18px

Mutlu Evliliğin Sırları


Mutlu Evliliğin Sırları

MUTLU BİR EVLİLİĞİN SIRLARI

Risale-i Nur ve Mehmet Yıldız Perspektifinden Saadetli Aile Hayatı

Giriş: Evlilik Sadece Aynı Evde Yaşamak Değildir

İslam nazarında evlilik, yalnızca iki insanın aynı evi paylaşması değildir. İki insanın dünya yolculuğunu beraber yürütmesi, birbirinin imanına destek olması, kusurlarını örterek kemale doğru ilerlemesi ve Allah'ın izniyle ebedî hayatta da beraberliği arzulamasıdır.

Bediüzzaman Said Nursî, aile hayatını insanın “küçük bir dünyası” ve “bir nevi cenneti” olarak tarif eder. (Risale-i Nur Külliyatı)

Mehmet Yıldız'ın Mutlu Evliliğin Sırları eserinde öne çıkan düşüncelerden biri de şudur:

Doğru eşi aramadan önce doğru eş olmaya çalışmak gerekir.

Kitabın tanıtımında bu fikir, “Doğru eşi arayanın önce doğru eş olması gerekir” şeklinde ifade edilir. Ayrıca aile, ümmetin ve dolayısıyla toplumun temel çekirdeği olarak ele alınır. (Timas)

Dolayısıyla saadetli evliliğin ilk sırrı:

“Ben nasıl bir eş bulacağım?” sorusundan önce “Ben nasıl bir eş olacağım?” sorusunu sormaktır.


1. EVLİLİĞİN MERKEZİNDE ALLAH RIZASI OLMALI

Bir evlilik yalnız güzellik, para, makam, heyecan veya dünyevî menfaat üzerine kurulursa bunların değişmesiyle evlilik de sarsılabilir.

Güzellik azalabilir.

Maddî durum değişebilir.

Gençlik geçebilir.

Sağlık bozulabilir.

Fakat eşler birbirlerini Allah'ın emaneti ve ahiret arkadaşı olarak görmeye başladıklarında evlilik çok daha sağlam bir zemine oturur.

Kur'an'ın aile hakkındaki en güzel ifadelerinden biri şudur:

“Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun ayetlerindendir.”

(Rûm, 30/21)

Ayette evliliğin üç önemli esası görülür:

Huzur — Sevgi — Merhamet

Demek ki evlilik sadece aşk değildir.

Aşkın yanına merhamet, merhametin yanına sadakat, sadakatin yanına sorumluluk, bunların tamamının üzerine de Allah rızası konulduğunda saadetli aile ortaya çıkar.


2. EŞİNİ “EBEDÎ ARKADAŞ” OLARAK GÖRMEK

Risale-i Nur'un aile anlayışındaki en güçlü düşüncelerden biri budur.

Eş yalnızca birkaç on yıllık dünya arkadaşımız değildir.

İman perspektifinde eş:

ebedî hayat arkadaşlığı ümidi taşıyan bir yol arkadaşıdır.

Bediüzzaman, ahirete iman bir haneye girdiğinde aile fertleri arasındaki sevgi, şefkat ve bağlılığın artık yalnız kısa dünya hayatıyla ölçülmediğini; ebedî saadette devam edecek bir beraberlik düşüncesiyle hürmet, şefkat ve sadakatin yükseldiğini anlatır. (YouTube)

Bu bakış çok şeyi değiştirir.

Eşinin yaşlanmasına bakışın değişir.

Hastalığına bakışın değişir.

Kusurlarına bakışın değişir.

Fedakârlığa bakışın değişir.

Çünkü karşındaki insan:

“Bir süre beraber yaşayacağım kişi” değil,

“Allah nasip ederse Cennette de beraber olmak istediğim insan” hâline gelir.


3. MUTLU EVLİLİĞİN BÜYÜK SIRRI: DOĞRU EŞ OLMAK

Mehmet Yıldız'ın yaklaşımında önemli bir vurgu, insanın sürekli karşı tarafı değerlendirmek yerine kendisini de hesaba çekmesidir.

