18px

HZ. YÛSUF’UN (A.S.) HAYATINDAN ALINACAK HİKMETLİ DERSLER


HZ. YÛSUF’UN (A.S.) HAYATINDAN ALINACAK HİKMETLİ DERSLER

HZ. YÛSUF’UN (A.S.) HAYATINDAN ALINACAK HİKMETLİ DERSLER

Kur’an, Sahih Sünnet ve Risale-i Nur Perspektifinden Ayrıntılı Bir İnceleme

Giriş: “Kıssaların En Güzeli”

Hz. Yûsuf’un (aleyhisselâm) hayatı; kıskançlıktan kardeşliğe, kuyudan saraya, kölelikten yöneticiliğe, iftiradan beraate, zindandan izzete, ayrılıktan kavuşmaya, sabırdan zafere ve affetmeye uzanan büyük bir iman ve ahlâk mektebidir.

Kur’an-ı Kerîm bu kıssayı:

اَحْسَنَ الْقَصَصِ

“Kıssaların en güzeli”

olarak nitelendirir. (Yûsuf, 12/3)

Yûsuf sûresinin neredeyse tamamı Hz. Yûsuf’un hayatını bütünlük içinde anlatır. Sûrenin sonunda ise bütün peygamber kıssalarının temel gayesi açıklanır:

لَقَدْ كَانَ ف۪ي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

“Andolsun, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır.”

(Yûsuf, 12/111)

Hz. Yûsuf’un hayatı bu sebeple yalnız geçmişte yaşanmış tarihî bir hadise değildir. Bugünün insanının aile hayatına, gençliğine, nefsine karşı mücadelesine, iş hayatına, yöneticiliğine, musibetler karşısındaki tavrına ve insan ilişkilerine ders veren canlı bir Kur’an mektebidir. (Diyanet Kuranı)


1. İLK DERS: HER NİMET HERKESE ANLATILMAZ

Hz. Yûsuf henüz çocukken olağanüstü bir rüya görür:

“Babacığım! Ben rüyamda on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederken gördüm.”

(Yûsuf, 12/4)

Babası Hz. Ya‘kub (a.s.) bunun önemli bir geleceğe işaret ettiğini anlar ve oğluna:

“Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar.”

(Yûsuf, 12/5)

diye öğüt verir.

Buradaki büyük hikmet

İslâm insana her nimeti, her planı ve her başarısını herkese anlatmasını emretmez.

Çünkü insanların kalpleri aynı değildir.

Bir insan senin başarına sevinirken başka biri haset edebilir. Birisi sana dua ederken diğeri önüne engel çıkarmaya çalışabilir.

Bu yüzden:

Her sır herkese söylenmez.
Her nimet herkese gösterilmez.
Her plan herkese anlatılmaz.
Her rüya herkese aktarılmaz.

Nitekim Resûlullah’ın (s.a.v.) sahih hadislerinde güzel rüyanın Allah’tan olduğu ve sevilen, güvenilir kimselere anlatılması yönünde ölçü bulunmaktadır. (Sunnah)

Günümüze ders

Yeni bir işe başlayacaksan, önemli bir proje hazırlıyorsan, evlilik düşünüyorsan veya Allah sana özel bir nimet vermişse tedbirli olmak tevekküle aykırı değildir.

Hz. Ya‘kub oğluna:

“Allah seni korur, herkese anlat.”

dememiş;

“Kardeşlerine anlatma.”

demiştir.

Demek ki:

Tevekkül tedbiri terk etmek değil; tedbiri aldıktan sonra Allah’a güvenmektir.


2. KARDEŞLERİN KISKANÇLIĞI: HASET İNSANI NASIL KÖRLEŞTİRİR?

Hz. Yûsuf’un kardeşleri şöyle dediler:

“Yûsuf ile kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir.”

(Yûsuf, 12/8)

Bu düşünce zamanla hasede dönüştü.

Haset büyüdükçe muhakemeleri bozuldu ve sonunda:

“Yûsuf’u öldürün veya onu uzak bir yere atın...”

(Yûsuf, 12/9)

diyecek noktaya geldiler.

Burada Kur’an insan psikolojisinin çok önemli bir kanununu gösterir:

Yanlış düşünce → kıyaslama → kıskançlık → haset → düşmanlık → zulüm.

