- Salih Avcı
- 21.02.2023
İnsan gözü yalnızca görmeyi sağlayan bir organ değildir. Gözün önünde sürekli çalışan göz kapakları, kirpikler, gözyaşı bezleri, Meibomian bezleri, gözyaşı filmi ve gözyaşı tahliye yolları, hassas kornea yüzeyini koruyan bütünleşik bir sistem oluşturur. Göz kapağının kapanması yalnızca mekanik bir örtme hareketi değildir; her kırpışta gözyaşı yeniden yayılır, göz yüzeyi temizlenir, buharlaşma azaltılır ve optik yüzey yeniden düzgünleştirilir. (TeachMeAnatomy)
İman ve tefekkür açısından bakıldığında ise bu hassas iş bölümü; ölçü, düzen, koruma, temizlik ve devamlılık kavramları üzerinde düşünmeye güçlü bir vesile teşkil eder. Bilimin açıklaması mekanizmanın nasıl işlediğini ortaya koyarken, hikmet okuması bu düzenin insana ne düşündürdüğü üzerinde durur.
Göz kapakları, göz küresinin ön tarafını örten son derece hareketli dokulardır. Temel görevleri arasında gözü dış etkilerden ve aşırı ışıktan korumak ve gözyaşını göz yüzeyine dağıtmak bulunur. (TeachMeAnatomy)
Göz kapağını basit bir deri parçası olarak düşünmek yanıltıcıdır. Anatomik olarak başlıca şu yapılar birlikte çalışır:
Çok ince deri ve deri altı dokusu
Gözü kapatan orbicularis oculi kası
Kapağa biçim ve dayanıklılık sağlayan tarsal plak
Üst kapağın kaldırılmasında görev alan levator sistemi
Kapağın iç yüzünü döşeyen konjonktiva
Kirpikler ve bunlarla ilişkili küçük bezler
Gözyaşının yağ tabakasına katkı sağlayan Meibomian bezleri
NCBI'nin anatomik kaynakları, göz kapağı derisinin vücuttaki en ince deri bölgelerinden biri olduğunu ve göz kapağının gözyaşı dağılımı, tahliyesi ve göz yüzeyinin korunmasında önemli rol oynadığını belirtir. (Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Burada dikkate değer bir mühendislik dengesi vardır: Kapak, koruma sağlayacak kadar sağlam; saniyeler içinde defalarca hareket edebilecek kadar hafif ve esnektir.
Göz kırpmak günlük hayatımızın en sıradan hareketlerinden biridir. Fakat bu küçük hareket sırasında birkaç iş aynı anda gerçekleştirilir.
Üst göz kapağı aşağı inerken göz yüzeyini süpürür. Ardından yeniden açılır. Bu hareket sırasında gözyaşı filmi kornea ve konjonktiva üzerine yeniden dağıtılır. Gözyaşının bir bölümü gözün buruna yakın iç köşesine yönlendirilerek tahliye sistemine taşınır. Göz kapağı hareketi böylece gözyaşı dolaşımının mekanik parçalarından biri hâline gelir. (EyePlastics)
Bunu küçük bir otomatik bakım döngüsü gibi düşünebiliriz:
Kırpma → gözyaşını yayma → yüzeyi ıslatma → optik yüzeyi düzeltme → yabancı maddeleri uzaklaştırma → fazla gözyaşını tahliyeye yönlendirme.
Üstelik bunların çoğu insanın bilinçli emir vermesine gerek kalmadan gerçekleşir.
Gözyaşının yalnızca ağladığımız zaman ortaya çıktığını düşünmek de doğru değildir. Sağlıklı göz yüzeyinde sürekli ince bir gözyaşı filmi bulunur.
Gözyaşında su ve elektrolitlerin yanında çok sayıda protein ve koruyucu molekül bulunur. Örneğin lizozim gibi bazı moleküller mikroorganizmalara karşı savunmaya katkı sağlar. (Emap)
Dolayısıyla gözyaşı;
nemlendirici + temizleyici + koruyucu + optik yüzey düzenleyici
özellikleri aynı sistem içinde birleştirir.
Geleneksel anlatımda gözyaşı filmi üç temel bileşen üzerinden açıklanır:
Lipid (yağ) bileşeni – sulu bileşen – müsin bileşeni.
Gerçekte bunlar tamamen birbirinden kopuk üç levha gibi değil, birbirleriyle etkileşen karmaşık bir film meydana getirir. Fakat üçlü model, görevleri anlamak için oldukça faydalıdır. (Kenhub)
Büyük ölçüde göz kapaklarındaki Meibomian bezlerinin salgılarıyla oluşturulur.
En önemli işlevlerinden biri gözyaşının aşırı hızlı buharlaşmasını engellemektir. (ScienceDirect)
Adeta suyun üzerine serilmiş mikroskobik bir koruyucu örtü gibidir.
