18px

İNSAN KARACİĞERİNİN HİKMETLİ YAPISI VE FAALİYETLERİ


İNSAN KARACİĞERİNİN HİKMETLİ YAPISI VE FAALİYETLERİ

 

İNSAN KARACİĞERİNİN HİKMETLİ YAPISI VE FAALİYETLERİ

İnsan bedeninde gece gündüz çalışan, yüzlerce farklı biyokimyasal görevi aynı anda yürüten olağanüstü bir organ vardır: karaciğer.

Karaciğer; yediğimiz besinlerin işlenmesinden kan şekerinin dengelenmesine, bazı zararlı maddelerin dönüştürülmesinden safra üretimine, vitamin ve minerallerin depolanmasından kanın pıhtılaşması için gerekli bazı proteinlerin üretilmesine kadar çok geniş bir görev alanına sahiptir.

İnsan çoğu zaman karaciğerinin çalıştığını hissetmez. Biz uyurken, yürürken, yemek yerken veya günlük işlerimizle uğraşırken karaciğer hücrelerinde son derece yoğun bir faaliyet devam eder.

Bu yönüyle karaciğerin yapısını incelemek yalnızca insan anatomisini öğrenmek değildir. Aynı zamanda bedenimizdeki ölçü, düzen, yardımlaşma ve hassas dengeyi tefekkür etmeye de vesile olabilir.


1. KARACİĞER NEREDE BULUNUR?

Karaciğer, karın boşluğunun üst bölümünde ve büyük ölçüde sağ tarafta, diyaframın hemen altında bulunur.

Yetişkin bir insanda yaklaşık 1,5 kilogram civarında olan karaciğer, vücudun en büyük iç organlarından biridir ve en büyük bezidir.

Karaciğerin büyük bölümü sağ tarafta bulunmasına rağmen bir kısmı orta hattın soluna doğru uzanır.

Üst kısmında diyafram, alt tarafında ise mide, onikiparmak bağırsağı, safra kesesi ve diğer karın organlarıyla yakın komşuluk içerisindedir.

Bu konum karaciğerin görevleri açısından son derece elverişlidir. Çünkü bağırsaklarda emilen birçok madde, dolaşım yoluyla önce karaciğere ulaştırılır.


2. KARACİĞERE İKİ AYRI KAYNAKTAN KAN GELİR

Karaciğerin en dikkat çekici özelliklerinden biri iki farklı kaynaktan kan almasıdır.

Karaciğer atardamarı

Karaciğere oksijen bakımından zengin kan getirir. Böylece yoğun metabolik faaliyet gerçekleştiren karaciğer hücrelerinin oksijen ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunur.

Kapı toplardamarı

Sindirim sisteminden gelen ve emilmiş besin maddelerini taşıyan kanın önemli bölümünü karaciğere ulaştırır.

Böylece bağırsaklardan kana geçen maddeler doğrudan bütün vücuda dağılmadan önce önemli ölçüde karaciğerin metabolik işlemlerinden geçebilir.

Bu sistem adeta büyük bir şehrin girişindeki işleme, ayırma ve dağıtım merkezi gibidir.

Karaciğere gelen maddelerin bir kısmı kullanılır, bir kısmı dönüştürülür, bir kısmı depolanır ve ihtiyaç halinde tekrar dolaşıma verilir.


3. KARACİĞERİN MİKROSKOBİK DÜNYASI

Karaciğere dışarıdan baktığımızda tek parça büyük bir organ görürüz. Fakat mikroskobik seviyeye indiğimizde son derece karmaşık bir organizasyonla karşılaşırız.

Karaciğer dokusunun temel çalışan hücrelerinin büyük bölümünü karaciğer hücreleri oluşturur.

Bu hücrelerin çevresinde çok ince kan damarları ve safra kanalcıkları bulunur.

Kan ile karaciğer hücreleri arasında sürekli madde alışverişi gerçekleştirilirken üretilen safra başka bir kanal sistemiyle ters yönde taşınabilir.

