18px

Hz. Yakup Aleyhisselâm’ın Hayatından Hikmetli Dersler


 Hz. Yakup Aleyhisselâm’ın Hayatından Hikmetli Dersler

Kur’ân, Sahih Sünnet ve Risale-i Nur Perspektifinden Hz. Yakup Aleyhisselâm’ın Hayatından Hikmetli Dersler

Giriş

Hz. Yakup Aleyhisselâm, Kur’ân-ı Kerîm’de hayatının bütün ayrıntıları anlatılan bir peygamber değildir. Bununla beraber özellikle Hz. Yusuf Aleyhisselâm kıssası içerisinde onun imanı, firaseti, sabrı, tevekkülü, aile terbiyesi, duası ve Allah’tan ümidini hiçbir zaman kesmemesi çok güçlü biçimde karşımıza çıkar.

Hz. Yakup Aleyhisselâm’ın hayatı bize özellikle şu hakikati öğretir:

Mümin, sebepler ne kadar karanlık görünürse görünsün Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.

O, bir taraftan evlat hasretinin ağır acısını yaşarken diğer taraftan Allah’a karşı teslimiyetini muhafaza etmiş; gözlerini kaybedecek derecede ağlamasına rağmen isyana düşmemiştir.

Kur’ân’ın ifadesiyle onun yolu:

“Sabrun cemîl — güzel bir sabır” yoludur.


1. Hz. Yakup Aleyhisselâm Kimdir?

Hz. Yakup Aleyhisselâm, Hz. İbrahim Aleyhisselâm’ın torunu, Hz. İshak Aleyhisselâm’ın oğludur.

Kur’ân şöyle buyurur:

“Biz ona İshak’ı ve ayrıca Yakub’u bağışladık; her birini salih kimseler yaptık.”
(Enbiyâ, 21/72)

Başka bir ayette:

“İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: ‘Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti. O halde ancak Müslümanlar olarak can verin.’”
(Bakara, 2/132)

Bu ayetlerden Hz. Yakup’un sadece bir baba değil, aynı zamanda ailesinin imanını düşünen bir peygamber ve mürşid olduğu anlaşılmaktadır.

Onun en büyük meselesi çocuklarının dünyevî geleceğinden önce imanlarının geleceğidir.


2. Bir Babanın En Büyük Mirası: İman

Kur’ân, Hz. Yakup’un vefatına yaklaşırken çocuklarına ne sorduğunu özellikle anlatır:

“Yoksa Yakub’a ölüm geldiği zaman siz orada mıydınız? O zaman oğullarına, ‘Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?’ demişti. Onlar, ‘Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek ilâha kulluk edeceğiz; biz yalnız O’na teslim olduk.’ dediler.”
(Bakara, 2/133)

Dikkat edilirse Hz. Yakup:

“Benden sonra mallarınızı nasıl paylaşacaksınız?”

“Geçiminizi nasıl sağlayacaksınız?”

“Dünyada hangi makama geleceksiniz?”

diye sormuyor.

Sorusu şudur:

“Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?”

Hikmetli Ders

Anne ve babanın evladına bırakacağı en büyük miras yalnızca mal, ev, arsa veya meslek değildir.

Asıl miras:

  • iman,

  • güzel ahlâk,

  • namaz,

  • Allah sevgisi,

  • helâl-haram hassasiyeti,

  • Kur’ân şuuru,

  • ahiret inancıdır.

Risale-i Nur’un eğitim anlayışında da insanın ebedî hayatını kurtaran iman, dünya hayatındaki geçici menfaatlerden çok daha büyük bir servettir.

Çünkü dünya malı insanla mezara kadar bile gitmez; fakat iman insanın ebedî hayatının sermayesidir.


3. Hz. Yusuf’un Rüyası ve Hz. Yakup’un Firaseti

Hz. Yusuf çocukken babasına şöyle der:

“Babacığım! Ben rüyamda on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederken gördüm.”
(Yusuf, 12/4)

Hz. Yakup bu rüyanın sıradan bir rüya olmadığını anlamıştır.

Bunun üzerine:

“Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.”
(Yusuf, 12/5)

der.

Burada Hz. Yakup’un dikkat çekici bir özelliği görülmektedir:

Firaset.

O, çocuklarının karakterlerini tanımaktadır.

