18px

İNGİLİZCE GRAMER 2


İNGİLİZCE GRAMER 2

41. Prepositions of Time – Zaman Edatları

201. I usually wake up at six o'clock.
Okunuş: Ay yujuıli weyk ap et siks ıklak.
Türkçesi: Genellikle saat altıda uyanırım.

202. We have a meeting on Monday.
Okunuş: Wi hev ı miiting on Mandey.
Türkçesi: Pazartesi günü toplantımız var.

203. My birthday is in October.
Okunuş: May börthdey iz in Oktoubır.
Türkçesi: Doğum günüm ekim ayındadır.

204. The shop closes at nine in the evening.
Okunuş: Dı şap klouzız et nayn in dı iivning.
Türkçesi: Dükkân akşam saat dokuzda kapanır.

205. We usually travel in summer.
Okunuş: Wi yujuıli trevıl in samır.
Türkçesi: Genellikle yazın seyahat ederiz.


42. Before / After / During / While

206. Wash your hands before dinner.
Okunuş: Woş yor hendz bifor dinır.
Türkçesi: Akşam yemeğinden önce ellerini yıka.

207. We went for a walk after lunch.
Okunuş: Wi went for ı wok aftır lanç.
Türkçesi: Öğle yemeğinden sonra yürüyüşe çıktık.

208. Nobody spoke during the presentation.
Okunuş: Noubadi spouk dyuring dı prezınteyşın.
Türkçesi: Sunum sırasında kimse konuşmadı.

209. I listened to music while I was cooking.
Okunuş: Ay lisınd tu myuzik wayl ay wız kuking.
Türkçesi: Yemek yaparken müzik dinledim.

210. Call me before you leave the office.
Okunuş: Kol mi bifor yu liiv dı ofıs.
Türkçesi: Ofisten ayrılmadan önce beni ara.


43. Question Words – Soru Kelimeleri

211. What do you need from the supermarket?
Okunuş: Wat du yu niid from dı suupırmarket?
Türkçesi: Süpermarketten neye ihtiyacın var?

212. Where did you put my keys?
Okunuş: Wer did yu put may kiiz?
Türkçesi: Anahtarlarımı nereye koydun?

213. When will the results be ready?
Okunuş: Wen wil dı rizalts bi redi?
Türkçesi: Sonuçlar ne zaman hazır olacak?

214. Why did she leave so early?
Okunuş: Way did şi liiv sou örli?
Türkçesi: O neden bu kadar erken ayrıldı?

215. How do you make this soup?
Okunuş: Hau du yu meyk dis suup?
Türkçesi: Bu çorbayı nasıl yapıyorsun?


44. How Much / How Many / How Often

216. How much does this jacket cost?
Okunuş: Hau maç daz dis cekıt kost?
Türkçesi: Bu ceket ne kadar?

217. How many rooms does the house have?
Okunuş: Hau meni ruumz daz dı haus hev?
Türkçesi: Evin kaç odası var?

218. How often do you exercise?
Okunuş: Hau ofın du yu eksırsayz?
Türkçesi: Ne sıklıkla egzersiz yaparsın?

219. How long does the journey take?
Okunuş: Hau long daz dı cörni teyk?
Türkçesi: Yolculuk ne kadar sürer?

220. How far is the station from here?
Okunuş: Hau far iz dı steyşın from hiır?
Türkçesi: İstasyon buradan ne kadar uzakta?


45. Imperatives – Emir Cümleleri

221. Please turn off the lights.
Okunuş: Pliiz törn of dı layts.
Türkçesi: Lütfen ışıkları kapat.

222. Put your bag on the chair.
Okunuş: Put yor beg on dı çer.
Türkçesi: Çantanı sandalyenin üzerine koy.

223. Don't forget your passport.
Okunuş: Dount fırget yor pasport.
Türkçesi: Pasaportunu unutma.

224. Be careful on the stairs.
Okunuş: Bi kerfıl on dı sterz.
Türkçesi: Merdivenlerde dikkatli ol.

225. Keep the window closed.
Okunuş: Kiip dı windou klouzd.
Türkçesi: Pencereyi kapalı tut.


46. Possessive Adjectives – İyelik Sıfatları

226. My car is outside.
Okunuş: May kar iz autsayd.
Türkçesi: Arabam dışarıda.

227. Your coat is on the sofa.
Okunuş: Yor kout iz on dı soufa.
Türkçesi: Montun kanepenin üzerinde.

228. Her office is on the second floor.
Okunuş: Hör ofıs iz on dı sekınd flor.
Türkçesi: Onun ofisi ikinci katta.

229. Our children go to the same school.
Okunuş: Aur çildrın gou tu dı seym skuul.
Türkçesi: Çocuklarımız aynı okula gidiyor.

230. Their garden is full of flowers.
Okunuş: Der gardın iz ful ov flauırz.
Türkçesi: Onların bahçesi çiçeklerle dolu.


47. Possessive Pronouns – İyelik Zamirleri

231. This umbrella is mine.
Okunuş: Dis ambrella iz mayn.
Türkçesi: Bu şemsiye benim.

232. Is this seat yours?
Okunuş: İz dis siit yorz?
Türkçesi: Bu koltuk senin mi?

233. That blue bicycle is hers.
Okunuş: Det blu baysikıl iz hörz.
Türkçesi: Şu mavi bisiklet onun.

234. The choice is ours.
Okunuş: Dı çoys iz aurz.
Türkçesi: Seçim bizim.

235. These suitcases are theirs.
Okunuş: Diiz suutkeysız ar derz.
Türkçesi: Bu bavullar onların.


48. Object Pronouns – Nesne Zamirleri

236. Please give me a minute.
Okunuş: Pliiz giv mi ı minıt.
Türkçesi: Lütfen bana bir dakika ver.

237. I will call you after work.
Okunuş: Ay wil kol yu aftır vörk.
Türkçesi: İşten sonra seni arayacağım.

238. We invited her to dinner.
Okunuş: Wi invaytıd hör tu dinır.
Türkçesi: Onu akşam yemeğine davet ettik.

239. Can you see them from here?
Okunuş: Ken yu sii dem from hiır?
Türkçesi: Onları buradan görebiliyor musun?

240. Our neighbours helped us yesterday.
Okunuş: Aur neybırz helpt as yestırdey.
Türkçesi: Komşularımız dün bize yardım etti.


49. Reflexive Pronouns – Dönüşlülük Zamirleri

241. I made this cake myself.
Okunuş: Ay meyd dis keyk mayself.
Türkçesi: Bu pastayı kendim yaptım.

242. She taught herself to play the guitar.
Okunuş: Şi tot hörself tu pley dı gitar.
Türkçesi: Gitar çalmayı kendi kendine öğrendi.