Yani aynı küçücük bölgede:

  • kan dolaşımı,

  • besinlerin işlenmesi,

  • protein üretimi,

  • yağ metabolizması,

  • şeker metabolizması,

  • bazı zararlı maddelerin dönüştürülmesi

  • ve safra üretimi

gibi birçok işlem birlikte yürütülür.


4. KARACİĞER ADETA BİR KİMYA FABRİKASI GİBİDİR

Karaciğeri yalnızca bir “süzgeç” olarak düşünmek doğru değildir.

Karaciğer son derece aktif bir biyokimyasal üretim ve dönüşüm merkezidir.

Vücudumuzdaki karbonhidratların, yağların ve proteinlerin metabolizmasında önemli roller üstlenir.

Bu sebeple karaciğer için;

fabrika, depo, laboratuvar, dağıtım merkezi ve arıtma sistemi

benzetmelerinin tamamı belirli yönlerden kullanılabilir.

Fakat gerçekte karaciğer bunların hepsinden çok daha karmaşık biyolojik bir sistemdir.


5. KAN ŞEKERİNİN DENGELENMESİNE YARDIM EDER

Yemek yediğimizde bağırsaklardan kana glikoz geçer.

Kandaki glikoz miktarının sürekli çok yükselmesi veya çok düşmesi vücut için uygun değildir.

Karaciğer bu dengenin korunmasında önemli görev üstlenir.

İhtiyaç fazlası glikozun bir kısmı karaciğerde glikojen şeklinde depolanabilir.

Vücudun enerji ihtiyacı arttığında ise karaciğer depoladığı glikojeni parçalayarak kana glikoz verilmesine katkıda bulunabilir.

Açlık sırasında karaciğer bazı başka maddelerden de yeni glikoz oluşturabilir.

Böylece insan yemek yemediği saatlerde bile kan şekerinin belirli sınırlar içerisinde tutulmasına yardımcı olan önemli bir metabolik sistem çalışmaya devam eder.


6. KARACİĞER BİR ENERJİ DEPOSU GİBİ ÇALIŞIR

İnsan sürekli yemek yemek zorunda değildir.

Bir öğünde aldığımız enerji ile birkaç saat sonraki enerji ihtiyacımız arasında bağlantı kurulması gerekir.

İşte karaciğer bu sistemin önemli parçalarından biridir.

Yemek sonrasında gelen besinleri işler ve bazı enerji kaynaklarının depolanmasına yardımcı olur.

Daha sonra ihtiyaç ortaya çıktığında bu rezervlerin kullanılmasına katkıda bulunur.

Böylece bedenimiz:

“Besin geldi → hemen tamamını tüket”

şeklinde basit bir sistemle değil;

“Al → işle → depola → ihtiyaç zamanında kullan”

prensibiyle çalışır.

Bu düzen insan metabolizmasındaki dikkat çekici tasarruf ve denge örneklerinden biridir.


7. YAĞLARIN İŞLENMESİNDE KARACİĞERİN ROLÜ

Karaciğer yağ metabolizmasının da merkez organlarından biridir.

Yağ asitlerinin işlenmesi, kolesterol metabolizması ve çeşitli yağ taşıyıcı yapıların oluşturulması gibi çok sayıda işlem karaciğerle bağlantılıdır.

Kolesterol çoğu zaman yalnızca zararlı bir madde olarak düşünülür. Oysa normal miktarlardaki kolesterol hücre zarlarının yapısı ve bazı hormonların üretimi gibi önemli biyolojik süreçlerde kullanılır.

Asıl önemli olan vücuttaki üretim, taşıma ve kullanım sistemlerinin dengeli çalışmasıdır.

Karaciğer bu dengenin merkezindeki organlardan biridir.


8. PROTEİNLERİN İŞLENMESİ

Besinlerle aldığımız proteinler sindirim sisteminde daha küçük yapı taşlarına ayrılır.

Bu maddeler bağırsaklardan emildikten sonra karaciğer metabolizmasında çeşitli işlemlere uğrar.