Hz. Yusuf’a verilen nimetin kardeşleri arasında kıskançlığa dönüşebileceğini önceden sezmiştir.


4. Her Nimeti Herkese Anlatmamak

Hz. Yakup’un:

“Rüyanı kardeşlerine anlatma.”

demesi önemli bir terbiye dersidir.

İslam insanı yalana veya gizli kötülüklere teşvik etmez. Fakat her hakikatin her yerde ve herkese anlatılması da hikmet değildir.

Bazı nimetlerin gizlenmesi gerekebilir.

Çünkü insan nefsi:

  • kıskanabilir,

  • haset edebilir,

  • rekabete girebilir,

  • nimeti yanlış anlayabilir.

Günümüze Bakan Ders

İnsan sahip olduğu her nimeti sürekli teşhir etmek zorunda değildir.

Malını, aile mutluluğunu, kazancını, başarısını veya özel hayatını gereksiz biçimde sergilemek bazen haset ve rekabet duygularını harekete geçirebilir.

Buradaki ölçü korku içinde yaşamak değil, hikmetli davranmaktır.


5. Şeytanın Aile İçindeki En Büyük Silahlarından Biri: Haset

Hz. Yakup:

“Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.”
(Yusuf, 12/5)

buyurur.

Dikkat edilirse kardeşler arasındaki problem yalnızca psikolojik bir kıskançlık meselesi olarak bırakılmamaktadır.

Şeytan insanın zayıf damarlarını kullanır.

Hz. Yusuf’un kardeşleri:

“Yusuf ile kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir...”
(Yusuf, 12/8)

demeye başlamışlardı.

Kıskançlık büyüyerek:

“Yusuf’u öldürün veya onu uzak bir yere atın...”
(bk. Yusuf, 12/9)

düşüncesine kadar vardı.

Büyük Ders

Haset başlangıçta küçük bir kalp hastalığı gibi görünebilir.

Fakat kontrol edilmezse:

kıskançlık → öfke → düşmanlık → iftira → zulüm

zincirine dönüşebilir.

Risale-i Nur’un uhuvvet dersleri açısından düşünüldüğünde mümin, kardeşinin meziyetini kendi eksikliği gibi değil, Allah’ın ona verdiği bir nimet olarak görmeye çalışmalıdır.


6. Hz. Yakup’un Büyük İmtihanı Başlıyor

Hz. Yusuf’un kardeşleri onu kuyuya attıktan sonra babalarına kanlı bir gömlek getirerek:

“Yusuf’u kurt yedi.”

dediler.

Hz. Yakup onların sözlerindeki tutarsızlığı fark etti.

Kur’ân onun cevabını şöyle nakleder:

“Hayır! Nefisleriniz sizi böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak Allah’tır.”
(Yusuf, 12/18)

İşte Hz. Yakup’un hayatının en büyük derslerinden biri burada ortaya çıkar:

Sabrun Cemîl — Güzel Sabır


7. Güzel Sabır Nedir?

Sabır yalnızca acıya katlanmak değildir.

Kur’ân’ın Hz. Yakup üzerinden öğrettiği sabır:

Allah’a güvenerek dayanabilmektir.

Güzel sabır:

  • Allah’a isyan etmemektir.

  • Kadere küsmemektir.

  • Ümitsizliğe düşmemektir.

  • Haram yollara başvurmamaktır.

  • Musibeti imanla karşılamaktır.

  • Sonucun Allah’ın elinde olduğunu bilmektir.

Fakat sabır hiç üzülmemek değildir.

Hz. Yakup çok üzülmüştür.

Ağlamıştır.

Hasret çekmiştir.

Hatta Kur’ân:

“Onlardan yüz çevirdi ve ‘Ah Yusuf!’ dedi. Üzüntüden gözlerine ak düştü; acısını içine gömüyordu.”
(Yusuf, 12/84)

buyurur.

Demek ki gözyaşı sabra aykırı değildir.

Kalbin acıması da sabra aykırı değildir.

Asıl mesele insanın acısını Allah’a karşı isyana dönüştürmemesidir.


8. Peygamberler de Üzülür

Hz. Yakup’un gözlerinin üzüntüden görmez hâle gelmesi, insanın duygularını yok etmesinin dinin hedefi olmadığını gösterir.

