-Mü’minîn — Müminlerin Anneleri” olarak anılmışlardır.
Hz. Hatice ve Hz. Âişe validelerimiz dışında Peygamber Efendimizin nikâhladığı başlıca hanımlar şunlardır:
Hz. Sevde bint Zem‘a, Hz. Hafsa bint Ömer, Hz. Zeyneb bint Huzeyme, Hz. Ümmü Seleme, Hz. Zeyneb bint Cahş, Hz. Cüveyriye bint Hâris, Hz. Ümmü Habîbe, Hz. Safiyye bint Huyey ve Hz. Meymûne bint Hâris.
Bu mübarek annelerimizin her birinin hayatında farklı bir imtihan ve farklı bir hikmet görülür.
Hz. Sevde (r.anha), İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olan hanımlardandı. Kocası Sekrân b. Amr ile birlikte Mekke müşriklerinin baskıları sebebiyle Habeşistan'a hicret etmişti.
Bu yönüyle onun hayatının daha başlangıcında büyük bir fedakârlık vardır.
İnsan doğup büyüdüğü memleketi, akrabalarını ve alıştığı çevreyi kolay kolay terk etmez. Fakat iman bazen insandan büyük fedakârlıklar ister.
Hz. Sevde bunu yaptı.
Daha sonra eşini kaybetti ve dul kaldı. Hz. Hatice validemizin vefatından sonra Resûlullah (s.a.s.) Hz. Sevde ile evlendi.
1. İman fedakârlık ister.
Habeşistan'a hicret etmek onun için kolay değildi. Fakat dinini korumayı rahatına tercih etti.
2. İnsan zor zamanlarda gerçek karakterini gösterir.
Rahatlık günlerinde sadakat kolaydır. Asıl sadakat sıkıntı zamanlarında belli olur.
3. Dul kadınların toplumda yalnız bırakılmaması gerekir.
Resûlullah'ın aile hayatında dul ve çeşitli sıkıntılar yaşamış kadınların himaye edilmesinin birçok örneği görülmektedir.
4. Ailede fedakârlık huzurun anahtarlarından biridir.
Hz. Sevde'nin hayatı, insanın her zaman kendi hakkını ve rahatını merkeze koymaması gerektiğini öğretir.
Hz. Sevde sanki bize şöyle seslenmektedir:
“İman yolunda kaybettiğin dünyevî şeylerden dolayı ümitsiz olma. Allah başka kapılar açabilir.”
Hz. Hafsa (r.anha), Hz. Ömer'in kızıdır.
İlk eşi Huneys b. Huzâfe idi. Eşinin vefatından sonra dul kaldı. Daha sonra Resûlullah (s.a.s.) ile evlendi.
Hz. Hafsa'nın en dikkat çekici özelliklerinden biri okuma-yazma bilmesi ve ilme olan yakınlığıdır.
Aynı zamanda ibadete düşkünlüğüyle tanınmıştır.
Hz. Ebû Bekir döneminde Kur'an âyetleri bir araya getirilerek mushaf haline getirildi.
Bu nüsha daha sonra Hz. Ömer'in yanında bulundu.
Hz. Ömer'in vefatından sonra ise Hz. Hafsa'nın yanında muhafaza edildi.
Hz. Osman dönemindeki mushaf çoğaltma çalışmalarında bu nüshadan faydalanılması, Hz. Hafsa'nın İslâm tarihindeki önemini daha da artırmıştır.
1. Kadınların ilim öğrenmesi son derece önemlidir.
İslâm'ın ilk döneminde kadınlar sadece ev hayatında değil, ilim ve hadis aktarımında da önemli görevler üstlenmiştir.
2. Kur'an'a hizmet büyük bir şereftir.
Hz. Hafsa'nın adı Kur'an'ın korunma tarihinin önemli safhalarından biriyle birlikte anılmaktadır.
3. İnsan büyük insanların çocuğu olmakla değil, kendi kulluğuyla değer kazanır.
Hz. Ömer gibi büyük bir sahâbînin kızı olması onun için şerefti; fakat Hz. Hafsa kendi ibadeti ve şahsiyetiyle de örnek olmuştur.
4. Emaneti korumak imanın göstergelerindendir.
Kur'an nüshasının korunması bize maddî ve manevî emanetlere sahip çıkmanın önemini hatırlatır.
Hz. Zeyneb bint Huzeyme'nin (r.anha) en meşhur özelliği fakirlere karşı merhametiydi.
Bu sebeple kendisine:
denilmiştir.
Yoksulları gözetir, ihtiyaç sahiplerine yardım eder ve yemek yedirirdi.
