18px

HZ. FÂTIMA’NIN (R.ANHA) HAYATINDAN HİKMETLİ DERSLER


HZ. FÂTIMA’NIN (R.ANHA) HAYATINDAN HİKMETLİ DERSLER

 

HZ. FÂTIMA’NIN (R.ANHA) HAYATINDAN HİKMETLİ DERSLER

Peygamber Hanesinde Yetişen Bir İman, İffet, Sabır ve Aile Mektebi

Giriş

Hz. Fâtıma (radıyallahu anhâ), Resûlullah’ın (aleyhissalâtü vesselâm) sevgili kızı, Hz. Ali’nin (r.a.) eşi, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in (r.anhümâ) annesidir. İslâm tarihinin en müstesna hanımlarından biri olan Hz. Fâtıma’nın hayatı yalnızca tarihî hadiselerden ibaret değildir.

Onun hayatında;

  • evlat sevgisinin,

  • anne-babaya hürmetin,

  • eşler arasındaki sadakatin,

  • aile hayatında sabrın,

  • kanaatin,

  • iffetin,

  • ibadetin,

  • dünya karşısında zühdün,

  • musibetler karşısında metanetin

çok kıymetli örneklerini görmek mümkündür.

Hz. Fâtıma’nın hayatını anlamak, aynı zamanda Resûlullah’ın aile hayatına açılan özel bir pencereden bakmak demektir.


1. PEYGAMBER EVİNDE YETİŞEN BİR ÇOCUK

Hz. Fâtıma, Mekke’de Resûlullah’ın (a.s.m.) ve Hz. Hatice’nin (r.anhâ) hanesinde dünyaya geldi.

Doğum tarihi konusunda kaynaklarda farklı rivayetler bulunmaktadır. Bu sebeple kesin bir tarih vermekten ziyade onun Mekke döneminde dünyaya geldiğini ve çocukluk yıllarının önemli bölümünü İslâm’ın ilk yıllarındaki ağır imtihanların içerisinde geçirdiğini söylemek daha ihtiyatlıdır.

Onun çocukluğu sıradan bir çocukluk değildi.

Babası Allah’ın Resûlü idi.

Fakat bu büyük şeref beraberinde büyük imtihanları da getiriyordu.

Mekke müşriklerinin Resûlullah’a karşı hakaretlerine, baskılarına ve eziyetlerine şahit oldu. Müslümanların karşılaştığı sıkıntıları gördü. Annesi Hz. Hatice’nin İslâm uğrundaki fedakârlıklarına yakından şahitlik etti.

Böylece Hz. Fâtıma daha küçük yaşlardan itibaren iman ile fedakârlığın birbirinden ayrılmayacağını öğrendi.

Hikmetli ders

İman, sadece huzurlu zamanların inancı değildir.

Gerçek iman;

nimet geldiğinde şükür, musibet geldiğinde sabır, vazife geldiğinde fedakârlık gösterebilmektir.

Hz. Fâtıma’nın çocukluğu bu hakikatin canlı örneklerinden biridir.


2. BABASINA OLAN MUHABBETİ

Hz. Fâtıma ile Resûlullah (a.s.m.) arasında son derece kuvvetli bir sevgi bağı vardı.

Hadis kaynaklarında Resûlullah’ın Hz. Fâtıma’ya duyduğu sevgi açık biçimde görülmektedir.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Fâtıma benden bir parçadır. Onu öfkelendiren şey beni de öfkelendirir.”

(Buhârî, Müslim)

Bu ifade Hz. Fâtıma’nın Resûlullah katındaki değerini gösteren en kuvvetli hadislerden biridir.

Buradaki “benden bir parçadır” ifadesi yalnızca biyolojik yakınlığı değil; derin bir sevgi, merhamet ve gönül bağını da göstermektedir.

Hikmetli ders

İslâm’da aile sevgisi imanın ve güzel ahlâkın karşıtı değildir.

Resûlullah ümmetin peygamberi olmasına rağmen aynı zamanda:

  • seven bir baba,

  • merhamet eden bir dede,

  • ailesinin hâlini soran bir aile büyüğüydü.

