- Salih Avcı
- 20.02.2023
İnsan çoğu zaman bir günaha bir anda düşmez.
Büyük hataların öncesinde genellikle küçük tavizler, gafletler, meşrulaştırmalar ve nefsin hoşuna giden bahaneler vardır.
Kur'an-ı Kerim şeytanı insanın açık düşmanı olarak tanıtır ve onun adımlarına uymamayı emreder. Bu ifade çok dikkat çekicidir. Çünkü şeytan çoğu zaman insanı bir anda büyük bir felakete çağırmaz; adım adım ilerletmeye çalışır.
Risale-i Nur'da da şeytanın desiseleri, nefsin hileleri, vesvese, gurur, enaniyet, gaflet, ümitsizlik ve günahın kalp üzerindeki tesirleri çok yönlü biçimde ele alınır.
Bu sebeple şeytanın tuzaklarını tanımak, manevî korunmanın önemli bir parçasıdır.
Bu makalede şeytanın ve nefsin insanı günaha hazırlarken kullandığı 40 temel aldatmayı ve bunlara karşı korunma yollarını inceleyeceğiz.
Şeytan ilk olarak günahı küçültür.
İnsana:
“Bir defadan ne olacak?”
dedirtir.
Oysa birçok bağımlılık, kötü alışkanlık ve manevî düşüş ilk defa bu cümleyle başlar.
Bir kereden sonra ikinci defa daha kolay gelir.
Sonra üçüncü...
Ve bir müddet sonra insan artık bunun bir alışkanlık hâline geldiğini fark eder.
İlk adımı önemse.
Büyük günahların çoğu küçük tavizlerle başlar.
Nefis yanlışını hafifletmek için çoğunluğu delil göstermek ister.
“Herkes böyle.”
“Zaman değişti.”
“Kimse buna dikkat etmiyor.”
Fakat hakikat çoğunlukla ölçülmez.
Bir davranışın yaygın olması onu helâl hâle getirmez.
Kendine şu soruyu sor:
“İnsanlar ne yapıyor?” değil, “Allah ne emrediyor?”
Şeytan:
“Şimdi hayatını yaşa, yaşlanınca ibadet edersin.”
diyebilir.
Fakat insanın ne kadar yaşayacağı belli değildir.
Üstelik gençlikte yerleşen alışkanlıklar yaşlılıkta daha zor terk edilebilir.
Bugünün tövbesini yarına bırakma.
Bu, şeytanın en tehlikeli tuzaklarından biridir.
İnsan günahı yaparken tövbeyi geleceğe bırakır.
Fakat iki problem vardır:
Birincisi, geleceğe çıkacağının garantisi yoktur.
İkincisi, tekrar edilen günah kalbi katılaştırabilir.
Tövbeyi günahla aynı güne bırakma; mümkünse aynı dakikaya getir.
Allah elbette çok bağışlayıcıdır.
Fakat rahmet, günaha cesaret vermek için kullanılmamalıdır.
Gerçek iman:
“Allah merhametlidir, O hâlde O'na döneyim.”
der.
Nefis ise:
“Allah merhametlidir, o hâlde günaha devam edebilirim.”
demek ister.
Rahmeti tövbeye vesile yap, gevşekliğe değil.
İnsan bazen davranışındaki yanlışı:
“Kalbim temiz.”
diyerek hafifletmeye çalışabilir.
Oysa kalbin temizliği Allah'ın emirlerine karşı hassasiyetle anlaşılır.
Günahı normalleştirmek kalp temizliğinin değil, duyarsızlığın belirtisi olabilir.
Kalbin temizliğini davranışlardan tamamen bağımsız düşünme.
Gizli günahlarda nefis insanlardan utanır ama Allah'ın görmesini düşünmek istemez.
Risale-i Nur'un İkinci Lem'a'daki örneklerinden biri de budur.
Günah gizli işlendikçe insan bazen kendisini daha rahat hissedebilir.
Şu şuuru canlı tut:
“İnsanlar görmese de Allah görüyor.”
Şeytan çoğu zaman son fiile doğrudan çağırmaz.
Önce:
“Bir bak.”
“Bir dinle.”
“Bir konuş.”
der.
Sonra bir adım daha.
Günaha giden ilk kapıyı kapat.
Nefis insanın iradesine aşırı güvenmesini ister.
“Ben etkilenmem.”
“Ben kontrol ederim.”
Bu düşünce insanı riskli ortamlara sokabilir.
Gücüne değil, tedbire güven.
