18px

İNGİLİZCE GRAMER 1


İNGİLİZCE GRAMER 1

İNGİLİZCE GRAMER:

100 KONU – 500 CÜMLE

1. Simple Present – Geniş Zaman

1. I drink a glass of water every morning.
Okunuş: Ay drink ı glas ov votır evri morning.
Türkçesi: Her sabah bir bardak su içerim.

2. My father reads the newspaper after breakfast.
Okunuş: May fadır riidz dı nyuuzpeypır aftır brekfıst.
Türkçesi: Babam kahvaltıdan sonra gazete okur.

3. We usually walk to the market.
Okunuş: Wi yujuıli wok tu dı market.
Türkçesi: Biz genellikle markete yürüyerek gideriz.

4. The bakery opens at seven every morning.
Okunuş: Dı beykıri oupınz et sevın evri morning.
Türkçesi: Fırın her sabah saat yedide açılır.

5. My friends play football on Sundays.
Okunuş: May frendz pley futbol on Sandeyz.
Türkçesi: Arkadaşlarım pazar günleri futbol oynar.


2. Simple Present – Olumsuz Cümleler

6. I don't watch television in the morning.
Okunuş: Ay dount voç televijın in dı morning.
Türkçesi: Sabahları televizyon izlemem.

7. She doesn't eat spicy food.
Okunuş: Şi dazınt iit spaysi fuud.
Türkçesi: O acılı yemek yemez.

8. We don't work on Sundays.
Okunuş: Wi dount vörk on Sandeyz.
Türkçesi: Pazar günleri çalışmayız.

9. He doesn't use social media very often.
Okunuş: Hi dazınt yuuz souşıl miidya veri ofın.
Türkçesi: O sosyal medyayı çok sık kullanmaz.

10. They don't live near the city centre.
Okunuş: Dey dount liv niır dı siti sentır.
Türkçesi: Onlar şehir merkezinin yakınında yaşamazlar.


3. Simple Present – Soru Cümleleri

11. Do you speak English at work?
Okunuş: Du yu spiik İngliş et vörk?
Türkçesi: İş yerinde İngilizce konuşuyor musun?

12. Does your brother drive to work?
Okunuş: Daz yor bradır drayv tu vörk?
Türkçesi: Erkek kardeşin işe arabayla gider mi?

13. Do they visit their parents every week?
Okunuş: Du dey vizit der perınts evri wiik?
Türkçesi: Onlar anne babalarını her hafta ziyaret ederler mi?

14. Does this bus stop near the hospital?
Okunuş: Daz dis bas stap niır dı hospitıl?
Türkçesi: Bu otobüs hastanenin yakınında duruyor mu?

15. Do you usually cook at home?
Okunuş: Du yu yujuıli kuk et houm?
Türkçesi: Genellikle evde yemek yapar mısın?


4. Present Continuous – Şimdiki Zaman

16. I am writing a message to my friend.
Okunuş: Ay em rayting ı mesıc tu may frend.
Türkçesi: Arkadaşıma bir mesaj yazıyorum.

17. My mother is preparing lunch.
Okunuş: May madır iz pripering lanç.
Türkçesi: Annem öğle yemeği hazırlıyor.

18. The dog is sleeping under the table.
Okunuş: Dı dog iz sliiping andır dı teybıl.
Türkçesi: Köpek masanın altında uyuyor.

19. We are watching the sunset.
Okunuş: Wi ar voçing dı sanset.
Türkçesi: Gün batımını izliyoruz.

20. They are repairing the road.
Okunuş: Dey ar ripeyring dı roud.
Türkçesi: Yolu tamir ediyorlar.


5. Present Continuous – Olumsuz

21. I am not using the computer right now.
Okunuş: Ay em nat yuuzing dı kompiyutır rayt nau.
Türkçesi: Şu anda bilgisayarı kullanmıyorum.

22. She isn't wearing her glasses today.
Okunuş: Şi izınt wering hör glasız tudey.
Türkçesi: O bugün gözlüğünü takmıyor.

23. We aren't waiting outside.
Okunuş: Wi arınt weyting autsayd.
Türkçesi: Dışarıda beklemiyoruz.

24. He isn't listening to the radio.
Okunuş: Hi izınt lisınıng tu dı reydiyou.
Türkçesi: O radyo dinlemiyor.

25. The children aren't studying now.
Okunuş: Dı çildrın arınt stadiying nau.
Türkçesi: Çocuklar şu anda ders çalışmıyorlar.