243. He introduced himself to everyone.
Okunuş: Hi introdust himself tu evriwan.
Türkçesi: Kendini herkese tanıttı.

244. We painted the house ourselves.
Okunuş: Wi peyntıd dı haus aurselfs.
Türkçesi: Evi kendimiz boyadık.

245. The children dressed themselves.
Okunuş: Dı çildrın drest demselvs.
Türkçesi: Çocuklar kendi başlarına giyindiler.


50. Demonstratives – This / That / These / Those

246. This book belongs to me.
Okunuş: Dis buk bilongz tu mi.
Türkçesi: Bu kitap bana ait.

247. That building is very old.
Okunuş: Det bilding iz veri ould.
Türkçesi: Şu bina çok eski.

248. These shoes are very comfortable.
Okunuş: Diiz şuuz ar veri kamfırtıbıl.
Türkçesi: Bu ayakkabılar çok rahat.

249. Those mountains look beautiful.
Okunuş: Douz mauntınz luk byutıfıl.
Türkçesi: Şu dağlar güzel görünüyor.

250. Is that your new car?
Okunuş: İz det yor nyu kar?
Türkçesi: Şu senin yeni araban mı?


51. Articles – A / An / The

251. I saw a bird in the garden.
Okunuş: Ay so ı börd in dı gardın.
Türkçesi: Bahçede bir kuş gördüm.

252. She ate an orange after lunch.
Okunuş: Şi eyt en orınc aftır lanç.
Türkçesi: Öğle yemeğinden sonra bir portakal yedi.

253. The moon looks bright tonight.
Okunuş: Dı muun luks brayt tınayt.
Türkçesi: Ay bu gece parlak görünüyor.

254. He is an engineer.
Okunuş: Hi iz en enciniır.
Türkçesi: O bir mühendistir.

255. Please close the gate.
Okunuş: Pliiz klouz dı geyt.
Türkçesi: Lütfen kapıyı kapat.


52. And / But / Or / So

256. I bought bread and cheese.
Okunuş: Ay bot bred end çiiz.
Türkçesi: Ekmek ve peynir aldım.

257. She is tired, but she is still working.
Okunuş: Şi iz tayırd, bat şi iz stil vörking.
Türkçesi: O yorgun ama hâlâ çalışıyor.

258. Would you like tea or coffee?
Okunuş: Wud yu layk tii or kofi?
Türkçesi: Çay mı kahve mi istersiniz?

259. The bus was late, so I took a taxi.
Okunuş: Dı bas wız leyt, sou ay tuk ı teksi.
Türkçesi: Otobüs gecikti, bu yüzden taksiye bindim.

260. We can walk or take the bus.
Okunuş: Wi ken wok or teyk dı bas.
Türkçesi: Yürüyebilir veya otobüse binebiliriz.


53. Because / Because of

261. I stayed inside because it was cold.
Okunuş: Ay steyd insayd bikoz it wız kould.
Türkçesi: Hava soğuk olduğu için içeride kaldım.

262. The match was cancelled because of the rain.
Okunuş: Dı meç wız kensıld bikoz ov dı reyn.
Türkçesi: Maç yağmur nedeniyle iptal edildi.

263. She smiled because she was happy.
Okunuş: Şi smayld bikoz şi wız hepi.
Türkçesi: Mutlu olduğu için gülümsedi.

264. We arrived late because of heavy traffic.
Okunuş: Wi ırayvd leyt bikoz ov hevi trafik.
Türkçesi: Yoğun trafik nedeniyle geç geldik.

265. He went to bed early because he was tired.
Okunuş: Hi went tu bed örli bikoz hi wız tayırd.
Türkçesi: Yorgun olduğu için erken yattı.


54. Although / Even Though

266. Although it was raining, we went outside.
Okunuş: Oldou it wız reyning, wi went autsayd.
Türkçesi: Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık.

267. She continued working although she was tired.
Okunuş: Şi kıntinyuud vörking oldou şi wız tayırd.
Türkçesi: Yorgun olmasına rağmen çalışmaya devam etti.

268. Even though the restaurant was busy, the service was fast.
Okunuş: İvın dou dı restırant wız bizi, dı sörvıs wız fast.
Türkçesi: Restoran yoğun olmasına rağmen servis hızlıydı.

269. He smiled although he was nervous.
Okunuş: Hi smayld oldou hi wız nörvıs.
Türkçesi: Gergin olmasına rağmen gülümsedi.

270. Even though the bag was expensive, she bought it.
Okunuş: İvın dou dı beg wız ikspensiv, şi bot it.
Türkçesi: Çanta pahalı olmasına rağmen onu satın aldı.


55. Both / Either / Neither

271. Both of my sisters speak English.
Okunuş: Bouth ov may sistırz spiik İngliş.
Türkçesi: Kız kardeşlerimin ikisi de İngilizce konuşur.

272. You can choose either option.
Okunuş: Yu ken çuuz aydır opşın.
Türkçesi: İki seçenekten herhangi birini seçebilirsin.

273. Neither answer is correct.
Okunuş: Naydır ensır iz korekt.
Türkçesi: İki cevaptan hiçbiri doğru değil.

274. Both restaurants are open tonight.
Okunuş: Bouth restırants ar oupın tınayt.
Türkçesi: Her iki restoran da bu gece açık.

275. Neither of us knew the address.
Okunuş: Naydır ov as nyu dı ıdres.
Türkçesi: İkimiz de adresi bilmiyorduk.


56. Zero Conditional – Genel Gerçekler

276. If you mix blue and yellow, you get green.
Okunuş: İf yu miks blu end yelou, yu get griin.
Türkçesi: Mavi ile sarıyı karıştırırsan yeşil elde edersin.

277. If plants don't get water, they die.
Okunuş: İf plants dount get votır, dey day.
Türkçesi: Bitkiler su almazsa ölür.

278. If I drink coffee late, I can't sleep.
Okunuş: İf ay drink kofi leyt, ay kent sliip.
Türkçesi: Geç saatte kahve içersem uyuyamam.

279. Ice melts if you leave it in the sun.
Okunuş: Ays melts if yu liiv it in dı san.
Türkçesi: Buzu güneşte bırakırsan erir.

280. If you press this button, the machine stops.
Okunuş: İf yu pres dis batın, dı maşiin stops.
Türkçesi: Bu düğmeye basarsan makine durur.


57. First Conditional – Gerçek Gelecek Olasılığı

281. If I finish early, I will call you.
Okunuş: İf ay finiş örli, ay wil kol yu.
Türkçesi: Erken bitirirsem seni arayacağım.