Resûlullah ile evliliği uzun sürmedi. Evlendikten birkaç ay sonra vefat etti.
Fakat kısa ömründen geriye çok büyük bir isim kaldı:
Yoksulların Annesi.
1. İnsan malıyla değil, verdiğiyle zenginleşir.
Mal biriktirmek insanı zengin gösterebilir; fakat gerçek zenginlik başkasının derdine çare olabilmektir.
2. Merhamet kalıcı bir mirastır.
Hz. Zeyneb'in hayatının birçok ayrıntısını bilmiyoruz. Fakat yüzyıllar sonra hâlâ onun fakirlere merhametini konuşuyoruz.
Demek ki iyilik unutulmuyor.
3. Ömrün uzunluğu değil bereketi önemlidir.
Resûlullah ile beraberliği kısa sürdü.
Fakat bıraktığı güzel isim asırlar boyunca devam etti.
İnsan öldüğünde insanların:
“Ne kadar malı vardı?”
demesinden ziyade:
“Ne kadar iyilik yaptı?”
demesi daha değerlidir.
Ümmü Seleme (r.anha), Resûlullah'ın hanımları arasında ilmi, zekâsı ve dirayetiyle öne çıkan isimlerden biridir.
İlk Müslümanlardandı.
Kocası Ebû Seleme ile Habeşistan'a hicret etmişti.
Daha sonra Medine hicreti sırasında çok ağır bir imtihan yaşadı.
Ailesi onu kocasından ayırdı; çocuğu da kendisinden alındı. Bir müddet ailesinden ayrı yaşamak zorunda kaldı. Kaynaklarda onun bu ayrılık sebebiyle uzun süre büyük acı çektiği anlatılır.
Sonunda ailesine kavuştu ve Medine'ye hicret etti.
Daha sonra eşi Ebû Seleme vefat etti.
Resûlullah (s.a.s.) onunla evlendi.
Ümmü Seleme'nin hayatındaki en dikkat çekici hadiselerden biri Hudeybiye Antlaşması sırasında yaşandı.
Sahâbe Mekke'ye umre yapmak amacıyla gelmiş fakat antlaşma gereği o yıl Mekke'ye girememişti.
Resûlullah sahâbeye kurbanlarını kesmelerini ve ihramdan çıkmalarını emretti.
Fakat sahâbîler yaşadıkları büyük hayal kırıklığı sebebiyle bir süre hareketsiz kaldılar.
Resûlullah bunu Ümmü Seleme'ye anlattı.
Ümmü Seleme'nin tavsiyesi özetle şuydu:
“Sen çık, kimseyle konuşmadan kurbanını kes ve tıraş ol.”
Resûlullah bunu yaptı.
Sahâbe onun yaptığını görünce onlar da hemen uygulamaya başladı.
Bazen yüzlerce kişiye yapılacak uzun bir konuşmadan daha etkili olan şey:
doğru zamanda verilen hikmetli bir tavsiyedir.
1. Sabır pasif beklemek değildir.
Sabır, acının içinde bile doğru davranmaya devam etmektir.
2. Kadının görüşü aile ve toplum yönetiminde önemlidir.
Hudeybiye hadisesi bunun güçlü örneklerinden biridir.
3. Kriz anında sakin düşünmek gerekir.
Öfke ve heyecan yükseldiğinde hikmetli insan çözümü görür.
4. Büyük acılardan sonra büyük nimetler gelebilir.
Ümmü Seleme ailesinden ayrıldı, hicret etti, eşini kaybetti; fakat sonunda Müminlerin Annelerinden biri oldu.
Hz. Zeyneb bint Cahş (r.anha), Resûlullah'ın halasının kızıydı.
Önce Zeyd b. Hârise ile evlenmişti.
Zeyd, Resûlullah'ın azat ettiği ve bir dönem evlatlığı olarak bilinen sahâbîydi.
Bu evlilik devam etmedi ve Zeyd Hz. Zeyneb'i boşadı.
Daha sonra Kur'an'da açıkça zikredilen bir hükümle Resûlullah Hz. Zeyneb ile evlendi.
Kur'an şöyle buyurur:
“Zeyd onunla beraberliğini sona erdirince, onu seninle evlendirdik ki evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde müminlere onlarla evlenme konusunda bir güçlük olmasın.”
(Ahzâb, 33/37)
Buradaki temel mesele cahiliye dönemindeki evlatlığın öz çocuk gibi kabul edilmesi anlayışının hukukî sonuçlarının kaldırılmasıydı.
Hz. Zeyneb çalışır ve el emeğiyle kazandıklarından sadaka verirdi.