İnsan kalbindeki küçük bir hasedi tedavi etmezse zamanla davranışlarını yönetmeye başlayabilir.

Risale-i Nur açısından

Risale-i Nur'un ahlâk anlayışında haset, başkasındaki nimetin yok olmasını istemeye kadar gidebilen tehlikeli bir kalp hastalığıdır.

Müminin yapması gereken:

“Neden onda var?”

demek yerine:

“Allah ona vermiş; bana da hakkımda hayırlı olanı versin.”

diyebilmektir.

Çünkü nimetlerin gerçek sahibi Allah’tır.


3. KUYU DERSİ: BAZEN HAYATIN EN KARANLIK YERİ YÜKSELİŞİN BAŞLANGICIDIR

Kardeşleri Hz. Yûsuf’u götürüp bir kuyunun derinliklerine bıraktılar.

Düşünün:

Çocuk yaşta...

Ailesinden uzak...

Kardeşleri tarafından terk edilmiş...

Karanlık bir kuyuda...

İnsanî hesapla bakıldığında büyük bir felaket.

Fakat ilâhî kader açısından aynı kuyu, Hz. Yûsuf’u Mısır'a götüren yolun başlangıcıdır.

Kardeşleri onu yok etmek isterken farkında olmadan kader planının bir parçası hâline geldiler.

Çok büyük kader dersi

İnsanların sana kurduğu her plan Allah’ın senin hakkındaki planını bozmaz.

Kur’an kıssasının sonunda bunun gerçekleştiğini açıkça gösterir. Kardeşlerinin kıskançlığı Hz. Yûsuf’un yükselmesine engel olamamış, hadiseler ilâhî takdir içerisinde başka neticelere vesile olmuştur. (Diyanet Kuranı)

Bazen insan:

“Neden başıma bu geldi?”

diye sorar.

Fakat kaderin hikmetini olayın ilk anında göremeyebilir.

Hz. Yûsuf kuyudayken sarayı göremiyordu.

Köle olarak satılırken gelecekte Mısır'ın hazinelerinin başına geçeceğini bilmiyordu.

Zindana girerken oradan çıkışının devlet yönetimine açılacağını henüz görmüyordu.

Fakat Allah biliyordu.

Risale-i Nur'un kader perspektifiyle

Risale-i Nur'da musibetlere yalnız görünen yüzlerinden bakılmaması gerektiği sıkça öğretilir. Hadisenin altında rahmet, terbiye, inkişaf, günahlara kefaret veya daha büyük hayırlara hazırlık bulunabilir.

Bu nedenle mümin:

“Şu anda hikmetini anlamıyorum; fakat Rabbimin ilmi benim ilmimden sonsuz derecede büyüktür.”

diyebilmelidir.


4. GÖMLEK DERSİ: YALANIN DELİLİ KENDİ İÇİNDE OLABİLİR

Kardeşleri babalarına geldiklerinde Hz. Yûsuf’u kurt yediğini söylediler.

Üstelik gömleğine sahte kan sürdüler.

Hz. Ya‘kub ise onların anlattığına hemen inanmadı.

Şöyle dedi:

“Hayır! Nefisleriniz sizi böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen güzel bir sabırdır.”

(Yûsuf, 12/18)

Burada dikkat çekici bir eğitim vardır.

İslâm:

Saf olmayı değil, temiz kalpli olmayı;
her söylenene inanmayı değil, tahkik etmeyi;
zanla suçlamayı değil, delille hareket etmeyi

öğretir.

Günümüzde

Sosyal medyada gördüğümüz her habere...

WhatsApp'ta gelen her mesaja...

Bir insan hakkında duyduğumuz her iddiaya...

hemen inanmamalıyız.

Mümin tahkik insanı olmalıdır.


5. “SABR-I CEMÎL”: GÜZEL SABIR NEDİR?

Hz. Ya‘kub:

فَصَبْرٌ جَم۪يلٌ

“Artık bana düşen güzel bir sabırdır.”

(Yûsuf, 12/18)

dedi.

Bu ifade Kur’an ahlâkının en büyük prensiplerinden biridir.

Güzel sabır, hiçbir şey hissetmemek değildir.

Hz. Ya‘kub oğlunu özledi, ağladı, büyük üzüntü yaşadı.

Fakat Allah’a isyan etmedi.