282. If she studies regularly, she will improve quickly.
Okunuş: İf şi stadiz regyulırli, şi wil impruuv kuikli.
Türkçesi: Düzenli çalışırsa hızlı gelişecek.

283. We will miss the bus if we don't hurry.
Okunuş: Wi wil mis dı bas if wi dount hari.
Türkçesi: Acele etmezsek otobüsü kaçıracağız.

284. If the weather is nice, we will eat outside.
Okunuş: İf dı wedır iz nays, wi wil iit autsayd.
Türkçesi: Hava güzel olursa dışarıda yemek yiyeceğiz.

285. If you send me the address, I will find the place.
Okunuş: İf yu send mi dı ıdres, ay wil faynd dı pleys.
Türkçesi: Bana adresi gönderirsen yeri bulacağım.


58. Second Conditional – Hayalî Durumlar

286. If I had a bigger garden, I would grow vegetables.
Okunuş: İf ay hed ı bigır gardın, ay wud grou vecıtıbılz.
Türkçesi: Daha büyük bir bahçem olsaydı sebze yetiştirirdim.

287. If she lived nearby, we would see her more often.
Okunuş: İf şi livd niırbay, wi wud sii hör mor ofın.
Türkçesi: Yakında yaşasaydı onu daha sık görürdük.

288. If I were taller, I would play basketball.
Okunuş: İf ay vör tolıır, ay wud pley basketbol.
Türkçesi: Daha uzun boylu olsaydım basketbol oynardım.

289. We would travel more if we had more free time.
Okunuş: Wi wud trevıl mor if wi hed mor frii taym.
Türkçesi: Daha fazla boş zamanımız olsaydı daha çok seyahat ederdik.

290. If he knew the answer, he would tell us.
Okunuş: İf hi nyu dı ensır, hi wud tel as.
Türkçesi: Cevabı bilseydi bize söylerdi.


59. Third Conditional – Geçmişte Gerçekleşmemiş Durum

291. If I had set an alarm, I wouldn't have overslept.
Okunuş: İf ay hed set en ılarm, ay wudınt hev ouvırslept.
Türkçesi: Alarm kursaydım geç uyanmazdım.

292. If she had taken a taxi, she would have arrived on time.
Okunuş: İf şi hed teykın ı teksi, şi wud hev ırayvd on taym.
Türkçesi: Taksiye binseydi zamanında varırdı.

293. We would have stayed longer if the weather had been better.
Okunuş: Wi wud hev steyd longır if dı wedır hed bin betır.
Türkçesi: Hava daha iyi olsaydı daha uzun kalırdık.

294. If he had checked the map, he wouldn't have got lost.
Okunuş: İf hi hed çekt dı mep, hi wudınt hev gat lost.
Türkçesi: Haritayı kontrol etseydi kaybolmazdı.

295. If they had booked earlier, they would have found cheaper tickets.
Okunuş: İf dey hed bukt örliır, dey wud hev faund çiipır tikıts.
Türkçesi: Daha erken rezervasyon yapsalardı daha ucuz bilet bulurlardı.


60. Unless – Eğer ... Değilse

296. I won't go unless you come with me.
Okunuş: Ay wount gou anles yu kam wid mi.
Türkçesi: Sen benimle gelmezsen gitmeyeceğim.

297. We will be late unless we leave now.
Okunuş: Wi wil bi leyt anles wi liiv nau.
Türkçesi: Şimdi çıkmazsak geç kalacağız.

298. Don't open the door unless you know the person.
Okunuş: Dount oupın dı dor anles yu nou dı pörsın.
Türkçesi: Kişiyi tanımıyorsan kapıyı açma.

299. She won't understand unless you explain it clearly.
Okunuş: Şi wount andırstend anles yu ikspleyn it kliırli.
Türkçesi: Açıkça anlatmazsan anlamayacak.

300. The plants will die unless you water them.
Okunuş: Dı plants wil day anles yu votır dem.
Türkçesi: Sulamazsan bitkiler ölecek.


61. Passive Voice – Present Simple

301. Coffee is grown in many countries.
Okunuş: Kofi iz groun in meni kantriz.
Türkçesi: Kahve birçok ülkede yetiştirilir.

302. The rooms are cleaned every day.
Okunuş: Dı ruumz ar kliind evri dey.
Türkçesi: Odalar her gün temizlenir.

303. These products are sold online.
Okunuş: Diiz pradakts ar sould onlayn.
Türkçesi: Bu ürünler internetten satılır.

304. English is taught at this school.
Okunuş: İngliş iz tot et dis skuul.
Türkçesi: Bu okulda İngilizce öğretilir.

305. The doors are locked at midnight.
Okunuş: Dı dorz ar lokt et midnayt.
Türkçesi: Kapılar gece yarısında kilitlenir.


62. Passive Voice – Past Simple

306. The package was delivered yesterday.
Okunuş: Dı pekıc wız dilivırd yestırdey.
Türkçesi: Paket dün teslim edildi.

307. The road was repaired last month.
Okunuş: Dı roud wız ripeyrd last manth.
Türkçesi: Yol geçen ay tamir edildi.

308. The windows were broken during the storm.
Okunuş: Dı windouz vör broukın dyuring dı storm.
Türkçesi: Fırtına sırasında pencereler kırıldı.

309. My wallet was found under the seat.
Okunuş: May walıt wız faund andır dı siit.
Türkçesi: Cüzdanım koltuğun altında bulundu.

310. The invitations were sent on Friday.
Okunuş: Dı inviteyşınz vör sent on Fraydey.
Türkçesi: Davetiyeler cuma günü gönderildi.


63. Passive Voice – Future / Modal

311. The results will be announced tomorrow.
Okunuş: Dı rizalts wil bi ınaunst tumarou.
Türkçesi: Sonuçlar yarın açıklanacak.

312. Your order will be delivered next week.
Okunuş: Yor ordır wil bi dilivırd nekst wiik.
Türkçesi: Siparişiniz gelecek hafta teslim edilecek.

313. This problem can be solved easily.
Okunuş: Dis prablım ken bi solvd iizıli.
Türkçesi: Bu problem kolayca çözülebilir.

314. Seat belts must be worn at all times.
Okunuş: Siit belts mast bi worn et ol taymz.
Türkçesi: Emniyet kemerleri her zaman takılmalıdır.

315. The form should be completed carefully.
Okunuş: Dı form şud bi komplitiıd kerfıli.
Türkçesi: Form dikkatlice doldurulmalıdır.


64. Reported Speech – Dolaylı Anlatım

316. She said that she was tired.
Okunuş: Şi sed det şi wız tayırd.
Türkçesi: Yorgun olduğunu söyledi.

317. He told me that he needed help.
Okunuş: Hi tould mi det hi niidıd help.
Türkçesi: Bana yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi.