Demek ki manevî büyüklük insanı ailesinden uzaklaştırmaz.

Aksine gerçek maneviyat, aile fertlerine karşı daha fazla şefkat ve sorumluluk kazandırır.


3. RESÛLULLAH’IN KIZINA GÖSTERDİĞİ HÜRMET

Hz. Âişe’den (r.anhâ) nakledilen rivayetlerde Hz. Fâtıma’nın konuşma ve davranışlarında Resûlullah’a çok benzediği anlatılır.

Hz. Fâtıma Resûlullah’ın yanına geldiğinde Peygamberimizin onu güzel bir şekilde karşıladığına dair rivayetler vardır.

Bu davranış önemli bir aile terbiyesi öğretmektedir.

Bir peygamber, yetişkin kızına sevgi ve değer göstermektedir.

Günümüz ailelerine ders

Bazı anne-babalar çocuk büyüdüğünde sevgilerini göstermeyi azaltırlar.

Oysa Resûlullah’ın aile hayatında sevgi gizlenen değil, güzel biçimde gösterilen bir değerdir.

Çocuk kaç yaşında olursa olsun;

“Hoş geldin.”

“Sen benim için değerlisin.”

“Allah senden razı olsun.”

gibi ifadeler aile bağlarını kuvvetlendirir.


4. BABASINI KORUMAYA ÇALIŞAN KÜÇÜK FÂTIMA

Mekke döneminde müşriklerin Resûlullah’a ağır eziyetlerde bulunduğu bilinmektedir.

Sahih hadislerde anlatıldığı üzere Resûlullah Kâbe yakınında namaz kılarken müşriklerden bazıları üzerine deve işkembesi ve pislikleri koymuşlardı.

Hz. Fâtıma gelerek bunları babasının üzerinden kaldırmıştı.

Bu manzara son derece ibretlidir.

Bir tarafta Allah’ın Resûlüne zulmeden insanlar...

Diğer tarafta babasının yardımına koşan küçük bir kız...

Hikmetli ders

Hz. Fâtıma’nın sevgisi yalnızca sözde kalan bir sevgi değildi.

Sevgi gerektiğinde hizmete dönüşüyordu.

Buradan önemli bir ölçü çıkar:

Gerçek sevgi fedakârlık doğurur.

Anne-babamızı sevdiğimizi söylemek güzeldir. Fakat yaşlandıklarında onlara hizmet etmek, sıkıntılarında yanlarında bulunmak ve gönüllerini almak sevginin fiilî şeklidir.


5. HZ. HATİCE’NİN KIZI OLMAK

Hz. Fâtıma’nın şahsiyetini anlamak için annesi Hz. Hatice’yi de hatırlamak gerekir.

Hz. Hatice;

  • ilk iman edenlerden,

  • Resûlullah’ın en büyük destekçilerinden,

  • malını Allah yolunda harcayan,

  • Peygamberimizi en zor günlerinde teselli eden

müstesna bir hanımdı.

Hz. Fâtıma böyle bir annenin terbiyesi altında büyüdü.

Burada aile eğitiminin büyük önemi ortaya çıkar.

Çocuklar yalnızca anne-babalarının söylediklerini değil, yaşadıklarını da öğrenirler.

Hz. Fâtıma annesinde fedakârlığı gördü.

Babasından sabrı gördü.

Evinde vahyin nurunu gördü.

Neticede kendisi de sabır ve fedakârlığın sembol şahsiyetlerinden biri oldu.


6. ANNESİNİ KAYBETMESİ VE HÜZÜN YILLARI

Hz. Fâtıma genç yaşlarda annesi Hz. Hatice’yi kaybetti.

Bu kayıp Resûlullah için olduğu kadar çocukları için de büyük bir acıydı.

Hz. Hatice’nin vefatı, Ebû Tâlib’in vefatıyla aynı döneme rastladığından siyer tarihinde bu dönem “Hüzün Yılı” olarak anılmıştır.