6. Present Continuous – Soru

26. Are you waiting for someone?
Okunuş: Ar yu weyting for samwan?
Türkçesi: Birini mi bekliyorsun?

27. Is she talking on the phone?
Okunuş: İz şi toking on dı foun?
Türkçesi: O telefonda mı konuşuyor?

28. Are they coming with us?
Okunuş: Ar dey kaming wid as?
Türkçesi: Onlar bizimle geliyorlar mı?

29. Is your father watching television?
Okunuş: İz yor fadır voçing televijın?
Türkçesi: Baban televizyon mu izliyor?

30. Are you learning something new?
Okunuş: Ar yu lörning samthing nyu?
Türkçesi: Yeni bir şey mi öğreniyorsun?


7. Simple Past – Geçmiş Zaman

31. I cleaned my room yesterday morning.
Okunuş: Ay kliind may ruum yestırdey morning.
Türkçesi: Dün sabah odamı temizledim.

32. We travelled to Ankara last month.
Okunuş: Wi trevıld tu Ankara last manth.
Türkçesi: Geçen ay Ankara'ya seyahat ettik.

33. She cooked a delicious meal for us.
Okunuş: Şi kukt ı dilişıs miil for as.
Türkçesi: O bizim için lezzetli bir yemek yaptı.

34. He found some money on the street.
Okunuş: Hi faund sam mani on dı striit.
Türkçesi: Sokakta biraz para buldu.

35. They sold their old furniture.
Okunuş: Dey sould der ould förniçır.
Türkçesi: Eski mobilyalarını sattılar.


8. Simple Past – Olumsuz

36. I didn't sleep well last night.
Okunuş: Ay didınt sliip wel last nayt.
Türkçesi: Dün gece iyi uyumadım.

37. She didn't answer my question.
Okunuş: Şi didınt ensır may kwesçın.
Türkçesi: Soruma cevap vermedi.

38. We didn't take the train.
Okunuş: Wi didınt teyk dı treyn.
Türkçesi: Trene binmedik.

39. He didn't bring his umbrella.
Okunuş: Hi didınt bring hiz ambrella.
Türkçesi: Şemsiyesini getirmedi.

40. They didn't stay at the hotel.
Okunuş: Dey didınt stey et dı houtel.
Türkçesi: Otelde kalmadılar.


9. Simple Past – Soru

41. Did you enjoy your holiday?
Okunuş: Did yu incoy yor halıdey?
Türkçesi: Tatilinden keyif aldın mı?

42. Did she call you yesterday?
Okunuş: Did şi kol yu yestırdey?
Türkçesi: O seni dün aradı mı?

43. Did they arrive on time?
Okunuş: Did dey ırayv on taym?
Türkçesi: Zamanında geldiler mi?

44. Did he buy the tickets?
Okunuş: Did hi bay dı tikıts?
Türkçesi: Biletleri aldı mı?

45. Did you understand the lesson?
Okunuş: Did yu andırstend dı lesın?
Türkçesi: Dersi anladın mı?


10. Past Continuous – Geçmişte Devam Eden Zaman

46. I was washing the car when you arrived.
Okunuş: Ay wız woşing dı kar wen yu ırayvd.
Türkçesi: Sen geldiğinde arabayı yıkıyordum.

47. She was reading beside the window.
Okunuş: Şi wız riiding bisayd dı windou.
Türkçesi: O pencerenin yanında kitap okuyordu.

48. We were walking home when it started to rain.
Okunuş: Wi vör woking houm wen it startıd tu reyn.
Türkçesi: Yağmur yağmaya başladığında eve yürüyorduk.

49. The baby was sleeping peacefully.
Okunuş: Dı beybi wız sliiping piisfıli.
Türkçesi: Bebek huzur içinde uyuyordu.

50. They were discussing their plans.
Okunuş: Dey vör diskasıng der plenz.
Türkçesi: Planlarını konuşuyorlardı.


11. Present Perfect

51. I have just cleaned the kitchen.
Okunuş: Ay hev cast kliind dı kiçın.
Türkçesi: Mutfağı az önce temizledim.

52. She has changed her phone number.
Okunuş: Şi hez çeyncd hör foun nambır.
Türkçesi: Telefon numarasını değiştirdi.

53. We have never tried this food before.
Okunuş: Wi hev nevır trayd dis fuud bifor.
Türkçesi: Bu yemeği daha önce hiç denemedik.

