- Salih Avcı
- 17.08.2026
İslam nazarında evlilik, yalnızca iki insanın aynı evi paylaşması değildir. İki insanın dünya yolculuğunu beraber yürütmesi, birbirinin imanına destek olması, kusurlarını örterek kemale doğru ilerlemesi ve Allah'ın izniyle ebedî hayatta da beraberliği arzulamasıdır.
Bediüzzaman Said Nursî, aile hayatını insanın “küçük bir dünyası” ve “bir nevi cenneti” olarak tarif eder. (Risale-i Nur Külliyatı)
Mehmet Yıldız'ın Mutlu Evliliğin Sırları eserinde öne çıkan düşüncelerden biri de şudur:
Doğru eşi aramadan önce doğru eş olmaya çalışmak gerekir.
Kitabın tanıtımında bu fikir, “Doğru eşi arayanın önce doğru eş olması gerekir” şeklinde ifade edilir. Ayrıca aile, ümmetin ve dolayısıyla toplumun temel çekirdeği olarak ele alınır. (Timas)
Dolayısıyla saadetli evliliğin ilk sırrı:
“Ben nasıl bir eş bulacağım?” sorusundan önce “Ben nasıl bir eş olacağım?” sorusunu sormaktır.
Bir evlilik yalnız güzellik, para, makam, heyecan veya dünyevî menfaat üzerine kurulursa bunların değişmesiyle evlilik de sarsılabilir.
Güzellik azalabilir.
Maddî durum değişebilir.
Gençlik geçebilir.
Sağlık bozulabilir.
Fakat eşler birbirlerini Allah'ın emaneti ve ahiret arkadaşı olarak görmeye başladıklarında evlilik çok daha sağlam bir zemine oturur.
Kur'an'ın aile hakkındaki en güzel ifadelerinden biri şudur:
“Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun ayetlerindendir.”
(Rûm, 30/21)
Ayette evliliğin üç önemli esası görülür:
Huzur — Sevgi — Merhamet
Demek ki evlilik sadece aşk değildir.
Aşkın yanına merhamet, merhametin yanına sadakat, sadakatin yanına sorumluluk, bunların tamamının üzerine de Allah rızası konulduğunda saadetli aile ortaya çıkar.
Risale-i Nur'un aile anlayışındaki en güçlü düşüncelerden biri budur.
Eş yalnızca birkaç on yıllık dünya arkadaşımız değildir.
İman perspektifinde eş:
ebedî hayat arkadaşlığı ümidi taşıyan bir yol arkadaşıdır.
Bediüzzaman, ahirete iman bir haneye girdiğinde aile fertleri arasındaki sevgi, şefkat ve bağlılığın artık yalnız kısa dünya hayatıyla ölçülmediğini; ebedî saadette devam edecek bir beraberlik düşüncesiyle hürmet, şefkat ve sadakatin yükseldiğini anlatır. (YouTube)
Bu bakış çok şeyi değiştirir.
Eşinin yaşlanmasına bakışın değişir.
Hastalığına bakışın değişir.
Kusurlarına bakışın değişir.
Fedakârlığa bakışın değişir.
Çünkü karşındaki insan:
“Bir süre beraber yaşayacağım kişi” değil,
“Allah nasip ederse Cennette de beraber olmak istediğim insan” hâline gelir.
Mehmet Yıldız'ın yaklaşımında önemli bir vurgu, insanın sürekli karşı tarafı değerlendirmek yerine kendisini de hesaba çekmesidir.
Modern insan çoğu zaman şöyle düşünür:
“Beni anlayacak biri olsun.”
“Beni sevsin.”
“Bana değer versin.”
“Bana sadık olsun.”
“Beni mutlu etsin.”
Fakat evliliğin asıl sorusu şudur:
Ben onu anlayabiliyor muyum?
Ben ona değer veriyor muyum?
Ben sadık mıyım?
Ben güvenilir miyim?
Ben onun hayatını güzelleştiriyor muyum?