İnsan tövbe eder ama aynı çevreyi, aynı uygulamaları, aynı gece düzenini sürdürür.
Sonra tekrar düşer.
Sadece niyeti değil, ortamı da değiştir.
Boşluk şeytan için büyük fırsattır.
İnsan amaçsız kaldığında nefis daha kolay yanlış alanlara yönelir.
Gününü faydalı işlerle doldur.
Günah çoğu zaman Allah'ı, ölümü ve hesabı unutma anında kolaylaşır.
Gün içinde kısa zikir ve muhasebe anları oluştur.
Şeytan önce:
“Biraz sonra kıl.”
der.
Sonra vakit çıkar.
Ardından namazın tamamını ağırlaştırabilir.
Mümkün oldukça vakit girince namaza yönel.
Şeytan bazen şöyle der:
“Sen bu hâlinle nasıl namaz kılacaksın?”
Bu çok sinsi bir tuzaktır.
Günah işlediysen namazı bırakma; namaza daha fazla sarıl.
Bir günaha düştükten sonra:
“Nasıl olsa bozuldu.”
diyerek daha fazla günaha sürüklenmek mümkündür.
Bir hata ikinci hatayı zorunlu kılmaz.
Hemen dur.
Günah işlettikten sonra şeytan bu kez tam tersini söyler:
“Sen artık affedilmezsin.”
Bu da bir tuzaktır.
Zümer 53. ayetin mesajını hatırla:
Allah'ın rahmetinden ümit kesme.
Tövbe edilmiş eski günahları sürekli hatırlatmak da vesvese hâline gelebilir.
Dersini al, tedbirini al, ama geçmişin esiri olma.
İnsan günahı terk etmek istemediğinde hükmü değiştirmek isteyebilir.
“Bence bunda günah yok.”
demeye başlayabilir.
Nefsini vahye göre düzelt; vahyi nefsine göre değil.
Bir günah sürekli işlendiğinde onu yasaklayan hüküm insana ağır gelebilir.
“Ben zorlanıyorum.” de; “Hüküm yanlış.” deme.
Bazen insan gerçekten hakikati aramaz; yaptığı şeyi haklı çıkarmak için şüphe arar.
Şüphelerinin kaynağını dürüstçe sorgula.
Modern hayat bazı haramları yaygınlaştırabilir.
Fakat zamanın değişmesi dinin temel ölçülerini iptal etmez.
Çağı anlamaya çalış ama ölçüyü kaybetme.
Arkadaş çevresi:
“Sen de yap.”
diyebilir.
İnsan dışlanmamak için taviz verebilir.
Allah'ın rızasını insanların onayından üstün tut.
İbadet eden veya haramdan kaçınan kişi bazen alaya alınabilir.
Geçici alay uğruna kalıcı değerlerinden vazgeçme.
“Ben ondan daha iyiyim.”
düşüncesi günahı küçültür.
Başkasıyla değil, Allah'ın ölçüsüyle kendini değerlendir.
Şeytanın en eski hastalıklarından biri kibirdir.
İnsan hatasını kabul etmiyorsa tövbe de zorlaşır.
“Ben yanlış yaptım.” diyebilmek büyük bir erdemdir.
Risale-i Nur'da enaniyet ciddi bir manevî tehlike olarak ele alınır.
İnsan kendisini merkeze aldıkça:
“Ben ne istersem o.”
noktasına gelebilir.
Kulluğu merkeze al.
İnsan ibadetleri sebebiyle kendisini çok iyi görebilir.
Bu da başka günahlara kapı açabilir.
İyiliği Allah'ın lütfu, kusuru nefsinin eksikliği olarak gör.
Şeytan insanı iyilikten tamamen alıkoyamazsa bu kez niyetini bozmak ister.
İbadet insanlara gösterişe dönüşebilir.
Gizli ibadetleri artır.
“Ben çok ibadet ediyorum.”
duygusu ortaya çıkabilir.
Bu da ibadetin ruhuna zarar verir.
İbadeti kendi başarın değil, Allah'ın sana verdiği bir nimet olarak gör.
Şeytan bazen büyük günahlara götürmeden önce küçük tavizlere alıştırır.
Küçük çatlakları erken tamir et.
Şeytan bazen:
“Günah işle.”
demek yerine:
“İyiliği sonra yaparsın.”
der.
Hayrı mümkün olduğunca geciktirme.
İnsan tövbe veya ibadet için mükemmel bir ruh hâli bekleyebilir.
O hâl hiç gelmeyebilir.