Hz. Fâtıma böylece daha genç yaşlarında ölüm ve ayrılık gerçeğiyle karşılaştı.

Hikmetli ders

İman, insanı acı hissetmeyen bir varlığa dönüştürmez.

Mümin de üzülür.

Mümin de ağlar.

Mümin de sevdiğini kaybettiğinde kalbinde derin acı hisseder.

Fakat iman o acının içerisine ümit yerleştirir.

Ölümü ebedî yokluk olarak değil, Allah’ın rahmetine ve âhiret hayatına açılan bir geçiş olarak görür.


7. MEDİNE’YE HİCRET

İslâm tarihinin büyük dönüm noktalarından biri hicrettir.

Hz. Fâtıma da daha sonra Mekke’den Medine’ye hicret ederek Peygamber ailesinin Medine’deki hayatına katıldı.

Hicret yalnızca şehir değiştirmek değildi.

Ev terk edildi.

Memleket terk edildi.

Hatıralar geride bırakıldı.

Mal ve imkânlardan vazgeçildi.

Bütün bunlar Allah’ın rızası ve dinin geleceği uğruna yapıldı.

Hikmetli ders

Hz. Fâtıma’nın hayatı bize şunu öğretir:

İnsan bazen daha büyük bir hakikat için sevdiği bazı şeylerden vazgeçebilmelidir.

İmanın bir yönü de gerektiğinde fedakârlık yapabilmektir.


8. HZ. ALİ İLE EVLİLİĞİ

Hz. Fâtıma daha sonra Hz. Ali (r.a.) ile evlendi.

Bu evlilik İslâm tarihinin en mübarek ailelerinden birinin kurulmasına vesile oldu.

Fakat bu yuva büyük maddî imkânlarla kurulmadı.

Oldukça sade bir hayatları vardı.

Ev eşyaları sınırlıydı.

Maddî imkânları geniş değildi.

Buna rağmen o ev;

imanın,

ilmin,

ibadetin,

sabır ve kanaatin

hâkim olduğu bir yuva hâline geldi.

Günümüze büyük ders

Bugün evlilikler bazen gereksiz maddî beklentiler yüzünden zorlaştırılmaktadır.

Ev,

mobilya,

düğün,

takı,

araç,

lüks eşya

gibi talepler evliliğin önüne geçirilebilmektedir.

Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın yuvası ise şu hakikati hatırlatmaktadır:

Mutlu bir yuvanın temel sermayesi eşya değil; iman, ahlâk, sevgi, sadakat ve karşılıklı fedakârlıktır.


9. EV İŞLERİNDE ÇEKTİĞİ ZORLUK

Hz. Fâtıma’nın ev hayatındaki en ibretli hadiselerden biri, ağır ev işleri sebebiyle yaşadığı yorgunluktur.

Sahih hadislerde onun el değirmeni kullanmaktan ellerinin etkilendiği ve hizmetçi talebinde bulunduğu anlatılmaktadır.

Resûlullah (a.s.m.) ona ve Hz. Ali’ye çok daha kıymetli bir manevî hazine öğretti.

Yatağa girdiklerinde:

33 defa Sübhanallah,
33 defa Elhamdülillah,
34 defa Allahu Ekber

demelerini tavsiye etti.

Bu zikir daha sonra “Tesbih-i Fâtıma” olarak meşhur olmuştur.

Resûlullah bunun kendileri için hizmetçiden daha hayırlı olduğunu bildirmiştir.


10. TESBİH-İ FÂTIMA’NIN DERİN MANASI

Bu hadis yalnızca belli sayıda kelime söylemekten ibaret görülmemelidir.

“Sübhanallah”

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir.

İnsan kendi aczini görür, Allah’ın kusursuz kudretini hatırlar.

“Elhamdülillah”

Elimizde olmayanlara değil, verilen nimetlere bakmayı öğretir.

“Allahu Ekber”

Allah bütün sıkıntılardan, korkulardan ve dünya meselelerinden büyüktür.

Böylece insan günlük yorgunluğunu iman perspektifinden yeniden değerlendirir.