Modern insan çoğu zaman şöyle düşünür:

“Beni anlayacak biri olsun.”

“Beni sevsin.”

“Bana değer versin.”

“Bana sadık olsun.”

“Beni mutlu etsin.”

Fakat evliliğin asıl sorusu şudur:

Ben onu anlayabiliyor muyum?

Ben ona değer veriyor muyum?

Ben sadık mıyım?

Ben güvenilir miyim?

Ben onun hayatını güzelleştiriyor muyum?

Mehmet Yıldız'ın kitabının tanıtımındaki ifade bu düşünceyi güzel özetler:

“Sadık olanın yolu, sadıklarla kesişir. Doğru eşi arayanın önce doğru eş olması gerekir.” (Timas)

Bu sebeple evlilikte sürekli:

“O değişsin.”

demek yerine zaman zaman:

“Ben neyi değiştirebilirim?”

diye sormak gerekir.


4. MUHABBET BİR TOHUMDUR

Mehmet Yıldız'ın Mutlu Evliliğin Sırları kitabının tanıtımında dikkat çekilen güzel bir benzetme vardır:

“Muhabbet, iki tarafın birbirini sevmesi demektir ve ‘habbe’ kelimesinden gelmektedir. Habbe ise tohum demektir.” (Timas)

Bu benzetme evlilik açısından son derece anlamlıdır.

Evlendiğimiz insanın kalbine her gün bir şey ekiyoruz.

Bir güzel söz söylersen:

muhabbet tohumu ekersin.

Teşekkür edersen:

kıymet tohumu ekersin.

Sarılırsan:

emniyet tohumu ekersin.

Affedersen:

merhamet tohumu ekersin.

Hakaret edersen:

öfke tohumu ekersin.

Sürekli eleştirirsen:

yetersizlik tohumu ekersin.

Küçümsersen:

soğukluk tohumu ekersin.

Şüpheyle yaklaşırsan:

güvensizlik tohumu ekersin.

Yıllar sonra evlilikte biçtiğimiz mahsul, büyük ölçüde yıllarca birbirimizin kalbine ektiğimiz tohumlardan oluşur.


5. EMNİYET VE GÜVEN EVLİLİĞİN TEMELİDİR

Mehmet Yıldız'ın kitabında modern aile hayatının önemli problemlerinden biri olarak güven meselesine dikkat çekilir. Kitabın tanıtımında, eşlerin birbirlerinin gözlerine bakmak yerine telefonlarını kontrol eder hâle gelmesi üzerinden güven kaybı eleştirilir. (satinal.timas.com.tr)

Sağlıklı evlilikte insan şunu hissedebilmelidir:

“Eşimin yanında güvendeyim.”

Bu güven yalnız sadakatsizlik yapmamak değildir.

Güven aynı zamanda:

Sırrını korumaktır.

Onu başkalarının yanında küçük düşürmemektir.

Zayıf noktalarını silah olarak kullanmamaktır.

Ailesine hakaret etmemektir.

Özel konuşmaları başkalarına taşımamaktır.

Verdiğin sözü tutmaktır.

Şüphe meydana getirecek davranışlardan kaçınmaktır.

Çünkü sevginin yaşayabilmesi için güvene ihtiyacı vardır.

Güvenin olmadığı yerde sevgi sürekli kendisini savunmak zorunda kalır.


6. SADAKAT SADECE BEDENSEL DEĞİLDİR

Risale-i Nur aile hayatında sadakat ve emniyet kavramlarına büyük önem verir. Bediüzzaman, eşlerden birinin yanlışına karşı diğerinin de sadakatini bozmasının aile hayatını daha fazla tahrip edeceğini söyler. (Risale-i Nur Külliyatı)

Sadakat yalnız zina etmemek değildir.

Sadakat;

gözde,

dilde,

kalpte,

mesajlarda,

sosyal medyada,

arkadaşlıklarda,

sırlarda,

eşin olmadığı ortamlarda

devam etmelidir.

Gerçek sadakat:

Eşin yanındayken değil, yanında değilken de onun hukukunu koruyabilmektir.