Karaciğer aynı zamanda kandaki çok önemli bazı proteinleri üretir.

Bunlardan biri albümin adlı proteindir.

Albümin, kandaki sıvının damar içerisinde tutulmasına katkıda bulunur ve çeşitli maddelerin taşınmasında görev alır.

Karaciğer ayrıca kanın pıhtılaşmasında kullanılan birçok önemli proteinin üretildiği organdır.

Dolayısıyla ağır karaciğer hastalıklarında pıhtılaşma sistemi de etkilenebilir.


9. AMONYAĞIN ÜREYE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Protein metabolizması sırasında vücutta azot içeren bazı atık maddeler ortaya çıkar.

Bunlardan amonyak, yüksek miktarlarda özellikle sinir sistemi için zararlı olabilir.

Karaciğer amonyağın daha güvenli şekilde taşınabilecek üreye dönüştürülmesinde temel görev üstlenir.

Üre daha sonra kanla böbreklere taşınır ve idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırılır.

Burada karaciğer ve böbreklerin nasıl birlikte çalıştığını açıkça görebiliriz:

Protein metabolizması → amonyak → karaciğerde üre → böbrek → idrarla atılım

Tek bir atığın uzaklaştırılmasında dahi farklı organlar koordineli biçimde görev yapmaktadır.


10. KARACİĞER SAFRA ÜRETİR

Karaciğerin önemli görevlerinden biri de safra üretmektir.

Safra özellikle yağların sindirimi ve emilimine yardımcı olan bir sıvıdır.

Karaciğerde üretilen safra, safra yollarına aktarılır. Bir bölümü safra kesesinde depolanıp yoğunlaştırılabilir.

Yağ içeren bir öğün sonrasında ihtiyaç oluştuğunda safra, onikiparmak bağırsağına aktarılır.

Safra yağların büyük damlacıklar halinde kalması yerine daha küçük damlacıklara ayrılmasını kolaylaştırır.

Böylece yağları parçalayan sindirim enzimlerinin çalışabileceği yüzey alanı artar.


11. SAFRA KESESİ İLE KARACİĞER AYNI ORGAN DEĞİLDİR

Burada sık yapılan bir karışıklığı düzeltmek gerekir.

Safrayı esas olarak üreten organ karaciğerdir.

Safra kesesinin temel görevlerinden biri ise safrayı depolamak ve yoğunlaştırmaktır.

Dolayısıyla:

Karaciğer → safrayı üretir.

Safra kesesi → safrayı depolar ve yoğunlaştırır.

Safra yolları → safranın bağırsağa taşınmasını sağlar.

Bu üç yapı birlikte çalışan bir sistem meydana getirir.


12. BİLİRUBİNİN İŞLENMESİ

Yaşlanan kırmızı kan hücreleri parçalandığında hemoglobinin bileşenlerinden çeşitli maddeler ortaya çıkar.

Bunlardan biri bilirubin oluşumuna giden süreçtir.

Karaciğer bilirubinin işlenmesinde ve safra yoluyla vücuttan uzaklaştırılmaya hazırlanmasında önemli görev üstlenir.

Karaciğer veya safra yollarıyla ilgili bazı problemlerde bilirubin kanda artabilir.

Bunun sonucunda:

göz aklarında ve ciltte sararma

görülebilir.

Bu duruma sarılık denir.

Sarılık tek başına bir hastalık adı değil, farklı hastalıklarda ortaya çıkabilen bir bulgudur.


13. KARACİĞERİN “TEMİZLİK” GÖREVİ NASIL ÇALIŞIR?

Karaciğer hakkında sık kullanılan ifadelerden biri:

“Karaciğer kandaki zehirleri temizler.”

Bu genel olarak anlatımı kolaylaştırsa da bilimsel olarak daha doğru ifade şudur:

Karaciğer birçok ilacı, alkolü, metabolizma ürününü ve yabancı kimyasal maddeyi çeşitli enzim sistemleriyle kimyasal olarak dönüştürür.