Bu bize çok güzel bir ölçü verir:
1. Gelenek dinin önüne geçirilmemelidir.
Bir toplumda bir uygulamanın yüzyıllardır devam etmesi onun mutlaka doğru olduğunu göstermez.
2. Helâl kazanç değerlidir.
İnsan çalışmalı ve başkasına yük olmamaya gayret etmelidir.
3. Kazancın güzelliği paylaşmakla artar.
Hz. Zeyneb'in cömertliği onun en belirgin özelliklerinden biri olmuştur.
Hz. Cüveyriye (r.anha), Benî Mustalik kabilesinin reisi Hâris b. Ebû Dırâr'ın kızıydı.
Benî Mustalik Gazvesi sonrasında esirler arasında bulunuyordu.
Resûlullah onun özgürlüğüne kavuşmasına yardımcı oldu ve ardından onunla evlendi.
Bu evlilik çok dikkat çekici bir toplumsal sonuç doğurdu.
Müslümanlar:
“Resûlullah'ın akrabaları esir tutulamaz.”
düşüncesiyle ellerindeki Benî Mustalik esirlerinden birçok kişiyi serbest bıraktılar.
Böylece bir evlilik, büyük bir topluluğun özgürlüğüne kavuşmasına vesile oldu. Bu evliliğin kabilenin İslâm'a yaklaşmasında da önemli etkisi olduğu aktarılmaktadır.
1. Düşmanlık sonsuza kadar sürmek zorunda değildir.
Bugünün düşmanı yarının dostu olabilir.
2. Affetmek bazen insanların kalbini fetheder.
Zor kullanarak kazanılamayan insanlar merhametle kazanılabilir.
3. Bir insanın iyiliği yüzlerce kişiye ulaşabilir.
Hz. Cüveyriye'nin hayatındaki değişiklik bütün kabilesini etkiledi.
İslâm'ın hedeflerinden biri sadece savaş kazanmak değil:
kalpleri kazanmaktır.
Ümmü Habîbe'nin (r.anha) asıl adı Remle bint Ebû Süfyân'dır.
Babası Ebû Süfyân o dönemde Mekke'nin güçlü liderlerinden ve İslâm'ın önemli muhaliflerinden biriydi.
Fakat Ümmü Habîbe Müslüman oldu.
Kocası Ubeydullah b. Cahş ile Habeşistan'a hicret etti.
Orada çok ağır bir imtihan yaşadı.
Kocasının Hristiyanlığı benimsediği rivayet edilir. Ümmü Habîbe ise İslâm'dan vazgeçmedi.
Yabancı bir ülkede yalnız kalmasına rağmen:
dinini korudu.
Resûlullah onun durumunu öğrendi ve Habeşistan hükümdarı Necâşî aracılığıyla onunla nikâhlandı.
1. Hakikat aile bağlarından üstündür.
Babası güçlü bir liderdi fakat o, babasının o dönemdeki dinî ve siyasî çizgisini değil imanını tercih etti.
2. İnsan yalnız kalsa bile doğru bildiğinden vazgeçmemelidir.
İmanın en büyük imtihanlarından biri budur.
Herkes yanındayken inanmak kolay olabilir.
Asıl mesele:
yalnız kaldığında da inancını koruyabilmektir.
3. Allah için yapılan fedakârlık karşılıksız kalmaz.
Ümmü Habîbe vatanından ayrıldı, eşini kaybetti ve yabancı ülkede yalnız kaldı.
Sonunda Resûlullah'ın hanımı ve Müminlerin Annesi olma şerefine erişti.
Hz. Safiyye (r.anha) Yahudi asıllı bir aileden geliyordu.
Babası Huyey b. Ahtab, Benî Nadîr'in önde gelenlerindendi.
Hayber'in fethinden sonra Safiyye esirler arasında bulunuyordu.
Resûlullah onu özgürlüğüne kavuşturdu ve kendisiyle evlendi. Hürriyetine kavuşturulması onun mehri sayıldı.
Hz. Safiyye'nin geçmişi sebebiyle zaman zaman incitildiği de rivayet edilmektedir.
Bir defasında soyuyla ilgili sözler onu üzmüştü.
Resûlullah onu teselli etmiş ve onun peygamberler silsilesine dayanan şerefli geçmişini hatırlatmıştı.
İslâm:
ırkçılığı, soy üstünlüğünü ve insanları geçmişlerinden dolayı küçümsemeyi reddeder.
1. İnsan geçmişiyle mahkûm edilmemelidir.
İnsan yeni başlangıçlar yapabilir.