7. EŞİN KUSURUNA DEĞİL, BÜTÜNÜNE BAKMAK

Evlilikte tehlikeli hatalardan biri, eşin onlarca güzel özelliğini unutup birkaç kusuruna odaklanmaktır.

İnsan kusursuz değildir.

Sen kusursuz değilsin.

Eşin de kusursuz değildir.

Bu nedenle mutlu evlilik:

kusursuz iki insanın birleşmesi değildir.

Daha gerçekçi ifadeyle:

kusurları bulunan iki insanın birbirlerine merhamet ederek birlikte olgunlaşmasıdır.

Kur'an şöyle buyurur:

“Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadığınız bir şey olursa, olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda birçok hayır yaratmış olur.”

(Nisâ, 4/19)

Bu ayet aile hayatında çok önemli bir ölçüdür.

Eşinin bir özelliğinden hoşlanmıyorsan onun bütün şahsiyetini o kusurdan ibaret görme.

Belki başka birçok güzel tarafı vardır.


8. KUSURU BÜYÜTMEK YERİNE ISLAHA ÇALIŞMAK

Risale-i Nur'da aile hayatında eşlerin birbirlerinin yanlışlarına karşı takınacakları tavır konusunda ıslah edici yaklaşım öne çıkar.

Ama burada önemli bir denge vardır.

Islah:

hakaret etmek değildir.

Bağırmak değildir.

Aşağılamak değildir.

Sürekli geçmişi hatırlatmak değildir.

İnsanların yanında mahcup etmek değildir.

Islah:

doğru zamanda, doğru sözle, merhametle iyiliğe yardımcı olmaktır.

Eşinin yanlışını düzeltirken onun şahsiyetini ezersen belki tartışmayı kazanırsın fakat kalbini kaybedersin.


9. “SEN” DİLİ YERİNE “BİZ” DİLİ

Mutsuz ailelerde zamanla iki cephe oluşabilir:

Ben ve sen.

Saadetli ailede ise üçüncü bir kavram ortaya çıkar:

BİZ

Problem olduğunda:

“Senin yüzünden böyle oldu.”

yerine:

“Bu problemi nasıl çözeriz?”

demek daha yapıcıdır.

“Sen beni hiç anlamıyorsun.”

yerine:

“Bu konuda kendimi anlaşılmamış hissediyorum.”

demek daha faydalıdır.

Eşler birbirlerinin rakibi değildir.

Evlilikte problem karşı tarafta değildir; problem, iki eşin beraber çözmesi gereken meseledir.


10. HAKLI OLMAK MI, HUZURLU OLMAK MI?

Bazı tartışmaların sonunda eşlerden biri haklı çıkar fakat evlilik yara alır.

Bu gerçek bir zafer değildir.

Bazen insan:

“Ben haklıyım.”

diye diye karşısındakinin kalbini kırabilir.

Saadetli ailede insan gerektiğinde:

özür dilemeyi,

susmayı,

affetmeyi,

konuyu kapatmayı

bilir.

Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:

“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”

(Tirmizî)

Dolayısıyla gerçek güzel ahlak yalnız dışarıdaki insanlara gösterilen nezaket değildir.

Ahlakın en önemli imtihanlarından biri evin içinde başlar.


11. EVE GÜZEL AHLAKLA GİRMEK

İnsan bazen dışarıda herkese karşı nazik olabilir.

İş arkadaşına gülümser.

Müşteriye sabreder.

Arkadaşının hatasını affeder.

Fakat eve gelince bütün sabrı tükenebilir.

Oysa insanın gerçek karakterinin en fazla ortaya çıktığı yerlerden biri ailesidir.

Eşine karşı:

“Teşekkür ederim.”

“Allah razı olsun.”

“Eline sağlık.”

“Bugün yorulmuşsun.”

“Ben yardımcı olayım.”

“Üzüldüğünü fark ettim.”

“Özür dilerim.”

gibi basit görünen sözler evlilik sermayesidir.

Muhabbet büyük hadiselerden çok küçük davranışların sürekli tekrarıyla büyür.


12. ŞEFKAT, MUHABBETTEN DAHA UZUN ÖMÜRLÜDÜR

Gençlikte fiziksel güzellik ve romantik çekim güçlü olabilir.