Hikmetli ders

Modern insan bedeni dinlendirmeye çok önem verdiği hâlde ruhun dinlendirilmesini bazen ihmal etmektedir.

Resûlullah Hz. Fâtıma’ya yalnızca bedenî bir çözüm değil, ruhu kuvvetlendirecek bir yol göstermiştir.


11. FAKİRLİK DEĞİL, KANAAT ZENGİNLİĞİ

Hz. Fâtıma ve Hz. Ali’nin hayatlarında zaman zaman maddî sıkıntılar görülmüştür.

Ancak saadeti servette aramadılar.

Bu durum Kur’ân’ın dünya hayatına ilişkin ölçüsüyle uyumludur:

“Dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve mal ile evlat çoğaltma yarışıdır...”

(Hadîd, 57/20)

İslâm zenginliği haram görmez.

Fakat insanın kalbinin mala bağlanmasını tehlikeli görür.

Hz. Fâtıma’nın hayatı bize kanaat ile fakirlik arasındaki farkı öğretmektedir.

Kanaat hiçbir şey istememek değildir.

Kanaat, elindeki nimetin değerini bilmek ve saadeti yalnızca maddî imkânlara bağlamamaktır.


12. ANNE OLARAK HZ. FÂTIMA

Hz. Fâtıma aynı zamanda İslâm tarihinin iki büyük şahsiyetinin annesidir:

Hz. Hasan

ve

Hz. Hüseyin.

Resûlullah torunlarını çok severdi.

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in Peygamberimizin hayatında özel bir yeri vardı.

Böylece Hz. Fâtıma’nın evi aynı zamanda gelecek nesillerin yetiştirildiği bir terbiye ocağı hâline geldi.

Hikmetli ders

Anne-babanın en büyük mirası yalnızca mal değildir.

Çocuğa bırakılabilecek en değerli miraslardan bazıları:

  • iman,

  • güzel ahlâk,

  • helâl-haram şuuru,

  • merhamet,

  • doğruluk,

  • ibadet bilinci,

  • Allah ve Resûlü sevgisidir.

Evlat yetiştirmek yalnızca çocuğun karnını doyurmak değildir.

Onun ruhunu da beslemektir.


13. EHL-İ BEYT İÇİNDEKİ YERİ

Hz. Fâtıma, Ehl-i Beyt denildiğinde ilk hatırlanan mübarek şahsiyetlerdendir.

Kur’ân'da Ahzâb sûresinin 33. âyetinde Ehl-i Beyt hakkında şöyle buyrulur:

“Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden ancak kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”

Âyetin bağlamında Peygamberimizin hanımları yer almakla birlikte, hadis rivayetlerinde Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in de Ehl-i Beyt kavramı içerisinde özel bir şekilde zikredildiği görülmektedir.

Bu sebeple Müslümanlar asırlar boyunca Ehl-i Beyt’e muhabbet beslemişlerdir.

Fakat bu sevginin doğru biçimi, onları tarihî ve mezhebî tartışmaların aracı yapmak değil; onların iman, ibadet ve ahlâkını örnek almaktır.


14. RESÛLULLAH’IN SON GÜNLERİNDE HZ. FÂTIMA

Hz. Fâtıma’nın hayatındaki en dokunaklı hadiselerden biri Resûlullah’ın son hastalığı sırasında yaşandı.

Hz. Âişe’nin aktardığı sahih rivayetlerde Resûlullah Hz. Fâtıma’yı yanına çağırdı ve kulağına bir şey söyledi.

Hz. Fâtıma ağladı.

Daha sonra tekrar kulağına bir şey söyledi.

Bu defa Hz. Fâtıma gülümsedi.

Daha sonra bunun sebebi sorulduğunda, Resûlullah’ın önce vefatının yaklaştığını haber verdiği, ardından ailesinden kendisine ilk kavuşacak kişinin Hz. Fâtıma olacağını bildirdiği nakledilir.

Bu hadise baba-kız arasındaki olağanüstü muhabbeti gösterir.


