18px

Hz. Elyesa Aleyhisselâm’ın Hayatından Hikmetli Dersler


Hz. Elyesa Aleyhisselâm’ın Hayatından Hikmetli Dersler

Kur’ân, Sahih Sünnet ve Risale-i Nur Perspektifinden Hz. Elyesa Aleyhisselâm’ın Hayatından Hikmetli Dersler

Giriş

Kur’ân-ı Kerîm’de bazı peygamberlerin hayatları uzun kıssalar hâlinde anlatılırken, bazı peygamberlerden yalnızca isimleri ve üstün vasıfları zikredilerek söz edilir. Hz. Elyesa Aleyhisselâm ikinci gruptaki peygamberlerdendir.

Kur’ân onun hayatının ayrıntılarını anlatmaz. Bu sebeple Hz. Elyesa hakkında konuşurken, Kur’ân'ın bildirdiği kesin bilgilerle tarihî rivayetleri birbirinden ayırmak gerekir.

Hz. Elyesa'nın Kur’ân'da iki yerde ismi geçmektedir:

“İsmail’i, Elyesa’yı, Yunus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kıldık.”
(En‘âm, 6/86)

Bir başka âyette:

“İsmail’i, Elyesa’yı ve Zülkifl’i de an. Hepsi hayırlı kimselerdendi.”
(Sâd, 38/48)

Bu iki âyet Hz. Elyesa hakkında bize üç temel hakikati bildirir:

  1. Allah'ın hidayetine mazhar olmuş bir peygamberdir.

  2. Allah tarafından üstün kılınmış seçkin kullardandır.

  3. “Ahyâr”, yani hayırlı ve seçkin kimselerdendir.

Onun hayatının ayrıntıları hakkında ise Kur’ân'da kesin bilgi bulunmamaktadır.

Bu noktada önemli bir ölçü şudur:

Kur’ân'ın sustuğu yerde kesin konuşmamak da Kur’ân'a karşı bir edep ve sadakattir.


1. HZ. ELYESA ALEYHİSSELÂM KİMDİR?

Hz. Elyesa Aleyhisselâm, Kur’ân-ı Kerîm'de adı açıkça zikredilen peygamberlerden biridir.

İslâmî kaynaklarda onun İsrailoğullarına gönderilmiş peygamberlerden olduğu kabul edilir. Bazı tarih ve tefsir rivayetlerinde Hz. İlyas Aleyhisselâm ile birlikte bulunduğu, daha sonra onun tebliğ vazifesini devam ettirdiği anlatılır.

Ancak burada önemli bir ilmî kayıt koymak gerekir:

Hz. Elyesa'nın Hz. İlyas'ın doğrudan talebesi olduğu, onun ardından peygamberlik vazifesini devraldığı ve hayatındaki çeşitli hadiselerin ayrıntıları Kur’ân veya sahih hadislerle açık şekilde sabit değildir.

Dolayısıyla bunları kesin dinî bilgi gibi anlatmak doğru olmaz.

Kur’ân'ın kesin olarak bildirdiği şey onun:

peygamber, hidayete erdirilmiş, üstün kılınmış ve hayırlı kullardan biri olduğudur.

Bu sınırlı bilgi bile büyük hikmetler taşımaktadır.


2. BİR PEYGAMBERİN BÜYÜKLÜĞÜ HAYATININ AYRINTILARINI BİLMEMİZE BAĞLI DEĞİLDİR

Hz. Musa, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf ve Hz. Nuh Aleyhimüsselâm gibi bazı peygamberlerin hayatlarından Kur’ân geniş şekilde söz eder.

Hz. Elyesa'nın ise yalnızca adı ve üstün vasıfları zikredilir.

Buradan önemli bir ders çıkar:

Allah katındaki değer ile insanlar arasında tanınmış olmak aynı şey değildir.

Bir insanın hayatının insanlar tarafından çok bilinmemesi, Allah katında değersiz olduğu anlamına gelmez.

Hz. Elyesa'nın hayatının ayrıntılarını bilmiyoruz; fakat Allah onun hakkında:

“Hepsi hayırlı kimselerdendi.”

buyurmaktadır.