2. Irk ve soy üstünlük sebebi değildir.
Kur'an'ın ölçüsü açıktır:
“Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”
(Hucurât, 49/13)
3. Eşler birbirlerinin onurunu korumalıdır.
Resûlullah'ın Hz. Safiyye'yi incitici sözler karşısında teselli etmesi aile hayatı açısından çok önemlidir.
Bir eşin görevi yalnızca maddî ihtiyaçları karşılamak değildir.
Bazen en büyük ihtiyaç:
eşinin kalbini korumaktır.
Hz. Meymûne (r.anha), Resûlullah'ın son evlendiği hanımlardan biridir ve genel kabulde son nikâhladığı eşidir.
Ailesinin birçok önemli sahâbîyle akrabalık bağı bulunuyordu.
Hz. Abbas'ın eşi Ümmü'l-Fadl onun kız kardeşiydi. Abdullah b. Abbas da yeğeniydi.
Bu sebeple Hz. Meymûne'nin evliliği geniş bir akrabalık ağıyla Resûlullah arasında yakınlık meydana getirdi.
Kaynaklarda bu evliliğin sosyal ve siyasî bakımdan da olumlu sonuçlar doğurduğuna dikkat çekilir.
1. Akrabalık bağları toplumun huzurunda önemlidir.
İslâm sıla-i rahme büyük önem verir.
2. Evlilik yalnızca iki kişinin birleşmesi değildir.
Aynı zamanda iki aile arasında bağ kurar.
Bu sebeple evlilik:
sevgi,
sorumluluk,
akrabalık,
yardımlaşma
ve toplumsal dayanışma meydana getirir.
3. İnsan bulunduğu yerde hayra vesile olmalıdır.
Meymûne validemizin hayatı, aile bağlarının hayırlı amaçlar için kullanılabileceğini göstermektedir.
Bu dokuz mübarek annenin hayatlarına birlikte baktığımızda çok dikkat çekici ortak noktalar ortaya çıkmaktadır.
Kimi eşini kaybetti.
Kimi vatanını terk etti.
Kimi çocuğundan ayrıldı.
Kimi ailesinin baskısına maruz kaldı.
Kimi savaşın sonuçlarıyla karşılaştı.
Fakat hayatları imtihanla bitmedi.
Sabırdan sonra yeni kapılar açıldı.
Sevde,
Ümmü Seleme,
Ümmü Habîbe
gibi annelerimizin hayatında hicret çok önemli yer tutmaktadır.
Hicret sadece coğrafî değildir.
Bugün insanın da:
günahtan itaate,
cehaletten ilme,
israftan kanaate,
kibirden tevazuya,
tembellikten çalışmaya,
düşmanlıktan kardeşliğe
doğru bir manevî hicret yapması gerekir.
Resûlullah'ın aile hayatının çok önemli hikmetlerinden biri, özel hayatına ilişkin sünnetin ümmete aktarılmasıdır.
Namaz,
gusül,
oruç,
aile hukuku,
eşler arasındaki ilişkiler,
ev hayatı,
gece ibadeti,
ahlâk,
dua
ve daha birçok konu Peygamberimizin hanımları aracılığıyla sonraki nesillere aktarılmıştır.
Özellikle Ümmü Seleme gibi validelerimiz çok sayıda hadis rivayet etmişlerdir. TDV İslâm Ansiklopedisi, Ümmü Seleme'nin ilim bakımından Peygamber hanımları arasında önde gelen isimlerden olduğunu ve yüzlerce hadis rivayet ettiğini belirtmektedir.
Kur'an Peygamberimizin eşlerine önemli bir tercih sunmuştur:
“Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız gelin size boşanma bedellerinizi vereyim ve sizi güzellikle bırakayım. Eğer Allah'ı, Resûlü'nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki Allah içinizden güzel davrananlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
(Ahzâb, 33/28-29)
Peygamber hanımları Allah'ı, Resûlü'nü ve âhireti tercih ettiler.
Bu olay bize çok önemli bir ölçü öğretir:
Bazen insanın eşyası çoğalırken huzuru azalabilir.
Gerçek zenginlik:
kanaat, iman ve gönül huzurudur.
Kur'an ve hadisler Peygamber ailesini insanüstü varlıklar olarak anlatmaz.
Onların da zaman zaman:
kıskançlık,
üzüntü,
kırgınlık,
maddî istekler
gibi insana ait duygular yaşadıkları görülmektedir.
Fakat asıl önemli olan hatadan sonra hakka dönmektir.
Resûlullah'ın aile içindeki bazı anlaşmazlıklara karşı yıkıcı değil, eğitici ve yapıcı bir yaklaşım sergilediği hadis kaynaklarında görülmektedir.