Mehmet Yıldız'ın kitabının tanıtımındaki ifade bu düşünceyi güzel özetler:
“Sadık olanın yolu, sadıklarla kesişir. Doğru eşi arayanın önce doğru eş olması gerekir.” (Timas)
Bu sebeple evlilikte sürekli:
“O değişsin.”
demek yerine zaman zaman:
“Ben neyi değiştirebilirim?”
diye sormak gerekir.
Mehmet Yıldız'ın Mutlu Evliliğin Sırları kitabının tanıtımında dikkat çekilen güzel bir benzetme vardır:
“Muhabbet, iki tarafın birbirini sevmesi demektir ve ‘habbe’ kelimesinden gelmektedir. Habbe ise tohum demektir.” (Timas)
Bu benzetme evlilik açısından son derece anlamlıdır.
Evlendiğimiz insanın kalbine her gün bir şey ekiyoruz.
Bir güzel söz söylersen:
muhabbet tohumu ekersin.
Teşekkür edersen:
kıymet tohumu ekersin.
Sarılırsan:
emniyet tohumu ekersin.
Affedersen:
merhamet tohumu ekersin.
Hakaret edersen:
öfke tohumu ekersin.
Sürekli eleştirirsen:
yetersizlik tohumu ekersin.
Küçümsersen:
soğukluk tohumu ekersin.
Şüpheyle yaklaşırsan:
güvensizlik tohumu ekersin.
Yıllar sonra evlilikte biçtiğimiz mahsul, büyük ölçüde yıllarca birbirimizin kalbine ektiğimiz tohumlardan oluşur.
Mehmet Yıldız'ın kitabında modern aile hayatının önemli problemlerinden biri olarak güven meselesine dikkat çekilir. Kitabın tanıtımında, eşlerin birbirlerinin gözlerine bakmak yerine telefonlarını kontrol eder hâle gelmesi üzerinden güven kaybı eleştirilir. (satinal.timas.com.tr)
Sağlıklı evlilikte insan şunu hissedebilmelidir:
“Eşimin yanında güvendeyim.”
Bu güven yalnız sadakatsizlik yapmamak değildir.
Güven aynı zamanda:
Sırrını korumaktır.
Onu başkalarının yanında küçük düşürmemektir.
Zayıf noktalarını silah olarak kullanmamaktır.
Ailesine hakaret etmemektir.
Özel konuşmaları başkalarına taşımamaktır.
Verdiğin sözü tutmaktır.
Şüphe meydana getirecek davranışlardan kaçınmaktır.
Çünkü sevginin yaşayabilmesi için güvene ihtiyacı vardır.
Güvenin olmadığı yerde sevgi sürekli kendisini savunmak zorunda kalır.
Risale-i Nur aile hayatında sadakat ve emniyet kavramlarına büyük önem verir. Bediüzzaman, eşlerden birinin yanlışına karşı diğerinin de sadakatini bozmasının aile hayatını daha fazla tahrip edeceğini söyler. (Risale-i Nur Külliyatı)
Sadakat yalnız zina etmemek değildir.
Sadakat;
gözde,
dilde,
kalpte,
mesajlarda,
sosyal medyada,
arkadaşlıklarda,
sırlarda,
eşin olmadığı ortamlarda
devam etmelidir.
Gerçek sadakat:
Eşin yanındayken değil, yanında değilken de onun hukukunu koruyabilmektir.
Evlilikte tehlikeli hatalardan biri, eşin onlarca güzel özelliğini unutup birkaç kusuruna odaklanmaktır.
İnsan kusursuz değildir.
Sen kusursuz değilsin.
Eşin de kusursuz değildir.
Bu nedenle mutlu evlilik:
kusursuz iki insanın birleşmesi değildir.
Daha gerçekçi ifadeyle:
kusurları bulunan iki insanın birbirlerine merhamet ederek birlikte olgunlaşmasıdır.
Kur'an şöyle buyurur:
“Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadığınız bir şey olursa, olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda birçok hayır yaratmış olur.”
(Nisâ, 4/19)
Bu ayet aile hayatında çok önemli bir ölçüdür.
Eşinin bir özelliğinden hoşlanmıyorsan onun bütün şahsiyetini o kusurdan ibaret görme.