Demek ki asıl mesele insanların bizi ne kadar tanıdığı değil, Allah'ın bizi hangi vasıfla bildiğidir.

Risale-i Nur'un ihlâs anlayışı açısından düşünüldüğünde burada çok güçlü bir ölçü vardır:

Amelin kıymeti şöhretinde değil, Allah rızasına yönelmesindedir.

İnsanların alkışı geçicidir.

Allah'ın kabulü ise ebedîdir.


3. “HEPSİ HAYIRLI KİMSELERDENDİ” İFADESİNİN BÜYÜK DERSİ

Kur’ân Hz. Elyesa için çok kısa fakat son derece kapsamlı bir ifade kullanır:

“Hepsi hayırlı kimselerdendi.”
(Sâd, 38/48)

Buradaki “ahyâr” ifadesi hayırlı, seçkin ve fazilet sahibi kulları ifade eder.

Bu tarif bize gösteriyor ki insanın hayatının özeti aslında çok uzun olmak zorunda değildir.

Bir insan:

  • çok konuşmuş,

  • çok tanınmış,

  • çok zengin olmuş,

  • büyük makamlar elde etmiş

olabilir.

Fakat hayatının sonunda asıl soru şudur:

Allah katında hayırlı kullardan olabildi mi?

Kur’ân Hz. Elyesa'nın hayatını birkaç kelimeyle özetlerken bize adeta şu hedefi gösterir:

Öyle yaşa ki hayatının sonunda senin için söylenebilecek en güzel söz, “Hayırlı kullardandı.” olsun.


4. HİDAYET ALLAH’TANDIR

En‘âm sûresindeki peygamberler silsilesinde Hz. Elyesa da zikredilir:

“İsmail’i, Elyesa’yı, Yunus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik.”
(En‘âm, 6/86)

Burada çok önemli bir iman dersi vardır:

Hidayetin gerçek sahibi Allah'tır.

Peygamberler insanlara doğru yolu gösterirler; fakat kalplerde hidayeti yaratan Allah'tır.

Bu hakikat insanı iki büyük tehlikeden korur.

Birincisi gururdur.

İnsan:

“Ben kendi aklımla doğru yolu buldum.”

diyemez.

Akıl, irade, iman imkânı, Kur’ân, peygamberler, öğretmenler ve hakikati anlayabilecek kalp verilmeseydi insan hidayeti nasıl bulacaktı?

İkincisi ümitsizliktir.

Bir insanın hidayeti konusunda bütün sebepler tükenmiş gibi görünse bile Allah'ın rahmeti tükenmez.

Bu sebeple mümin:

tebliğ eder, dua eder, güzel örnek olur; fakat hidayetin neticesini Allah'a bırakır.


5. PEYGAMBERLER ARASINDAKİ MANEVÎ KARDEŞLİK

Kur’ân Hz. Elyesa'yı tek başına zikretmez; onu diğer peygamberlerle beraber anar:

İsmail, Elyesa, Yunus ve Lût Aleyhimüsselâm...

Bu durum peygamberlerin farklı zamanlarda ve farklı toplumlarda yaşamalarına rağmen aynı hakikatin elçileri olduğunu gösterir.

Temel davaları birdir:

Tevhid.

Yani:

“Allah'tan başka hakiki ilâh yoktur.”

Bu hakikat Risale-i Nur'un Kur’ân merkezli yaklaşımında da çok önemlidir.

Peygamberler birbirlerinin rakibi değildir.

Bir peygamber diğerinin davasını ortadan kaldırmak için değil, aynı ilâhî hakikatin farklı zamanlardaki elçisi olarak gönderilmiştir.

Buradan Müslümanlara büyük bir ders çıkar:

Hak hizmetinde rekabet değil, tesanüd esastır.

İnsan:

“Hakikat yalnız benim elimde yayılsın.”

dememelidir.

Şöyle düşünmelidir:

“Hakikat kim tarafından anlatılırsa anlatılsın, yeter ki insanlar Allah'a yaklaşsın.”

Bu düşünce ihlâsın önemli işaretlerinden biridir.