Hazır olmayı bekleme; başlayarak hazırlan.
“Tam yapamayacaksam hiç yapmayayım.”
düşüncesi çok zararlıdır.
Az ama devamlı iyiliği küçümseme.
Nefis boşluk istemez.
Bir kötü alışkanlığı bırakırken başka bir bağımlılık geliştirebilir.
Boşluğu helâl ve faydalı faaliyetle doldur.
İnsan kendi yanlışını başkalarında görünce rahatlayabilir.
Başkalarının günahını kendine mazeret yapma.
Bir günahı anlatıp bundan gurur duymak, günahın kalpteki etkisini ağırlaştırabilir.
Allah'ın örttüğü kusuru gereksiz yere teşhir etme.
Şeytan insanı kendisini düzeltecek kişilerden koparmak ister.
Seni Allah'a yaklaştıran arkadaşlığı koru.
Bazı günahlar yalnızlıkta kolaylaşır.
Kendi zayıf zamanlarını tanı ve o saatleri planla.
Uykusuzluk, aşırı stres ve düzensizlik iradeyi zayıflatabilir.
Uyku, beslenme ve dinlenme düzenine dikkat et.
Şeytanın son silahlarından biri budur:
“Artık çok geç.”
Hayır.
İnsan hayatta olduğu müddetçe samimi dönüş kapısı açıktır.
Bugünü yeni başlangıç kabul et.
Şeytanın hareket tarzı çoğu zaman şöyle özetlenebilir:
Önce küçümsetir.
↓
Sonra yaklaştırır.
↓
Sonra tekrar ettirir.
↓
Sonra alışkanlık hâline getirir.
↓
Sonra normalleştirir.
↓
Sonra savundurur.
↓
Sonra tövbeyi erteler.
↓
Sonra insanı ümitsizliğe düşürür.
Bu zinciri ne kadar erken kırarsan mücadele o kadar kolaylaşır.
Manevî mücadelede üç ana etkeni ayırmak faydalıdır:
İster.
O isteği süsler ve teşvik eder.
Sonucu unutturur.
Bunlara karşı üç büyük silah vardır:
Hakikati gösterir.
Sınırları korur.
Düşüşten sonra yeniden ayağa kaldırır.
Günaha yönelme başladığında:
Bulunduğun ortamı değiştir.
Telefonu veya cihazı kapat.
Abdest al.
Mümkünse iki rekât namaz kıl.
“Eûzü billahi mine'ş-şeytânirracîm” de.
Günaha götüren kişiden veya içerikten uzaklaş.
Yalnızsan insanların bulunduğu yere geç.
Bedeni başka işle meşgul et.
Sonucu ve ahireti düşün.
“Bu istek geçecek.” diye kendine hatırlat.
Namaz.
Kısa Kur'an tilaveti.
İstiğfar.
Günün manevî hedefini belirleme.
Namazları vaktinde kılmaya gayret.
Göz, dil ve kulağa dikkat.
Günaha götüren tetikleyicilerden uzak durma.
Günlük muhasebe:
Bugün nerede zorlandım?
Şeytan bana hangi bahaneyi kullandı?
Hangi tedbir işe yaradı?
Nerede taviz verdim?
İstiğfar.
Tövbe.
Ertesi gün için tedbir.
Günah öncesinde:
Günah sonrasında:
İkisi de aldatmadır.
Mümin ise şöyle düşünmelidir:
“Bu Rabbime karşı bir isyandır; küçümsemem.”
“Rabbimin rahmeti büyüktür; hemen tövbe ederim.”
İşte denge budur.
Şeytanın en büyük başarısı insana günah işletmek değildir.
Daha büyük hedefi:
günahı normalleştirmek,
tövbeyi erteletmek,
ibadetten uzaklaştırmak,
şüphe oluşturmak,
Allah'ın rahmetinden ümit kestirmek
ve sonunda insanı mücadeleden vazgeçirmektir.
Bu yüzden mümin şu prensipleri hayat düsturu yapmalıdır:
Günahı küçümseme.
Nefsine aşırı güvenme.
Şeytanın adımlarını erken fark et.
Günahın ortamını değiştir.
Namazını bırakma.
Kur'an'dan uzaklaşma.
İstiğfarı geciktirme.
Ümitsizliğe düşme.
Günahını savunma.
Her düştüğünde yeniden kalk.
Ve en önemlisi:
Çünkü şeytanın mağlubiyeti, insanın hiç düşmemesi kadar, düştüğünde Rabbine yeniden yönelmesidir.
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.