Bu dönüşümler sonucunda maddeler bazen etkisizleştirilir, bazen suda daha kolay çözünür hale getirilir ve böbrekler veya safra aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılmaları kolaylaştırılır.

Dolayısıyla karaciğer basit bir filtre değildir.

Adeta molekülleri tanıyan ve onları kimyasal işlemlerden geçiren büyük bir biyokimya laboratuvarıdır.


14. İLAÇLAR NEDEN KARACİĞERLE YAKINDAN İLGİLİDİR?

Ağızdan aldığımız birçok ilaç bağırsaklardan emildikten sonra karaciğere ulaşır.

Karaciğerde bulunan enzimler bu ilaçların önemli bir bölümünü metabolize eder.

Bu nedenle bazı ilaçların gereğinden fazla kullanılması veya bazı ilaçların birlikte alınması karaciğer üzerinde zararlı etkilere yol açabilir.

Özellikle yüksek dozda veya yanlış kullanılan bazı ilaçlar ciddi karaciğer hasarına neden olabilir.

Bu yüzden:

“İlaçtır, nasıl olsa zararsızdır.”

düşüncesi doğru değildir.

İlaçlar doktor ve eczacı önerilerine uygun kullanılmalıdır.


15. KARACİĞER VİTAMİN VE MİNERAL DEPOLAYABİLİR

Karaciğer yalnızca enerji depolamaz.

Bazı vitamin ve mineraller için de önemli bir depo görevi görür.

Örneğin karaciğerde çeşitli miktarlarda:

  • A vitamini,

  • B12 vitamini,

  • demir,

  • bakır

gibi maddeler depolanabilir.

Böylece alınan bazı besin öğelerinin tamamının aynı anda kullanılmasına gerek kalmaz.

İhtiyaç olduğunda depolardan yararlanılabilir.

Bu özellik bedenimizdeki stoklama ve ihtiyaç zamanında kullanma sisteminin güzel örneklerinden biridir.


16. KARACİĞER VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Karaciğer yalnızca besin metabolizmasıyla ilgilenmez.

Bağışıklık sistemiyle de yakın ilişkilidir.

Bağırsaklardan karaciğere gelen kan, yalnızca besin maddelerini değil, bağırsak ortamından kaynaklanabilecek çeşitli yabancı yapıları da taşıyabilir.

Karaciğer içerisindeki bazı özel bağışıklık hücreleri bu maddelerin kontrol edilmesine katkıda bulunur.

Böylece karaciğer sindirim sistemi ile genel dolaşım arasında önemli bir biyolojik kontrol noktası görevi de görür.


17. KARACİĞERİN KENDİNİ YENİLEME KABİLİYETİ

Karaciğerin en dikkat çekici özelliklerinden biri yenilenme kapasitesidir.

Karaciğer dokusunun bir bölümü kaybedildiğinde kalan sağlıklı doku uygun şartlarda büyüyerek organın işlevsel kapasitesinin önemli ölçüde yeniden kazanılmasını sağlayabilir.

Ancak bu özellik yanlış anlaşılmamalıdır.

Karaciğer:

“Ne kadar zarar görürse görsün tamamen eski haline gelir.”

demek değildir.

Uzun süre devam eden ağır hasar sonucunda normal karaciğer dokusunun yerini yara dokusu alabilir.

İleri derecede yara dokusu oluşması siroz tablosuna kadar ilerleyebilir.

Bu nedenle karaciğerin yenilenme yeteneği, onu ihmal etmek için değil, ne kadar dikkat çekici bir biyolojik kapasiteye sahip olduğunu anlamak için önemlidir.


18. YAĞLI KARACİĞER

Günümüzde sık karşılaşılan karaciğer sorunlarından biri karaciğerde aşırı yağ birikmesidir.

Fazla kilo, metabolik sorunlar, insülin direnci, diyabet, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam gibi faktörler yağlı karaciğer gelişimiyle ilişkili olabilir.