318. They said that they would arrive later.
Okunuş: Dey sed det dey wud ırayv leytır.
Türkçesi: Daha sonra geleceklerini söylediler.

319. My sister said that she had lost her keys.
Okunuş: May sistır sed det şi hed lost hör kiiz.
Türkçesi: Kız kardeşim anahtarlarını kaybettiğini söyledi.

320. He told us that the shop was closed.
Okunuş: Hi tould as det dı şap wız klouzd.
Türkçesi: Bize dükkânın kapalı olduğunu söyledi.


65. Reported Questions – Dolaylı Sorular

321. She asked me where I lived.
Okunuş: Şi askt mi wer ay livd.
Türkçesi: Bana nerede yaşadığımı sordu.

322. He asked if I was busy.
Okunuş: Hi askt if ay wız bizi.
Türkçesi: Meşgul olup olmadığımı sordu.

323. They asked when the meeting would start.
Okunuş: Dey askt wen dı miiting wud start.
Türkçesi: Toplantının ne zaman başlayacağını sordular.

324. She asked whether we had finished.
Okunuş: Şi askt wedır wi hed finişt.
Türkçesi: Bitirip bitirmediğimizi sordu.

325. He asked why I had left early.
Okunuş: Hi askt way ay hed left örli.
Türkçesi: Neden erken ayrıldığımı sordu.


66. Say / Tell

326. She said that the food was delicious.
Okunuş: Şi sed det dı fuud wız dilişıs.
Türkçesi: Yemeğin lezzetli olduğunu söyledi.

327. He told me the truth.
Okunuş: Hi tould mi dı truuth.
Türkçesi: Bana gerçeği söyledi.

328. Please tell her about the meeting.
Okunuş: Pliiz tel hör ıbaut dı miiting.
Türkçesi: Lütfen ona toplantıdan bahset.

329. What did she say to you?
Okunuş: Wat did şi sey tu yu?
Türkçesi: Sana ne söyledi?

330. I told them to wait outside.
Okunuş: Ay tould dem tu weyt autsayd.
Türkçesi: Onlara dışarıda beklemelerini söyledim.


67. Relative Clauses – Who / Which / That

331. The woman who called you is my aunt.
Okunuş: Dı wumın hu kold yu iz may ant.
Türkçesi: Seni arayan kadın benim teyzem.

332. The phone that I bought works perfectly.
Okunuş: Dı foun det ay bot vörks pörfektli.
Türkçesi: Aldığım telefon mükemmel çalışıyor.

333. The restaurant which opened recently is very popular.
Okunuş: Dı restırant wiç oupınd riisıntli iz veri papyulır.
Türkçesi: Yakın zamanda açılan restoran çok popüler.

334. The man who helped us was very kind.
Okunuş: Dı men hu helpt as wız veri kaynd.
Türkçesi: Bize yardım eden adam çok nazikti.

335. This is the camera that I use for travelling.
Okunuş: Dis iz dı kemıra det ay yuuz for trevıling.
Türkçesi: Seyahat ederken kullandığım kamera bu.


68. Relative Clauses – Where / Whose

336. This is the café where we first met.
Okunuş: Dis iz dı kafey wer wi först met.
Türkçesi: İlk tanıştığımız kafe burası.

337. I know a woman whose son lives abroad.
Okunuş: Ay nou ı wumın huuz san livz ıbroad.
Türkçesi: Oğlu yurt dışında yaşayan bir kadın tanıyorum.

338. That's the hotel where we stayed last summer.
Okunuş: Dets dı houtel wer wi steyd last samır.
Türkçesi: Geçen yaz kaldığımız otel orası.

339. The boy whose bicycle was stolen called the police.
Okunuş: Dı boy huuz baysikıl wız stoulın kold dı pıliis.
Türkçesi: Bisikleti çalınan çocuk polisi aradı.

340. This is the park where I usually exercise.
Okunuş: Dis iz dı park wer ay yujuıli eksırsayz.
Türkçesi: Genellikle egzersiz yaptığım park burası.


69. Gerunds – Verb + ing

341. I enjoy walking by the sea.
Okunuş: Ay incoy woking bay dı sii.
Türkçesi: Deniz kenarında yürümekten hoşlanırım.

342. She avoids driving at night.
Okunuş: Şi ıvoydz drayving et nayt.
Türkçesi: Gece araba kullanmaktan kaçınır.

343. We finished decorating the room.
Okunuş: Wi finişt dekıreyting dı ruum.
Türkçesi: Odayı dekore etmeyi bitirdik.

344. He suggested taking a short break.
Okunuş: Hi sıcestıd teyking ı şort breyk.
Türkçesi: Kısa bir mola vermeyi önerdi.

345. They enjoy spending time outdoors.
Okunuş: Dey incoy spending taym autdorz.
Türkçesi: Dışarıda zaman geçirmekten hoşlanırlar.


70. Infinitives – To + Verb

346. I decided to learn how to cook.
Okunuş: Ay disaydıd tu lörn hau tu kuk.
Türkçesi: Yemek yapmayı öğrenmeye karar verdim.

347. She wants to change her job.
Okunuş: Şi wants tu çeync hör cab.
Türkçesi: İşini değiştirmek istiyor.

348. We hope to see you again soon.
Okunuş: Wi poup tu sii yu ıgen suun.
Türkçesi: Seni yakında tekrar görmeyi umuyoruz.

349. He promised to arrive on time.
Okunuş: Hi pramıst tu ırayv on taym.
Türkçesi: Zamanında gelmeye söz verdi.

350. They plan to move next year.
Okunuş: Dey plen tu muuv nekst yiır.
Türkçesi: Gelecek yıl taşınmayı planlıyorlar.


71. Used To – Geçmiş Alışkanlıkları

351. I used to ride my bicycle to school.
Okunuş: Ay yuust tu rayd may baysikıl tu skuul.
Türkçesi: Eskiden okula bisikletle giderdim.

352. She used to have very long hair.
Okunuş: Şi yuust tu hev veri long her.
Türkçesi: Eskiden çok uzun saçları vardı.

353. We used to live near the sea.
Okunuş: Wi yuust tu liv niır dı sii.
Türkçesi: Eskiden denizin yakınında yaşardık.

354. He used to play chess every evening.
Okunuş: Hi yuust tu pley çes evri iivning.
Türkçesi: Eskiden her akşam satranç oynardı.

355. There used to be a cinema here.
Okunuş: Der yuust tu bi ı sinıma hiır.
Türkçesi: Eskiden burada bir sinema vardı.


72. Be Used To – Alışkın Olmak

356. I am used to waking up early.
Okunuş: Ay em yuust tu weyking ap örli.
Türkçesi: Erken kalkmaya alışkınım.

357. She is used to working under pressure.
Okunuş: Şi iz yuust tu vörking andır preşır.
Türkçesi: Baskı altında çalışmaya alışkın.