Bu da günümüz ailelerine çok önemli bir ders verir:
Sorunlarını iman, merhamet, sabır ve adaletle çözebilen aile iyi ailedir.
Hz. Sevde:
Fedakârlık
Hz. Hafsa:
Kur'an ve ilim
Hz. Zeyneb bint Huzeyme:
Merhamet
Hz. Ümmü Seleme:
Sabır ve hikmet
Hz. Zeyneb bint Cahş:
Teslimiyet ve cömertlik
Hz. Cüveyriye:
Barış ve özgürlük
Hz. Ümmü Habîbe:
İmanda sebat
Hz. Safiyye:
Onur, kardeşlik ve yeni başlangıç
Hz. Meymûne:
Akrabalık ve gönülleri birleştirmek
Bu mübarek annelerimizin hayatlarından şu prensipleri çıkarabiliriz:
1. Evlilik sadece romantik bir birliktelik değil, sorumluluktur.
2. Eşler birbirlerinin onurunu korumalıdır.
3. Maddî sıkıntılar aileyi dağıtmak zorunda değildir.
4. Sabır aile hayatının temelidir.
5. Kadınların eğitimine önem verilmelidir.
6. Aile içinde istişare yapılmalıdır.
7. Eşlerin fikirleri küçümsenmemelidir.
8. Dul ve yetimler toplum tarafından korunmalıdır.
9. Irk ve soy üstünlük sebebi değildir.
10. İnsan geçmişinden dolayı aşağılanmamalıdır.
11. Helâl kazanç teşvik edilmelidir.
12. Kazancın bir kısmı ihtiyaç sahipleriyle paylaşılmalıdır.
13. Akrabalık ilişkileri korunmalıdır.
14. Aile içindeki kıskançlıklar büyütülmemelidir.
15. Hatalar karşısında yıkıcı değil eğitici olunmalıdır.
16. Çocuklara iman uğrunda fedakârlık öğretilmelidir.
17. Dünya nimetleri hayatın tek amacı yapılmamalıdır.
18. Zor zamanlarda dua ve sabra sarılmalıdır.
19. Aile bir ilim ve eğitim yuvasına dönüştürülmelidir.
20. Evin merkezine Allah'ın rızası yerleştirilmelidir.
Peygamber Efendimizin Hz. Hatice ve Hz. Âişe dışındaki eşlerinin hayatlarını birlikte düşündüğümüzde karşımıza olağanüstü zengin bir insanlık tablosu çıkmaktadır.
Bir tarafta vatanını terk eden Hz. Sevde,
bir tarafta Kur'an nüshasını muhafaza eden Hz. Hafsa,
bir tarafta fakirlerin yardımına koşan Hz. Zeyneb bint Huzeyme,
bir tarafta Hudeybiye'de hikmetli görüşüyle çözüm sunan Hz. Ümmü Seleme,
bir tarafta toplumsal bir cahiliye âdetinin kaldırılmasıyla hayatı Kur'an'da zikredilen Hz. Zeyneb bint Cahş,
bir tarafta kabilesinin özgürlüğüne ve İslâm'a yakınlaşmasına vesile olan Hz. Cüveyriye,
bir tarafta yabancı ülkede yalnız kalmasına rağmen imanından vazgeçmeyen Hz. Ümmü Habîbe,
bir tarafta geçmişin acılarından sonra yeni bir hayata başlayan Hz. Safiyye,
bir tarafta aileler ve kabileler arasında bağların güçlenmesine vesile olan Hz. Meymûne vardır.
Hepsinin hayatı farklıdır.
Fakat yollarının birleştiği bir nokta vardır:
Onların hayatları bize şunu öğretmektedir:
Sabır insanı olgunlaştırır.
İlim insanı yükseltir.
Merhamet insanı güzelleştirir.
Sadakat insanı güçlü kılar.
Cömertlik malı bereketlendirir.
Affetmek düşmanı dosta çevirebilir.
İman ise bütün hayatı anlamlandırır.
Müminlerin annelerini sadece tarihî şahsiyetler olarak okumak eksik olur.
Asıl mesele:
Hz. Sevde'nin fedakârlığından, Hz. Hafsa'nın Kur'an sevgisinden, Hz. Zeyneb'in merhametinden, Ümmü Seleme'nin hikmetinden, Ümmü Habîbe'nin sebatından ve Hz. Safiyye'nin sabrından kendi hayatımıza ne kadar pay çıkarabildiğimizdir.
Rabbimiz bizlere Resûlullah'ı (s.a.s.) ve onun mübarek ailesini doğru anlamayı, sevmeyi ve onların güzel ahlâkından hayatımıza hisseler taşımayı nasip etsin.
Âmin.
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.