Peygamberler taş kalpli insanlar değildir.

Bilakis onların merhametleri son derece kuvvetlidir.

Hz. Peygamber ﷺ de oğlu İbrahim’in vefatında gözyaşı dökmüş ve kalbin hüzünlendiğini ifade etmiştir. Sahih rivayetler, gözyaşı ile Allah’ın hükmüne itiraz arasındaki farkı açık biçimde ortaya koyar.

Ders

İnsan sevdiğini kaybettiğinde ağlayabilir.

Üzülebilir.

Hasret çekebilir.

Fakat dili ve kalbi:

“Allah neden bunu bana yaptı?”

şeklindeki isyana sürüklememelidir.


9. Şikâyet Allah’a Olursa İbadete Dönüşür

Hz. Yakup’un çok önemli sözü şudur:

“Ben kederimi ve hüznümü ancak Allah’a arz ediyorum.”
(Yusuf, 12/86)

Bu ayet müminin musibet karşısındaki ruh hâlini olağanüstü biçimde özetler.

Hz. Yakup insanlara karşı kaderden şikâyet etmiyor.

Fakat Allah’a derdini anlatıyor.

Risale-i Nur Perspektifinden

Bediüzzaman’ın sabır anlayışında önemli bir ölçü vardır:

Allah’ı insanlara şikâyet etmek başka, Allah’a hâlini arz etmek başkadır.

Hz. Eyyub Aleyhisselâm’ın duasında olduğu gibi kul:

“Ya Rabbi, acizim. Bana yardım et.”

diyebilir.

Bu şikâyet değil, dua ve ubudiyettir.

Hz. Yakup’un tavrı da bunun en güzel örneklerinden biridir.


10. Yıllar Geçse de Allah’tan Ümit Kesilmez

Hz. Yusuf kaybolmuştur.

Aradan uzun zaman geçmiştir.

Görünen sebepler ümitsizdir.

Fakat Hz. Yakup’un kalbinde farklı bir hakikat vardır:

“Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.”
(Yusuf, 12/86)

Ardından çocuklarına:

“Oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah’ın rahmetinden ancak inkârcı topluluk ümit keser.”
(Yusuf, 12/87)

der.

Bu ayet Hz. Yakup kıssasının en büyük iman derslerinden biridir.

Müminin sözlüğünde mutlak ümitsizlik yoktur.


11. Ümit, Sebeplere Değil Allah’a Bağlanmalıdır

Hz. Yakup’un ümidi dünyevî şartlara dayanmıyordu.

Çünkü şartlar ümit verici değildi.

Fakat Allah’ın rahmeti sebeplerle sınırlı değildir.

Risale-i Nur’un tevekkül anlayışı burada çok anlamlıdır:

İnsan sebeplere müracaat eder; fakat neticeyi sebeplerden bilmez.

Çünkü:

Sebepler birer perdedir; neticeyi yaratan Allah’tır.

Hz. Yakup çocuklarına:

“Gidin, araştırın.”

diyor.

Yani sadece beklemiyor.

Arama emri veriyor.

Bu bize tevekkülün tembellik olmadığını öğretir.

Tevekkül Formülü

Tedbir + Dua + Gayret + Allah’a Güven = Tevekkül

Sadece:

“Allah yardım eder.”

deyip hiçbir şey yapmamak gerçek tevekkül değildir.


12. Sebepler Bittiğinde Allah’ın Kudreti Bitmez

Hz. Yakup açısından bakıldığında Yusuf’un bulunması neredeyse imkânsız görünmektedir.

Fakat Allah’ın kader planında Yusuf:

kuyudan çıkarılacak,

köle olarak satılacak,

imtihanlardan geçecek,

zindana girecek,

sonra Mısır’ın idaresinde yüksek bir makama getirilecek,

nihayet ailesiyle yeniden buluşacaktır.

İnsan yalnızca olayın bulunduğu anı görür.

Allah ise başlangıcı, ortayı ve sonu bilir.

Risale-i Nur’un kader anlayışının önemli derslerinden biri burada görünür:

Biz kaderin yalnızca bir sayfasını görürüz; Allah kitabın tamamını bilir.

Bu nedenle bugün musibet gibi görünen bir olayın yarın hangi rahmetlere vesile olacağını bilemeyiz.