54. He has broken his glasses.
Okunuş: Hi hez broukın hiz glasız.
Türkçesi: Gözlüğünü kırdı.

55. They have returned from their holiday.
Okunuş: Dey hev ritörnd from der halıdey.
Türkçesi: Tatillerinden döndüler.


12. Present Perfect – Ever / Never

56. Have you ever travelled alone?
Okunuş: Hev yu evır trevıld ıloun?
Türkçesi: Hiç yalnız seyahat ettin mi?

57. I have never ridden a horse.
Okunuş: Ay hev nevır ridın ı hors.
Türkçesi: Hiç ata binmedim.

58. Has she ever visited London?
Okunuş: Hez şi evır vizitıd Landın?
Türkçesi: O hiç Londra'yı ziyaret etti mi?

59. We have never seen so much snow.
Okunuş: Wi hev nevır siin sou maç snou.
Türkçesi: Daha önce hiç bu kadar çok kar görmedik.

60. Have they ever stayed here before?
Okunuş: Hev dey evır steyd hiır bifor?
Türkçesi: Daha önce hiç burada kaldılar mı?


13. Present Perfect – Since / For

61. I have lived here for three years.
Okunuş: Ay hev livd hiır for thrii yiırz.
Türkçesi: Üç yıldır burada yaşıyorum.

62. She has known him since childhood.
Okunuş: Şi hez noun him sins çayldhud.
Türkçesi: Onu çocukluğundan beri tanıyor.

63. We have been friends for many years.
Okunuş: Wi hev bin frendz for meni yiırz.
Türkçesi: Uzun yıllardır arkadaşız.

64. He has worked there since January.
Okunuş: Hi hez vörkt der sins Cenyuıri.
Türkçesi: Ocak ayından beri orada çalışıyor.

65. They have owned this shop for ten years.
Okunuş: Dey hev ound dis şap for ten yiırz.
Türkçesi: Bu dükkâna on yıldır sahipler.


14. Present Perfect Continuous

66. I have been reading for an hour.
Okunuş: Ay hev bin riiding for en auır.
Türkçesi: Bir saattir okuyorum.

67. She has been learning English since January.
Okunuş: Şi hez bin lörning İngliş sins Cenyuıri.
Türkçesi: Ocak ayından beri İngilizce öğreniyor.

68. We have been looking for you.
Okunuş: Wi hev bin luking for yu.
Türkçesi: Seni arıyorduk.

69. He has been repairing his bicycle all morning.
Okunuş: Hi hez bin ripeyring hiz baysikıl ol morning.
Türkçesi: Bütün sabah bisikletini tamir ediyor.

70. They have been talking for two hours.
Okunuş: Dey hev bin toking for tu auırz.
Türkçesi: İki saattir konuşuyorlar.


15. Past Perfect

71. I had locked the door before I left.
Okunuş: Ay hed lokt dı dor bifor ay left.
Türkçesi: Ayrılmadan önce kapıyı kilitlemiştim.

72. She had prepared everything before the guests arrived.
Okunuş: Şi hed priperd evrithing bifor dı gests ırayvd.
Türkçesi: Misafirler gelmeden önce her şeyi hazırlamıştı.

73. We had eaten before the meeting started.
Okunuş: Wi hed iitın bifor dı miiting startıd.
Türkçesi: Toplantı başlamadan önce yemek yemiştik.

74. He had saved enough money to buy the car.
Okunuş: Hi hed seyvd inaf mani tu bay dı kar.
Türkçesi: Arabayı almak için yeterince para biriktirmişti.

75. They had closed the shop before we arrived.
Okunuş: Dey hed klouzd dı şap bifor wi ırayvd.
Türkçesi: Biz gelmeden önce dükkânı kapatmışlardı.


16. Past Perfect Continuous

76. I had been driving for three hours before I stopped.
Okunuş: Ay hed bin drayving for thrii auırz bifor ay stopt.
Türkçesi: Durmadan önce üç saattir araba kullanıyordum.

77. She had been studying all evening.
Okunuş: Şi hed bin stadiying ol iivning.
Türkçesi: Bütün akşam ders çalışıyordu.

78. We had been waiting for thirty minutes.
Okunuş: Wi hed bin weyting for törti minıts.
Türkçesi: Otuz dakikadır bekliyorduk.

