18px

Bilim ve Risale-i Nur Perspektifinden Hücrenin Hikmetli Faaliyetleri


Bilim ve Risale-i Nur Perspektifinden Hücrenin Hikmetli Faaliyetleri

Bilim ve Risale-i Nur Perspektifinden Hücrenin Hikmetli Faaliyetleri

Giriş: Küçücük Bir Hücrede Büyük Bir Âlem

İnsan bedenine dışarıdan baktığımızda tek bir varlık görürüz. Fakat mikroskobik âleme indiğimizde, bu bedenin çok büyük sayıda hücrenin son derece düzenli faaliyetleriyle hayatını sürdürdüğünü görürüz. Hücre; besinleri işler, enerji üretir, protein sentezler, maddeleri taşır, atıkları ayrıştırır, çevresinden gelen sinyalleri algılar, gerektiğinde bölünür ve bazı şartlarda kontrollü biçimde faaliyetini sonlandırır.

Modern biyoloji bu faaliyetlerin hangi moleküler mekanizmalarla gerçekleştiğini araştırır. Risale-i Nur ise tabiatta görülen düzen, ölçü, yardımlaşma, hikmet ve gayelilik üzerinden insanı daha farklı bir tefekküre davet eder.

Bu iki alanın yöntemlerini birbirine karıştırmamak önemlidir. Bilim, deney ve gözlem yoluyla hücrenin mekanizmalarını inceler. Risale-i Nur'un yaklaşımı ise gözlenen düzeni mana-yı harfî ile okuyarak, eserden Müessir'e ve sanattan Sâni'e yönelen imanî bir tefekkür ortaya koyar.

Bu sebeple hücreye yalnızca;

“Nasıl çalışıyor?”

diye değil,

“Bu kadar düzenli faaliyet bize ne düşündürüyor?”

diye de bakabiliriz.


1. Hücre: Bir Fabrikadan Çok Daha Karmaşık Bir Sistem

Bir fabrikayı düşünelim. Fabrikada;

  • yönetim merkezi,

  • enerji kaynakları,

  • üretim hatları,

  • taşıma sistemleri,

  • depolar,

  • geri dönüşüm birimleri,

  • kalite kontrol mekanizmaları,

  • haberleşme ağları

bulunur.

Hücrede de bunlara benzetilebilecek iş bölümleri vardır. Fakat bu benzetme yalnızca konuyu anlamayı kolaylaştırmak içindir; hücre gerçek anlamda bir fabrika değildir.

Örneğin ökaryotik bir hücrede:

Çekirdek: Genetik bilginin büyük bölümünün bulunduğu bölümdür.

Mitokondri: Hücresel enerji metabolizmasının önemli merkezlerindendir.

Ribozom: Protein sentezinin gerçekleştirildiği moleküler yapılardır.

Endoplazmik retikulum: Protein ve lipitlerin sentezi ve işlenmesinde görev alır.

Golgi aygıtı: Bazı protein ve lipitlerin işlenmesi, sınıflandırılması ve taşınmasına katkıda bulunur.

Lizozom: Özellikle hayvan hücrelerinde bazı maddelerin parçalanması ve geri dönüşümünde görev alır.

Hücre zarı: Hücrenin çevresiyle madde ve bilgi alışverişini düzenleyen dinamik bir sınırdır.

Bu yapılardan herhangi birini tek başına ele aldığımızda dahi son derece karmaşık moleküler süreçlerle karşılaşırız.

Risale-i Nur'un tefekkür yönteminde ise küçük bir şeyde görülen büyük sanat, insanı eserin büyüklüğünden ziyade sanatın inceliğine bakmaya yöneltir.

Hücrenin küçüklüğü, içindeki düzenin küçüklüğü anlamına gelmez.


2. Hücre Zarındaki Seçici Geçiş

Hücrenin çevresini kuşatan zar basit bir ambalaj değildir.

Hücre zarı büyük ölçüde çift tabakalı fosfolipit yapısından oluşur ve içerisinde çok çeşitli proteinler bulunur. Bu sistem sayesinde hücre çevresiyle kontrollü bir ilişki kurabilir.