Dolayısıyla sabır:

Acı hissetmemek değil, acının içinde kulluğu kaybetmemektir.

Sabır:

Musibeti sevmek değil, musibet yüzünden Allah’a küsmemektir.


6. İFFET İMTİHANI: “MAÂZALLAH!”

Hz. Yûsuf gençlik döneminde çok ağır bir imtihanla karşılaşır.

Bulunduğu evin hanımı kapıları kapatıp onu günaha çağırır.

Hz. Yûsuf’un cevabı:

مَعَاذَ اللّٰهِ

“Allah’a sığınırım!”

(Yûsuf, 12/23)

olur. (Diyanet Kuranı)

Bu iki kelime gençlik ahlâkının büyük bir şiarıdır:

MAÂZALLAH — ALLAH’A SIĞINIRIM!

Kapılar kapalıydı.

İnsanlar görmüyordu.

Fakat Yûsuf (a.s.) biliyordu:

Allah görüyor.

İşte gerçek takvâ budur.

Takvâ yalnız insanların yanında düzgün görünmek değildir.

Kimsenin görmediği yerde Allah'ın gördüğünü bilmektir.


7. GÜNAHTAN KAÇMAK İÇİN ORTAMDAN UZAKLAŞMAK GEREKEBİLİR

Hz. Yûsuf yalnızca:

“Ben yapmam.”

demedi.

Kapıya doğru koştu.

Bu çok önemli bir nefis terbiyesi metodudur.

Bazı insanlar günaha çok yakın durup:

“Ben iradeliyim.”

der.

Kur’an'ın öğrettiği yöntem daha güvenlidir:

Fitneden uzaklaş.

Bu prensip günümüzde özellikle:

  • haram ilişkiler,

  • uygunsuz internet içerikleri,

  • kumar,

  • bağımlılıklar,

  • kötü arkadaş çevresi,

  • haram kazanç,

  • zina yolları

konusunda önemlidir.

Temel prensip

Nefsinle pazarlık etme; gerekiyorsa kapıya koş.


8. GÜNAH YERİNE ZİNDANI TERCİH ETMEK

Hz. Yûsuf şöyle dua etti:

“Rabbim! Zindan bana bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir.”

(Yûsuf, 12/33)

Bu söz iman izzetinin zirvesidir.

Yani:

Haramla özgür olmaktansa helâlle mahkûm olmayı tercih ederim.

Modern insanın önünde de benzer tercihler olabilir:

Haram para mı, helâl fakat az kazanç mı?

Haram ilişki mi, iffetli yalnızlık mı?

Yalanla makam mı, doğrulukla kayıp mı?

Yûsufî cevap şudur:

Allah'ın razı olmadığı rahatlıktansa Allah'ın razı olduğu sıkıntı daha değerlidir.


9. İFTİRAYA UĞRADIĞINDA AHLAKINI KAYBETME

Hz. Yûsuf suçsuz olduğu halde iftiraya uğradı.

Sonunda zindana gönderildi.

Burada çok ağır bir imtihan vardır:

İnsan suçlu olmadığı halde suçlanabilir.

Fakat Hz. Yûsuf:

  • Allah’a isyan etmedi,

  • ahlâkını bozmadı,

  • intikam peşinde koşmadı,

  • ümitsizliğe düşmedi.

Günümüze ders

Başkalarının sana yaptığı haksızlık, senin de haksız olmanı meşru hâle getirmez.

Birinin sana yalan söylemesi sana yalan söyleme hakkı vermez.

Birinin sana zulmetmesi sana zulüm hakkı vermez.

Müminin karakterini karşısındaki insan değil, imanı belirler.


10. ZİNDANI MEDRESEYE ÇEVİRMEK

Hz. Yûsuf zindana girdiğinde yalnız kendi sıkıntısıyla meşgul olmadı.

Oradaki insanlara Allah’ı anlattı.

Şöyle dedi:

“Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı birçok ilâh mı daha hayırlıdır, yoksa mutlak hâkimiyet sahibi tek Allah mı?”

(Yûsuf, 12/39)

Bu olağanüstü bir derstir.

Yûsuf (a.s.):

“Ben suçsuzum, neden buradayım?”

diye yıllarını tüketmedi.

Bulunduğu ortamı iman hizmetine çevirdi.

Risale-i Nur ile çok anlamlı bir bağlantı

Bediüzzaman Said Nursî de hapishanelere “Medrese-i Yûsufiye” adını vermiştir.