79. He had been working outside all day.
Okunuş: Hi hed bin vörking autsayd ol dey.
Türkçesi: Bütün gün dışarıda çalışıyordu.

80. They had been living abroad for several years.
Okunuş: Dey hed bin living ıbroad for sevırıl yiırz.
Türkçesi: Birkaç yıldır yurt dışında yaşıyorlardı.


17. Future Simple – Will

81. I will send you the address tonight.
Okunuş: Ay wil send yu dı ıdres tınayt.
Türkçesi: Adresi sana bu gece göndereceğim.

82. She will probably arrive before noon.
Okunuş: Şi wil prabıbıli ırayv bifor nuun.
Türkçesi: O muhtemelen öğleden önce gelecek.

83. We will find a solution together.
Okunuş: Wi wil faynd ı sılüşın tugedır.
Türkçesi: Birlikte bir çözüm bulacağız.

84. He will explain everything later.
Okunuş: Hi wil ikspleyn evrithing leytır.
Türkçesi: Her şeyi daha sonra açıklayacak.

85. The weather will get warmer next week.
Okunuş: Dı wedır wil get vormır nekst wiik.
Türkçesi: Hava gelecek hafta daha sıcak olacak.


18. Be Going To – Planlar

86. I am going to paint the bedroom this weekend.
Okunuş: Ay em going tu peynt dı bedruum dis wiikend.
Türkçesi: Bu hafta sonu yatak odasını boyayacağım.

87. She is going to start a new course.
Okunuş: Şi iz going tu start ı nyu kors.
Türkçesi: Yeni bir kursa başlayacak.

88. We are going to spend the weekend in the countryside.
Okunuş: Wi ar going tu spend dı wiikend in dı kantrisayd.
Türkçesi: Hafta sonunu kırsalda geçireceğiz.

89. He is going to repair the garden fence.
Okunuş: Hi iz going tu ripeyr dı gardın fens.
Türkçesi: Bahçe çitini tamir edecek.

90. They are going to open a new shop.
Okunuş: Dey ar going tu oupın ı nyu şap.
Türkçesi: Yeni bir dükkân açacaklar.


19. Future Continuous

91. I will be sleeping at midnight.
Okunuş: Ay wil bi sliiping et midnayt.
Türkçesi: Gece yarısında uyuyor olacağım.

92. She will be attending a conference tomorrow.
Okunuş: Şi wil bi ıtending ı kanfırıns tumarou.
Türkçesi: Yarın bir konferansa katılıyor olacak.

93. We will be travelling during the night.
Okunuş: Wi wil bi trevıling dyuring dı nayt.
Türkçesi: Gece boyunca yolculuk ediyor olacağız.

94. He will be working from home next week.
Okunuş: Hi wil bi vörking from houm nekst wiik.
Türkçesi: Gelecek hafta evden çalışıyor olacak.

95. They will be waiting at the airport.
Okunuş: Dey wil bi weyting et dı eyrport.
Türkçesi: Havaalanında bekliyor olacaklar.


20. Future Perfect

96. I will have completed the course by June.
Okunuş: Ay wil hev komplitiıd dı kors bay Cuun.
Türkçesi: Haziran ayına kadar kursu tamamlamış olacağım.

97. She will have returned home by six.
Okunuş: Şi wil hev ritörnd houm bay siks.
Türkçesi: Saat altıya kadar eve dönmüş olacak.

98. We will have saved enough money by next year.
Okunuş: Wi wil hev seyvd inaf mani bay nekst yiır.
Türkçesi: Gelecek yıla kadar yeterince para biriktirmiş olacağız.

99. He will have finished the book by Friday.
Okunuş: Hi wil hev finişt dı buk bay Fraydey.
Türkçesi: Cuma gününe kadar kitabı bitirmiş olacak.

100. They will have built the house by winter.
Okunuş: Dey wil hev bilt dı haus bay wintır.
Türkçesi: Kışa kadar evi inşa etmiş olacaklar.


21. Future Perfect Continuous

101. I will have been studying English for a year by December.
Okunuş: Ay wil hev bin stadiying İngliş for ı yiır bay Disembır.
Türkçesi: Aralık ayında bir yıldır İngilizce çalışıyor olacağım.

102. She will have been working here for six years by May.
Okunuş: Şi wil hev bin vörking hiır for siks yiırz bay Mey.
Türkçesi: Mayıs ayında burada altı yıldır çalışıyor olacak.