Bazı insanlarda basit yağlanma olarak kalabilirken bazılarında iltihaplanma ve zamanla karaciğer dokusunda hasar gelişebilir.

Bu nedenle karaciğer yağlanması küçümsenmemelidir.


19. HEPATİT NEDİR?

“Hepatit” kelimesi genel anlamıyla karaciğer iltihabı anlamına gelir.

Bunun çok farklı sebepleri olabilir.

Bazı virüsler karaciğerde enfeksiyona neden olabilir. Hepatit A, B ve C bunların bilinen örneklerindendir.

Ancak hepatit yalnızca virüslerden kaynaklanmaz.

Bazı ilaçlar, bağışıklık sistemi hastalıkları, alkol ve başka nedenler de karaciğer iltihabına yol açabilir.


20. SİROZ NEDİR?

Karaciğer uzun süre ve ciddi biçimde hasar gördüğünde normal dokunun yerini giderek yara dokusu alabilir.

İleri evrede karaciğerin normal mimarisi bozulabilir ve görevlerini yerine getirmesi zorlaşabilir.

Bu tablo siroz olarak adlandırılır.

Sirozun birçok farklı nedeni vardır.

Bu nedenle siroz yalnızca alkol kullanımına bağlı bir hastalık değildir.

Kronik viral hepatitler, bazı metabolik hastalıklar ve uzun süreli yağlı karaciğer hastalığı gibi başka sebepler de siroza yol açabilir.


21. KARACİĞER BOZUKLUĞUNUN BELİRTİLERİ NELER OLABİLİR?

Karaciğer hastalıklarının önemli bir kısmı erken dönemde belirgin şikâyet oluşturmayabilir.

İlerleyen durumlarda ise kişiden kişiye değişmek üzere:

  • halsizlik,

  • iştahsızlık,

  • bulantı,

  • karın bölgesinde rahatsızlık,

  • ciltte veya gözlerde sararma,

  • koyu renkli idrar,

  • karında şişme,

  • bacaklarda şişlik,

  • kolay morarma veya kanama

gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Ancak bu belirtiler yalnızca karaciğer hastalıklarına özgü değildir.

Bu nedenle böyle bir durumda tanı koymak için doktor değerlendirmesi gerekir.


22. KARACİĞERİ NASIL KORUYABİLİRİZ?

Karaciğeri korumak için mucizevi bir “detoks” ürününe ihtiyaç yoktur.

Sağlıklı bir karaciğer zaten vücudun doğal metabolik ve arındırma sistemlerinin merkezindeki organlardan biridir.

Karaciğer sağlığını desteklemek için:

  • dengeli beslenmek,

  • sağlıklı vücut ağırlığını korumak,

  • düzenli hareket etmek,

  • gereksiz ilaç kullanmamak,

  • alkolün karaciğer üzerindeki zararlarını dikkate almak,

  • hepatitlerden korunma yollarını öğrenmek,

  • gerekli durumlarda aşı olmak,

  • doktorun önerdiği sağlık kontrollerini yaptırmak

önemlidir.

Özellikle internette satılan ve içeriği belirsiz “karaciğer temizleme” ürünlerinin bilinçsiz kullanımı doğru değildir. Bazı bitkisel ürünler ve takviyeler dahi karaciğere zarar verebilir.


23. KARACİĞER, BAĞIRSAK, PANKREAS VE BÖBREKLER ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİ

İnsan vücudunda organları birbirinden tamamen bağımsız düşünmek mümkün değildir.

Bir lokma yemek yediğimizi düşünelim.

Ağızda başlayan sindirim mideye geçer.

Besinler ince bağırsakta parçalanmaya devam eder.

Pankreas sindirim enzimleri gönderir.

Karaciğer safra üretir.

Safra sistemi yağların sindirilmesine yardımcı olur.

Bağırsaklardan emilen besinlerin önemli bir bölümü kapı toplardamarıyla karaciğere gelir.

Karaciğer bunları işler.

Metabolizma sonucunda oluşan bazı atık maddeler böbreklere gönderilir.