6. TEBLİĞDE DEVAMLILIK ESASTIR

Hz. Elyesa'nın İsrailoğulları içerisindeki peygamberlerden olması bize peygamberlik tarihinin önemli bir kanununu gösterir:

Allah insanlığı rehbersiz bırakmamıştır.

Bir peygamber gider, başka bir peygamber gelir.

Bir nesil gider, başka bir nesil gelir.

Fakat hakikat devam eder.

Bu durum Risale-i Nur'daki şahs-ı manevî ve hizmette devamlılık anlayışıyla birlikte düşünülebilir.

Bir insan dünyadan ayrılır.

Fakat Kur’ân'a hizmet devam eder.

Bir âlim vefat eder.

Fakat yazdığı eserler yaşamaya devam eder.

Bir öğretmen gider.

Talebeleri hizmeti sürdürür.

Demek ki mesele:

“Ben ne kadar büyük işler yaptım?”

değildir.

Asıl mesele:

“Benden sonra devam edecek hangi hayra vesile oldum?”

sorusudur.


7. ŞÖHRET DEĞİL İHLÂS

Hz. Elyesa hakkında Kur’ân'ın çok az bilgi vermesi özellikle ihlâs açısından düşündürücüdür.

Bugünün insanı çoğu zaman yaptığı iyiliğin bilinmesini ister.

İyilik yapar, duyurmak ister.

Hizmet eder, takdir bekler.

Bir şey öğretir, isminin anılmasını ister.

Fakat Hz. Elyesa'nın hayatından bize ulaşan Kur’ânî tablo çok farklıdır.

Hayatının ayrıntılarını bilmiyoruz.

Fakat Allah onu biliyor.

İnsanların onu ne kadar tanıdığı ikinci derecededir.

Allah onu “hayırlı kullardan” olarak zikrediyor.

Risale-i Nur'daki ihlâs düsturlarıyla ifade edersek:

Hakiki hizmetin hedefi insanların teveccühü değil, rıza-yı İlâhîdir.

İnsanlardan alkış almadan Allah'ın rızasını kazanmak, insanların alkışını kazanıp Allah'ın rızasını kaybetmekten sonsuz derecede değerlidir.


8. AZ BİLİNMEK DEĞERSİZ OLMAK DEĞİLDİR

Hz. Elyesa'nın kıssası günümüz insanının önemli bir yarasına da şifa sunar:

Görünür olma arzusu.

Modern dünyada insan bazen değerini:

  • takipçi sayısıyla,

  • beğeniyle,

  • makamla,

  • şöhretle,

  • tanınmışlıkla

ölçmeye başlayabilir.

Kur’ân'ın Hz. Elyesa'yı zikretme biçimi ise bunun tam tersini öğretmektedir.

Allah katında son derece değerli bir peygamber...

Fakat hayatının çok az ayrıntısını biliyoruz.

Demek ki:

Tanınmak başka, değerli olmak başkadır.

Bir anne evinde çocuklarını güzel yetiştirirken kimse onu tanımayabilir.

Bir öğretmen küçük bir yerde birkaç öğrencinin hayatını değiştirebilir.

Bir insan gizlice fakire yardım edebilir.

Bir Müslüman gece herkes uyurken dua edebilir.

Bunları insanlar bilmese de Allah bilir.

Kur’ân'ın ifadesiyle:

“Allah yaptıklarınızı bilir.”

Mümin için bu bilgi yeterli olmalıdır.


9. PEYGAMBERLERİN ORTAK MİRASI: TEVHİD

Hz. Elyesa'nın tebliğinin ayrıntıları Kur’ân'da anlatılmasa da bütün peygamberlerin ortak davaları Kur’ân'da açıkça belirtilmiştir:

“Senden önce gönderdiğimiz her peygambere, ‘Benden başka ilâh yoktur; öyleyse bana kulluk edin’ diye vahyettik.”
(Enbiyâ, 21/25)

Dolayısıyla Hz. Elyesa'nın da temel davası tevhiddir.

Tevhid yalnız:

“Allah birdir.”

demek değildir.

Tevhid aynı zamanda hayatın merkezine Allah'ı koymaktır.