103. We will have been travelling for ten hours by then.
Okunuş: Wi wil hev bin trevıling for ten auırz bay den.
Türkçesi: O zamana kadar on saattir yolculuk ediyor olacağız.

104. He will have been teaching for twenty years next month.
Okunuş: Hi wil hev bin tiiçing for twenti yiırz nekst manth.
Türkçesi: Gelecek ay yirmi yıldır öğretmenlik yapıyor olacak.

105. They will have been living here for a decade next year.
Okunuş: Dey wil hev bin living hiır for ı dekeyd nekst yiır.
Türkçesi: Gelecek yıl burada on yıldır yaşıyor olacaklar.


22. Can – Yetenek

106. I can cook several traditional dishes.
Okunuş: Ay ken kuk sevırıl tredişınıl dişız.
Türkçesi: Birkaç geleneksel yemek yapabilirim.

107. She can speak three languages.
Okunuş: Şi ken spiik thrii lengwıcız.
Türkçesi: O üç dil konuşabilir.

108. We can solve this problem together.
Okunuş: Wi ken solv dis prablım tugedır.
Türkçesi: Bu problemi birlikte çözebiliriz.

109. He can swim across the lake.
Okunuş: Hi ken swim ıkros dı leyk.
Türkçesi: Gölün karşısına yüzebilir.

110. My daughter can play the piano.
Okunuş: May dotır ken pley dı piyenou.
Türkçesi: Kızım piyano çalabilir.


23. Could – Geçmişte Yetenek / Kibar Rica

111. I could run very fast when I was young.
Okunuş: Ay kud ran veri fast wen ay wız yang.
Türkçesi: Gençken çok hızlı koşabilirdim.

112. Could you open the window, please?
Okunuş: Kud yu oupın dı windou pliiz?
Türkçesi: Pencereyi açabilir misiniz lütfen?

113. She could read when she was five.
Okunuş: Şi kud riid wen şi wız fayv.
Türkçesi: Beş yaşındayken okuyabiliyordu.

114. Could we sit near the window?
Okunuş: Kud wi sit niır dı windou?
Türkçesi: Pencerenin yakınında oturabilir miyiz?

115. Could you speak a little more slowly?
Okunuş: Kud yu spiik ı litıl mor slouli?
Türkçesi: Biraz daha yavaş konuşabilir misiniz?


24. Should – Tavsiye

116. You should check the weather before leaving.
Okunuş: Yu şud çek dı wedır bifor liiving.
Türkçesi: Çıkmadan önce hava durumunu kontrol etmelisin.

117. We should leave before the traffic gets busy.
Okunuş: Wi şud liiv bifor dı trafik gets bizi.
Türkçesi: Trafik yoğunlaşmadan önce çıkmalıyız.

118. She should practise speaking more often.
Okunuş: Şi şud praktıs spiiking mor ofın.
Türkçesi: Daha sık konuşma pratiği yapmalı.

119. He should save some money every month.
Okunuş: Hi şud seyv sam mani evri manth.
Türkçesi: Her ay biraz para biriktirmeli.

120. You should keep your documents in a safe place.
Okunuş: Yu şud kiip yor dokyuments in ı seyf pleys.
Türkçesi: Belgelerini güvenli bir yerde tutmalısın.


25. Must – Zorunluluk

121. Passengers must show their tickets.
Okunuş: Pasıncırz mast şou der tikıts.
Türkçesi: Yolcular biletlerini göstermek zorundadır.

122. I must remember to charge my phone.
Okunuş: Ay mast rimembır tu çarc may foun.
Türkçesi: Telefonumu şarj etmeyi hatırlamalıyım.

123. We must arrive before the office closes.
Okunuş: Wi mast ırayv bifor dı ofıs klouzız.
Türkçesi: Ofis kapanmadan önce varmalıyız.

124. You must follow the instructions carefully.
Okunuş: Yu mast falou dı instrukşınz kerfıli.
Türkçesi: Talimatları dikkatlice takip etmelisin.

125. Drivers must stop at a red light.
Okunuş: Drayvırz mast stap et ı red layt.
Türkçesi: Sürücüler kırmızı ışıkta durmalıdır.


26. Have To – Zorunda Olmak

126. I have to renew my passport soon.
Okunuş: Ay hev tu rinyu may pasport suun.
Türkçesi: Yakında pasaportumu yenilemek zorundayım.