Böbrekler bunları idrarla uzaklaştırır.

Yani:

Ağız → mide → bağırsak → pankreas → karaciğer → dolaşım → böbrek

arasında sürekli bir yardımlaşma vardır.

Bu durum insan bedeninin birbirinden kopuk parçaların toplamı değil, birbiriyle haberleşen bütüncül bir sistem olduğunu gösterir.


24. BİR KARACİĞER HÜCRESİNDEKİ MUAZZAM FAALİYET

Şimdi karaciğere biraz daha yakından bakalım.

Tek bir karaciğer hücresinin içerisinde bile:

enzimler çalışır,

proteinler üretilir,

yağlar işlenir,

glikoz metabolizması düzenlenir,

zararlı olabilecek bazı moleküller dönüştürülür,

enerji üretilir,

hücre zarından sürekli maddeler geçirilir.

Üstelik bütün bunlar gözle göremeyeceğimiz kadar küçük bir alanda gerçekleşmektedir.

Milyarlarca hücrenin uyumlu faaliyetleri birleştiğinde ise karşımıza tek bir organın düzenli çalışması çıkar.


25. TEFEKKÜR PENCERESİ: BİR ORGAN, YÜZLERCE VAZİFE

Karaciğer üzerinde tefekkür edildiğinde dikkat çekici noktalardan biri çok farklı vazifelerin tek bir sistem içerisinde bir araya getirilmiş olmasıdır.

Karaciğer;

besini işler,

enerjiyi depolar,

kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur,

safra üretir,

bazı proteinleri üretir,

bazı vitamin ve mineralleri depolar,

ilaç ve yabancı maddelerin metabolizmasında görev alır,

bağışıklık sistemine katkıda bulunur,

atık maddelerin uzaklaştırılmasına hazırlanmasına yardım eder.

Bu kadar farklı vazifenin aynı organ içerisinde birbirini bozmayacak biçimde yürütülmesi insanı düşünmeye sevk eder.

Kur’ân-ı Kerîm insanın kendi yaratılışı üzerinde düşünmesine dikkat çeker:

“Kesin olarak inananlar için yeryüzünde nice deliller vardır. Kendi nefislerinizde de. Hâlâ görmeyecek misiniz?”

(Zâriyât Suresi, 20–21)

İnsan bedenine bu nazarla bakıldığında karaciğer yalnızca biyolojik bir organ olarak değil; ölçü, nizam, hikmet ve yardımlaşmanın görüldüğü bir tefekkür penceresi olarak da okunabilir.


26. RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN BEDENE BAKIŞ

Risale-i Nur'daki tefekkür yönteminde insan bedeni başıboş ve manasız bir yapı olarak değil; çok sayıda sistemin son derece düzenli biçimde birlikte çalıştığı bir sanat eseri olarak ele alınır.

Bu bakış açısından karaciğeri düşündüğümüzde önemli bir hakikat ortaya çıkar:

Karaciğer hücrelerinin aklı ve şuuru yoktur.

Bir karaciğer hücresi insanın bugün ne kadar enerjiye ihtiyacı olduğunu kendi başına bilemez.

Safra, bağırsaktaki sindirim ihtiyacını kendi iradesiyle hesaplamaz.

Karaciğer dokusu hangi proteinin ne zaman gerekli olduğunu düşünüp karar veren bağımsız bir varlık değildir.

Buna rağmen insan bedenindeki hormonlar, sinir sistemi, dolaşım sistemi, sindirim sistemi ve hücresel mekanizmalar birlikte çalışarak son derece hassas dengelerin korunmasına katkıda bulunur.

İmanî tefekkür açısından bu düzen; ilim, irade, kudret, hikmet ve rahmet kavramları üzerinde düşünmeye vesile olabilir.

Bilim bu sistemlerin nasıl çalıştığını araştırır ve açıklamaya çalışır.

Tefekkür ise insanı:

“Bu ölçü, düzen ve fayda bize ne düşündürüyor?”

sorusuna yöneltebilir.