Rızık konusunda O'na güvenmek,

musibet karşısında O'na sığınmak,

nimet karşısında O'na şükretmek,

ibadeti yalnız O'na yapmak,

korku ve ümit dengesini O'nun huzurunda yaşamaktır.

Risale-i Nur'un büyük kısmı da bu tevhid hakikatinin kâinattaki delillerini göstermeye yöneliktir.

Kâinattaki düzen, hikmet, ölçü, rahmet ve yardımlaşma:

bir olan Allah'ın rububiyetini ilan eden işaretlerdir.


10. İSRAİLOĞULLARI TARİHİNDEN ÇIKARILACAK GENEL DERS

Hz. Elyesa'nın İsrailoğulları peygamberlerinden olması ayrıca düşündürücüdür.

Kur’ân İsrailoğullarının tarihini yalnız tarih öğretmek için anlatmaz.

Bu kıssalar ümmet-i Muhammed için de ibret taşır.

İnsan topluluklarında zamanla:

  • nimetlere alışma,

  • şükrün azalması,

  • dünyevîleşme,

  • dinî hakikatlerden uzaklaşma,

  • peygamberlerin öğretilerinin unutulması

gibi problemler ortaya çıkabilir.

Bunun karşısında Allah tekrar tekrar peygamberler göndermiştir.

Buradan şu ders çıkar:

Bir toplumun geçmişte iman etmiş olması, gelecekte de mutlaka istikamet üzere kalacağını garanti etmez.

İman devamlı yenilenmek ister.

Bu sebeple Kur’ân mümine sürekli:

  • düşünmeyi,

  • hatırlamayı,

  • tövbe etmeyi,

  • zikretmeyi,

  • namazı,

  • şükrü

emreder.

İman yalnız geçmişte verilmiş bir karar değil, hayat boyunca korunması gereken bir emanettir.


11. HAK YOLDA NETİCEDEN ÇOK VAZİFEYE BAKMAK

Peygamberlerin hayatlarında ortak bir esas vardır:

Onlar vazifelerini yapmış, neticeyi Allah'a bırakmışlardır.

Kur’ân'ın genel peygamberlik öğretisine göre peygamberin vazifesi tebliğdir.

Hidayetin yaratılması ise Allah'a aittir.

Bu prensip hizmet eden herkes için önemlidir.

Bir insan:

“Ben anlattım ama neden değişmedi?”

diye ümitsizliğe düşebilir.

Bir anne:

“Çocuğuma söyledim ama dinlemedi.”

diyebilir.

Bir öğretmen:

“Öğrencilerim istediğim seviyeye gelmedi.”

diye üzülebilir.

Buradaki ölçü şudur:

Sen vazifeni hikmetle ve samimiyetle yap. Neticeyi Allah'a bırak.

Bu, tembellik değildir.

Aksine insanın elinden gelen bütün gayreti gösterdikten sonra neticeyi Allah'ın kudretine teslim etmesidir.


12. SABIR, PEYGAMBERLERİN ORTAK AHLAKIDIR

Hz. Elyesa'nın hayatının ayrıntıları bilinmese de peygamberlik vazifesinin tabiatı sabır gerektirir.

Kur’ân Resûlullah'a:

“Azim sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sen de sabret.”
(Ahkâf, 46/35)

buyurur.

Peygamberlik yolu:

  • yanlış anlaşılmayı,

  • insanların itirazlarını,

  • toplumun alışkanlıklarıyla mücadeleyi,

  • uzun süre netice alamamayı

göze almayı gerektirir.

Dolayısıyla Hz. Elyesa'nın peygamber oluşu bize genel peygamberlik ahlâkının bir başka temelini hatırlatır:

Hak yolda sabır.

Risale-i Nur'un hizmet anlayışında da sabır son derece önemlidir.

Hakikat tohuma benzer.

Bugün ekilir.

Yarın filizlenebilir.

Bazen yıllar sonra meyve verir.

İnsanın vazifesi tohumu ekmektir.

Meyveyi yaratmak Allah'a aittir.


13. “HAYIRLI İNSAN” OLMAK NE DEMEKTİR?

