- Salih Avcı
- 21.02.2023
İnsan ağzına alınan küçücük bir lokmanın mideye ulaşması, dışarıdan son derece basit görünür. Oysa bu birkaç saniyelik olay sırasında dişler, çene kasları, dil, damak, tükürük bezleri, yutak, gırtlak kapağı, soluk borusu, yemek borusu, sinirler ve kaslar büyük bir uyum içinde çalışır.
Bu sistem yalnızca beslenmeye hizmet etmez. Aynı bölgede tat alma, konuşma, nefes alma, çiğneme, yutma ve savunma gibi birbirinden farklı faaliyetler yürütülür.
Bu sebeple ağız ve boğaz bölgesi, hem modern anatomi ve fizyoloji açısından hem de yaratılıştaki ölçü, düzen, yardımlaşma ve hikmeti tefekkür etme bakımından son derece dikkat çekicidir.
Ağız boşluğu yalnızca yiyeceklerin vücuda girdiği bir kapı değildir.
Burada:
Dudaklar → Dişler → Dil → Damak → Yanaklar → Tükürük bezleri → Yutak
birlikte çalışır.
Bir lokma ağza girdiği anda birçok işlem başlar:
Besinin alınması → çiğnenmesi → tadının algılanması → tükürükle karıştırılması → yumuşatılması → lokma hâline getirilmesi → yutağa gönderilmesi.
Bunların büyük kısmını düşünmeden gerçekleştiririz.
İnsanın bütün dişleri aynı biçimde değildir. Çünkü bütün dişlerin görevi aynı değildir.
Yetişkin bir insanda normal olarak 32 kalıcı diş bulunabilir:
| Diş çeşidi | Sayısı | Başlıca görevi |
|---|---|---|
| Kesici dişler | 8 | Besini kesmek |
| Köpek dişleri | 4 | Tutmak ve koparmak |
| Küçük azı dişleri | 8 | Ezmek |
| Büyük azı dişleri | 12 | Ezmek ve öğütmek |
Burada şekil ile görev arasındaki uyum dikkat çekicidir.
Öndeki kesici dişler besinden parça koparmaya uygunken, arkadaki azı dişleri daha geniş çiğneme yüzeylerine sahiptir.
Dışarıdan küçücük ve basit görünen tek bir dişin kesitine baktığımızda oldukça düzenli bir yapı görürüz.
Dişin dışındaki son derece sert koruyucu tabakadır.
Çiğneme sırasında oluşan mekanik kuvvetlere karşı dişin korunmasında büyük rol oynar.
Diş minesinin altında bulunur ve dişin büyük bölümünü meydana getirir.
Mineye göre daha az serttir.
Dişin merkezindeki canlı bölgedir.
Burada:
sinirler,
kan damarları,
bağ dokusu,
canlı hücreler
bulunur.
Dişin çene kemiği içinde kalan bölümüdür.
Diş ile çevresindeki kemiğin bağlantısına katkıda bulunan özel bağ dokusu sistemidir. Çiğneme sırasında oluşan kuvvetlerin çevredeki dokulara aktarılmasına yardımcı olur.
Böylece diş kemiğe çakılmış cansız bir taş gibi değildir.
Sertlik, esneklik, canlılık ve duyarlılık aynı küçük yapıda birlikte bulunur.
Çiğneme sırasında yalnızca çenemizi aşağı-yukarı hareket ettirmeyiz.
Çene kasları kuvvet üretirken dişler besini parçalar.
Dil ise yiyeceği sürekli uygun dişlerin üzerine taşır.
Yanak kasları besinin ağız kenarlarına kaçmasını engellemeye yardım eder.
Tükürük besini nemlendirir.
Sonunda parçalanmış yiyecekler yutulmaya uygun bir lokma hâline getirilir.
Besinin küçük parçalara ayrılması aynı zamanda sindirim sıvılarının temas edebileceği yüzeyi artırır.
Dil, insan vücudunun son derece hareketli kas yapılarından biridir.
Dil;
tat almaya, besini çevirmeye, çiğnemeye, lokma oluşturmaya, yutmaya ve konuşmaya katkıda bulunur.
Bir lokmayı ağzımızda çevirirken oldukça güçlü hareketler yapabilir.