Bu iki bakış birbirine karıştırılmadan birlikte değerlendirildiğinde insan hem bedenini daha iyi tanır hem de yaratılış üzerinde daha derin düşünme imkânı bulabilir.


27. KARACİĞERİN SESSİZ HİZMETİ

Kalbin atışını bazen hissederiz.

Nefes aldığımızı fark ederiz.

Yemek yerken midemizin dolduğunu anlayabiliriz.

Fakat karaciğerimizin gerçekleştirdiği binlerce biyokimyasal işlemin hiçbirini günlük hayatımızda doğrudan hissetmeyiz.

İnsan gece uyurken bile karaciğer faaliyetlerine devam eder.

Kan gelir.

Maddeler işlenir.

Proteinler üretilir.

Enerji metabolizması devam eder.

Safra üretilir.

Çeşitli maddeler dönüştürülür.

Bütün bunlar insanın bilinçli bir müdahalesi olmadan gerçekleşir.

İnsan:

“Şimdi karaciğerim kan şekerimi düzenlesin.”

diye emir vermez.

Karaciğerin hangi enzimini çalıştıracağını da düşünmez.

İşte bedenimizde irademiz dışında devam eden bu düzenli faaliyetler, insanın kendi vücudunu tefekkür etmesi için son derece zengin bir alan sunmaktadır.


SONUÇ: İÇİMİZDEKİ SESSİZ BİYOKİMYA MERKEZİ

Karaciğer sıradan bir organ değildir.

Bir yönüyle üretim merkezi,
bir yönüyle enerji deposu,
bir yönüyle kimya laboratuvarı,
bir yönüyle dağıtım merkezi,
bir yönüyle dönüştürme ve arındırma sistemi,
bir yönüyle de savunma sisteminin destek noktasıdır.

Üstelik bütün bu görevleri aynı anda yürütür.

İnsan karaciğerinin çalışmasını çoğu zaman fark etmez; fakat hayatımızın devamı onun sağlıklı çalışmasına büyük ölçüde bağlıdır.

Karaciğerdeki bu olağanüstü biyolojik organizasyon bize insan bedeninin ne kadar hassas dengeler üzerine kurulduğunu gösterir.

Bir lokma besinin alınmasından enerjiye çevrilmesine, fazlasının depolanmasından ihtiyaç halinde tekrar kullanılmasına, zararlı maddelerin dönüştürülmesinden atıkların uzaklaştırılmasına kadar sayısız süreç birbirine bağlanmıştır.

Bu nedenle karaciğeri öğrenmek yalnızca anatomi öğrenmek değildir.

Aynı zamanda insanın kendi bedenindeki ölçüyü, düzeni, yardımlaşmayı ve hikmeti fark etmesine vesile olabilir.

Bedenimize baktığımızda sessizce çalışan milyarlarca hücrenin ve birbirine yardım eden organların faaliyetlerini görürüz.

Karaciğer de bu büyük sistemin en dikkat çekici merkezlerinden biridir.

Bize düşen; bu kıymetli organın değerini bilmek, sağlığını korumak ve bedenimizdeki bu büyük düzen üzerinde tefekkür etmektir.

İsterseniz bunu bir sonraki aşamada “Kur’ân, sahih hadisler, Risale-i Nur ve modern tıp perspektifinden İnsan Karaciğerinin Hikmetli Yaratılışı” başlığıyla daha da genişletip, her bölümün altına Türkçe yazılı özel görseller yerleştirilecek biçimde hazırlayabilirim.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Bal Mühendisi Arılar
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
Bal Mühendisi Arılar
SOMON BALIKLARININ YOLCULUĞU
  • Salih Avcı
  • 06.01.2025
SOMON BALIKLARININ YOLCULUĞU
Big Bang Teorisi
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Big Bang Teorisi
Entropi Yasası Ve Kıyamet
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Entropi Yasası Ve Kıyamet
İLK YARDIM
  • Salih Avcı
  • 04.09.2026
İLK YARDIM