Ana ve yardımcı gözyaşı bezlerinin salgılarıyla desteklenir.
Göz yüzeyini nemli tutar; elektrolitleri ve çeşitli koruyucu molekülleri taşır.
Konjonktivadaki goblet hücreleri ve göz yüzeyindeki müsin/glycocalyx sistemi, gözyaşının hidrofobik olmaya eğilimli epitel yüzeyine düzgün biçimde yayılmasına yardımcı olur. (Kenhub)
Böylece birkaç mikrometre ölçeğindeki son derece ince bir tabaka, görme sisteminin önünde sürekli yenilenen bir ara yüz oluşturur.
Gözyaşının en az bilinen görevlerinden biri budur.
Kornea son derece güçlü bir kırıcı yüzeydir. Fakat mikroskobik ölçekte epitel yüzeyi tamamen pürüzsüz değildir. Gözyaşı filmi bu küçük düzensizliklerin üzerini örterek ışığın geçtiği daha düzgün bir optik yüzey oluşturur.
Bu nedenle gözyaşı filmi bozulduğunda kişi bazen yalnızca yanma veya batma yaşamaz; dalgalanan veya geçici bulanık görme de yaşayabilir.
Bir anlamda gözyaşı, gözün önündeki sürekli yenilenen şeffaf optik ciladır.
Göz kapağının iç yapısında uzunlamasına yerleşmiş çok sayıda Meibomian bezi bulunur.
Bu bezlerin kanalları göz kapağı kenarına açılır. Ürettikleri yağlı salgı gözyaşı filminin yüzey tabakasına katkıda bulunur.
Bu küçük bezlerin önemi, işlevleri bozulduğunda daha açık anlaşılır. Yağ tabakası yeterince sağlıklı olmadığında gözyaşı daha hızlı buharlaşabilir ve evaporatif kuru göz gelişimine katkıda bulunabilir.
Buradaki hikmetli iş bölümüne dikkat edilebilir:
Gözyaşı bezi su bileşenini sağlar; Meibomian bezleri buharlaşmayı sınırlayan yağ bileşenine katkıda bulunur; müsin sistemi sıvının yüzeye tutunmasına yardım eder; göz kapağı ise hepsini gözün üzerine dağıtır.
Tek bir unsur değil, bir sistem çalışmaktadır.
Ana gözyaşı bezi göz çukurunun üst-dış bölümünde bulunur. Anatomik olarak orbital ve palpebral bölümlere ayrılır ve kanalları aracılığıyla salgısını göz yüzeyine ulaştırır. (ScienceDirect)
Bu konum da işlev açısından anlamlıdır.
Gözyaşı dış-üst taraftan göz yüzeyine gelirken kırpma hareketleri sıvının kornea üzerinde dağılmasına ve sonunda buruna yakın iç tarafa taşınmasına yardımcı olur.
Yani sistem kabaca:
üretim → dağıtım → kullanım → toplama → tahliye
düzeniyle çalışır.
Gözyaşı sisteminin en etkileyici bölümlerinden biri tahliye mekanizmasıdır.
Gözün buruna yakın köşesinde üst ve alt göz kapağında lacrimal punctum adı verilen çok küçük açıklıklar bulunur.
Gözyaşı buradan:
Punctum
↓
Kanaliküller
↓
Gözyaşı kesesi
↓
Nazolakrimal kanal
↓
Burun boşluğu
yolunu takip eder. (EyePlastics)
Bu nedenle ağladığımızda burnumuzun akması tesadüf değildir. Gözyaşı ile burun arasında gerçek bir anatomik kanal sistemi vardır.
Hatta bazı göz damlalarının ardından ağızda ilacın tadının hissedilebilmesinin sebeplerinden biri de gözyaşı drenaj sisteminin burun boşluğuyla bağlantısıdır. (NAO)
Gözyaşı yalnızca yer çekimiyle tahliye edilmez.
Göz kırpma hareketi, gözyaşı drenaj sisteminin çalışmasına mekanik olarak yardımcı olur. Bu nedenle göz kapağı ile gözyaşı kanalları birbirinden bağımsız iki yapı değildir.
Kapak hareketi → gözyaşının iç köşeye yönlendirilmesi → punctumlardan alınması → drenaj sistemine aktarılması
şeklinde koordineli bir süreç gerçekleşir. Göz kapağı hareketinin lacrimal pompa mekanizmasına katkısı oftalmolojik anatominin önemli unsurlarındandır. (fmhs.auckland.ac.nz)
Burada dikkate değer nokta, aynı hareketin hem temizlik, hem yağlama, hem optik düzenleme, hem de tahliye işlerine katkıda bulunmasıdır.
Kirpikler yalnızca estetik yapılar değildir.