Fakat aynı dil, küçücük bir yiyecek kırıntısını da algılayabilir.
Konuşurken ise dilin hassas konum değişiklikleri seslerin şekillenmesine yardımcı olur.
Böylece aynı organda:
kuvvet + hareketlilik + hassasiyet
bir araya gelir.
İnsan vücudunda üç büyük çift tükürük bezi bulunur.
Bunlar:
Kulağın ön-alt tarafında bulunur.
Alt çenenin altında yer alır.
Dilin alt kısmında bulunur.
Bu bezlerden üretilen salgılar özel kanallarla ağız boşluğuna ulaştırılır.
Tükürük sıradan bir sıvı değildir.
İçinde suyun yanında çeşitli mineraller, proteinler, kayganlaştırıcı maddeler, enzimler ve savunmaya katkıda bulunan bileşenler bulunur.
Tükürüğün görevleri arasında:
Ağzı nemlendirmek: Ağız dokularının kurumasını önlemeye yardım eder.
Lokmayı kayganlaştırmak: Yutmayı kolaylaştırır.
Sindirimi başlatmak: Özellikle nişastanın sindirimine katkıda bulunan enzimler içerir.
Tat almaya yardım etmek: Besin moleküllerinin çözünmesine katkı sağlayarak tat alma hücreleriyle temasını kolaylaştırır.
Ağız savunmasına katkıda bulunmak: Mikroorganizmalara karşı çalışan bazı savunma bileşenleri içerir.
Dişleri korumaya yardımcı olmak: Ağız ortamının kimyasal dengesinin korunmasına katkıda bulunur.
Buradaki iş bölümünü takip edelim:
Dişler
↓
Besini parçalar.
Dil
↓
Parçaları hareket ettirir.
Tükürük
↓
Besini nemlendirir.
Dil ve yanaklar
↓
Parçaları bir araya getirir.
Lokma oluşur.
↓
Yutma başlar.
Bu kadar farklı yapı tek bir sonuç için beraber çalışmaktadır.
Yutma eylemi insan bedeninin en dikkat çekici koordinasyon örneklerinden biridir.
Yutmayı üç temel aşamada inceleyebiliriz.
Dil hazırlanmış lokmayı ağız boşluğunun arkasına doğru iter.
Lokma yutağa ulaştığında hızlı ve büyük ölçüde istemsiz bir koordinasyon devreye girer.
Lokma yemek borusuna girdikten sonra kasılma dalgalarıyla mideye taşınır.
Boğazımızda çok önemli bir yol ayrımı vardır.
İki farklı madde aynı bölgeden geçer fakat farklı yerlere gönderilmelidir.
Burun/ağız → Yutak → Gırtlak → Soluk borusu → Akciğerler
Ağız → Yutak → Yemek borusu → Mide
Lokmanın yanlışlıkla hava yollarına gitmesi tehlikeli olabilir.
Bu nedenle yutma sırasında koruyucu mekanizmalar devreye girer.
Gırtlak kapağı, yabancı kaynaklarda çoğunlukla “epiglottis” adıyla gösterilen yapıdır. Türkçe görsellerimizde bunu GIRTLAK KAPAĞI olarak okuyabiliriz.
Ancak hava yolunun korunmasını yalnızca tek bir kapağın kapanması şeklinde düşünmek eksik olur.
Yutma sırasında:
gırtlak hareket eder,
ses telleri düzeyinde koruyucu kapanma meydana gelir,
gırtlak kapağı hareket eder,
solunum kısa süreli olarak yutmayla uyumlu hâle getirilir,
lokma yemek borusuna yönlendirilir.
Bunların doğru sırada ve doğru zamanda gerçekleşmesi gerekir.
Lokmanın hava yoluna kaçmaması gerekir.
Bu nedenle yutmanın kritik aşamasında solunum kısa süreli olarak baskılanır ve yutmayla koordine edilir.
Lokma güvenli biçimde geçtikten sonra solunum devam eder.
En dikkat çekici noktalardan biri şudur:
Bunların çoğunu bilinçli olarak yönetmeyiz.
Bir bardak su içerken hangi kasın hangi milisaniyede kasılacağını hesaplamayız.