Bazı maddeler basit difüzyonla geçerken bazıları taşıyıcı veya kanal proteinlerine ihtiyaç duyar. Bazı taşımalar enerji gerektirir.

Örneğin hücre;

  • iyon yoğunluklarını düzenleyebilir,

  • besin maddelerini alabilir,

  • bazı atıkları dışarı verebilir,

  • kimyasal mesajları algılayabilir,

  • diğer hücrelerle iletişim kurabilir.

Burada dikkat çekici husus seçiciliktir.

Her madde aynı şekilde içeri alınmaz.

Her molekül aynı kanaldan geçmez.

Her sinyal aynı cevabı meydana getirmez.

Bu özellik hücrenin iç ortamının korunmasında büyük önem taşır.

Risale-i Nur açısından düşünüldüğünde ölçü, düzen ve birbirine uygun vazifeler hikmetli işleyişin tefekkür vesilesi olarak okunabilir.


3. Hücrenin Enerji Santralleri: Mitokondriler

Hücrenin faaliyetlerini devam ettirebilmesi için kullanılabilir enerjiye ihtiyacı vardır.

Kasın kasılması, sinir hücrelerinin iyon dengelerinin korunması, moleküllerin sentezlenmesi ve hücre içi taşımacılık gibi pek çok süreç enerji gerektirir.

Mitokondriler bu noktada çok önemlidir.

Besinlerden elde edilen moleküllerdeki kimyasal enerji, hücresel solunum süreçleri aracılığıyla büyük ölçüde ATP üretiminde kullanılabilir hâle getirilir.

ATP'yi hücrenin kullanılabilir enerji taşıyıcılarından biri olarak düşünebiliriz.

Mitokondrinin iç zarında elektron taşıma zincirinin bileşenleri bulunur. Elektronların aktarılmasıyla oluşan proton gradyanı ATP sentaz enziminin ATP üretmesine imkân verir.

Buradaki süreç;

besin → elektron aktarımı → proton gradyanı → ATP üretimi → hücresel faaliyet

şeklinde basitleştirilebilir.

Küçücük bir hücre içerisinde sürekli devam eden bu enerji dönüşümü, hayatın devamı açısından hayati öneme sahiptir.

Risale-i Nur perspektifinden bakıldığında ise sebeplerin kendilerine ait bağımsız yaratıcı güçleri bulunduğu kabul edilmez. Sebepler, meydana gelen işlerin perdeleri ve vasıtaları olarak değerlendirilir.

Bu bakışla mitokondri;

Enerjiyi bağımsız olarak yaratan bir güç değil, hayat sisteminin içerisinde kendisine verilmiş vazifeyi yerine getiren hikmetli bir vasıta

olarak okunabilir.


4. DNA: Hücrenin Moleküler Bilgi Hazinesi

İnsan hücrelerinin çoğunda genetik bilginin temel taşıyıcısı DNA'dır.

DNA'nın diziliminde genetik bilgi bulunmaktadır.

Burada çok önemli bir kavram ortaya çıkar:

Bilgi

DNA yalnızca kimyasal bir molekül olmakla beraber, nükleotidlerin belirli dizilişleri biyolojik sistem tarafından işlevsel bilgi olarak kullanılabilir.

DNA'daki belirli bölgelerden RNA üretilebilir. RNA'nın bazı türleri de protein sentezinde görev alır.

Basitleştirerek:

DNA → RNA → protein

şeklinde ifade edilen bilgi akışı, moleküler biyolojinin temel ilkelerinden biridir; fakat biyolojik düzenleme bundan çok daha karmaşıktır.

İnsan genomunda yaklaşık üç milyar baz çifti bulunur. Ancak hücrenin olağanüstü taraflarından biri yalnızca bu bilginin bulunması değildir.

Asıl dikkat çekici hususlardan biri:

Hangi genlerin, hangi hücrede, hangi zamanda ve hangi miktarda kullanılacağının düzenlenmesidir.