Hz. Elyesa'nın Kur’ân'daki en dikkat çekici vasıflarından biri “hayırlı” oluşudur.

Peki hayırlı insan kimdir?

Kur’ân'ın bütünü dikkate alındığında hayırlı insan:

İmanı kendisine ve çevresine iyilik olarak yansıyan insandır.

Yani sadece kendisini düşünmez.

İnsanlara fayda sağlar.

Adaletli davranır.

Merhamet eder.

İbadet eder.

Hakkı savunur.

Kötülükten uzak durmaya çalışır.

İnsanları hayra teşvik eder.

Bu açıdan Hz. Elyesa'nın “hayırlılardan” olarak anılması bize büyük bir hayat hedefi verir:

Dünyadan geçerken arkamızda ne kadar hayır bırakıyoruz?


14. RİSALE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN HZ. ELYESA'NIN KISSASINA BAKIŞ

Risale-i Nur'da Hz. Elyesa Aleyhisselâm'ın hayatını müstakil ve ayrıntılı şekilde anlatan bir bölüm bulunmamaktadır.

Bu sebeple Risale-i Nur'a Hz. Elyesa hakkında söylemediği ayrıntıları isnat etmek doğru değildir.

Fakat Risale-i Nur'un peygamberlik, tevhid, ihlâs, ubudiyet ve hizmet anlayışı açısından Hz. Elyesa'nın Kur’ân'da bildirilen vasıfları değerlendirilebilir.

Bu çerçevede üç büyük esas öne çıkar:

Birincisi: Nübüvvet insanlık için İlâhî rehberliktir

İnsan aklı değerlidir fakat tek başına ebedî hayatın bütün hakikatlerini keşfedemez.

Nereden geldiğini,

niçin yaratıldığını,

ölümden sonra ne olacağını,

Allah'ın kendisinden ne istediğini

vahyin rehberliğiyle öğrenir.

Hz. Elyesa da bu uzun nübüvvet zincirinin bir halkasıdır.

İkincisi: Hizmet şahıslardan büyük bir hakikattir

Peygamberler gelir ve gider; fakat tevhid davası devam eder.

Aynı şekilde Kur’ân hizmetinde insan kendisini merkeze koymamalıdır.

Dava bâkidir, şahıslar fanidir.

Üçüncüsü: İhlâs hizmetin ruhudur

Hz. Elyesa'nın hayatının ayrıntıları bilinmese bile Allah'ın onu övmesi yeterlidir.

Burada Risale-i Nur'un ihlâs anlayışıyla son derece uyumlu bir ders vardır:

İnsanların bilmesi şart değildir; Allah'ın bilmesi yeterlidir.


15. GÜNÜMÜZ İNSANINA HZ. ELYESA'DAN 10 HİKMETLİ DERS

Hz. Elyesa hakkında sahih kaynaklardaki bilgiler az olmakla beraber Kur’ân'ın verdiği ölçülerden şu dersler çıkarılabilir:

1. Allah katındaki değerini insanların alkışıyla ölçme.

Hz. Elyesa'nın hayatının ayrıntılarını bilmiyoruz fakat Allah onu “hayırlı” olarak anıyor.

2. Hidayeti kendinden bilme.

Doğru yolu gösteren ve kalpte hidayeti yaratan Allah'tır.

3. Hayırlı insan olmaya çalış.

İnsanın arkasında bıraktığı en güzel miras hayırdır.

4. Hizmette şahsını değil hakikati merkeze koy.

Peygamberler aynı tevhid davasının hizmetkârlarıdır.

5. Vazifeni yap, neticeyi Allah'a bırak.

Başarı yalnız görünür sonuçlarla ölçülmez.

6. Sabırlı ol.

Hakikatlerin kalplerde yerleşmesi zaman alabilir.

7. Geçmiş ümmetlerin hatalarından ders çıkar.

Kur’ân kıssaları yalnız geçmişi anlatmaz; bugünün insanını terbiye eder.

8. İmanını sürekli yenile.

Geçmişte iyi olmak gelecekte de otomatik olarak iyi kalacağımız anlamına gelmez.