Sinir sistemimiz gerekli koordinasyonu otomatik olarak gerçekleştirir.
Soluk borusu havayı akciğerlere taşıyan önemli hava yoludur.
Ancak yumuşak bir boru olsaydı kolaylıkla daralabilirdi.
Bu nedenle soluk borusunun duvarında onu destekleyen kıkırdak yapılar bulunur.
Bunlar hava yolunun açık kalmasına yardımcı olurken aynı zamanda belirli bir esnekliğin korunmasını sağlar.
Burada iki ihtiyaç dengelenmiştir:
Sağlamlık + Esneklik
Soluduğumuz havada yalnızca faydalı gazlar yoktur.
Havayla beraber:
toz,
küçük parçacıklar,
mikroorganizmalar,
çeşitli yabancı maddeler
de solunum yollarına girebilir.
Hava yollarındaki yapışkan salgı bunların bir kısmını yakalamaya yardım eder.
Yüzeydeki mikroskobik hareketli tüycükler ise bu salgının yukarı doğru taşınmasına katkıda bulunur.
Bu sisteme tüycüklü temizleme mekanizması diyebiliriz.
Böylece soluk borusu yalnızca pasif bir boru değildir; korunmasına ve temizlenmesine katkıda bulunan canlı bir yüzeye sahiptir.
Yemek borusu, yutağı mideye bağlayan kaslı bir yapıdır.
Lokmanın mideye ulaşması yalnızca yerçekimine bırakılmamıştır.
Yemek borusundaki kasların düzenli kasılma dalgaları lokmayı aşağı doğru ilerletir.
Bu harekete dalga biçiminde ilerletici kasılma denilebilir. Tıp dilindeki karşılığı peristaltik harekettir.
Basitçe:
Lokmanın arkasındaki kaslar kasılır.
↓
Lokma ileri doğru itilir.
↓
İlerideki bölüm uygun şekilde gevşer.
↓
Lokma aşağı ilerler.
↓
Mideye ulaşır.
İki önemli boru boyun ve göğüs bölgesinde birbirine çok yakın bulunur.
Önde → Soluk borusu
Arkada → Yemek borusu
Biri hava taşır.
Diğeri yiyecek ve içecekleri taşır.
Bu kadar dar bir anatomik bölgede iki ayrı sistemin görevlerini sürdürebilmesi dikkat çekici bir düzen meydana getirir.
Yemek borusunun mideye birleştiği yerde geri kaçışı sınırlayan fonksiyonel bir kas sistemi bulunur.
Lokma geldiğinde bölge gevşeyerek geçişe izin verir.
Ardından yeniden kapanma yönünde basınç oluşturur.
Böylece asitli mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sınırlandırılır.
Bu mekanizmanın yetersiz kalması mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına, yani reflüye katkıda bulunabilir.
Şimdi bütün sistemi tek bir lokma üzerinden takip edelim.
Yiyecek ağza alınır.
↓
Kesici dişler parçalamaya başlar.
↓
Azı dişleri besini ezer ve öğütür.
↓
Dil yiyeceği dişlerin üzerine yönlendirir.
↓
Tükürük besini nemlendirir.
↓
Sindirim enzimleri çalışmaya başlar.
↓
Dil ve yanaklar besini bir araya getirir.
↓
Lokma meydana gelir.
↓
Dil lokmayı geriye doğru iter.
↓
Yutma mekanizması başlar.
↓
Hava yolu korunur.
↓
Lokma yemek borusuna geçer.
↓
Yemek borusunun kasılma dalgaları lokmayı aşağı taşır.
↓
Mide girişindeki kas sistemi uygun biçimde gevşer.
↓
Lokma mideye ulaşır.
Gün içerisinde defalarca gerçekleştirdiğimiz sıradan bir yemek yeme olayının arkasında böylesine büyük bir koordinasyon bulunmaktadır.
Bazen yiyecek veya sıvı yanlışlıkla hava yoluna doğru ilerleyebilir.
Bu durumda güçlü koruyucu reflekslerden biri devreye girer:
Öksürük.
Güçlü hava akımı yabancı maddenin hava yollarından uzaklaştırılmasına yardım eder.