127. She has to attend an important meeting.
Okunuş: Şi hez tu ıtend en importınt miiting.
Türkçesi: Önemli bir toplantıya katılmak zorunda.

128. We have to change buses at the next station.
Okunuş: Wi hev tu çeync basız et dı nekst steyşın.
Türkçesi: Bir sonraki durakta otobüs değiştirmek zorundayız.

129. He has to wear a uniform at work.
Okunuş: Hi hez tu wer ı yunıform et vörk.
Türkçesi: İşte üniforma giymek zorunda.

130. They have to finish the repairs today.
Okunuş: Dey hev tu finiş dı ripeyrz tudey.
Türkçesi: Tamiratı bugün bitirmek zorundalar.


27. May – İzin ve Olasılık

131. May I sit here?
Okunuş: Mey ay sit hiır?
Türkçesi: Buraya oturabilir miyim?

132. It may snow tonight.
Okunuş: İt mey snou tınayt.
Türkçesi: Bu gece kar yağabilir.

133. She may join us later.
Okunuş: Şi mey coin as leytır.
Türkçesi: O daha sonra bize katılabilir.

134. May I ask you something?
Okunuş: Mey ay ask yu samthing?
Türkçesi: Size bir şey sorabilir miyim?

135. The train may be delayed.
Okunuş: Dı treyn mey bi dileyd.
Türkçesi: Tren gecikebilir.


28. Might – Daha Zayıf Olasılık

136. I might go for a walk this evening.
Okunuş: Ay mayt gou for ı wok dis iivning.
Türkçesi: Bu akşam yürüyüşe çıkabilirim.

137. She might be busy right now.
Okunuş: Şi mayt bi bizi rayt nau.
Türkçesi: Şu anda meşgul olabilir.

138. We might stay another night.
Okunuş: Wi mayt stey ınadır nayt.
Türkçesi: Bir gece daha kalabiliriz.

139. He might know the answer.
Okunuş: Hi mayt nou dı ensır.
Türkçesi: Cevabı biliyor olabilir.

140. They might arrive late because of the traffic.
Okunuş: Dey mayt ırayv leyt bikoz ov dı trafik.
Türkçesi: Trafik nedeniyle geç gelebilirler.


29. Would Like – Kibar İstek

141. I would like a cup of tea.
Okunuş: Ay wud layk ı kap ov tii.
Türkçesi: Bir fincan çay isterim.

142. She would like to visit Italy someday.
Okunuş: Şi wud layk tu vizit İtıli samdey.
Türkçesi: Bir gün İtalya'yı ziyaret etmek istiyor.

143. We would like a table near the window.
Okunuş: Wi wud layk ı teybıl niır dı windou.
Türkçesi: Pencerenin yakınında bir masa istiyoruz.

144. Would you like something to drink?
Okunuş: Wud yu layk samthing tu drink?
Türkçesi: İçecek bir şey ister misiniz?

145. I'd like to make an appointment.
Okunuş: Ayd layk tu meyk en ıpointmınt.
Türkçesi: Randevu almak istiyorum.


30. Adjectives – Sıfatlar

146. This suitcase is very heavy.
Okunuş: Dis suutkeys iz veri hevi.
Türkçesi: Bu bavul çok ağır.

147. The garden looks beautiful in spring.
Okunuş: Dı gardın luks byutıfıl in spring.
Türkçesi: Bahçe ilkbaharda güzel görünüyor.

148. My new neighbour is very friendly.
Okunuş: May nyu neybır iz veri frendli.
Türkçesi: Yeni komşum çok arkadaş canlısı.

149. The mountain road is narrow.
Okunuş: Dı mauntın roud iz nerou.
Türkçesi: Dağ yolu dardır.

150. This exercise is quite easy.
Okunuş: Dis eksırsayz iz kuayt iizi.
Türkçesi: Bu alıştırma oldukça kolay.


31. Comparative Adjectives – Karşılaştırma

151. This suitcase is lighter than mine.
Okunuş: Dis suutkeys iz laytır den mayn.
Türkçesi: Bu bavul benimkinden daha hafif.