13. Kuyudan Saraya: İlâhî Kaderin Görünmeyen Planı

Hz. Yusuf’un kuyuya atılması dışarıdan bakıldığında büyük bir felakettir.

Fakat aynı kuyu onun Mısır’a gidişinin başlangıcı olmuştur.

Mısır’a götürülmesi kölelik gibi görünmüştür.

Fakat orası gelecekteki vazifesine hazırlık olmuştur.

Zindana girmesi musibet görünmüştür.

Fakat zindan, hükümdara ulaşmasının sebeplerinden biri hâline gelmiştir.

Sonunda Yusuf Aleyhisselâm:

kuyudan saraya

ulaştırılmıştır.

Hikmet

Mümin yaşadığı olayları yalnızca bugünkü görüntüsüne göre değerlendirmemelidir.

Çünkü Allah bazen:

bir kapıyı kapatırken başka bir kapıyı açar,

bir nimeti alırken daha büyüğüne hazırlar,

bir gecikmeyle insanı korur,

bir musibet içinde rahmet yaratır.


14. Hz. Yakup’un Firaseti: Kanlı Gömlek Meselesi

Hz. Yusuf’un kardeşleri gömleğine sahte kan sürerek babalarına getirmişlerdi.

Hz. Yakup onların anlattığı hikâyeye hemen teslim olmadı.

Kur’ân onun:

“Hayır! Nefisleriniz sizi böyle bir işe sürükledi.”
(Yusuf, 12/18)

dediğini bildirir.

Burada önemli bir eğitim ilkesi vardır.

Mümin Saf Olmamalıdır

İyi niyetli olmak başka, her söylenene sorgulamadan inanmak başkadır.

Mümin:

  • delile bakar,

  • olayları değerlendirir,

  • çelişkileri fark eder,

  • acele hüküm vermez,

  • basiretli davranır.

İman insanı akıldan uzaklaştırmaz; bilakis aklı doğru kullanmaya çağırır.


15. Çocuk Eğitiminde Karakterleri Tanımak

Hz. Yakup çocuklarının karakterlerini tanıyordu.

Yusuf’a:

“Rüyanı kardeşlerine anlatma.”

demesi bunun göstergesidir.

Anne-babalar açısından önemli bir ders vardır:

Her çocuk aynı değildir.

Bir çocuk hassas olabilir.

Diğeri rekabetçi olabilir.

Bir diğeri içine kapanık olabilir.

Başka biri daha öfkeli olabilir.

Dolayısıyla eğitimde:

aynı sevgi fakat farklı yöntem

gerekebilir.

Adalet her zaman herkese tamamen aynı davranmak değildir; ihtiyaçları ve şartları gözeterek hakkı vermektir.


16. Kardeşler Arasında Kıskançlık Tehlikesi

Hz. Yusuf kıssası ailelerin dikkat etmesi gereken önemli bir tehlikeyi de gösterir:

Kardeş kıskançlığı.

Çocuklardan biri sürekli övülürken diğerleri değersiz hissettirilirse aile içinde ciddi yaralar oluşabilir.

Ancak burada önemli bir itikadî ve ahlâkî ölçüyü korumak gerekir:

Kur’ân, Hz. Yakup’u haksız bir baba olarak suçlamaz.

Dolayısıyla kardeşlerin günahını Hz. Yakup’un üzerine yüklemek doğru değildir.

Onların kıskançlığı kendi nefislerinin imtihanıdır.


17. Bir Musibet Başka Bir Musibeti Hatırlatabilir

Hz. Yakup Bünyamin’in de yanında bulunmadığını öğrenince yeniden Yusuf’u hatırlamıştır:

“Ah Yusuf!”
(Yusuf, 12/84)

İnsan psikolojisinde bu çok tanıdık bir durumdur.

Yeni bir acı eski acıları uyandırabilir.

Kur’ân insanın bu psikolojik yapısını inkâr etmez.

Fakat çözümü gösterir:

Acıyı Allah’a taşımak.

İnsan kalbinin bütün yükünü yalnızca insanlara yüklediğinde zaman zaman daha fazla yorulabilir.

Fakat dua kapısı hiçbir zaman kapanmaz.