Göz kapağının kenarında yer alarak büyük yabancı maddelere karşı fiziksel bir sınır oluştururlar. Kirpik çevresinin uyarılması da koruyucu göz kırpma refleksini harekete geçirebilir.
Böylece sistem tehlikeyi yalnızca karşıladıktan sonra temizlemeye değil, mümkün olduğunca göze ulaşmadan engellemeye de çalışır.
Kaş → kirpik → göz kapağı → gözyaşı → kornea refleksi şeklinde birbirini tamamlayan koruyucu katmanlar düşünülebilir.
Göze toz, duman veya tahriş edici bir madde geldiğinde gözyaşı üretimi hızla artabilir.
Bu artışın önemli bir amacı tahriş edici maddeyi seyreltmek ve göz yüzeyinden uzaklaştırmaktır.
Aynı anda göz kırpma refleksi de artabilir.
Yani savunma:
algılama → refleks → göz kapağının kapanması → gözyaşının artması → yıkama ve uzaklaştırma
şeklinde bütünleşmiş hâle gelir.
Uyuduğumuz zaman görmeye ihtiyacımız azalır fakat korneanın korunması devam etmelidir.
Kapalı göz kapakları;
korneayı mekanik olarak örter, çevresel hava akımına doğrudan maruziyeti azaltır ve göz yüzeyinin nem dengesinin korunmasına yardımcı olur.
Dolayısıyla uyku sırasında bilinç büyük ölçüde çevreden çekilirken gözün korunması kesilmez.
İnsan uyur; fakat koruyucu sistem çalışmaya devam eder.
İnsan gözyaşı yalnızca kornea bakımının bir parçası değildir. İnsan güçlü duygular sırasında da ağlayabilir.
Üzüntü, sevinç, özlem, korku veya yoğun manevi etkilenme gözyaşına dönüşebilir.
Bu durum fizyoloji ile insanın duygusal dünyasının aynı bedende nasıl birleştiğini gösteren dikkat çekici örneklerden biridir.
Ancak burada bilimsel açıdan önemli bir ayrım yapılmalıdır: Bazal gözyaşı, refleks gözyaşı ve duygusal ağlama aynı bağlamlarda ortaya çıkmaz. Bunların sinirsel düzenlenmesinde farklı süreçler devreye girebilir.
Göz yüzeyi dış dünyaya sürekli açık olduğu hâlde hassas kornea dokusunun korunması gerekir.
Gözyaşı bu savunmaya mekanik yıkamanın yanında kimyasal ve immünolojik yollarla da katkıda bulunur. Gözyaşında çeşitli antimikrobiyal moleküller, immünoglobulinler ve enzimler bulunur. (Kenhub)
Dolayısıyla sistem iki farklı stratejiyi birleştirir:
Mekanik savunma: Yabancı maddeyi yıkayıp uzaklaştırmak.
Biyokimyasal savunma: Mikroorganizmalara karşı koruyucu moleküller bulundurmak.
Bir damla gözyaşının içinde bile çok katmanlı bir koruma sistemi vardır.
Kornea, ışığın göze girişindeki en önemli optik yapılardan biridir ve saydamlığını koruması gerekir.
Gözyaşı filmi korneanın yüzeyini nemli tutar, göz kapağının kornea üzerinde sürtünmesini azaltır ve düzgün optik yüzeyin korunmasına yardımcı olur.
Gözyaşı filmi kararsız hâle geldiğinde ise:
kuruluk, yanma, batma, yabancı cisim hissi, ışığa hassasiyet ve dalgalanan görme gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Bu nedenle gözyaşı “ağlama sıvısı” olmaktan çok daha fazlasıdır; görme sisteminin işlevsel bir parçasıdır.
Bu sistemin güzelliği parçaları ayrı ayrı incelemekten ziyade birlikte düşünüldüğünde daha iyi anlaşılır.
| Yapı | Başlıca görev |
|---|---|
| Göz kapağı | Koruma ve gözyaşını yayma |
| Orbicularis kası | Kapağı kapatma |
| Levator sistemi | Üst kapağı kaldırma |
| Kirpik | Yabancı maddelere karşı ön savunma |
| Meibomian bezleri | Yağlı salgıyla gözyaşı filmini destekleme |
| Gözyaşı bezi | Sulu gözyaşı bileşeninin önemli kaynağı |
| Goblet hücreleri/müsin sistemi | Gözyaşının yüzeye yayılmasına katkı |
| Punctumlar | Gözyaşını tahliye sistemine alma |
| Kanaliküller | Gözyaşını keseye taşıma |
| Gözyaşı kesesi | Drenaj sisteminin ara bölümü |
| Nazolakrimal kanal | Gözyaşını burun boşluğuna ulaştırma |
Bunlardan birinin ciddi biçimde bozulması bütün sistemin dengesini etkileyebilir.