152. Today is warmer than yesterday.
Okunuş: Tudey iz vormır den yestırdey.
Türkçesi: Bugün dünden daha sıcak.

153. My new office is closer to home.
Okunuş: May nyu ofıs iz klousır tu houm.
Türkçesi: Yeni ofisim eve daha yakın.

154. Travelling by train is more comfortable than travelling by bus.
Okunuş: Trevıling bay treyn iz mor kamfırtıbıl den trevıling bay bas.
Türkçesi: Trenle seyahat etmek otobüsle seyahat etmekten daha rahattır.

155. This question is more difficult than the previous one.
Okunuş: Dis kwesçın iz mor difikılt den dı priiviyıs wan.
Türkçesi: Bu soru öncekinden daha zordur.


32. Superlative Adjectives – En Üstünlük

156. This is the quietest room in the hotel.
Okunuş: Dis iz dı kuayıtıst ruum in dı houtel.
Türkçesi: Bu oteldeki en sessiz odadır.

157. August is usually the hottest month here.
Okunuş: Ogıst iz yujuıli dı hotıst manth hiır.
Türkçesi: Ağustos burada genellikle en sıcak aydır.

158. She is the most experienced person on the team.
Okunuş: Şi iz dı moust ikspiriınst pörsın on dı tiim.
Türkçesi: O takımdaki en deneyimli kişidir.

159. That was the funniest story of the evening.
Okunuş: Det wız dı fanıyıst stori ov dı iivning.
Türkçesi: O, akşamın en komik hikâyesiydi.

160. This is the most useful tool in the box.
Okunuş: Dis iz dı moust yuusfıl tuul in dı baks.
Türkçesi: Bu kutudaki en kullanışlı alettir.


33. Adverbs of Manner – Durum Zarfları

161. Please speak clearly.
Okunuş: Pliiz spiik kliırli.
Türkçesi: Lütfen açık ve net konuşun.

162. The old man walked slowly.
Okunuş: Dı ould men wokt slouli.
Türkçesi: Yaşlı adam yavaşça yürüdü.

163. She answered the question confidently.
Okunuş: Şi ensırd dı kwesçın kanfıdıntli.
Türkçesi: Soruyu kendinden emin bir şekilde cevapladı.

164. He closed the door quietly.
Okunuş: Hi klouzd dı dor kuayıtli.
Türkçesi: Kapıyı sessizce kapattı.

165. The children waited patiently.
Okunuş: Dı çildrın weytıd peyşıntli.
Türkçesi: Çocuklar sabırla beklediler.


34. Adverbs of Frequency – Sıklık Zarfları

166. I always carry some water with me.
Okunuş: Ay olweyz keri sam votır wid mi.
Türkçesi: Yanımda her zaman biraz su taşırım.

167. She usually walks after dinner.
Okunuş: Şi yujuıli woks aftır dinır.
Türkçesi: O genellikle akşam yemeğinden sonra yürür.

168. We often visit this café.
Okunuş: Wi ofın vizit dis kafey.
Türkçesi: Bu kafeyi sık sık ziyaret ederiz.

169. He rarely travels by plane.
Okunuş: Hi rerli trevılz bay pleyn.
Türkçesi: O nadiren uçakla seyahat eder.

170. They never leave the door unlocked.
Okunuş: Dey nevır liiv dı dor anlokt.
Türkçesi: Kapıyı asla kilitsiz bırakmazlar.


35. Too / Enough

171. This coffee is too hot to drink.
Okunuş: Dis kofi iz tu hot tu drink.
Türkçesi: Bu kahve içilemeyecek kadar sıcak.

172. The room isn't big enough for ten people.
Okunuş: Dı ruum izınt big inaf for ten piipıl.
Türkçesi: Oda on kişi için yeterince büyük değil.

173. You are speaking too quickly.
Okunuş: Yu ar spiiking tu kuikli.
Türkçesi: Çok hızlı konuşuyorsun.

174. We have enough food for everyone.
Okunuş: Wi hev inaf fuud for evriwan.
Türkçesi: Herkes için yeterince yemeğimiz var.

175. It is too late to catch the last train.
Okunuş: İt iz tu leyt tu keç dı last treyn.
Türkçesi: Son trene yetişmek için çok geç.


36. Some / Any

176. There is some cheese in the fridge.
Okunuş: Der iz sam çiiz in dı fric.
Türkçesi: Buzdolabında biraz peynir var.

177. Do you have any free time tomorrow?
Okunuş: Du yu hev eni frii taym tumarou?
Türkçesi: Yarın boş vaktin var mı?

178. I need some help with this box.
Okunuş: Ay niid sam help wid dis baks.
Türkçesi: Bu kutuyla ilgili biraz yardıma ihtiyacım var.