18. Dua, Müminin Rabbine Açılan Kapısıdır

Hz. Yakup:

“Ben kederimi ve hüznümü ancak Allah’a arz ediyorum.”

diyerek aslında bize duanın mahiyetini öğretmektedir.

Dua yalnızca:

“Bana şunu ver.”

demek değildir.

Dua bazen:

“Ya Rabbi, çok yoruldum.”

demektir.

Bazen:

“Ya Rabbi, sabır ver.”

demektir.

Bazen:

“Ya Rabbi, çıkış yolunu göremiyorum ama Sen biliyorsun.”

demektir.

Risale-i Nur perspektifinde dua, kulun aczini ve fakrını anlamasının en açık ifadelerinden biridir.

İnsan acizdir.

Allah Kadîr’dir.

İnsan fakirdir.

Allah Ganî’dir.

İnsan bilmez.

Allah Alîm’dir.

İnsan geleceği göremez.

Allah her şeyi bilir.

Bu şuur duayı ubudiyete dönüştürür.


19. Hz. Yakup’un Tevekkülü Pasif Değildir

Hz. Yakup çocuklarına:

“Gidin, Yusuf’u ve kardeşini araştırın.”
(Yusuf, 12/87)

buyurmuştur.

Bu ifade çok önemlidir.

Çünkü Hz. Yakup hem Allah’a güveniyor hem de sebeplere başvuruyor.

Demek ki:

Tevekkül = sebepleri terk etmek değildir.

Hasta doktora gider.

İş arayan başvuru yapar.

Öğrenci ders çalışır.

Çiftçi tarlasını eker.

Sonra neticeyi Allah’tan bilir.

Risale-i Nur’da ifade edilen tevekkül anlayışı da budur: sebepler vazifenin bir parçasıdır; neticeyi yaratmak ise Allah’a aittir.


20. Tedbir Almak Tevekküle Aykırı Değildir

Hz. Yakup çocuklarını Mısır’a gönderirken:

“Oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm yalnız Allah’ındır. Ben yalnız O’na tevekkül ettim.”
(Yusuf, 12/67)

demiştir.

Bu ayette tedbir ile tevekkül birlikte öğretilmektedir.

Hz. Yakup tedbir alıyor.

Fakat tedbire ilâhlık vermiyor.

“Bu tedbir sizi kesinlikle korur.”

demiyor.

Tam tersine:

“Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam.”

diyor.

Büyük Ölçü

Mümin:

tedbirini alır,

kapısını kilitler,

sağlığına dikkat eder,

işini planlar,

çalışır,

araştırır,

fakat kalben tedbire değil Allah’a dayanır.


21. Kader ile Tedbir Arasındaki Denge

Bazı insanlar:

“Her şey kaderse tedbir almaya ne gerek var?”

diye düşünebilir.

Hz. Yakup’un davranışı bunun yanlış olduğunu gösterir.

Kader:

tedbiri iptal etmez.

Çünkü tedbir de kader planının içerisindedir.

İnsan vazifesini yapar.

Neticeyi Allah yaratır.

Bu sebeple müminin dili şöyle olmalıdır:

“Ben vazifemi yaparım; neticeyi Rabbime bırakırım.”


22. Acının İçinde Ümidi Koruyabilmek

Hz. Yakup’un en dikkat çekici yönlerinden biri budur.

Yıllarca Yusuf’tan haber alamamasına rağmen:

“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”
(Yusuf, 12/87)

diyebilmektedir.

İşte iman ile ümitsizlik arasındaki fark burada ortaya çıkar.

İnsan:

“Nasıl olacak bilmiyorum.”

diyebilir.

Fakat:

“Allah için artık hiçbir çıkış yolu yok.”

diyemez.

Çünkü Allah’ın kudreti bizim gördüğümüz sebeplerle sınırlı değildir.


23. Risale-i Nur Perspektifinden Ümit

Risale-i Nur’da yeis, yani ümitsizlik, insanın manevî kuvvetini kıran ciddi bir hastalık olarak ele alınır.

Ümitsiz insan mücadeleyi bırakır.

Ümitli insan ise:

dua eder,

çalışır,

bekler,

sabır gösterir,

yeniden başlar.

Hz. Yakup bunun canlı bir örneğidir.