Fakat insan yaşlanır.

Saçlar ağarır.

Yüz değişir.

Hastalıklar ortaya çıkar.

İşte burada evliliği taşıyan başka bir kuvvet belirginleşir:

ŞEFKAT

Gençken:

“Seni seviyorum.”

diyen insan,

yaşlandığında:

“İlacını aldın mı?”

diye sormaya başlar.

Bazen bu ikinci cümle, birincisinden daha derin bir sevgi taşır.

Çünkü gerçek sevgi:

“Sen bana ne veriyorsun?”

değil,

“Ben senin için ne yapabilirim?”

sorusuna doğru ilerler.


13. EVLİLİK BİR FEDAKÂRLIK MEKTEBİDİR

Saadetli evlilikte sürekli matematik yapılmaz:

“Ben bunu yaptım, sen ne yaptın?”

“Ben üç defa aradım, sen iki defa aradın.”

“Ben senin ailene gittim, sen benim aileme gelmedin.”

Bu hesap büyüdükçe muhabbet küçülebilir.

Elbette evlilikte adalet gerekir.

Fakat sevgi yalnız muhasebeyle yaşayamaz.

Bazen eşlerden biri hasta olur.

Diğeri daha fazla yük taşır.

Bazen biri psikolojik olarak yorulur.

Diğeri destek olur.

Bazen maddî sıkıntı olur.

Beraber sabredilir.

İşte aile olmanın anlamı burada ortaya çıkar.


14. EŞLER BİRBİRİNİN İMANINA YARDIMCI OLMALI

Risale-i Nur perspektifinde ideal aile yalnız beraber yaşayan insanların oluşturduğu bir yapı değildir.

Ev aynı zamanda manevi bir eğitim yuvası olabilir.

Bediüzzaman'ın ifadesiyle:

“Haneniz bir küçük Medrese-i Nuriye, bir mekteb-i irfan olsun.” (Said Nur)

Ne güzel bir aile modelidir:

Birlikte namaz kılmak.

Kur'an okumak.

Çocuklara dua öğretmek.

Helal-haram hassasiyetini yaşamak.

Birlikte dini sohbet dinlemek.

Birbirine sabrı hatırlatmak.

Birbirinin günahına yardımcı olmamak.

Birbirinin imanını kuvvetlendirmek.

Böylece ev yalnız:

yemek yenilen ve uyunan bir mekân

olmaktan çıkar;

imanın yaşandığı küçük bir medreseye dönüşür.


15. EŞİNİ GÜNAHA DEĞİL HAYRA TEŞVİK ET

Risale-i Nur'da eşlerin birbirlerini yanlış davranışlara teşvik etmeleri ciddi biçimde eleştirilir; buna karşılık eşlerin birbirlerinin dindarlığını desteklemeleri saadetin unsurlarından biri olarak gösterilir. (Dualar Hazinesi)

Saadetli eş:

“Başkaları yapıyor, sen de yap.”

demez.

Bunun yerine:

“Allah'ın razı olduğu şekilde yaşayalım.”

der.

Çünkü gerçek sevgi yalnız eşinin bugünkü mutluluğunu istemek değildir.

Onun ebedî saadetini de istemektir.


16. TARTIŞMANIN DA BİR AHLAKI VARDIR

Mutlu çiftler hiç tartışmayan çiftler değildir.

Fark şudur:

Tartışmayı evliliği yıkacak hâle getirmezler.

Tartışırken şu sınırlar korunmalıdır:

  • Hakaret edilmemeli.

  • Küfür edilmemeli.

  • Fiziksel şiddet asla kullanılmamalı.

  • Tehdit edilmemeli.

  • Sürekli “boşanırım” denmemeli.

  • Eski hatalar tekrar tekrar açılmamalı.

  • Eşin ailesi aşağılanmamalı.

  • Çocukların önünde kavga edilmemeli.

  • Mahrem sırlar başkalarına anlatılmamalı.

  • Öfke geçtikten sonra barışma yolu açık tutulmalı.