179. We didn't see any taxis outside.
Okunuş: Wi didınt sii eni teksiz autsayd.
Türkçesi: Dışarıda hiç taksi görmedik.

180. Would you like some coffee?
Okunuş: Wud yu layk sam kofi?
Türkçesi: Biraz kahve ister misiniz?


37. Much / Many / A Lot of

181. There aren't many people here today.
Okunuş: Der arınt meni piipıl hiır tudey.
Türkçesi: Bugün burada çok fazla insan yok.

182. I don't have much time this morning.
Okunuş: Ay dount hev maç taym dis morning.
Türkçesi: Bu sabah fazla zamanım yok.

183. She has a lot of books at home.
Okunuş: Şi hez ı lat ov buks et houm.
Türkçesi: Evinde çok kitabı var.

184. How many languages do you understand?
Okunuş: Hau meni lengwıcız du yu andırstend?
Türkçesi: Kaç dil anlıyorsun?

185. How much water should I add?
Okunuş: Hau maç votır şud ay ed?
Türkçesi: Ne kadar su eklemeliyim?


38. A Few / A Little

186. I have a few questions for you.
Okunuş: Ay hev ı fyu kwesçınz for yu.
Türkçesi: Sana birkaç sorum var.

187. We need a little more time.
Okunuş: Wi niid ı litıl mor taym.
Türkçesi: Biraz daha zamana ihtiyacımız var.

188. She bought a few apples.
Okunuş: Şi bot ı fyu epılz.
Türkçesi: Birkaç elma aldı.

189. Add a little salt to the soup.
Okunuş: Ed ı litıl solt tu dı suup.
Türkçesi: Çorbaya biraz tuz ekle.

190. Only a few shops are open today.
Okunuş: Ounli ı fyu şaps ar oupın tudey.
Türkçesi: Bugün yalnızca birkaç dükkân açık.


39. There Is / There Are

191. There is a small garden behind the house.
Okunuş: Der iz ı smol gardın bihaynd dı haus.
Türkçesi: Evin arkasında küçük bir bahçe var.

192. There are several restaurants near the station.
Okunuş: Der ar sevırıl restırants niır dı steyşın.
Türkçesi: İstasyonun yakınında birkaç restoran var.

193. There is a problem with the computer.
Okunuş: Der iz ı prablım wid dı kompiyutır.
Türkçesi: Bilgisayarda bir sorun var.

194. There are two empty seats over there.
Okunuş: Der ar tu empti siits ouvır der.
Türkçesi: Şurada iki boş koltuk var.

195. There is an interesting programme on television tonight.
Okunuş: Der iz en intrısting prougram on televijın tınayt.
Türkçesi: Bu gece televizyonda ilginç bir program var.


40. Prepositions of Place – Yer Edatları

196. The pharmacy is between the bank and the bakery.
Okunuş: Dı farmısi iz bitwiin dı benk end dı beykıri.
Türkçesi: Eczane banka ile fırının arasındadır.

197. My shoes are under the bed.
Okunuş: May şuuz ar andır dı bed.
Türkçesi: Ayakkabılarım yatağın altında.

198. The clock is above the door.
Okunuş: Dı klok iz ıbav dı dor.
Türkçesi: Saat kapının üstünde.

199. There is a bus stop opposite the school.
Okunuş: Der iz ı bas stap apızıt dı skuul.
Türkçesi: Okulun karşısında bir otobüs durağı var.

200. The car is parked in front of the house.
Okunuş: Dı kar iz parkt in frant ov dı haus.
Türkçesi: Araba evin önüne park edilmiş.


 

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

PRATİK İNGİLİZCE
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRATİK İNGİLİZCE
PRATİK ARAPÇA
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRATİK ARAPÇA
PRTİK ALMANCA
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRTİK ALMANCA
PRATİK İSPANYOLCA
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRATİK İSPANYOLCA
PRATİK RUSÇA
  • Salih Avcı
  • 18.09.2026
PRATİK RUSÇA
İNGİLİZCE GRAMER 1
  • Salih Avcı
  • 27.09.2026
İNGİLİZCE GRAMER 1
İNGİLİZCE GRAMER 2
  • Salih Avcı
  • 27.09.2026
İNGİLİZCE GRAMER 2