358. We are used to cold winters.
Okunuş: Wi ar yuust tu kould wintırz.
Türkçesi: Soğuk kışlara alışkınız.

359. He isn't used to driving in heavy traffic.
Okunuş: Hi izınt yuust tu drayving in hevi trafik.
Türkçesi: Yoğun trafikte araba kullanmaya alışkın değil.

360. Are you used to living alone?
Okunuş: Ar yu yuust tu living ıloun?
Türkçesi: Yalnız yaşamaya alışkın mısın?


73. Get Used To – Alışmak

361. I am getting used to my new schedule.
Okunuş: Ay em geting yuust tu may nyu skecul.
Türkçesi: Yeni programıma alışıyorum.

362. She quickly got used to her new job.
Okunuş: Şi kuikli gat yuust tu hör nyu cab.
Türkçesi: Yeni işine çabucak alıştı.

363. You will get used to speaking English every day.
Okunuş: Yu wil get yuust tu spiiking İngliş evri dey.
Türkçesi: Her gün İngilizce konuşmaya alışacaksın.

364. We couldn't get used to the noise.
Okunuş: Wi kudınt get yuust tu dı noyz.
Türkçesi: Gürültüye alışamadık.

365. It takes time to get used to a new city.
Okunuş: İt teyks taym tu get yuust tu ı nyu siti.
Türkçesi: Yeni bir şehre alışmak zaman alır.


74. Wish – Şimdiki Durumla İlgili Keşke

366. I wish I had more free time.
Okunuş: Ay viş ay hed mor frii taym.
Türkçesi: Keşke daha fazla boş zamanım olsaydı.

367. She wishes she lived closer to her family.
Okunuş: Şi vişız şi livd klousır tu hör femıli.
Türkçesi: Keşke ailesine daha yakın yaşasaydı.

368. I wish I could speak French.
Okunuş: Ay viş ay kud spiik Frenç.
Türkçesi: Keşke Fransızca konuşabilseydim.

369. We wish the weather were warmer.
Okunuş: Wi viş dı wedır vör vormır.
Türkçesi: Keşke hava daha sıcak olsaydı.

370. He wishes he had a bigger office.
Okunuş: Hi vişız hi hed ı bigır ofıs.
Türkçesi: Keşke daha büyük bir ofisi olsaydı.


75. Wish – Geçmiş Pişmanlıkları

371. I wish I had studied harder.
Okunuş: Ay viş ay hed stadid hardır.
Türkçesi: Keşke daha çok çalışsaydım.

372. She wishes she hadn't sold her old car.
Okunuş: Şi vişız şi hedınt sould hör ould kar.
Türkçesi: Keşke eski arabasını satmasaydı.

373. We wish we had booked the hotel earlier.
Okunuş: Wi viş wi hed bukt dı houtel örliır.
Türkçesi: Keşke oteli daha erken ayırtsaydık.

374. He wishes he had listened to your advice.
Okunuş: Hi vişız hi hed lisınd tu yor ıdvays.
Türkçesi: Keşke senin tavsiyeni dinleseydi.

375. They wish they hadn't missed the train.
Okunuş: Dey viş dey hedınt mist dı treyn.
Türkçesi: Keşke treni kaçırmasalardı.


76. Question Tags – Soru Ekleri

376. You're tired, aren't you?
Okunuş: Yor tayırd, arınt yu?
Türkçesi: Yorgunsun, değil mi?

377. She works here, doesn't she?
Okunuş: Şi vörks hiır, dazınt şi?
Türkçesi: O burada çalışıyor, değil mi?

378. They didn't call you, did they?
Okunuş: Dey didınt kol yu, did dey?
Türkçesi: Seni aramadılar, değil mi?

379. We can park here, can't we?
Okunuş: Wi ken park hiır, kent wi?
Türkçesi: Buraya park edebiliriz, değil mi?

380. He has finished the report, hasn't he?
Okunuş: Hi hez finişt dı riport, hezınt hi?
Türkçesi: Raporu bitirdi, değil mi?


77. Indirect Questions – Kibar Dolaylı Sorular

381. Could you tell me where the station is?
Okunuş: Kud yu tel mi wer dı steyşın iz?
Türkçesi: İstasyonun nerede olduğunu söyleyebilir misiniz?

382. Do you know what time the shop closes?
Okunuş: Du yu nou wat taym dı şap klouzız?
Türkçesi: Dükkânın saat kaçta kapandığını biliyor musunuz?

383. Can you tell me how much this costs?
Okunuş: Ken yu tel mi hau maç dis kosts?
Türkçesi: Bunun ne kadar olduğunu söyleyebilir misiniz?

384. Do you know whether the bus stops here?
Okunuş: Du yu nou wedır dı bas stops hiır?
Türkçesi: Otobüsün burada durup durmadığını biliyor musunuz?

385. Could you explain how this machine works?
Okunuş: Kud yu ikspleyn hau dis maşiin vörks?
Türkçesi: Bu makinenin nasıl çalıştığını açıklayabilir misiniz?


78. Present Continuous for Future Arrangements

386. I am meeting my cousin tomorrow afternoon.
Okunuş: Ay em miiting may kazın tumarou aftırnuun.
Türkçesi: Yarın öğleden sonra kuzenimle buluşuyorum.

387. She is flying to Berlin on Friday.
Okunuş: Şi iz flaying tu Börlin on Fraydey.
Türkçesi: Cuma günü Berlin'e uçuyor.

388. We are having dinner with our neighbours tonight.
Okunuş: Wi ar heving dinır wid aur neybırz tınayt.
Türkçesi: Bu akşam komşularımızla yemek yiyoruz.

389. He is starting his new job next Monday.
Okunuş: Hi iz starting hiz nyu cab nekst Mandey.
Türkçesi: Gelecek pazartesi yeni işine başlıyor.

390. They are coming to visit us this weekend.
Okunuş: Dey ar kaming tu vizit as dis wiikend.
Türkçesi: Bu hafta sonu bizi ziyarete geliyorlar.


79. Present Simple for Timetables

391. The train leaves at seven thirty.
Okunuş: Dı treyn liivz et sevın törti.
Türkçesi: Tren saat yedi buçukta kalkıyor.

392. The film starts at eight tonight.
Okunuş: Dı film starts et eyt tınayt.
Türkçesi: Film bu gece saat sekizde başlıyor.