15. PEYGAMBERİMİZİN VEFATI VE BÜYÜK AYRILIK

Resûlullah’ın vefatı bütün sahâbeyi sarstı.

Fakat bir de hadiseye Hz. Fâtıma açısından bakalım.

Kaybettiği kişi yalnızca Allah’ın Resûlü değildi.

Babasıydı.

Çocukluğundan beri yanında olduğu insandı.

Annesini kaybettikten sonra en büyük aile dayanağıydı.

Bu sebeple Hz. Fâtıma için Resûlullah’ın vefatı son derece ağır bir ayrılıktı.

Fakat o da bütün müminler gibi şu Kur’ân hakikatinin terbiyesi altındaydı:

“Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir...”

(Âl-i İmrân, 3/144)

Peygamberler dahi dünya hayatından ayrılır.

Bâki olan yalnız Allah’tır.


16. RESÛLULLAH’TAN SONRAKİ KISA HAYATI

Hz. Fâtıma, babasının vefatından sonra uzun süre yaşamadı.

Sahih rivayetlere göre yaklaşık altı ay sonra Medine’de vefat etti.

Böylece Resûlullah’ın son hastalığında verdiği haber gerçekleşmiş oldu.

Hz. Fâtıma genç sayılabilecek bir yaşta dünyadan ayrıldı.

Kesin yaşı konusunda tarihî rivayetler farklıdır.

Fakat kısa ömrüne rağmen İslâm tarihine çok derin bir iz bıraktı.


17. HZ. FÂTIMA’NIN HAYATINDA İFFET

Hz. Fâtıma İslâm kültüründe özellikle hayâ, iffet ve vakar ile anılan şahsiyetlerden biridir.

Ancak iffeti yalnızca kıyafet meselesine indirgememek gerekir.

İffet;

bakışta,

konuşmada,

davranışta,

kazançta,

aile ilişkilerinde,

karşı cinsle münasebetlerde,

insanın kendi şerefini korumasında

ortaya çıkan geniş bir ahlâk anlayışıdır.

Hz. Fâtıma’nın hayatındaki vakar bu bütünlüğü hatırlatmaktadır.


18. SABIR FAKAT PASİFLİK DEĞİL

Hz. Fâtıma’nın hayatında çok fazla sabır vardır.

Annesini kaybetti.

Mekke zulmünü gördü.

Hicret yaşadı.

Maddî sıkıntılar çekti.

Ağır ev işleri yaptı.

Babasının vefatını gördü.

Fakat sabır burada yanlış anlaşılmamalıdır.

Kur’ânî sabır;

hiçbir şey yapmadan beklemek değildir.

Sabır;

doğru yolda kalabilme gücüdür.

İnsan sıkıntıya rağmen namazını terk etmiyorsa sabrediyordur.

Öfkelendiği hâlde zulmetmiyorsa sabrediyordur.

Fakir olduğu hâlde harama yönelmiyorsa sabrediyordur.

Musibet geldiği hâlde Allah’a isyan etmiyorsa sabrediyordur.

Hz. Fâtıma’nın hayatında görülen sabır böyle aktif ve imanlı bir sabırdır.


19. AİLE HAYATINDA MUTLULUĞUN ÖLÇÜSÜ

Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın evine baktığımızda büyük saraylar görmeyiz.

Fakat büyük insanlar görürüz.

Bu çok düşündürücüdür.

Bugün insan bazen:

“Daha büyük evim olsa mutlu olurum.”

“Daha iyi arabam olsa rahatlarım.”

“Daha çok param olsa huzurlu olurum.”

diye düşünür.

Bunlar hayatı kolaylaştırabilir.

Fakat huzuru garanti edemez.

Hz. Fâtıma’nın evi şu dersi verir:

Evin metrekaresinden önce içindeki muhabbetin büyüklüğü önemlidir.


20. RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN HZ. FÂTIMA’NIN HAYATINA BAKIŞ

Risale-i Nur’un temel iman ve dünya hayatı anlayışı açısından baktığımızda Hz. Fâtıma’nın hayatında özellikle acz, fakr, şefkat ve tefekkür esaslarının güzel yansımaları görülebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

Aşağıdaki değerlendirmeler Hz. Fâtıma hakkında doğrudan tarihî rivayet iddiası değil, Risale-i Nur’daki iman ölçüleriyle onun hayatından çıkarılabilecek tefekkür dersleridir.