9. Gizli yapılan hayırları küçümseme.

İnsanların görmediği bir amel Allah katında çok büyük olabilir.

10. Arkanda devam eden bir hayır bırak.

Bir öğrenci yetiştirmek, güzel bir söz öğretmek, faydalı bir eser bırakmak veya bir insanın imanına vesile olmak dünyadaki ömrümüzü aşan bir hayra dönüşebilir.


16. ÇOK ÖNEMLİ BİR İLMÎ UYARI: HZ. ELYESA HAKKINDAKİ RİVAYETLER

Peygamber kıssaları anlatılırken zaman zaman İsrailiyat kaynaklı ayrıntılar da dinî anlatımlara karışmıştır.

Hz. Elyesa hakkında da çeşitli tarihî rivayetler bulunmaktadır.

Fakat bunların tamamını:

“Hz. Elyesa'nın hayatında kesinlikle şöyle olmuştur.”

şeklinde anlatmak doğru değildir.

Sağlam yöntem şudur:

Kur’ân'ın bildirdiğini kesin kabul ederiz.

Sahih hadisle sabit olanı kabul ederiz.

Bunların dışında kalan tarihî rivayetleri ise kesin dinî gerçek seviyesine yükseltmeyiz.

Bu hassasiyet özellikle peygamberlerin hayatları konusunda önemlidir.

Çünkü maksat kıssayı ilginçleştirmek değil, hakikati doğru aktarmaktır.


17. HZ. ELYESA'NIN HAYATINDAN EN BÜYÜK DERS

Hz. Elyesa Aleyhisselâm'ın Kur’ân'daki kısa zikrini tek bir cümleyle özetlemek gerekirse şöyle denilebilir:

İnsanların seni ne kadar anlattığından çok, Allah'ın seni hangi vasıfla bildiği önemlidir.

Hz. Elyesa hakkında uzun bir Kur’ân kıssası yoktur.

Fakat Allah onu:

hidayete erdirilmiş,

âlemlere üstün kılınmış,

ve

hayırlı kullardan

olarak zikretmektedir.

Bundan daha büyük bir şeref düşünülebilir mi?


Sonuç

Hz. Elyesa Aleyhisselâm'ın hayatı hakkında sahih kaynaklarda ayrıntılı bilgi bulunmaması onun kıssasından ders çıkaramayacağımız anlamına gelmez.

Aksine Kur’ân'ın onu birkaç güçlü vasıfla anması başlı başına büyük bir derstir.

Onun Kur’ân'daki hatırası bize şunu öğretir:

Şöhret değil ihlâs,

alkış değil Allah'ın rızası,

şahıs değil hakikat,

iddia değil kulluk,

netice değil vazife,

geçici dünya başarısı değil ebedî kabul

esas olmalıdır.

İnsan öyle bir hayat yaşamaya çalışmalıdır ki dünyada adı fazla bilinmese bile amel defterine:

“Hayırlı kullardandı.”

manası yazılabilsin.

Risale-i Nur'un ihlâs ve ubudiyet ölçüleri açısından da gerçek başarı budur:

Kul kendisini değil vazifesini, insanların teveccühünü değil Allah'ın rızasını, dünyanın geçici karşılıklarını değil ahiretin ebedî neticesini esas almalıdır.

Hz. Elyesa Aleyhisselâm'ın Kur’ân'daki kısa fakat şerefli zikri, bize sessiz fakat son derece güçlü bir ders bırakmaktadır:

Allah için yaşanan bir hayatın insanlar tarafından bütün ayrıntılarıyla bilinmesine ihtiyaç yoktur. Allah'ın bilmesi, görmesi ve kabul etmesi yeterlidir.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Hz Eyyub Aleyselam Kısası
  • Salih Avcı
  • 18.01.2025
Hz Eyyub Aleyselam Kısası
Hz Salih Aleyhisselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Salih Aleyhisselam
Hz Yunus Aleyhiselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Yunus Aleyhiselam
Hz. İlyas Aleyhisselâm
  • Salih Avcı
  • 21.08.2026
Hz. İlyas Aleyhisselâm