393. Our flight arrives at noon.
Okunuş: Aur flayt ırayvz et nuun.
Türkçesi: Uçağımız öğlen varıyor.

394. The museum opens at ten tomorrow.
Okunuş: Dı myuziyım oupınz et ten tumarou.
Türkçesi: Müze yarın saat onda açılıyor.

395. The course ends in December.
Okunuş: Dı kors endz in Disembır.
Türkçesi: Kurs aralık ayında bitiyor.


80. Mustn't / Don't Have To

396. You mustn't smoke inside the building.
Okunuş: Yu masınt smouk insayd dı bilding.
Türkçesi: Binanın içinde sigara içmemelisin.

397. You don't have to bring any food.
Okunuş: Yu dount hev tu bring eni fuud.
Türkçesi: Yiyecek getirmen gerekmiyor.

398. Visitors mustn't touch the paintings.
Okunuş: Vizitırz masınt taç dı peyntingz.
Türkçesi: Ziyaretçiler tablolara dokunmamalıdır.

399. We don't have to wear formal clothes.
Okunuş: Wi dount hev tu wer formıl klouz.
Türkçesi: Resmî kıyafet giymek zorunda değiliz.

400. You mustn't share your password with anyone.
Okunuş: Yu masınt şer yor pasvörd wid eniwın.
Türkçesi: Şifreni hiç kimseyle paylaşmamalısın.


81. Should Have / Shouldn't Have

401. I should have called you earlier.
Okunuş: Ay şud hev kold yu örliır.
Türkçesi: Seni daha önce aramalıydım.

402. She should have taken an umbrella.
Okunuş: Şi şud hev teykın en ambrella.
Türkçesi: Şemsiye almalıydı.

403. We shouldn't have stayed so late.
Okunuş: Wi şudınt hev steyd sou leyt.
Türkçesi: Bu kadar geç kalmamalıydık.

404. He should have checked the address first.
Okunuş: Hi şud hev çekt dı ıdres först.
Türkçesi: Önce adresi kontrol etmeliydi.

405. You shouldn't have spent so much money.
Okunuş: Yu şudınt hev spent sou maç mani.
Türkçesi: Bu kadar çok para harcamamalıydın.


82. Must Have / Might Have – Geçmiş Hakkında Tahmin

406. She must have forgotten the meeting.
Okunuş: Şi mast hev fırgatın dı miiting.
Türkçesi: Toplantıyı unutmuş olmalı.

407. He must have left early.
Okunuş: Hi mast hev left örli.
Türkçesi: Erken ayrılmış olmalı.

408. They might have taken the wrong bus.
Okunuş: Dey mayt hev teykın dı rong bas.
Türkçesi: Yanlış otobüse binmiş olabilirler.

409. I might have left my phone at home.
Okunuş: Ay mayt hev left may foun et houm.
Türkçesi: Telefonumu evde bırakmış olabilirim.

410. The parcel must have arrived yesterday.
Okunuş: Dı parsıl mast hev ırayvd yestırdey.
Türkçesi: Paket dün gelmiş olmalı.


83. Had Better – Güçlü Tavsiye

411. You had better take a jacket.
Okunuş: Yu hed betır teyk ı cekıt.
Türkçesi: Bir ceket alsan iyi olur.

412. We had better leave before dark.
Okunuş: Wi hed betır liiv bifor dark.
Türkçesi: Hava kararmadan ayrılsak iyi olur.

413. She had better see a mechanic about the car.
Okunuş: Şi hed betır sii ı mikenik ıbaut dı kar.
Türkçesi: Arabayla ilgili bir tamirciye gitse iyi olur.

414. You had better save a copy of the document.
Okunuş: Yu hed betır seyv ı kopi ov dı dokyument.
Türkçesi: Belgenin bir kopyasını kaydetsen iyi olur.

415. He had better not be late again.
Okunuş: Hi hed betır nat bi leyt ıgen.
Türkçesi: Bir daha geç kalmasa iyi olur.


84. Would Rather – Tercih Etmek

416. I would rather stay home tonight.
Okunuş: Ay wud radır stey houm tınayt.
Türkçesi: Bu gece evde kalmayı tercih ederim.

417. She would rather travel by train.
Okunuş: Şi wud radır trevıl bay treyn.
Türkçesi: Trenle seyahat etmeyi tercih eder.

418. We would rather eat outside.
Okunuş: Wi wud radır iit autsayd.
Türkçesi: Dışarıda yemek yemeyi tercih ederiz.

419. He would rather not discuss it now.
Okunuş: Hi wud radır nat diskas it nau.
Türkçesi: Bunu şimdi konuşmamayı tercih eder.

420. Would you rather walk or take a taxi?
Okunuş: Wud yu radır wok or teyk ı teksi?
Türkçesi: Yürümeyi mi yoksa taksiye binmeyi mi tercih edersin?


85. As ... As – Eşitlik Karşılaştırması

421. This room is as large as the other one.
Okunuş: Dis ruum iz ez larc ez dı adır wan.
Türkçesi: Bu oda diğeri kadar büyük.

422. My bag isn't as heavy as yours.
Okunuş: May beg izınt ez hevi ez yorz.
Türkçesi: Çantam seninki kadar ağır değil.

423. She speaks as clearly as her teacher.
Okunuş: Şi spiiks ez kliırli ez hör tiiçır.
Türkçesi: Öğretmeni kadar net konuşuyor.

424. Today isn't as cold as yesterday.
Okunuş: Tudey izınt ez kould ez yestırdey.
Türkçesi: Bugün dün kadar soğuk değil.

425. The journey was as comfortable as we expected.
Okunuş: Dı cörni wız ez kamfırtıbıl ez wi ikspektıd.
Türkçesi: Yolculuk beklediğimiz kadar rahattı.


86. So / Such

426. The film was so interesting that I watched it twice.
Okunuş: Dı film wız sou intrısting det ay voçt it tways.
Türkçesi: Film o kadar ilginçti ki iki kez izledim.

427. It was such a beautiful day that we stayed outside.
Okunuş: İt wız saç ı byutıfıl dey det wi steyd autsayd.
Türkçesi: O kadar güzel bir gündü ki dışarıda kaldık.

428. She was so tired that she fell asleep immediately.
Okunuş: Şi wız sou tayırd det şi fel ısliip imiidyıtli.
Türkçesi: O kadar yorgundu ki hemen uyuyakaldı.

429. They are such friendly people.
Okunuş: Dey ar saç frendli piipıl.
Türkçesi: Onlar çok arkadaş canlısı insanlar.

430. The suitcase was so heavy that I couldn't lift it.
Okunuş: Dı suutkeys wız sou hevi det ay kudınt lift it.
Türkçesi: Bavul o kadar ağırdı ki kaldıramadım.