Acz

İnsan güçsüzdür.

Hz. Fâtıma ağır ev işlerinde yorulduğunda insanî aczini yaşamıştır.

Fakat Resûlullah ona Allah’ı zikretmeyi öğretmiştir.

Aczi Allah’a yönelten insan, aczini manevî kuvvete dönüştürebilir.

Fakr

İnsanın ihtiyaçları sonsuz denecek kadar çoktur; fakat bunları karşılayacak kudreti sınırlıdır.

Bu hakikat insanı Rezzâk-ı Kerîm’e yöneltir.

Şefkat

Hz. Fâtıma’nın babasına, eşine ve çocuklarına yönelik hayatı şefkat eksenli okunabilir.

Şefkat, insanın en kıymetli manevî sermayelerindendir.

Dünyanın faniliği

Hz. Fâtıma annesini kaybetti.

Sonra babasını kaybetti.

Kendisi de babasından kısa süre sonra dünyadan ayrıldı.

Bütün bunlar Risale-i Nur’un sıkça üzerinde durduğu şu hakikati düşündürür:

Dünya bir misafirhanedir; insan burada kalıcı değildir.


21. HZ. FÂTIMA’DAN GENÇ KIZLARA DERSLER

Hz. Fâtıma’nın hayatından bugünün gençlerine çok önemli ölçüler çıkarılabilir.

Güzellik değerlidir fakat ahlâk daha kalıcıdır.

Maddi imkân güzeldir fakat kanaat daha büyük bir hazinedir.

İnsanların takdiri güzeldir fakat Allah’ın rızası daha önemlidir.

Evlilikte gösterişten önce güzel ahlâk aranmalıdır.

Anne-babaya sevgi yalnızca sözle değil, hizmetle gösterilmelidir.

Hayâ insanın zayıflığı değil, şahsiyetinin muhafızlarından biridir.


22. EVLİ HANIMLARA VE ERKEKLERE DERSLER

Hz. Fâtıma’nın hayatı yalnız kadınlara örnek değildir.

Hz. Ali ile birlikte değerlendirildiğinde erkeklere de önemli dersler verir.

Evlilik bir üstünlük mücadelesi değildir.

Evlilik:

“Ben ne alacağım?”

sorusundan ziyade,

“Bu yuvaya ne katabilirim?”

sorusuyla güzelleşir.

Eşlerin birbirinin yorgunluğunu görmesi, maddî sıkıntılarda birbirini suçlamaması ve sorunlara birlikte göğüs germesi gerekir.


23. ANNE-BABALARA DERSLER

Resûlullah’ın Hz. Fâtıma ile ilişkisi anne-babalara çok önemli bir mesaj vermektedir:

Çocuğunuza sevginizi gösterin.

Onu dinleyin.

Geldiğinde değer verin.

Sıkıntısını küçümsemeyin.

Yetişkin olduğunda da onunla ilişkinizi devam ettirin.

Manevî eğitim verirken merhameti kaybetmeyin.

Çünkü Resûlullah’ın eğitim metodunda sevgi ile terbiye birbirinden ayrılmaz.


24. ZENGİNLİK VE SAADET ARASINDAKİ FARK

Hz. Fâtıma’nın hayatından çıkarılabilecek en güçlü derslerden biri de budur:

Zenginlik başka, saadet başkadır.

İnsan çok mala sahip olup huzursuz olabilir.

Az mala sahip olup kanaat sayesinde huzurlu olabilir.

Kur’ân şöyle buyurur:

“Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”

(Ra‘d, 13/28)

Demek insan kalbinin ihtiyacı yalnızca maddî değildir.

Kalbin;

iman,

ümit,

muhabbet,

tevekkül,

dua

ve Allah ile irtibat ihtiyacı vardır.