Örneğin sinir hücresi ile kas hücresinin DNA'sının büyük kısmı aynıdır. Fakat genlerin kullanım biçimleri farklıdır.

Böylece farklı hücre tipleri ortaya çıkar.

Risale-i Nur'un tefekkür anlayışı açısından bu durum ilim, takdir, ölçü ve düzen kavramları üzerinde düşünmeye vesile olabilir.


5. DNA'nın Kopyalanması: Hücre İçindeki Hassas Çoğaltma

Hücre bölünmeden önce DNA'nın kopyalanması gerekir.

Fakat DNA'nın kopyalanması basit bir fotokopi işlemine benzemez.

Çok sayıda protein ve enzim birlikte görev yapar.

DNA'nın çift sarmalı açılır.

Yeni zincirlerin oluşturulması için uygun nükleotidler eklenir.

Oluşan DNA kontrol edilir.

Bazı hatalar onarılır.

Bu mekanizmaların kusursuz olduğu söylenemez; mutasyonlar meydana gelebilir. Ancak hücrelerde DNA hasarını algılayan ve çeşitli yollarla onarmaya çalışan son derece gelişmiş sistemler bulunmaktadır.

Buradaki önemli gerçek şudur:

Hayatın devamı yalnızca bilginin bulunmasına değil, bilginin korunmasına da bağlıdır.

Bu durum tefekkür açısından;

muhafaza, ölçü ve devamlılık

kavramlarını hatırlatır.


6. Ribozom: Moleküler Üretim Merkezi

DNA'daki bilgi doğrudan gidip hücrenin her tarafında kullanılmaz.

Genetik bilginin belirli bölümleri RNA'ya aktarılır. Protein sentezinde kullanılan mRNA ribozomlara ulaşır.

Ribozom mRNA üzerindeki kodonları okurken uygun aminoasitlerin bir araya getirilmesine aracılık eder.

tRNA molekülleri uygun aminoasitleri taşır.

Böylece aminoasitlerden oluşan bir zincir meydana gelir.

Fakat protein sentezi burada bitmez.

Yeni oluşan polipeptit zincirinin uygun üç boyutlu yapıya katlanması gerekir. Bazı proteinler daha sonra kimyasal değişikliklere uğrar, belirli bölgelere taşınır veya başka moleküllerle birleşir.

Bir proteinin doğru çalışması için;

doğru aminoasit dizisi + doğru katlanma + doğru yer + doğru zaman

gerekebilir.

Bu koordinasyon hücrenin dikkat çekici özelliklerinden biridir.


7. Endoplazmik Retikulum: Hücre İçindeki Üretim Ağı

Endoplazmik retikulum hücrenin içerisinde geniş bir zar sistemidir.

İki temel biçimde incelenir:

Granüllü endoplazmik retikulum

Üzerinde ribozomlar bulunur ve özellikle salgılanacak veya zar sistemlerine gönderilecek proteinlerin sentez ve işlenmesinde önemlidir.

Düz endoplazmik retikulum

Lipit sentezi, bazı detoksifikasyon süreçleri ve kalsiyum düzenlenmesi gibi görevlerde rol oynayabilir.

Hücrenin içerisinde maddelerin gelişigüzel üretilmediğini, farklı işlemlerin farklı bölümlerde gerçekleştirildiğini görürüz.

Bu durum iş bölümü prensibini ortaya çıkarır.


8. Golgi Aygıtı: İşleme, Sınıflandırma ve Dağıtım

Golgi aygıtını hücrenin paketleme ve dağıtım merkezine benzetmek mümkündür.

Endoplazmik retikulumdan gelen bazı protein ve lipitler Golgi'de çeşitli işlemlerden geçirilir.

Daha sonra uygun hedeflere yönlendirilebilir.

Burada son derece önemli bir problem vardır:

Bir molekül hücrenin neresine gönderileceğini nasıl belirler?