Özellikle şiddet, tehdit, ağır aşağılama veya sistematik istismar, “sabretmek” ya da “kusur örtmek” adına normalleştirilemez. Böyle durumlarda güvenliğin korunması ve ehil destek alınması gerekir.


17. EŞİNİN AİLESİNE SAYGI GÖSTER

Evlilik iki insan arasında gerçekleşse de aile çevreleriyle ilişkiler önemlidir.

Eşinin annesine veya babasına yapılan ağır bir hakaret çoğu zaman yalnız onlara değil, eşinin kalbine de dokunur.

Ancak bunun tersi de önemlidir:

Anne-baba sevgisi eşin hukukunu çiğnemeye dönüşmemelidir.

Sağlıklı ölçü:

Anne-babaya hürmet + eşin hukukuna riayet + makul sınırlar

olmalıdır.


18. KIYASLAMA MUHABBETİ ZEHİRLER

“Falancanın kocası böyle.”

“Falancanın karısı şöyle.”

“Arkadaşımın eşi ona şunu aldı.”

“Onların evi daha güzel.”

Sürekli kıyaslanan insan zamanla kendisini değersiz hisseder.

Sosyal medya bunu daha da artırabilir.

Çünkü insanlar genellikle hayatlarının güzel birkaç saniyesini gösterirler.

Sen ise kendi evliliğinin bütün problemlerini biliyorsun.

Sonra başkasının vitrinini, kendi evinin mutfağıyla kıyaslıyorsun.

Bu adil değildir.


19. MAHREMİYET AİLENİN KALESİDİR

Evlilikte yaşanan her problem arkadaşlara ve akrabalara anlatılmamalıdır.

Çünkü eşler barışabilir fakat anlattığın insanlar yaşananları unutmayabilir.

Özellikle eşinin:

kusurlarını,

mahrem özelliklerini,

özel konuşmalarını,

cinsel hayatını,

kişisel sırlarını

başkalarına anlatmak güveni ciddi biçimde zedeler.

Problem çözülemiyorsa elbette güvenilir ve ehil bir aile büyüğü, danışman veya uzman desteği alınabilir.

Ancak bunun amacı dedikodu değil:

çözüm olmalıdır.


20. ÇOCUKLAR EVLİLİĞİN ORTAK EMANETİDİR

Mehmet Yıldız'ın aile üzerine konuşmalarında aile ile çocuk terbiyesi birlikte ele alınır; Hayalhanem'in evlilik-aile içeriğinde de çocuk terbiyesi ayrı bir bölüm olarak işlenmektedir. (YouTube)

Çocuk eğitimi yalnız:

“Dersini çalış.”

“Telefonu bırak.”

“Namazını kıl.”

demek değildir.

Çocuk anne-babasının birbirine nasıl davrandığını da öğrenir.

Baba anneye bağırıyorsa çocuk bunu öğrenir.

Anne babayı sürekli küçümsüyorsa çocuk bunu öğrenir.

Ama evde:

saygı,

dua,

namaz,

merhamet,

özür,

affetme,

yardımlaşma

varsa çocuk bunları da öğrenir.

Çocuğa verilen en güçlü aile eğitimi:

anne-babanın yaşadığı örnektir.


21. AİLE SOFRASI KÜÇÜMSENMEMELİ

Modern hayat aileyi aynı evde yaşayan fakat birbirinden kopuk insanlara dönüştürebiliyor.

Baba telefonda.

Anne telefonda.

Çocuk tablette.

Televizyon açık.

Herkes aynı odada fakat kimse gerçekten beraber değil.

Bu nedenle mümkün olduğunca ailece yemek yemek, sohbet etmek, günün nasıl geçtiğini sormak çok değerlidir.

Bazen saadetli aile hayatının başlangıcı büyük programlar değildir.

Telefonları bir kenara koyup yirmi dakika birbirinin yüzüne bakabilmektir.


22. AFFETMEYİ BİLMEK

Evlilikte insan hata yapacaktır.

Yanlış kelime söyleyecektir.

Unutacaktır.

Bazen kıracaktır.

Bu nedenle iki kelime evlilikte çok önemlidir:

“ÖZÜR DİLERİM.”