87. Make / Do

431. I need to make a phone call.
Okunuş: Ay niid tu meyk ı foun kol.
Türkçesi: Bir telefon görüşmesi yapmam gerekiyor.

432. She always does her homework after dinner.
Okunuş: Şi olweyz daz hör houmvörk aftır dinır.
Türkçesi: Ödevini her zaman akşam yemeğinden sonra yapar.

433. We made a list before shopping.
Okunuş: Wi meyd ı list bifor şaping.
Türkçesi: Alışverişten önce bir liste yaptık.

434. He does most of the housework.
Okunuş: Hi daz moust ov dı hausvörk.
Türkçesi: Ev işlerinin çoğunu o yapar.

435. Don't make too much noise.
Okunuş: Dount meyk tu maç noyz.
Türkçesi: Çok fazla gürültü yapma.


88. Have / Have Got

436. I have a meeting at three.
Okunuş: Ay hev ı miiting et thrii.
Türkçesi: Saat üçte toplantım var.

437. She has got two brothers.
Okunuş: Şi hez gat tu bradırz.
Türkçesi: Onun iki erkek kardeşi var.

438. Have you got a pen?
Okunuş: Hev yu gat ı pen?
Türkçesi: Kalemin var mı?

439. We don't have enough chairs.
Okunuş: Wi dount hev inaf çerz.
Türkçesi: Yeterince sandalyemiz yok.

440. He has got a new bicycle.
Okunuş: Hi hez gat ı nyu baysikıl.
Türkçesi: Onun yeni bir bisikleti var.


89. Phrasal Verbs – Günlük Fiiller

441. Please turn on the heating.
Okunuş: Pliiz törn on dı hiiting.
Türkçesi: Lütfen ısıtmayı aç.

442. I need to look for my glasses.
Okunuş: Ay niid tu luk for may glasız.
Türkçesi: Gözlüğümü aramam gerekiyor.

443. She picked up the children from school.
Okunuş: Şi pikt ap dı çildrın from skuul.
Türkçesi: Çocukları okuldan aldı.

444. Please take off your shoes at the door.
Okunuş: Pliiz teyk of yor şuuz et dı dor.
Türkçesi: Lütfen kapıda ayakkabılarını çıkar.

445. We ran out of milk this morning.
Okunuş: Wi ren aut ov milk dis morning.
Türkçesi: Bu sabah sütümüz bitti.


90. Stative Verbs – Durum Fiilleri

446. I understand your question.
Okunuş: Ay andırstend yor kwesçın.
Türkçesi: Sorunu anlıyorum.

447. She believes his story.
Okunuş: Şi biliivz hiz stori.
Türkçesi: Onun hikâyesine inanıyor.

448. This bag belongs to my sister.
Okunuş: Dis beg bilongz tu may sistır.
Türkçesi: Bu çanta kız kardeşime ait.

449. We need more information.
Okunuş: Wi niid mor informeyşın.
Türkçesi: Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.

450. He knows the city very well.
Okunuş: Hi nouz dı siti veri wel.
Türkçesi: Şehri çok iyi biliyor.


91. Present Perfect – Just / Already / Yet

451. I have just received your message.
Okunuş: Ay hev cast risiivd yor mesıc.
Türkçesi: Mesajını az önce aldım.

452. She has already packed her suitcase.
Okunuş: Şi hez olredi pekt hör suutkeys.
Türkçesi: Bavulunu çoktan hazırladı.

453. Have you finished your lunch yet?
Okunuş: Hev yu finişt yor lanç yet?
Türkçesi: Öğle yemeğini bitirdin mi?

454. We haven't decided yet.
Okunuş: Wi hevınt disaydıd yet.
Türkçesi: Henüz karar vermedik.

455. The guests have already arrived.
Okunuş: Dı gests hev olredi ırayvd.
Türkçesi: Misafirler çoktan geldi.


92. Present Perfect vs Simple Past

456. I have visited Rome twice.
Okunuş: Ay hev vizitıd Roum tways.
Türkçesi: Roma'yı iki kez ziyaret ettim.

457. I visited Rome in 2022.
Okunuş: Ay vizitıd Roum in twenti twenti tu.
Türkçesi: Roma'yı 2022 yılında ziyaret ettim.

458. She has seen that film before.
Okunuş: Şi hez siin det film bifor.
Türkçesi: O filmi daha önce gördü.

459. She saw that film last Saturday.
Okunuş: Şi so det film last Satırdey.
Türkçesi: O filmi geçen cumartesi izledi.

460. We have never eaten here before.
Okunuş: Wi hev nevır iitın hiır bifor.
Türkçesi: Daha önce burada hiç yemek yemedik.


93. Past Simple vs Past Continuous

461. I was taking a shower when the phone rang.
Okunuş: Ay wız teyking ı şauır wen dı foun reng.
Türkçesi: Telefon çaldığında duş alıyordum.

462. She was driving when she saw the accident.
Okunuş: Şi wız drayving wen şi so dı eksidınt.
Türkçesi: Kazayı gördüğünde araba kullanıyordu.

463. While we were eating, someone knocked on the door.
Okunuş: Wayl wi vör iiting, samwan nokt on dı dor.
Türkçesi: Biz yemek yerken biri kapıyı çaldı.

464. The children were sleeping when we arrived home.
Okunuş: Dı çildrın vör sliiping wen wi ırayvd houm.
Türkçesi: Eve geldiğimizde çocuklar uyuyordu.

465. It started to snow while I was walking to work.
Okunuş: İt startıd tu snou wayl ay wız woking tu vörk.
Türkçesi: İşe yürürken kar yağmaya başladı.


94. Past Simple vs Past Perfect

466. When I arrived, the meeting had already started.
Okunuş: Wen ay ırayvd, dı miiting hed olredi startıd.
Türkçesi: Ben geldiğimde toplantı çoktan başlamıştı.

467. She had gone home before I reached the office.
Okunuş: Şi hed gon houm bifor ay riiçt dı ofıs.
Türkçesi: Ben ofise varmadan önce eve gitmişti.

468. After we had finished dinner, we went for a walk.
Okunuş: Aftır wi hed finişt dinır, wi went for ı wok.
Türkçesi: Akşam yemeğini bitirdikten sonra yürüyüşe çıktık.

469. He couldn't enter because he had forgotten his key.
Okunuş: Hi kudınt entır bikoz hi hed fırgatın hiz kii.
Türkçesi: Anahtarını unuttuğu için içeri giremedi.

470. They had left by the time we got there.
Okunuş: Dey hed left bay dı taym wi gat der.
Türkçesi: Biz oraya vardığımızda onlar ayrılmıştı.


95. Requests – Kibar Rica Cümleleri

471. Could you help me with this suitcase?
Okunuş: Kud yu help mi wid dis suutkeys?
Türkçesi: Bu bavul konusunda bana yardım edebilir misiniz?