Bu tabir doğrudan Hz. Yûsuf’un zindan tecrübesini hatırlatır.

Yani hapishane dahi iman, tefekkür, tövbe ve manevî eğitim vesilesi hâline getirilebilir.

Bu bakış açısı bize şunu öğretir:

Mümin her şartta bulunduğu yeri kulluk ve eğitim mekânına çevirebilir.

Hastane bir sabır medresesi...

Askerlik bir disiplin medresesi...

İş yeri bir dürüstlük medresesi...

Aile bir merhamet medresesi...

Musibet bir tevekkül medresesi olabilir.


11. SIKINTI İÇİNDE BİLE İNSANLARA FAYDALI OL

Zindandaki iki kişi Hz. Yûsuf’a rüyalarını sordular.

Çünkü onda güvenilirlik ve iyilik gördüler.

“Biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz.”

(Yûsuf, 12/36)

Dikkat edilirse Yûsuf (a.s.) kendisi mahkûmdur fakat başkalarına fayda sağlamaktadır.

Bu bize büyük bir hayat prensibi verir:

“Benim sorunlarım bitsin, sonra insanlara faydalı olurum.” deme.

Bazen insan kendi sıkıntıları devam ederken de başkalarına iyilik yapabilir.

Hatta kendi yarası başkasının yarasını anlamasına vesile olabilir.


12. ÖNCE TEVHİD, SONRA DÜNYEVÎ MESELE

Zindan arkadaşları Hz. Yûsuf’tan rüya tabiri istediler.

Fakat Hz. Yûsuf hemen rüya yorumuna başlamadı.

Önce Allah'ı anlattı:

“Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı rabler mi daha hayırlıdır, yoksa mutlak hâkimiyet sahibi tek Allah mı?”

(Yûsuf, 12/39)

Burada tebliğ açısından muazzam bir metot vardır.

İnsanların ihtiyaçlarından hareket ederek onları Allah'a ulaştırmak.

Risale-i Nur'un iman hizmetindeki temel yaklaşımıyla da burada güçlü bir paralellik vardır:

Önce iman hakikatleri sağlamlaştırılır; hayat bunun üzerine bina edilir.


13. ALLAH BİR KAPI KAPATIRKEN BAŞKA BİR KAPI AÇABİLİR

Yıllar geçti.

Mısır hükümdarı olağanüstü bir rüya gördü.

Kimse doğru yorumlayamadı.

Zindandan çıkmış olan eski mahkûm birden Hz. Yûsuf’u hatırladı.

İşte kaderin ince planı burada görünmeye başladı.

Yûsuf’un zindanda tanıştığı kişi yıllar sonra onun saraya açılan kapısı oldu.

Büyük ders

Hayatımızdaki bazı karşılaşmaların hikmetini hemen anlayamayabiliriz.

Bugün tanıştığın bir insan...

Bugün öğrendiğin bir bilgi...

Bugün yaşadığın bir sıkıntı...

yıllar sonra başka bir kapının anahtarı olabilir.


14. RÜYANIN YORUMU: MÜMİN SADECE DUA ETMEZ, PLAN DA YAPAR

Hükümdar yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak gördü.

Hz. Yûsuf bunun yaklaşan ekonomik krize işaret ettiğini açıkladı.

Fakat yalnız yorumlamakla kalmadı.

Bir ekonomik kriz yönetim planı ortaya koydu:

  • Yedi yıl yoğun üretim yapılacak.

  • Ürünlerin önemli kısmı depolanacak.

  • İsraf edilmeyecek.

  • Ardından gelecek kıtlık yıllarına hazırlık yapılacak.

Burada İslâm'ın çok önemli bir prensibi görülür:

Tevekkül plansızlık değildir.

Mümin:

Dua eder + çalışır + plan yapar + tasarruf eder + tedbir alır + sonunda Allah’a tevekkül eder.


15. BOLLUK ZAMANINDA KITLIK GÜNLERİNİ UNUTMA

Yûsuf kıssası ekonomi açısından da büyük ders taşır.

Bolluk yıllarında bütün mahsul tüketilmedi.

Bir kısmı geleceğe bırakıldı.

Bugünkü karşılığı

Gelirin arttığında bütün paranı tüketmemek...