Ve iki kelime daha:

“HAKKIMI HELAL EDİYORUM.”

Affetmek yanlış davranışı doğru kabul etmek değildir.

Affetmek:

geçmişin zehrini geleceğe taşımamaktır.

Fakat tekrar eden ağır haksızlıklarda affetmek, sınır koymamak anlamına da gelmez.


23. KANAAT VE ŞÜKÜR AİLE HUZURUNU KORUR

Maddi beklentiler ailelerin en önemli tartışma sebeplerinden biri olabilir.

Daha büyük ev.

Daha yeni araba.

Daha pahalı telefon.

Daha güzel tatil.

Daha gösterişli düğün.

İstekler sonsuz hâle gelirse insan elindekinin güzelliğini göremez.

Kur'an'ın ölçüsü:

“Şükrederseniz elbette size artırırım.”

(İbrahim, 14/7)

Ailede zaman zaman:

“Neyimiz eksik?”

yerine:

“Allah bize neler vermiş?”

diye sormak gerekir.


24. EVLİLİĞİ İBADETE DÖNÜŞTÜRMEK

Niyet birçok sıradan davranışı ibadete çevirebilir.

Ailene helal rızık götürmek.

Eşine yardım etmek.

Hasta eşine bakmak.

Çocuğunu yetiştirmek.

Eşinin sıkıntısını dinlemek.

Ailen için çalışmak.

Onlara güzel söz söylemek.

Bunların hepsi Allah rızası niyetiyle manevi değer kazanabilir.

Böylece evlilik:

“Ben bu ilişkiden ne kazanıyorum?”

hesabından çıkar;

“Bu aile içerisinde Allah'ın rızasını nasıl kazanabilirim?”

şuuruna yükselir.


25. AHİRETE İMAN AİLE SEVGİSİNİ DERİNLEŞTİRİR

Risale-i Nur'un aile saadeti anlayışında en derin noktalardan biri burasıdır.

Bediüzzaman, insanın evini küçük dünyası olarak görür ve ahirete iman o haneye hâkim olduğunda aile fertleri arasındaki sevginin ayrılık korkusundan kurtularak ebediyet ümidi kazandığını anlatır. (YouTube)

Düşünelim:

Çok sevdiğin eşin yaşlanıyor.

Normalde yaşlanmak ayrılığa yaklaşmaktır.

Fakat iman der ki:

“Bu beraberlik mezarda tamamen bitmek zorunda değildir.”

Çok sevdiğin annen yaşlanıyor.

Çocuğun büyüyor.

Sen yaşlanıyorsun.

Dünya değişiyor.

Fakat ahirete iman bütün bunlara başka bir pencere açar:

“Ebedî hayat var.”

İşte bundan dolayı Risale-i Nur perspektifinde ahiret inancı yalnız ölüm sonrasıyla ilgili bir mesele değildir.

Bugünkü aile sevgisinin kalitesini de değiştirir.


26. SAADETLİ AİLENİN FORMÜLÜ

Bütün anlatılanları bir araya getirdiğimizde Risale-i Nur ve Mehmet Yıldız'ın aile yaklaşımından hareketle şöyle bir saadet formülü çıkarabiliriz:

1. İman

Evliliğin manevi zemini.

2. Allah rızası

Sevginin yönü.

3. Muhabbet

Kalpleri birbirine bağlayan bağ.

4. Merhamet

Kusurlar karşısındaki sığınak.

5. Sadakat

Evliliğin omurgası.

6. Emniyet

Kalbin huzuru.

7. Hürmet

Sevginin davranışa dönüşmesi.

8. Sabır

Zor zamanların ilacı.

9. Fedakârlık

“Ben”den “biz”e geçiş.

10. Güzel iletişim

Kalpler arasındaki köprü.

11. Mahremiyet

Ailenin koruyucu duvarı.

12. Kanaat

Maddi huzurun anahtarı.

13. Şükür

Elindekinin değerini fark etmek.

14. Affetmek

Geçmişin yükünden kurtulmak.

15. Dua

Aileyi Allah'a emanet etmek.