Belki başka birçok güzel tarafı vardır.
Risale-i Nur'da aile hayatında eşlerin birbirlerinin yanlışlarına karşı takınacakları tavır konusunda ıslah edici yaklaşım öne çıkar.
Ama burada önemli bir denge vardır.
Islah:
hakaret etmek değildir.
Bağırmak değildir.
Aşağılamak değildir.
Sürekli geçmişi hatırlatmak değildir.
İnsanların yanında mahcup etmek değildir.
Islah:
doğru zamanda, doğru sözle, merhametle iyiliğe yardımcı olmaktır.
Eşinin yanlışını düzeltirken onun şahsiyetini ezersen belki tartışmayı kazanırsın fakat kalbini kaybedersin.
Mutsuz ailelerde zamanla iki cephe oluşabilir:
Ben ve sen.
Saadetli ailede ise üçüncü bir kavram ortaya çıkar:
Problem olduğunda:
“Senin yüzünden böyle oldu.”
yerine:
“Bu problemi nasıl çözeriz?”
demek daha yapıcıdır.
“Sen beni hiç anlamıyorsun.”
yerine:
“Bu konuda kendimi anlaşılmamış hissediyorum.”
demek daha faydalıdır.
Eşler birbirlerinin rakibi değildir.
Evlilikte problem karşı tarafta değildir; problem, iki eşin beraber çözmesi gereken meseledir.
Bazı tartışmaların sonunda eşlerden biri haklı çıkar fakat evlilik yara alır.
Bu gerçek bir zafer değildir.
Bazen insan:
“Ben haklıyım.”
diye diye karşısındakinin kalbini kırabilir.
Saadetli ailede insan gerektiğinde:
özür dilemeyi,
susmayı,
affetmeyi,
konuyu kapatmayı
bilir.
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:
“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”
(Tirmizî)
Dolayısıyla gerçek güzel ahlak yalnız dışarıdaki insanlara gösterilen nezaket değildir.
Ahlakın en önemli imtihanlarından biri evin içinde başlar.
İnsan bazen dışarıda herkese karşı nazik olabilir.
İş arkadaşına gülümser.
Müşteriye sabreder.
Arkadaşının hatasını affeder.
Fakat eve gelince bütün sabrı tükenebilir.
Oysa insanın gerçek karakterinin en fazla ortaya çıktığı yerlerden biri ailesidir.
Eşine karşı:
“Teşekkür ederim.”
“Allah razı olsun.”
“Eline sağlık.”
“Bugün yorulmuşsun.”
“Ben yardımcı olayım.”
“Üzüldüğünü fark ettim.”
“Özür dilerim.”
gibi basit görünen sözler evlilik sermayesidir.
Muhabbet büyük hadiselerden çok küçük davranışların sürekli tekrarıyla büyür.
Gençlikte fiziksel güzellik ve romantik çekim güçlü olabilir.
Fakat insan yaşlanır.
Saçlar ağarır.
Yüz değişir.
Hastalıklar ortaya çıkar.
İşte burada evliliği taşıyan başka bir kuvvet belirginleşir:
Gençken:
“Seni seviyorum.”
diyen insan,
yaşlandığında:
“İlacını aldın mı?”
diye sormaya başlar.
Bazen bu ikinci cümle, birincisinden daha derin bir sevgi taşır.
Çünkü gerçek sevgi:
“Sen bana ne veriyorsun?”
değil,
“Ben senin için ne yapabilirim?”
sorusuna doğru ilerler.
Saadetli evlilikte sürekli matematik yapılmaz:
“Ben bunu yaptım, sen ne yaptın?”
“Ben üç defa aradım, sen iki defa aradın.”
“Ben senin ailene gittim, sen benim aileme gelmedin.”
Bu hesap büyüdükçe muhabbet küçülebilir.
Elbette evlilikte adalet gerekir.
Fakat sevgi yalnız muhasebeyle yaşayamaz.
Bazen eşlerden biri hasta olur.
Diğeri daha fazla yük taşır.
Bazen biri psikolojik olarak yorulur.
Diğeri destek olur.
Bazen maddî sıkıntı olur.