Borçlanmada ölçülü olmak...

Acil durum birikimi yapmak...

İsraftan kaçınmak...

Kaynakları verimli kullanmak...

geleceği planlamak...

Yûsufî bir tedbir anlayışına uygundur.

İslâm tevekkülü öğretirken tedbirsizliği öğretmez.


16. MAKAM İSTEMEK HER ZAMAN KÖTÜ DEĞİLDİR

Hz. Yûsuf:

“Beni ülkenin hazinelerinin başına getir. Çünkü ben onları iyi korurum ve bu işi bilirim.”

(Yûsuf, 12/55)

dedi.

Burada önemli bir ölçü vardır.

İnsan makamı:

şöhret, ego, zenginlik ve üstünlük için

istiyorsa bu tehlikelidir.

Fakat büyük bir toplumsal ihtiyacı karşılayabilecek ehliyete sahip olduğu için sorumluluk üstleniyorsa mesele farklıdır.

Hz. Yûsuf iki özelliğini söyledi:

Güvenilirlik + bilgi.

Bugünkü ifadeyle:

AHLÂK + LİYAKAT

İyi yönetimin iki temel direğidir.

Sadece bilgili fakat ahlâksız insan tehlikelidir.

Sadece iyi niyetli fakat ehliyetsiz insan da büyük işleri yönetemeyebilir.


17. İKTİDAR İNSANIN GERÇEK KARAKTERİNİ ORTAYA ÇIKARIR

Yıllar sonra kardeşleri Hz. Yûsuf’un huzuruna geldiler.

Fakat onu tanımadılar.

Şimdi roller tamamen değişmişti.

Bir zamanlar kuyuya atılan Yûsuf artık güçlü bir yöneticiydi.

Kardeşleri ise yardıma muhtaçtı.

İşte büyük imtihan şimdi başlıyordu:

Yûsuf intikam alacak mıydı?

Hayır.

Güç onu bozmadı.

Bu bize gösterir ki:

Asıl büyüklük güçsüzken sabretmek kadar, güçlü olduğunda affedebilmektir.


18. “ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEYİN”

Hz. Ya‘kub yıllarca oğlundan haber alamadı.

Fakat sonunda çocuklarına:

“Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”

(Yûsuf, 12/87)

dedi. (Diyanet Kuranı)

Bu ayet ümitsizliğe karşı Kur’an'ın en güçlü ilaçlarından biridir.

Hayatında ne olursa olsun

Borç...

İşsizlik...

Aile problemi...

Günahlar...

Yalnızlık...

Başarısızlık...

Uzun süren bir sıkıntı...

Mümin Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.

Çünkü Allah'ın kudreti sebeplerin bittiği yerde bitmez.


19. SABIR + TAKVÂ = KAYBOLMAYAN MÜKÂFAT

Hz. Yûsuf kardeşlerine hayatının adeta özetini veren şu cümleyi söyledi:

“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.”

(Yûsuf, 12/90) (Diyanet Kuranı)

Bu ayet Hz. Yûsuf kıssasının anahtarlarından biridir.

Formül çok açıktır:

TAKVÂ + SABIR = İLÂHÎ İHSAN

Takvâ, günah karşısında direnmek...

Sabır, musibet karşısında direnmek...

Hz. Yûsuf her ikisini de gösterdi.

Kadının teklifine karşı takvâ...

Kuyu, kölelik, iftira ve zindan karşısında sabır...

Sonunda Allah onu yükseltti.


20. ZAFERİN ZİRVESİ: AFFETMEK

Kardeşleri sonunda suçlarını itiraf ettiler:

“Allah’a yemin olsun ki Allah seni bize üstün kılmıştır. Gerçekten biz suç işlemiştik.”

(Yûsuf, 12/91)

Hz. Yûsuf’un önünde artık büyük bir fırsat vardı.

İntikam alabilirdi.

Onları aşağılayabilirdi.

Geçmişi yüzlerine vurabilirdi.

Fakat şöyle dedi:

لَا تَثْر۪يبَ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ

“Bugün size kınama yok.”

“Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.”

(Yûsuf, 12/92) (Diyanet Kuranı)

İşte ahlâkın zirvesi.

Affetmek unutmak değildir

Hz. Yûsuf ne yaptıklarını biliyordu.

Fakat intikamı tercih etmedi.

Gerçek güç:

Karşılık verebileceğin halde affedebilmektir.