25. HZ. FÂTIMA’NIN HAYATINI ÖZETLEYEN 15 HİKMETLİ DERS

Hz. Fâtıma’nın hayatından özellikle şu dersleri çıkarabiliriz:

1. İman fedakârlık ister.

2. Anne-babaya sevgi hizmetle gösterilmelidir.

3. Çocuklara sevgi göstermek sünnet ahlâkındandır.

4. Evlilik gereksiz maddî beklentilerle zorlaştırılmamalıdır.

5. Kanaat büyük bir manevî zenginliktir.

6. Aile huzurunun temeli yalnızca para değildir.

7. İbadet insanın günlük hayatına kuvvet verir.

8. Tesbih ve zikir ruhun manevî gıdalarındandır.

9. Çocuk terbiyesinde anne-babanın örnekliği çok önemlidir.

10. İffet ve hayâ insan şahsiyetini koruyan değerlerdir.

11. Musibet karşısında sabır, Allah’a bağlılığı korumaktır.

12. Dünya geçicidir; insanın asıl yolculuğu âhiretedir.

13. Ehl-i Beyt sevgisi Müslümanların ortak manevî değerlerindendir.

14. Sevgi yalnızca söz değil, fedakârlık ve sadakattir.

15. Allah’a yakınlığın ölçüsü gösteriş değil, iman ve takvadır.


SONUÇ: KÜÇÜK BİR EVDE BÜYÜK BİR MEDENİYET

Hz. Fâtıma’nın (r.anhâ) hayatına baktığımızda dikkat çekici bir hakikat görürüz.

Saraylarda yaşamamıştır.

Büyük servetler biriktirmemiştir.

Dünyevî ihtişam peşinde koşmamıştır.

Fakat insanlık tarihinin en çok sevilen ve hatırlanan hanımlarından biri olmuştur.

Çünkü gerçek büyüklük sahip olunan eşyanın miktarıyla değil, Allah katındaki kulluk ve insanın bıraktığı manevî mirasla ölçülür.

O, Hz. Hatice gibi büyük bir annenin kızıydı.

Hz. Muhammed Mustafa’nın (aleyhissalâtü vesselâm) sevgili evladıydı.

Hz. Ali’nin (r.a.) eşiydi.

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in annesiydi.

Fakat bütün bu yakınlıklarının yanında kendi kulluğu, sabrı, iffeti, kanaati ve fedakârlığıyla da ümmete örnek oldu.

Onun hayatı bugün bize sessizce şu hakikati hatırlatmaktadır:

Ev küçük olabilir; fakat içindeki iman büyük olabilir.

İmkân az olabilir; fakat şükür çok olabilir.

Beden yorulabilir; fakat zikir ruhu kuvvetlendirebilir.

İnsan sevdiklerini kaybedebilir; fakat iman ayrılığı ebedî yokluk olmaktan çıkarabilir.

Dünya fâni olabilir; fakat Allah için yaşanan güzel bir hayatın meyveleri bâki kalabilir.

Hz. Fâtıma’nın hayatındaki belki de en büyük ders budur:

İnsan dünyaya sahip olmak için değil, dünyayı Allah’ın rızasını kazanacak şekilde kullanmak için gönderilmiştir.

Rabbimiz bizlere Hz. Fâtıma’nın iffeti ve vakarından, Hz. Hatice’nin sadakatinden, Hz. Ali’nin cesaret ve ilminden, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in Ehl-i Beyt terbiyesinden hissedar olmayı nasip etsin.

Resûlullah’a (aleyhissalâtü vesselâm), âline, ashâbına ve Ehl-i Beyt’ine salât ve selâm olsun.

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.

Âmin.

 

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Hz Eyyub Aleyselam Kısası
  • Salih Avcı
  • 18.01.2025
Hz Eyyub Aleyselam Kısası
Hz Salih Aleyhisselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Salih Aleyhisselam
Hz Yunus Aleyhiselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Yunus Aleyhiselam
Hz. İlyas Aleyhisselâm
  • Salih Avcı
  • 21.08.2026
Hz. İlyas Aleyhisselâm