Beraber sabredilir.
İşte aile olmanın anlamı burada ortaya çıkar.
Risale-i Nur perspektifinde ideal aile yalnız beraber yaşayan insanların oluşturduğu bir yapı değildir.
Ev aynı zamanda manevi bir eğitim yuvası olabilir.
Bediüzzaman'ın ifadesiyle:
“Haneniz bir küçük Medrese-i Nuriye, bir mekteb-i irfan olsun.” (Said Nur)
Ne güzel bir aile modelidir:
Birlikte namaz kılmak.
Kur'an okumak.
Çocuklara dua öğretmek.
Helal-haram hassasiyetini yaşamak.
Birlikte dini sohbet dinlemek.
Birbirine sabrı hatırlatmak.
Birbirinin günahına yardımcı olmamak.
Birbirinin imanını kuvvetlendirmek.
Böylece ev yalnız:
yemek yenilen ve uyunan bir mekân
olmaktan çıkar;
imanın yaşandığı küçük bir medreseye dönüşür.
Risale-i Nur'da eşlerin birbirlerini yanlış davranışlara teşvik etmeleri ciddi biçimde eleştirilir; buna karşılık eşlerin birbirlerinin dindarlığını desteklemeleri saadetin unsurlarından biri olarak gösterilir. (Dualar Hazinesi)
Saadetli eş:
“Başkaları yapıyor, sen de yap.”
demez.
Bunun yerine:
“Allah'ın razı olduğu şekilde yaşayalım.”
der.
Çünkü gerçek sevgi yalnız eşinin bugünkü mutluluğunu istemek değildir.
Onun ebedî saadetini de istemektir.
Mutlu çiftler hiç tartışmayan çiftler değildir.
Fark şudur:
Tartışmayı evliliği yıkacak hâle getirmezler.
Tartışırken şu sınırlar korunmalıdır:
Hakaret edilmemeli.
Küfür edilmemeli.
Fiziksel şiddet asla kullanılmamalı.
Tehdit edilmemeli.
Sürekli “boşanırım” denmemeli.
Eski hatalar tekrar tekrar açılmamalı.
Eşin ailesi aşağılanmamalı.
Çocukların önünde kavga edilmemeli.
Mahrem sırlar başkalarına anlatılmamalı.
Öfke geçtikten sonra barışma yolu açık tutulmalı.
Özellikle şiddet, tehdit, ağır aşağılama veya sistematik istismar, “sabretmek” ya da “kusur örtmek” adına normalleştirilemez. Böyle durumlarda güvenliğin korunması ve ehil destek alınması gerekir.
Evlilik iki insan arasında gerçekleşse de aile çevreleriyle ilişkiler önemlidir.
Eşinin annesine veya babasına yapılan ağır bir hakaret çoğu zaman yalnız onlara değil, eşinin kalbine de dokunur.
Ancak bunun tersi de önemlidir:
Anne-baba sevgisi eşin hukukunu çiğnemeye dönüşmemelidir.
Sağlıklı ölçü:
Anne-babaya hürmet + eşin hukukuna riayet + makul sınırlar
olmalıdır.
“Falancanın kocası böyle.”
“Falancanın karısı şöyle.”
“Arkadaşımın eşi ona şunu aldı.”
“Onların evi daha güzel.”
Sürekli kıyaslanan insan zamanla kendisini değersiz hisseder.
Sosyal medya bunu daha da artırabilir.
Çünkü insanlar genellikle hayatlarının güzel birkaç saniyesini gösterirler.
Sen ise kendi evliliğinin bütün problemlerini biliyorsun.
Sonra başkasının vitrinini, kendi evinin mutfağıyla kıyaslıyorsun.
Bu adil değildir.
Evlilikte yaşanan her problem arkadaşlara ve akrabalara anlatılmamalıdır.
Çünkü eşler barışabilir fakat anlattığın insanlar yaşananları unutmayabilir.
Özellikle eşinin:
kusurlarını,
mahrem özelliklerini,
özel konuşmalarını,
cinsel hayatını,
kişisel sırlarını
başkalarına anlatmak güveni ciddi biçimde zedeler.