Diyanet tefsiri de Hz. Yûsuf’un, intikam alma imkânına sahip olduğu halde kardeşlerini affetmesini kıssanın temel ahlâkî derslerinden biri olarak vurgular. (Diyanet Kuranı)


21. BAŞARI GELİNCE “BEN YAPTIM” DEMEMEK

Hz. Yûsuf büyük makama ulaştı.

Ailesine kavuştu.

Çocukluk rüyası gerçekleşti.

Fakat:

“Ben zekiydim.”

“Ben plan yaptım.”

“Ben başardım.”

demedi.

Şöyle dedi:

“Rabbim bana çok iyilikte bulundu.”

(bk. Yûsuf, 12/100)

Ve devam etti:

“Şüphesiz Rabbim dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.” (Diyanet Kuranı)

İşte gerçek tevhid şuurudur.

Mümin çalışır ama başarının gerçek sahibini unutmaz.

Sebebi kullanır fakat neticeyi Allah'tan bilir.


22. KÖTÜLÜĞÜ ŞEYTANA, İYİLİĞİ ALLAH’A NİSPET EDEN NEZAKET

Yûsuf sûresinin 100. ayetinde çok ince bir ahlâk vardır.

Hz. Yûsuf geçmişten bahsederken:

“Kardeşlerim beni kuyuya attılar.”

diye onları mahcup etmek yerine:

“Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra...”

ifadesini kullanır.

Kardeşlerini affettiği için geçmişteki yarayı tekrar açmaz.

Bu bize aile hayatında muazzam bir prensip öğretir:

Affettiğin hatayı sürekli insanın yüzüne vurma.

“Sen zaten yıllar önce de bunu yapmıştın...”

“Senin ailenden zaten bu beklenir...”

gibi ifadeler aile yaralarını sürekli kanatır.

Yûsufî ahlâk ise yarayı kapatmaya çalışır. (Diyanet Kuranı)


23. PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V.) HZ. YÛSUF’A ÖVGÜSÜ

Resûlullah (s.a.v.), Hz. Yûsuf’un zindandaki uzun sabrına dikkat çekmiş ve sahih rivayette, Yûsuf kadar uzun süre hapiste kalmış olsaydı kendisini çağıran kişinin davetine icabet edeceğini ifade ederek onun sabrına işaret etmiştir. (Sunnah)

Bu rivayet Hz. Yûsuf’un yalnız musibete sabrını değil, beraatinin ve hakikatin ortaya çıkmasına verdiği önemi de anlamamız açısından dikkat çekicidir.


24. RİSALE-İ NUR'DA “MEDRESE-İ YÛSUFİYE” DERSİ

Bediüzzaman Said Nursî hapishane hayatını Hz. Yûsuf’un zindanıyla irtibatlandırarak hapishaneleri “Medrese-i Yûsufiye” şeklinde isimlendirmiştir.

Bu isimlendirme çok derin bir bakış açısı taşır:

Mekân aynı olabilir fakat ona yüklenen anlam değişebilir.

Bir insan için hapishane yalnız ceza yeri olabilir.

Fakat iman nazarıyla:

  • nefis muhasebesi,

  • tövbe,

  • tefekkür,

  • Kur’an öğrenme,

  • iman hakikatlerini düşünme,

  • ahirete hazırlanma

mekânına dönüşebilir.

Daha geniş manasıyla

Her insanın hayatında bir çeşit “Yûsuf kuyusu” veya “Yûsuf zindanı” bulunabilir.

Birinin zindanı hastalıktır.

Birinin borçtur.

Birinin aile problemidir.

Birinin yalnızlıktır.

Birinin işsizliktir.

Birinin uğradığı haksızlıktır.

Asıl mesele şudur:

O sıkıntı seni Allah'tan uzaklaştıracak mı, yoksa Allah'a yaklaştıracak mı?


25. RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN YÛSUFÎ BİR HAYAT

Hz. Yûsuf kıssasını Risale-i Nur'un temel iman dersleriyle birlikte düşündüğümüzde şu büyük esaslar ortaya çıkar:

1. Kader

Kuyu son değildi.

2. Tevekkül

Allah kulunu sebeplerin içinde yalnız bırakmaz.

3. Sabır

Zindan ebedî değildir.

4. Takvâ

Kapılar kapansa bile Allah görmektedir.