Yıllar geçmesine rağmen çocuklarına hâlâ:

“Yusuf’u araştırın.”

diyebilmektedir.

Demek ki imanî ümit, hayalcilik değildir.

Ümit + gayret + dua + sabırdır.


24. Allah’ın Rahmeti Hesaplarımızdan Daha Büyüktür

Hz. Yakup açısından olayların çözülmesi insan hesabıyla çok zordur.

Fakat Allah:

Yusuf’u korumuş,

onu yetiştirmiş,

ona ilim vermiş,

zindandan çıkarmış,

Mısır’da makam vermiş,

kıtlık döneminde ailesinin onun yanına gelmesine vesile olmuş,

sonunda baba ile oğulu buluşturmuştur.

Bu bize gösterir ki:

Allah’ın çözüm yolları bizim bildiklerimizle sınırlı değildir.

Bazen insan:

“Artık hiçbir yol kalmadı.”

der.

Halbuki onun göremediği nice yollar vardır.


25. Hz. Yakup’un Gözlerinin Açılması

Hz. Yusuf sonunda gömleğini kardeşlerine vererek:

“Şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun, görür hâle gelir.”
(Yusuf, 12/93)

demiştir.

Kur’ân daha sonra:

“Müjdeci gelip gömleği yüzüne koyunca gözleri yeniden görür hâle geldi.”
(Yusuf, 12/96)

buyurur.

Yıllarca devam eden hasret bir anda sona ermektedir.

Hikmet

Allah dilerse yılların hüznünü bir anda sevince çevirebilir.

Bu yüzden mümin hiçbir zaman:

“Artık çok geç.”

dememelidir.

Allah için geç diye bir şey yoktur.


26. Hz. Yakup’un “Ben Size Demedim mi?” Sözü

Gözleri yeniden açıldığında Hz. Yakup:

“Ben size, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum demedim mi?”
(Yusuf, 12/96)

der.

Bu ifade kibir değildir.

Peygamberlik bilgisinin ve Allah’a güvenin doğrulanmasıdır.

Hz. Yakup olaylara yalnızca görünen sebepler açısından bakmamıştır.

Allah’ın rahmetine güvenmiştir.


27. Günah İşleyen Evlatlardan Ümit Kesmemek

Hz. Yusuf’un kardeşleri büyük bir hata işlemişlerdi.

Fakat sonunda pişman oldular:

“Babacığımız! Günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günahkâr olduk.”
(Yusuf, 12/97)

Hz. Yakup onları reddetmedi.

Şöyle dedi:

“Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
(Yusuf, 12/98)

Bu çok önemli bir aile terbiyesi dersidir.

Yanlış Yapan Evlat Tamamen Silinmemelidir

Evlat günah işleyebilir.

Hata yapabilir.

Ailesini üzebilir.

Fakat samimi şekilde tevbe ettiğinde dönüş kapısı açık tutulmalıdır.

Hz. Yakup:

“Sizi asla affetmeyeceğim.”

demedi.

Allah’ın mağfiretine yönlendirdi.


28. Affetmek Geçmişi Onaylamak Değildir

Hz. Yusuf’un kardeşlerinin yaptıkları yanlıştı.

Affedilmeleri, yaptıklarının doğru olduğu anlamına gelmez.

Bu önemli bir ahlâk ölçüsüdür.

Affetmek:

zulmü doğru kabul etmek değildir.

Affetmek bazen:

“Yaptığın yanlıştı; fakat samimi tevben sebebiyle sana yeniden bir kapı açıyorum.”

demektir.

Bu anlayış aileleri parçalanmaktan koruyabilir.


29. Hz. Yakup’un Aile Eğitimindeki En Büyük Gayesi

Bakara sûresinde Hz. Yakup’un son anları anlatılırken tekrar iman meselesinin öne çıkması tesadüf değildir.

Onun hayatında evlat sevgisi çok kuvvetlidir.

Fakat Allah sevgisi ve iman meselesi evlat sevgisinin üzerindedir.

Bu nedenle bir Müslüman anne-babanın duası yalnızca:

“Çocuğum iyi meslek sahibi olsun.”

olmamalıdır.

Aynı zamanda:

“Ya Rabbi, evladımı imanlı, salih, ahlâklı ve Sana kulluk eden bir insan eyle.”

olmalıdır.