Problem çözülemiyorsa elbette güvenilir ve ehil bir aile büyüğü, danışman veya uzman desteği alınabilir.
Ancak bunun amacı dedikodu değil:
çözüm olmalıdır.
Mehmet Yıldız'ın aile üzerine konuşmalarında aile ile çocuk terbiyesi birlikte ele alınır; Hayalhanem'in evlilik-aile içeriğinde de çocuk terbiyesi ayrı bir bölüm olarak işlenmektedir. (YouTube)
Çocuk eğitimi yalnız:
“Dersini çalış.”
“Telefonu bırak.”
“Namazını kıl.”
demek değildir.
Çocuk anne-babasının birbirine nasıl davrandığını da öğrenir.
Baba anneye bağırıyorsa çocuk bunu öğrenir.
Anne babayı sürekli küçümsüyorsa çocuk bunu öğrenir.
Ama evde:
saygı,
dua,
namaz,
merhamet,
özür,
affetme,
yardımlaşma
varsa çocuk bunları da öğrenir.
Çocuğa verilen en güçlü aile eğitimi:
anne-babanın yaşadığı örnektir.
Modern hayat aileyi aynı evde yaşayan fakat birbirinden kopuk insanlara dönüştürebiliyor.
Baba telefonda.
Anne telefonda.
Çocuk tablette.
Televizyon açık.
Herkes aynı odada fakat kimse gerçekten beraber değil.
Bu nedenle mümkün olduğunca ailece yemek yemek, sohbet etmek, günün nasıl geçtiğini sormak çok değerlidir.
Bazen saadetli aile hayatının başlangıcı büyük programlar değildir.
Telefonları bir kenara koyup yirmi dakika birbirinin yüzüne bakabilmektir.
Evlilikte insan hata yapacaktır.
Yanlış kelime söyleyecektir.
Unutacaktır.
Bazen kıracaktır.
Bu nedenle iki kelime evlilikte çok önemlidir:
Ve iki kelime daha:
Affetmek yanlış davranışı doğru kabul etmek değildir.
Affetmek:
geçmişin zehrini geleceğe taşımamaktır.
Fakat tekrar eden ağır haksızlıklarda affetmek, sınır koymamak anlamına da gelmez.
Maddi beklentiler ailelerin en önemli tartışma sebeplerinden biri olabilir.
Daha büyük ev.
Daha yeni araba.
Daha pahalı telefon.
Daha güzel tatil.
Daha gösterişli düğün.
İstekler sonsuz hâle gelirse insan elindekinin güzelliğini göremez.
Kur'an'ın ölçüsü:
“Şükrederseniz elbette size artırırım.”
(İbrahim, 14/7)
Ailede zaman zaman:
“Neyimiz eksik?”
yerine:
“Allah bize neler vermiş?”
diye sormak gerekir.
Niyet birçok sıradan davranışı ibadete çevirebilir.
Ailene helal rızık götürmek.
Eşine yardım etmek.
Hasta eşine bakmak.
Çocuğunu yetiştirmek.
Eşinin sıkıntısını dinlemek.
Ailen için çalışmak.
Onlara güzel söz söylemek.
Bunların hepsi Allah rızası niyetiyle manevi değer kazanabilir.
Böylece evlilik:
“Ben bu ilişkiden ne kazanıyorum?”
hesabından çıkar;
“Bu aile içerisinde Allah'ın rızasını nasıl kazanabilirim?”
şuuruna yükselir.
Risale-i Nur'un aile saadeti anlayışında en derin noktalardan biri burasıdır.
Bediüzzaman, insanın evini küçük dünyası olarak görür ve ahirete iman o haneye hâkim olduğunda aile fertleri arasındaki sevginin ayrılık korkusundan kurtularak ebediyet ümidi kazandığını anlatır. (YouTube)
Düşünelim:
Çok sevdiğin eşin yaşlanıyor.
Normalde yaşlanmak ayrılığa yaklaşmaktır.
Fakat iman der ki:
“Bu beraberlik mezarda tamamen bitmek zorunda değildir.”