Bir insan kitap okurken karşısındaki satırlara odaklanır. Fakat aynı anda farkında olmadığı başka faaliyetler gerçekleşir:
Göz kapağı tekrar tekrar açılıp kapanır.
Gözyaşı filmi yenilenir.
Meibomian salgıları gözyaşı filmine katılır.
Kornea nemli tutulur.
Göz yüzeyi temizlenir.
Fazla sıvı buruna doğru tahliye edilir.
Bütün bunlar için insanın:
“Şimdi gözyaşımı korneama yayayım, yağ tabakasını yenileyeyim ve fazlasını gözyaşı kanalından tahliye edeyim.”
diye düşünmesine gerek yoktur.
Fizyolojik açıdan bunlar otonom ve refleks mekanizmaların koordinasyonudur. Tefekkür açısından ise insanın kendi bedeninde, iradesinin dışında sürdürülen sayısız düzenleyici faaliyeti fark etmesine vesile olur.
Kur'ân insanı kendi yaratılışı üzerinde düşünmeye tekrar tekrar davet eder:
“Kendi nefislerinizde de [deliller vardır]. Hâlâ görmeyecek misiniz?”
(Zâriyât, 51/21)
Göz kapağı ve gözyaşı sistemi bu bakışla incelendiğinde, yalnızca anatomik parçalar değil; ölçü, yardımlaşma, düzen ve koruma dikkat çeker.
Göz verilmiş; fakat açıkta bırakılmamıştır.
Kornea verilmiş; onu sürekli nemlendiren gözyaşı da verilmiştir.
Gözyaşı verilmiş; fakat kontrolsüzce birikmemesi için tahliye yolları da bulunur.
Sulu tabaka verilmiş; buharlaşmasını azaltan lipid sistemi de bulunur.
Göz kapağı verilmiş; onu açıp kapatacak kas ve sinir mekanizmalarıyla beraber çalışır.
Bu bütünlük, Risale-i Nur'un kâinattaki varlıkları tek tek değil, birbirleriyle yardımlaşmaları ve aynı maksada hizmet etmeleri bakımından okuyan tefekkür metoduyla da anlamlı biçimde ele alınabilir.
Görme gibi hassas bir nimet, kirpiklerden gözyaşına kadar çok katmanlı bir savunmayla korunmaktadır.
Göz yüzeyinin korunması için büyük miktarlarda sıvıya ihtiyaç duyulmaz. Son derece ince bir gözyaşı filmi yeterlidir ve sürekli yenilenir.
Tek başına gözyaşı bezi yeterli değildir.
Bez üretir, kapak dağıtır, yağ bezleri buharlaşmayı sınırlar, müsin sistemi yüzeye tutunmayı destekler, kanallar fazlasını uzaklaştırır.
Göz dış dünyaya açık olduğu hâlde göz kırpma ve gözyaşı sistemi yüzeyi sürekli temizlemeye yardım eder.
Sistem yalnızca bir problem ortaya çıktığında devreye girmez.
Bakım süreklidir.
İnsan farkında değilken bile göz yüzeyi korunmaktadır.
Göz kapağını yalnızca “gözü kapatan deri”, gözyaşını da yalnızca “ağlayınca akan su” şeklinde tarif etmek, sistemin gerçek büyüklüğünü kaçırmamıza neden olur.
Karşımızda;
kasları olan hareketli bir kapak,
koruyucu kirpikler,
yağ üreten mikroskobik bezler,
gözyaşı üreten bezler,
çok bileşenli bir gözyaşı filmi,
korneayı temizleyen kırpma mekanizması,
gözyaşını toplayan mikroskobik delikler,
kanaliküller,
gözyaşı kesesi
ve buruna uzanan tahliye kanalı
vardır.
Bütün sistemin sonucu ise şaşırtıcı derecede sadedir:
Göz açık kalabilir, rahatça hareket edebilir, yüzeyi kurumadan korunabilir ve ışığı berrak biçimde almaya devam edebilir.
Bilim bize bu sistemdeki bezleri, kasları, sinirleri, salgıları ve fiziksel mekanizmaları gösterir. Tefekkür ise bir adım daha farklı bir soru sordurur:
Bu kadar küçük bir alanda bu kadar çok işin birbirine uygun şekilde yürütülmesi bize ne anlatıyor?
İşte insan, belki günde binlerce kez yaptığı sıradan bir göz kırpışına bu nazarla baktığında, daha önce fark etmediği büyük bir düzeni görebilir.
Bir göz kırpması birkaç saniyeden bile kısa sürer; fakat arkasında anatomi, sinir sistemi, kas hareketi, salgı fizyolojisi, optik ve savunma mekanizmalarının ortak faaliyeti vardır.
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.