30. Evlat Sevgisi ile Allah’a Teslimiyet Arasındaki Denge

Hz. Yakup Yusuf’u çok seviyordu.

Onun ayrılığı sebebiyle gözlerini kaybedecek kadar üzülmüştü.

Fakat Yusuf sevgisi onu Allah’tan uzaklaştırmadı.

Aksine Allah’a yöneltti.

Burada Risale-i Nur’un muhabbet anlayışı açısından önemli bir ölçü vardır:

Mahlukat Allah hesabına sevilirse sevgi insanı Allah’a götürür.

Fakat sevilen şey Allah’ın önüne geçirilirse sevgi bir imtihana dönüşebilir.

Hz. Yakup’un sevgisi:

şefkatli fakat iman merkezli bir sevgidir.


31. Hz. Yakup’un Hayatında Acz ve Fakr Dersi

Risale-i Nur’da insanın iki temel hakikati üzerinde sıkça durulur:

Acz ve fakr.

Acz: İnsan her şeye gücü yetmeyen bir varlıktır.

Fakr: İnsan sayısız nimete muhtaçtır.

Hz. Yakup Yusuf’u kendi gücüyle geri getiremezdi.

Nerede olduğunu bilmiyordu.

Onu koruyamıyordu.

Gözlerini kendi iradesiyle iyileştiremiyordu.

Fakat bu acizlik onu Allah’tan uzaklaştırmadı.

Tam tersine Allah’a yaklaştırdı.

İşte iman aczi:

ümitsizliğe değil duaya

çevirir.

Fakrı:

şikâyete değil tevekküle

çevirir.


32. Musibet İnsanın Hakiki Dayanak Noktasını Gösterir

Normal zamanlarda insan:

malına,

sağlığına,

ailesine,

makamına,

çevresine,

gücüne

dayandığını zannedebilir.

Fakat büyük musibetlerde bunların sınırlı olduğu anlaşılır.

Hz. Yakup’un:

“Ben kederimi ve hüznümü ancak Allah’a arz ediyorum.”

sözü, insanın gerçek istinad noktasını gösterir:

Allah.

Risale-i Nur’un iman derslerinde bu hakikat çok güçlüdür:

İnsan kendi başına zayıftır; fakat Allah’a intisap ettiğinde kuvvet bulur.


33. Her Gecenin Bir Sabahı Vardır

Hz. Yakup kıssasının yılları hüzünle geçmiştir.

Fakat kıssa hüzünle bitmez.

Sonunda:

Yusuf bulunur.

Bünyamin bulunur.

Kardeşler tevbe eder.

Aile yeniden birleşir.

Hz. Yakup’un gözleri açılır.

Yusuf’un çocukken gördüğü rüya gerçekleşir.

Kur’ân böylece bize şunu öğretir:

Kaderin ortasına bakıp sonu hakkında hüküm vermeyin.

Çünkü hikâyenin son sayfasını henüz görmemiş olabiliriz.


34. Hz. Yakup’tan Günümüz İnsanına 15 Büyük Ders

Hz. Yakup Aleyhisselâm’ın hayatından özellikle şu dersler çıkarılabilir:

  1. Evladına bırakacağın en büyük miras imandır.

  2. Çocuklarının karakterlerini tanımaya çalış.

  3. Kardeşler arasındaki kıskançlığı küçümseme.

  4. Her nimeti herkese anlatmak zorunda değilsin.

  5. Musibet karşısında güzel sabrı öğren.

  6. Ağlamak sabırsızlık değildir; isyan etmek başkadır.

  7. Derdini öncelikle Allah’a arz et.

  8. Sebepler tükense bile Allah’ın rahmetinden ümit kesme.

  9. Tevekkül ederken tedbiri bırakma.

  10. Tedbirine değil Allah’a güven.

  11. Çocuğun hata yaptığında tevbe kapısını kapatma.

  12. Haset ve kıskançlığın kalpte büyümesine izin verme.

  13. Bugünkü musibetin yarın hangi hayra dönüşeceğini bilemezsin.

  14. Kaderin yalnızca bir sahnesini gördüğünü unutma.

  15. Son nefese kadar kendi imanını ve ailendekilerin imanını önemse.


35. Hz. Yakup Kıssasının Risale-i Nur Perspektifinden Özeti

Hz. Yakup’un hayatına Risale-i Nur’un temel kavramlarıyla baktığımızda şöyle bir tablo ortaya çıkar:

Sabır

Musibet karşısında isyan etmemek:

“Artık bana düşen güzel bir sabırdır.”