Çok sevdiğin annen yaşlanıyor.
Çocuğun büyüyor.
Sen yaşlanıyorsun.
Dünya değişiyor.
Fakat ahirete iman bütün bunlara başka bir pencere açar:
“Ebedî hayat var.”
İşte bundan dolayı Risale-i Nur perspektifinde ahiret inancı yalnız ölüm sonrasıyla ilgili bir mesele değildir.
Bugünkü aile sevgisinin kalitesini de değiştirir.
Bütün anlatılanları bir araya getirdiğimizde Risale-i Nur ve Mehmet Yıldız'ın aile yaklaşımından hareketle şöyle bir saadet formülü çıkarabiliriz:
Evliliğin manevi zemini.
Sevginin yönü.
Kalpleri birbirine bağlayan bağ.
Kusurlar karşısındaki sığınak.
Evliliğin omurgası.
Kalbin huzuru.
Sevginin davranışa dönüşmesi.
Zor zamanların ilacı.
“Ben”den “biz”e geçiş.
Kalpler arasındaki köprü.
Ailenin koruyucu duvarı.
Maddi huzurun anahtarı.
Elindekinin değerini fark etmek.
Geçmişin yükünden kurtulmak.
Aileyi Allah'a emanet etmek.
Sevgiyi ebediyete yöneltmek.
Her gün eşine en az bir güzel söz söyle.
Eve girerken selam ver ve güler yüz göster.
Günde en az bir defa teşekkür et.
Eşin konuşurken telefonu bırak.
Hatasını insanların yanında söyleme.
Küçük iyiliklerini fark et.
Öfkelendiğinde hemen hüküm verme.
Birlikte dua etmeye zaman ayır.
Gün içerisinde “Sana nasıl yardımcı olabilirim?” diye sor.
Uyumadan önce mümkünse kırgınlığı büyütmemeye çalış.
Çünkü büyük evlilikler çoğu zaman büyük hareketlerden değil:
her gün yapılan küçük iyiliklerin birikmesinden meydana gelir.
Bir Müslüman aile için uygulanabilecek sade bir program şöyle olabilir:
Sabah:
Birbirine hayır dua ederek güne başlamak.
Gün içinde:
En az bir defa hâl hatır sormak.
Akşam:
Mümkün olduğunca ailece sofraya oturmak.
Yatsı civarı:
Birlikte veya ayrı ayrı ibadet için vakit ayırmak.
Haftada birkaç gün:
10-15 dakika Kur'an, hadis veya Risale-i Nur okumak.
Haftada bir:
Telefonların mümkün olduğunca geri planda olduğu aile zamanı oluşturmak.
Ayda bir:
“Evimizde neyi daha güzel yapabiliriz?” diye konuşmak.
Ama bu program baskıyla değil:
muhabbetle uygulanmalıdır.
Çünkü din aile içinde yalnız emir şeklinde sunulursa yorucu olabilir; güzel ahlakla yaşandığında sevdirici hâle gelir.
“Hep ben haklıyım.”
İlacı: Tevazu.
“Başkalarının eşi senden daha iyi.”
İlacı: Kanaat ve şükür.
“Acaba benden bir şey mi saklıyor?”
İlacı: Sadakat, şeffaflık ve emniyet.
“Nasıl olsa anlamıyor.”
İlacı: Konuşmak ve gerçekten dinlemek.
Evin yalnız maddi ihtiyaçların karşılandığı yere dönüşmesi.
İlacı:
Namaz, dua, Kur'an, iman sohbeti ve Allah'ı beraber hatırlamak.
Resûlullah ﷺ aile saadetini yalnız teorik olarak anlatmadı.
Ailesine karşı şefkatliydi.
Onları dinlerdi.
Yardım ederdi.
Güzel söz söylerdi.
Şakalaşırdı.
Üzüntülerini önemserdi.
Böylece ümmetine çok önemli bir ölçü bıraktı:
“Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”
Demek ki bir insanın iyiliğinin önemli göstergelerinden biri:
evinin içindeki ahlakıdır.
Dışarıdaki insanlara güler yüz gösterip ailesini kırmak gerçek kemal değildir.