Burada önemli bir prensiple karşılaşırız:
Tek bir koruma mekanizması yerine birbirini tamamlayan savunma katmanları bulunur.
| Yapı | Temel görevlerinden bazıları |
|---|---|
| Dudak | Besini almaya ve ağızda tutmaya yardım eder |
| Dişler | Keser, koparır, ezer ve öğütür |
| Çene kasları | Çiğneme kuvvetini oluşturur |
| Dil | Besini yönlendirir, tat ve yutmaya katkıda bulunur |
| Tükürük bezleri | Tükürük üretir |
| Tükürük | Nemlendirir, kayganlaştırır ve sindirime katkı sağlar |
| Damak | Ağız-burun bölgesinin işlevsel ayrımına katkıda bulunur |
| Yutak | Hava ve besin yollarının kesiştiği bölgedir |
| Gırtlak kapağı | Yutma sırasında hava yolunun korunmasına katkı sağlar |
| Soluk borusu | Havayı akciğerlere taşır |
| Yemek borusu | Lokmayı mideye taşır |
| Sinir sistemi | Hareketlerin zamanlamasını ve koordinasyonunu sağlar |
Buradan itibaren bilimsel açıklamadan tefekkür ve hikmet yorumuna geçiyoruz.
Kesici diş başka biçimdedir.
Azı dişi başka biçimdedir.
Dil yumuşak ve hareketlidir.
Diş serttir.
Yemek borusu kaslı ve esnektir.
Soluk borusu ise hava yolunun açık kalmasına yardımcı olacak kıkırdak desteklere sahiptir.
Her yapının özellikleri yaptığı işle uyumludur.
Risale-i Nur perspektifinden bu durum, sanat ile vazife, şekil ile hikmet arasındaki uyum açısından okunabilir.
Ağızda çok sert dişlerle son derece yumuşak bir dil yan yana bulunur.
Fakat normal çiğneme sırasında sinir sistemi, çene kasları ve dil hareketleri öylesine koordine edilir ki dil sürekli dişlerin arasına girmez.
Bir tarafta:
sertlik ve kuvvet
diğer tarafta:
yumuşaklık ve hassasiyet
vardır.
İkisi beraber aynı amaca hizmet eder.
İnsan çoğu zaman tükürüğün kıymetini düşünmez.
Fakat ağız kuruluğu meydana geldiğinde:
konuşmanın,
çiğnemenin,
yutmanın,
tat almanın
ne kadar zorlaşabileceği daha kolay anlaşılır.
Tükürük sürekli verildiği için sıradanlaşan büyük nimetlerden biridir.
Tefekkür açısından burada güzel bir ölçü vardır:
Nimetin devamlı olması, onun küçük olduğunu değil; bizim ona alıştığımızı gösterir.
Belki en dikkat çekici yapılardan biri boğazdaki kavşaktır.
Bir taraftan insan sürekli nefes almak zorundadır.
Diğer taraftan aynı bölgeden su ve yiyecek geçirmek zorundadır.
Fakat:
Hava → Akciğere
Besin → Mideye
gitmelidir.
Bu ayrımın saniyenin küçük bölümleri içerisinde koordineli biçimde gerçekleştirilmesi, insan bedenindeki düzenin dikkat çekici örneklerinden biridir.
Bir lokmayı ağzımıza koymayı biz tercih ederiz.
Fakat sonrasında meydana gelen faaliyetlerin çoğunu tek tek yönetmeyiz.
“Şimdi şu tükürük bezimi çalıştırayım.”
“Şimdi yutak kasımı kasayım.”
“Şimdi gırtlağımı kaldırayım.”
“Şimdi solunumumu yutmayla eşleştireyim.”
“Şimdi yemek borumda kasılma dalgası oluşturayım.”
demeyiz.
Bütün bunlar sinir sisteminin otomatik ve yarı otomatik kontrol mekanizmalarıyla yürütülür.
Risale-i Nur'un acz ve ihtiyaç penceresinden düşünüldüğünde burada derin bir ders vardır:
İnsan bedeninden faydalanır; fakat bedenindeki trilyonlarca biyolojik işlemin ayrıntılı yöneticisi değildir.
Ağız yalnızca kalori almak için verilmiş bir giriş kapısı değildir.