Tevekkül

Tedbiri aldıktan sonra Allah’a dayanmak:

“Ben yalnız O’na tevekkül ettim.”

Ümit

Sebepler tükenmiş görünse bile Allah’ın rahmetine güvenmek:

“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”

Dua

Acıyı Allah’a arz etmek:

“Ben kederimi ve hüznümü ancak Allah’a arz ediyorum.”

Acz

Her şeyi kendi gücüyle çözemeyeceğini anlamak.

Fakr

Allah’ın yardımına her an muhtaç olduğunu bilmek.

Şefkat

Evlatlarını büyük bir merhametle sevmek.

Af

Hata eden çocuklarına tevbe kapısını açık bırakmak.

İman Hizmeti

Vefatına yaklaşırken bile evlatlarının dünyasını değil, öncelikle imanını düşünmek.


36. En Büyük Ders: Sabır ile Ümit Birlikte Olmalıdır

Hz. Yakup’un sabrı karamsar bir bekleyiş değildir.

Onun sabrının içinde ümit vardır.

Ümidinin içinde dua vardır.

Duasının yanında gayret vardır.

Gayretinin üzerinde tevekkül vardır.

Tevekkülünün merkezinde ise Allah’a iman vardır.

Bu sebeple Hz. Yakup’un hayatından çıkarılabilecek manevî yol haritası şöyle özetlenebilir:

Musibet geldiğinde → Sabret.

Çıkış yolunu göremediğinde → Dua et.

Yapabileceğin bir şey varsa → Gayret et.

Tedbirini aldıktan sonra → Tevekkül et.

Zaman uzadığında → Ümidini koru.

Netice geciktiğinde → Allah’ın hikmetine güven.

Nimet geldiğinde → Şükret.


Sonuç

Hz. Yakup Aleyhisselâm’ın hayatı bize yalnızca bir peygamberin evlat hasretini anlatmaz.

Onun hayatı aynı zamanda:

sabır mektebidir,

tevekkül dersidir,

dua terbiyesidir,

aile eğitimi örneğidir,

ümit manifestosudur.

Yusuf’un kuyudan çıkarılıp yıllar sonra babasına kavuşması bize gösterir ki insan kaderin yalnızca bugünkü sayfasına bakarak hüküm vermemelidir.

Bugün kuyu gibi görünen şey yarın saraya giden yolun başlangıcı olabilir.

Bugün ayrılık olabilir; yarın vuslat gelebilir.

Bugün gözyaşı olabilir; yarın sevinç olabilir.

Bugün kapılar kapanmış görünebilir; Allah hiç beklenmeyen bir kapı açabilir.

Bu sebeple Hz. Yakup’un asırlar ötesinden gelen sözü bütün müminlere büyük bir ümit dersi vermektedir:

“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”
(Yusuf, 12/87)

Ve musibet karşısındaki tavrımızın özeti de onun şu sözü olmalıdır:

“Artık bana düşen güzel bir sabırdır.”
(Yusuf, 12/18)

Çünkü mümin bilir ki sabır çaresizlik değil, Allah’a dayanarak beklemektir; tevekkül tedbiri bırakmak değil, tedbirden sonra neticeyi Allah’a bırakmaktır; dua ise aczin değil, kulluğun en büyük kuvvetlerinden biridir.

Hz. Yakup Aleyhisselâm’ın hayatının belki de en özlü mesajı şudur:

Sebep kalmadığında ümit bitmez; çünkü Allah’ın rahmeti sebeplerden daha geniş, kudreti bütün imkânsızlıklardan daha büyüktür.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Hz Eyyub Aleyselam Kısası
  • Salih Avcı
  • 18.01.2025
Hz Eyyub Aleyselam Kısası
Hz Salih Aleyhisselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Salih Aleyhisselam
Hz Yunus Aleyhiselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Yunus Aleyhiselam
Hz. İlyas Aleyhisselâm
  • Salih Avcı
  • 21.08.2026
Hz. İlyas Aleyhisselâm