5. İffet

Günahın geçici lezzeti için ebedî hayat tehlikeye atılmaz.

6. İhlas

İnsanlara fayda Allah rızası için yapılır.

7. Tevhid

Gerçek güç ve netice Allah'ın elindedir.

8. Ümit

Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez.

9. Af

İntikam yerine merhamet tercih edilir.

10. Şükür

Başarı geldiğinde insan kendisini değil Rabbini över.


26. HZ. YÛSUF’UN HAYATINDAKİ İLÂHÎ DÖNÜŞÜMLER

Hz. Yûsuf kıssasının en etkileyici yönlerinden biri olayların zaman içinde tamamen değişmesidir:

Kuyu → Mısır'a yol oldu.

Kölelik → saray eğitimine vesile oldu.

İffet imtihanı → ahlâkının ortaya çıkmasına vesile oldu.

İftira → hakikatin daha sonra açıkça anlaşılmasına yol açtı.

Zindan → hükümdara ulaşmanın yolu oldu.

Rüya tabiri → devlet yönetiminin kapısını açtı.

Kıtlık → kardeşleriyle yeniden buluşmasına vesile oldu.

Kardeşlerin kötülüğü → affetme ahlâkının ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

Çocukluk rüyası → yıllar sonra gerçekleşti.

Bütün bunların ardından Hz. Yûsuf:

“Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir.”

(Yûsuf, 12/100)

demiştir. (Diyanet Kuranı)

İşte Yûsuf sûresinin kader dersi burada yoğunlaşır:

Sen olayın bir anını görürsün; Allah bütününü bilir.


27. BUGÜN BİR GENÇ HZ. YÛSUF’TAN NE ÖĞRENMELİ?

Hz. Yûsuf özellikle gençler için muazzam bir örnektir.

Genç insan:

Hz. Yûsuf gibi iffetini korumalı.

Telefonunda yalnız kaldığında da Allah'ın kendisini gördüğünü bilmeli.

Haram ilişkiye çağrıldığında:

“Maâzallah!”

diyebilmeli.

Kötü arkadaş çevresinden uzaklaşabilmeli.

Haksızlığa uğradığında karakterini bozmamalı.

Eğitim almalı ve kendisini geliştirmeli.

İşinde ehil olmalı.

Para ve makam geldiğinde kibirlenmemeli.

Kendisine kötülük edenlere karşı kinle yaşamamalı.

Ve en önemlisi:

Hayatının hangi kuyusunda bulunursa bulunsun Allah'ın rahmetinden ümidini kesmemelidir.


28. AİLELER HZ. YÛSUF KISSASINDAN NE ÖĞRENMELİ?

Kıssa yalnız gençlere değil anne-babalara da ders verir.

Çocuklar arasında kıskançlık oluşabilecek durumlara dikkat edilmelidir.

Kardeşlerin birbirleriyle sürekli kıyaslanması doğru değildir:

“Bak kardeşin senden başarılı.”

“Ablan senden daha akıllı.”

“Sen neden onun gibi değilsin?”

gibi ifadeler çocuklarda rekabet ve kıskançlığı artırabilir.

Hz. Yûsuf kıssası bize aile içindeki kıskançlığın kontrol edilmediğinde ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini gösterir.


29. YÖNETİCİLER HZ. YÛSUF’TAN NE ÖĞRENMELİ?

Hz. Yûsuf yalnız peygamber ve ahlâk örneği değildir; aynı zamanda başarılı bir kriz yöneticisidir.

Onun yönetim anlayışında:

Liyakat vardır.

Emanet vardır.

Planlama vardır.

Tasarruf vardır.

Gelecek öngörüsü vardır.

Halka hizmet vardır.

Kaynak yönetimi vardır.

Kriz hazırlığı vardır.

Ve en önemlisi:

Makamı şahsî intikam için kullanmamak vardır.

Kardeşleri önüne geldiklerinde devlet gücünü kişisel intikam aracına çevirmedi.

Bu, yöneticilik ahlâkı açısından son derece büyük bir derstir.