Biyolojide bunun cevabı moleküler tanıma sistemleri, sinyal dizileri, veziküller ve çeşitli protein etkileşimleriyle açıklanır.

Fakat tefekkür açısından bakıldığında, moleküllerin doğru zamanda doğru yerlere ulaştırılması hücre içerisindeki koordinasyonun güzel örneklerinden biridir.


9. Lizozom: Hücrenin Geri Dönüşüm Merkezi

Bir şehirde çöpler hiç toplanmasa ne olur?

Bir fabrikada bozuk parçalar sürekli birikse üretim ne kadar devam edebilir?

Hücre de benzer bir problemle karşı karşıyadır.

Proteinler eskir.

Organeller zarar görebilir.

Bazı maddeler hücreye alınır fakat parçalanmaları gerekir.

Lizozomlar, özellikle hayvan hücrelerinde, çeşitli maddelerin parçalanmasında önemli görev üstlenir.

Burada bulunan enzimler belirli molekülleri daha küçük bileşenlere ayırabilir.

Bazı bileşenler yeniden kullanılabilir.

Dolayısıyla hücre yalnızca üretim yapan bir sistem değildir.

Aynı zamanda:

kontrol eder → parçalar → geri dönüştürür → yeniden kullanır.

Bu durum modern dünyanın üzerinde önemle durduğu geri dönüşüm prensibinin canlı sistemlerde çok eski ve temel bir biyolojik özellik olduğunu gösterir.


10. Otofaji: Hücrenin Kendi İçindeki Temizlik Mekanizması

Hücrenin dikkat çekici faaliyetlerinden biri otofajidir.

Kelime anlamı kabaca “kendi kendini yeme” şeklindedir.

Fakat bu ifade yanlış anlaşılmamalıdır.

Otofaji sayesinde hücre bazı hasarlı veya ihtiyaç fazlası bileşenlerini çevreleyerek lizozomal sistemlere yönlendirebilir.

Bu mekanizma;

  • hücresel temizliğe,

  • geri dönüşüme,

  • stres şartlarına uyuma,

  • hücresel dengenin korunmasına

katkıda bulunur.

Burada çok güzel bir biyolojik prensiple karşılaşırız:

Hayat yalnızca üretmekle değil, gerektiğinde ortadan kaldırmakla da korunmaktadır.


11. Hücre İçi Taşımacılık

Bir insan hücresinin içi boş bir su torbası değildir.

Hücre içerisinde karmaşık yapısal sistemler vardır.

Bunlardan biri hücre iskeletidir.

Mikrotübüller, aktin filamentleri ve ara filamentler hücrenin şeklinin korunması, hareket, bölünme ve hücre içi taşımacılık gibi süreçlerde görev alabilir.

Bazı moleküler motor proteinleri bu yapılar üzerinde hareket eder.

Örneğin kinezin ve dinein gibi motor proteinler belirli hücresel yüklerin taşınmasına katkıda bulunabilir.

Mikroskobik ölçekte gerçekleşen bu taşımacılık hayret vericidir.

Taşınacak yük vardır.

Taşıyıcı protein vardır.

Üzerinde hareket edilen moleküler yol vardır.

Enerji kullanımı vardır.

Varış noktası vardır.

Fakat bunların hiçbirine insanî anlamda “şuur sahibi küçük işçiler” gözüyle bakmamak gerekir.

Moleküller fizik ve kimya kanunları içerisinde davranırlar.

Risale-i Nur'un yaklaşımında ise tam burada mana-yı harfî devreye girer:

Molekülün kendisine bağımsız bir kudret ve şuur verilmez; onun üzerinden görünen düzen daha yüksek bir anlamın göstergesi olarak okunur.


12. Hücreler Birbirleriyle Haberleşir

Çok hücreli bir organizmada hücrelerin birbirlerinden habersiz yaşaması mümkün değildir.

Hücreler hormonlar, nörotransmitterler, büyüme faktörleri ve başka sinyal molekülleri aracılığıyla haberleşebilir.

Bir sinyal molekülü hedef hücreye ulaştığında uygun reseptöre bağlanabilir.