472. Would you mind closing the door?
Okunuş: Wud yu maynd klouzing dı dor?
Türkçesi: Kapıyı kapatmanızın sakıncası var mı?

473. Could you write that down for me?
Okunuş: Kud yu rayt det daun for mi?
Türkçesi: Bunu benim için yazabilir misiniz?

474. Would you please wait here for a moment?
Okunuş: Wud yu pliiz weyt hiır for ı moumınt?
Türkçesi: Lütfen burada bir an bekler misiniz?

475. Can you show me how to use this?
Okunuş: Ken yu şou mi hau tu yuuz dis?
Türkçesi: Bunun nasıl kullanılacağını bana gösterebilir misin?


96. Offers and Suggestions – Teklifler ve Öneriler

476. Shall I carry your bag?
Okunuş: Şel ay keri yor beg?
Türkçesi: Çantanı taşıyayım mı?

477. Shall we meet after work?
Okunuş: Şel wi miit aftır vörk?
Türkçesi: İşten sonra buluşalım mı?

478. Why don't we take a short break?
Okunuş: Way dount wi teyk ı şort breyk?
Türkçesi: Neden kısa bir mola vermiyoruz?

479. How about going for a walk?
Okunuş: Hau ıbaut going for ı wok?
Türkçesi: Yürüyüşe çıkmaya ne dersin?

480. Let me help you with those boxes.
Okunuş: Let mi help yu wid douz baksız.
Türkçesi: O kutular konusunda sana yardım edeyim.


97. Agreeing and Disagreeing – Katılma ve Katılmama

481. I completely agree with you.
Okunuş: Ay kompliytli ıgrii wid yu.
Türkçesi: Sana tamamen katılıyorum.

482. I don't think that's a good idea.
Okunuş: Ay dount think dets ı gud aydiya.
Türkçesi: Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum.

483. You're right about the traffic.
Okunuş: Yor rayt ıbaut dı trafik.
Türkçesi: Trafik konusunda haklısın.

484. I'm not sure I agree with that.
Okunuş: Aym nat şur ay ıgrii wid det.
Türkçesi: Buna katıldığımdan emin değilim.

485. I see your point, but I have a different opinion.
Okunuş: Ay sii yor point, bat ay hev ı difrınt ıpinyın.
Türkçesi: Ne demek istediğini anlıyorum ama farklı bir fikrim var.


98. Giving Opinions – Fikir Belirtme

486. I think this option is more practical.
Okunuş: Ay think dis opşın iz mor praktıkıl.
Türkçesi: Bence bu seçenek daha kullanışlı.

487. In my opinion, the second plan is simpler.
Okunuş: İn may ıpinyın, dı sekınd plen iz simplır.
Türkçesi: Bana göre ikinci plan daha basit.

488. I believe we need more time.
Okunuş: Ay biliiv wi niid mor taym.
Türkçesi: Daha fazla zamana ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

489. It seems like a reasonable solution.
Okunuş: İt siimz layk ı riizınıbıl sılüşın.
Türkçesi: Makul bir çözüm gibi görünüyor.

490. From my point of view, we should wait.
Okunuş: From may point ov vyu, wi şud weyt.
Türkçesi: Benim bakış açıma göre beklemeliyiz.


99. Everyday Conversation – Günlük Konuşma

491. What have you been doing lately?
Okunuş: Wat hev yu bin duuing leytli?
Türkçesi: Son zamanlarda neler yapıyorsun?

492. I'm just getting ready to leave.
Okunuş: Aym cast geting redi tu liiv.
Türkçesi: Tam çıkmak için hazırlanıyorum.

493. It's been a long day.
Okunuş: İts bin ı long dey.
Türkçesi: Uzun bir gün oldu.

494. I'll let you know when I arrive.
Okunuş: Ayl let yu nou wen ay ırayv.
Türkçesi: Vardığımda sana haber vereceğim.

495. Don't worry, we still have plenty of time.
Okunuş: Dount vori, wi stil hev plenti ov taym.
Türkçesi: Endişelenme, hâlâ bolca zamanımız var.


100. Greetings and Farewells – Selamlaşma ve Vedalaşma

496. It was great talking to you.
Okunuş: İt wız greyt toking tu yu.
Türkçesi: Seninle konuşmak çok güzeldi.

497. I hope you have a wonderful weekend.
Okunuş: Ay poup yu hev ı vandırfıl wiikend.
Türkçesi: Umarım harika bir hafta sonu geçirirsin.

498. Give my regards to your family.
Okunuş: Giv may rigardz tu yor femıli.
Türkçesi: Ailene selamlarımı ilet.

499. Take care and have a safe trip home.
Okunuş: Teyk ker end hev ı seyf trip houm.
Türkçesi: Kendine iyi bak ve eve güvenli bir yolculuk yap.

500. See you next time. Have a wonderful day!
Okunuş: Sii yu nekst taym. Hev ı vandırfıl dey!
Türkçesi: Bir dahaki sefere görüşürüz. Harika bir gün geçir!


 

Bu çalışma artık 1–500 arasında toplam 500 farklı İngilizce örnek cümle ve 100 ayrı gramer başlığı içeriyor.

Çalışırken her örneği şu sırayla kullanabilirsiniz:

İngilizcesi → Okunuşu → Türkçesi → İngilizceyi kapatıp kendiniz söyleme → aynı gramer kalıbıyla yeni bir cümle kurma.

Örneğin:

I wish I had more free time.
Okunuş: Ay viş ay hed mor frii taym.
Türkçesi: Keşke daha fazla boş zamanım olsaydı.

Ardından kalıbı koruyup kelimeleri değiştirin:

I wish I had a bigger house.
Okunuş: Ay viş ay hed ı bigır haus.
Türkçesi: Keşke daha büyük bir evim olsaydı.

Bu şekilde amaç 500 cümleyi yalnızca ezberlemek değil, cümlelerdeki gramer kalıplarını kullanarak kendi İngilizce cümlelerinizi kurabilmek olmalıdır.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

PRATİK İNGİLİZCE
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRATİK İNGİLİZCE
PRATİK ARAPÇA
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRATİK ARAPÇA
PRTİK ALMANCA
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRTİK ALMANCA
PRATİK İSPANYOLCA
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRATİK İSPANYOLCA
PRATİK RUSÇA
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRATİK RUSÇA
İNGİLİZCE GRAMER 1
  • Salih Avcı
  • 27.09.2026
İNGİLİZCE GRAMER 1
İNGİLİZCE GRAMER 2
  • Salih Avcı
  • 27.09.2026
İNGİLİZCE GRAMER 2