30. HZ. YÛSUF KISSASININ 20 ALTIN HAYAT DÜSTURU

  1. Her nimetini herkese anlatma.

  2. Hasetten Allah’a sığın.

  3. Kardeşler arasında kıskançlığı körükleme.

  4. Tedbir al fakat Allah’a tevekkül et.

  5. Musibetin ilk görüntüsüne bakıp hüküm verme.

  6. Güzel sabrı öğren.

  7. Günah karşısında “Maâzallah!” diyebil.

  8. Fitne ortamından uzaklaş.

  9. Haram rahatlıktansa helâl sıkıntıyı tercih et.

  10. İftiraya uğradığında ahlâkını kaybetme.

  11. Bulunduğun her yeri bir eğitim mekânına çevir.

  12. Kendi sıkıntın varken bile insanlara faydalı ol.

  13. Tevhidi hayatının merkezine koy.

  14. Bolluk günlerinde geleceği düşün.

  15. İşini bilgi ve emanetle yap.

  16. Allah’ın rahmetinden asla ümit kesme.

  17. Sabırla takvâyı birlikte yaşa.

  18. Güç eline geçtiğinde intikam alma.

  19. Başarı geldiğinde “Ben yaptım” deme.

  20. Hayatındaki hadiselerin arkasında Allah’ın hikmetini aramayı öğren.


SONUÇ: KUYUDAN SARAYA UZANAN İMAN YOLCULUĞU

Hz. Yûsuf’un hayatını tek cümleyle anlatmak gerekirse:

Allah’a bağlı kalan insan şartların esiri olmaz.

Kardeşleri onu kuyuya attı fakat imanını alamadı.

Köle olarak sattılar fakat şahsiyetini alamadılar.

Günaha çağırdılar fakat iffetini alamadılar.

İftira ettiler fakat doğruluğunu alamadılar.

Zindana koydular fakat Allah’la bağını kesemediler.

Makam verdiler fakat tevazuunu bozamadan kaldı.

Güç eline geçti fakat merhametini kaybetmedi.

İşte Yûsufî ahlâk budur.

Kuyuda tevekkül...

Kölelikte vakar...

Günah karşısında iffet...

İftirada sabır...

Zindanda tebliğ...

Görevde liyakat...

Bollukta tedbir...

İktidarda adalet...

Zaferde af...

Nimette şükür...

ve bütün hayat boyunca:

ALLAH’A GÜVENMEK.

Hz. Yûsuf’un hayatının özeti kendi sözlerinde saklıdır:

“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.”

(Yûsuf, 12/90) (Diyanet Kuranı)

Ve Hz. Ya‘kub’un dilinden gelen ikinci büyük düstur:

“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”

(Yûsuf, 12/87) (Diyanet Kuranı)

Bu iki ayet birlikte düşünüldüğünde Yûsuf kıssasının insana verdiği muazzam hayat reçetesi ortaya çıkar:

TAKVÂ + SABIR + ÜMİT + TEVEKKÜL + İFFET + AF = YÛSUFÎ AHLAK

İnsan bugün kuyuda olabilir; fakat hikâyesi kuyuda bitmek zorunda değildir.

Bugün haksızlığa uğramış olabilir; fakat Allah adaleti ortaya çıkarmaya kadirdir.

Bugün kapılar kapanmış olabilir; fakat Allah hiç ummadığı bir kapıyı açabilir.

Bugün yıllardır dua ediyor olabilir; fakat Hz. Ya‘kub'un yıllarca beklediği kavuşma bir gün gerçekleşmiştir.

Bu sebeple mümine düşen, sebeplere sarılmak, haramdan korunmak, sabretmek, güzel ahlâkını muhafaza etmek ve Allah'ın rahmetinden hiçbir zaman ümit kesmemektir.

Çünkü Yûsuf kıssasının başında bir kuyu, ortasında bir zindan, sonunda ise kavuşma ve izzet vardır.

Ve bütün bu safhaların üzerinde tek bir hakikat hükmeder:

اِنَّ رَبّ۪ي لَط۪يفٌ لِمَا يَشَٓاءُ

“Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir.”

(Yûsuf, 12/100) (Diyanet Kuranı)

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Hz Eyyub Aleyselam Kısası
  • Salih Avcı
  • 18.01.2025
Hz Eyyub Aleyselam Kısası
Hz Salih Aleyhisselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Salih Aleyhisselam
Hz Yunus Aleyhiselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Yunus Aleyhiselam
Hz. İlyas Aleyhisselâm
  • Salih Avcı
  • 21.08.2026
Hz. İlyas Aleyhisselâm