İnsan ağzıyla:
yer, içer, tat alır, konuşur, gülümser, sevgisini ifade eder, ilim öğrenir ve öğretir, Kur'ân okur, dua eder ve Allah'ı zikreder.
Aynı organ sisteminin hem maddî hayatımıza hem sosyal hayatımıza hem de manevî hayatımıza hizmet edebilmesi ayrıca tefekküre değerdir.
Ağızdaki hiçbir yapı tek başına yeterli değildir.
Diş, dil olmadan besini gerektiği gibi yönlendiremez.
Dil, tükürük olmadan kuru besini kolayca lokmaya dönüştüremez.
Tükürük, tükürük bezleri olmadan meydana gelmez.
Lokma, yutak koordinasyonu olmadan güvenle ilerleyemez.
Yutak, solunum sistemiyle uyumlu çalışmak zorundadır.
Yemek borusu, mideyle uyumlu çalışmalıdır.
Bütün bunların üzerinde sinir sistemi ve dolaşım sistemi de faaliyet göstermektedir.
Dolayısıyla bir lokmanın mideye ulaşması bile birçok organın birbirinden haberdarmışçasına ortak neticeye hizmet etmesini gerektirir.
Risale-i Nur perspektifinden bu karşılıklı yardımlaşma, bedenin parçalarının ötesinde birlik içinde işleyen yaratılış düzenini tefekkür ettiren bir pencere olarak görülebilir.
Kur'ân-ı Kerîm şöyle buyurur:
“Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardır. Kendi nefislerinizde de. Hâlâ görmeyecek misiniz?”
(Zâriyât, 51/20-21)
İnsan bedenindeki bu sistemler yalnızca biyoloji dersinin konusu olmak zorunda değildir.
Bir dişin yapısı,
bir damla tükürük,
dilin hareketi,
bir yutkunma,
gırtlak kapağının hareketi,
yemek borusunun kasılması
insanı kendi yaratılışı üzerinde düşünmeye sevk edebilir.
Bir lokma ekmek üzerinden düşünelim:
Topraktan buğday çıkar.
↓
Buğday besine dönüşür.
↓
Elimiz onu ağza götürür.
↓
Dişler parçalar.
↓
Dil yönlendirir.
↓
Tükürük yumuşatır ve kimyasal sindirime katkıda bulunur.
↓
Lokma hazırlanır.
↓
Yutma sistemi devreye girer.
↓
Hava yolu korunur.
↓
Yemek borusu lokmayı taşır.
↓
Mide teslim alır.
↓
Sindirim devam eder.
↓
Besin maddeleri emilir.
↓
Kan yoluyla hücrelere ulaştırılır.
Böylece insanın “bir lokma yemek” dediği hadise, gerçekte pek çok organ ve sistemin beraber çalışmasını gerektiren büyük bir organizasyondur.
İnsan ağzı ve boğazı incelendiğinde üç özellik özellikle dikkat çeker:
Ölçü: Her yapının özellikleri vazifesine uygundur.
Yardımlaşma: Organlar tek başına değil, beraber çalışır.
Zamanlama: Özellikle yutma sırasında doğru hareketin doğru zamanda yapılması gerekir.
Dişler besini parçalar.
Dil onu yönetir.
Tükürük hazırlar.
Yutak teslim alır.
Gırtlak ve gırtlak kapağı hava yolunu korumaya yardım eder.
Yemek borusu lokmayı mideye taşır.
Soluk borusu ise hemen yanı başında nefesimizi akciğerlere ulaştırmaya devam eder.
Bütün bunlar çoğu zaman biz farkına bile varmadan gerçekleşir.
Modern bilim bize bu sistemlerin nasıl çalıştığını ayrıntılarıyla gösterirken; Kur'ân ve tefekkür nazarı insanı bir adım daha ileriye götürerek bu ölçü, düzen, fayda ve yardımlaşmanın üzerinde düşünmeye davet eder.
Bu bakımdan bir diş, bir damla tükürük ve tek bir yutkunma bile, insanın kendi yaratılışındaki sanat, hikmet, kudret ve rahmet üzerinde uzun uzun düşünmesine vesile olabilecek kadar zengin birer tefekkür penceresidir.
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.