Belki bütün makalenin özünü tek bir düşüncede toplayabiliriz:
O zaman eşinin kalbini kırarken iki defa düşünürsün.
Çünkü o kalbin sahibi sen değilsin.
Allah'ın yarattığı bir kuldur.
Ve bir gün Allah'a:
eşine nasıl davrandığının da hesabını vereceksin.
Bu düşünce evliliği sıradan bir birliktelikten çıkarır.
Evlilik artık:
emanet,
ibadet,
imtihan,
muhabbet,
sadakat
ve ebediyet yolculuğuna dönüşür.
Risale-i Nur'un aile anlayışında ev, insanın küçük dünyası ve bir nevi cenneti olarak görülür. (Risale-i Nur Külliyatı)
Fakat bu cennet kendiliğinden oluşmaz.
Onu eşler beraber kurar.
Duvarlarını sadakatle,
kapısını emniyetle,
pencerelerini muhabbetle,
çatısını merhametle,
temelini imanla kurarlar.
Mehmet Yıldız'ın vurguladığı şekilde mesele yalnız doğru insanı bulmak değildir.
Doğru insan olmaya çalışmaktır. (Timas)
Bu yüzden saadetli evlilikte insan şöyle düşünür:
“Eşim beni ne kadar mutlu ediyor?”
sorusundan önce:
“Ben eşimin huzuruna ne kadar vesile oluyorum?”
diye sorar.
Ve daha yüksek bir noktada iki eş beraber şöyle düşünür:
Eğer cevap evetse, o evlilik yalnız dünyalık bir beraberlik olmaktan çıkar.
Dünyadan Cennete uzanan bir arkadaşlığa dönüşür.
Çünkü Risale-i Nur'un aile anlayışındaki en güzel hedeflerden biri şudur:
Böyle bir ailede sevgi sadece güzelliğe dayanmaz.
İmana dayanır.
Sadece gençliğe dayanmaz.
Vefaya dayanır.
Sadece menfaate dayanmaz.
Fedakârlığa dayanır.
Sadece “seni seviyorum” demeye dayanmaz.
Sevgiyi davranışla göstermeye dayanır.
Ve nihayetinde saadetli aile:
iki kusursuz insanın bir araya gelmesi değil; iki kusurlu insanın Allah'ın rızasını arayarak birbirinin kusurunu örttüğü, iyiliğine yardım ettiği, birlikte olgunlaştığı ve ebedî saadete beraber yürümeye çalıştığı bir rahmet yuvasıdır.
Allah'ım!
Eşlerimizin arasına muhabbet, merhamet, sadakat ve emniyet koy.
Evlerimizi kavga ve kırgınlığın değil, huzurun ve sekînetin mekânı eyle.
Birbirimizin kusurlarını büyütenlerden değil, iyiliklerini görenlerden eyle.
Öfkelendiğimizde sabır, hata ettiğimizde özür, haksızlığa uğradığımızda hikmet, nimet karşısında şükür nasip eyle.
Eşlerimizi birbirimizin imanına yardımcı eyle.
Çocuklarımızı gözümüzün nuru, milletimize ve ümmetimize hayırlı evlatlar eyle.
Hanelerimizi Kur'an'ın okunduğu, namazın kılındığı, güzel ahlakın yaşandığı küçük birer iman mektebi eyle.
Dünyadaki beraberliğimizi Senin rızana uygun yaşat.
Ve bizi sevdiklerimizle beraber Cennetinde de ebedî arkadaşlar eyle.
Âmin.
Bu makalede Mehmet Yıldız’a nispet edilen noktaları özellikle Mutlu Evliliğin Sırları kitabının yayınevi tanıtımı ve Hayalhanem’in aile konulu içeriğiyle; Risale kısmını ise özellikle Hanımlar Rehberi, On Birinci Şuâ/Sekizinci Mesele ve Emirdağ Lâhikası ekseninde temellendirdim. (Timas)
Mehmet Yıldız – Mutlu Evliliğin Sırları kitap sayfası
Risale-i Nur – Hanımlar Rehberi, İkinci Nükte
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.