16. Ahiret şuuru

Sevgiyi ebediyete yöneltmek.


27. EVLİLİKTE HER GÜN UYGULANABİLECEK 10 KÜÇÜK DAVRANIŞ

Her gün eşine en az bir güzel söz söyle.

Eve girerken selam ver ve güler yüz göster.

Günde en az bir defa teşekkür et.

Eşin konuşurken telefonu bırak.

Hatasını insanların yanında söyleme.

Küçük iyiliklerini fark et.

Öfkelendiğinde hemen hüküm verme.

Birlikte dua etmeye zaman ayır.

Gün içerisinde “Sana nasıl yardımcı olabilirim?” diye sor.

Uyumadan önce mümkünse kırgınlığı büyütmemeye çalış.

Çünkü büyük evlilikler çoğu zaman büyük hareketlerden değil:

her gün yapılan küçük iyiliklerin birikmesinden meydana gelir.


28. SAADETLİ EVİN MANEVİ PROGRAMI

Bir Müslüman aile için uygulanabilecek sade bir program şöyle olabilir:

Sabah:
Birbirine hayır dua ederek güne başlamak.

Gün içinde:
En az bir defa hâl hatır sormak.

Akşam:
Mümkün olduğunca ailece sofraya oturmak.

Yatsı civarı:
Birlikte veya ayrı ayrı ibadet için vakit ayırmak.

Haftada birkaç gün:
10-15 dakika Kur'an, hadis veya Risale-i Nur okumak.

Haftada bir:
Telefonların mümkün olduğunca geri planda olduğu aile zamanı oluşturmak.

Ayda bir:
“Evimizde neyi daha güzel yapabiliriz?” diye konuşmak.

Ama bu program baskıyla değil:

muhabbetle uygulanmalıdır.

Çünkü din aile içinde yalnız emir şeklinde sunulursa yorucu olabilir; güzel ahlakla yaşandığında sevdirici hâle gelir.


29. EVLİLİKTE EN TEHLİKELİ BEŞ HASTALIK

1. Ego

“Hep ben haklıyım.”

İlacı: Tevazu.

2. Kıyas

“Başkalarının eşi senden daha iyi.”

İlacı: Kanaat ve şükür.

3. Güvensizlik

“Acaba benden bir şey mi saklıyor?”

İlacı: Sadakat, şeffaflık ve emniyet.

4. İletişimsizlik

“Nasıl olsa anlamıyor.”

İlacı: Konuşmak ve gerçekten dinlemek.

5. Manevî uzaklaşma

Evin yalnız maddi ihtiyaçların karşılandığı yere dönüşmesi.

İlacı:

Namaz, dua, Kur'an, iman sohbeti ve Allah'ı beraber hatırlamak.


30. PEYGAMBER EFENDİMİZİN ﷺ AİLE ÖLÇÜSÜ

Resûlullah ﷺ aile saadetini yalnız teorik olarak anlatmadı.

Ailesine karşı şefkatliydi.

Onları dinlerdi.

Yardım ederdi.

Güzel söz söylerdi.

Şakalaşırdı.

Üzüntülerini önemserdi.

Böylece ümmetine çok önemli bir ölçü bıraktı:

“Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”

Demek ki bir insanın iyiliğinin önemli göstergelerinden biri:

evinin içindeki ahlakıdır.

Dışarıdaki insanlara güler yüz gösterip ailesini kırmak gerçek kemal değildir.


31. EVLİLİĞİN EN DERİN SIRRI

Belki bütün makalenin özünü tek bir düşüncede toplayabiliriz:

Eşini Allah'ın sana verdiği bir emanet olarak görmek.

O zaman eşinin kalbini kırarken iki defa düşünürsün.

Çünkü o kalbin sahibi sen değilsin.

Allah'ın yarattığı bir kuldur.

Ve bir gün Allah'a:

eşine nasıl davrandığının da hesabını vereceksin.

Bu düşünce evliliği sıradan bir birliktelikten çıkarır.

Evlilik artık:

emanet,

ibadet,

imtihan,

muhabbet,

sadakat

ve ebediyet yolculuğuna dönüşür.


SONUÇ: EVİ CENNETİN KÜÇÜK BİR NUMUNESİNE ÇEVİRMEK

Risale-i Nur'un aile anlayışında ev, insanın küçük dünyası ve bir nevi cenneti olarak görülür. (Risale-i Nur Külliyatı)

Fakat bu cennet kendiliğinden oluşmaz.

Onu eşler beraber kurar.

Duvarlarını sadakatle,
kapısını emniyetle,
pencerelerini muhabbetle,
çatısını merhametle,
temelini imanla kurarlar.

Mehmet Yıldız'ın vurguladığı şekilde mesele yalnız doğru insanı bulmak değildir.

Doğru insan olmaya çalışmaktır. (Timas)

Bu yüzden saadetli evlilikte insan şöyle düşünür:

“Eşim beni ne kadar mutlu ediyor?”

sorusundan önce:

“Ben eşimin huzuruna ne kadar vesile oluyorum?”

diye sorar.

Ve daha yüksek bir noktada iki eş beraber şöyle düşünür:

“Biz birbirimizi Allah'a yaklaştırabiliyor muyuz?”

Eğer cevap evetse, o evlilik yalnız dünyalık bir beraberlik olmaktan çıkar.

Dünyadan Cennete uzanan bir arkadaşlığa dönüşür.

Çünkü Risale-i Nur'un aile anlayışındaki en güzel hedeflerden biri şudur:

Eşini yalnız dünya arkadaşı değil, ebedî hayat arkadaşı olarak sevmek.

Böyle bir ailede sevgi sadece güzelliğe dayanmaz.

İmana dayanır.

Sadece gençliğe dayanmaz.

Vefaya dayanır.

Sadece menfaate dayanmaz.

Fedakârlığa dayanır.

Sadece “seni seviyorum” demeye dayanmaz.

Sevgiyi davranışla göstermeye dayanır.

Ve nihayetinde saadetli aile:

iki kusursuz insanın bir araya gelmesi değil; iki kusurlu insanın Allah'ın rızasını arayarak birbirinin kusurunu örttüğü, iyiliğine yardım ettiği, birlikte olgunlaştığı ve ebedî saadete beraber yürümeye çalıştığı bir rahmet yuvasıdır.

Aile İçin Kısa Dua

Allah'ım!

Eşlerimizin arasına muhabbet, merhamet, sadakat ve emniyet koy.

Evlerimizi kavga ve kırgınlığın değil, huzurun ve sekînetin mekânı eyle.

Birbirimizin kusurlarını büyütenlerden değil, iyiliklerini görenlerden eyle.

Öfkelendiğimizde sabır, hata ettiğimizde özür, haksızlığa uğradığımızda hikmet, nimet karşısında şükür nasip eyle.

Eşlerimizi birbirimizin imanına yardımcı eyle.

Çocuklarımızı gözümüzün nuru, milletimize ve ümmetimize hayırlı evlatlar eyle.

Hanelerimizi Kur'an'ın okunduğu, namazın kılındığı, güzel ahlakın yaşandığı küçük birer iman mektebi eyle.

Dünyadaki beraberliğimizi Senin rızana uygun yaşat.

Ve bizi sevdiklerimizle beraber Cennetinde de ebedî arkadaşlar eyle.

Âmin.

Bu makalede Mehmet Yıldız’a nispet edilen noktaları özellikle Mutlu Evliliğin Sırları kitabının yayınevi tanıtımı ve Hayalhanem’in aile konulu içeriğiyle; Risale kısmını ise özellikle Hanımlar Rehberi, On Birinci Şuâ/Sekizinci Mesele ve Emirdağ Lâhikası ekseninde temellendirdim. (Timas)

Mehmet Yıldız – Mutlu Evliliğin Sırları kitap sayfası
Risale-i Nur – Hanımlar Rehberi, İkinci Nükte

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Mutlu Evliliğin Sırları
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
Mutlu Evliliğin Sırları
İslamda Evlilik ve Nikah Ahdi
  • Salih Avcı
  • 17.08.2026
İslamda Evlilik ve Nikah Ahdi