Ardından hücre içerisinde bir sinyal zinciri başlayabilir.

Bu zincir sonunda;

  • belirli genlerin çalışması,

  • metabolizmanın değişmesi,

  • hücrenin hareket etmesi,

  • salgı yapması,

  • bölünmesi

gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

Bu sistem anahtar-kilit benzetmesiyle kısmen açıklanabilir.

Her mesaj her hücrede aynı etkiyi meydana getirmez.

Çünkü hücrelerin sahip oldukları reseptörler ve hücre içi cevap sistemleri farklı olabilir.

Bu da bize organizmanın yalnızca hücrelerden oluşmadığını;

hücreler arasındaki iletişim ağının da hayat için vazgeçilmez olduğunu

gösterir.


13. Hücre Bölünmesi: Bir Hücreden İki Hücreye

İnsan hayatı tek bir döllenmiş yumurta hücresiyle başlar.

Daha sonra hücreler tekrar tekrar bölünür.

Mitoz sırasında;

DNA daha önce kopyalanmıştır.

Kromozomlar düzenlenir.

Kardeş kromatitler ayrılır.

Genetik materyal iki yeni hücreye dağıtılır.

Sonunda hücre sitoplazması da bölünür.

Fakat burada yalnızca çoğalma yoktur.

Hücrelerin;

ne zaman bölüneceğinin

ve

ne zaman bölünmeyeceğinin

kontrol edilmesi gerekir.

Kontrolsüz hücre çoğalması organizma için tehlikeli olabilir ve kanser biyolojisinin temel meselelerinden biridir.

Demek ki hayat açısından önemli olan yalnızca:

“çoğalmak”

değildir.

Asıl önemli olan:

“ölçülü ve kontrollü çoğalmaktır.”

Bu biyolojik gerçek, Risale-i Nur'da sıkça karşılaşılan mizan ve ölçü kavramlarını tefekkür etmek için dikkat çekici bir örnek oluşturur.


14. Apoptoz: Gerektiğinde Kontrollü Ölüm

Canlılığın en şaşırtıcı özelliklerinden biri şudur:

Bazen organizmanın yaşaması için bazı hücrelerin ölmesi gerekir.

Buna programlanmış hücre ölümü veya apoptoz denir.

Örneğin embriyonik gelişim sırasında bazı yapıların şekillenmesinde kontrollü hücre ölümü önemli rol oynar.

Hasarı ciddi olan bazı hücrelerin ortadan kaldırılması da organizmanın korunmasına katkı sağlayabilir.

Burada çok derin bir biyolojik prensip ortaya çıkar:

Bütünün devamı için parçanın gerektiğinde ortadan kaldırılması.

Risale-i Nur perspektifinden bakıldığında ölümün yalnızca yokluk şeklinde değerlendirilmemesi fikriyle burada tefekkürî bir benzerlik kurulabilir.

Ancak biyolojik apoptoz ile metafizik ölüm kavramının aynı şey olmadığı özellikle belirtilmelidir.

Biri hücresel biyolojinin mekanizmasıdır; diğeri imanî ve metafizik bir meseledir.


15. Hücrede Tamir Mekanizmaları

DNA sürekli olarak çeşitli etkiler altında kalabilir.

Metabolizma sırasında oluşan reaktif moleküller, radyasyon ve çeşitli kimyasal etkiler DNA üzerinde hasar meydana getirebilir.

Fakat hücre tamamen savunmasız değildir.

Çeşitli DNA onarım mekanizmaları bulunmaktadır.

Hasarın türüne göre farklı proteinler devreye girebilir.

Bu sistemler her hatayı düzeltemez. Buna rağmen genom bütünlüğünün korunmasına büyük katkıda bulunurlar.

Benzer şekilde proteinlerin doğru katlanmasına yardım eden mekanizmalar ve hasarlı proteinleri ortadan kaldıran sistemler de vardır.

Dolayısıyla hücrede yalnızca;

üretim sistemi

değil,

kalite kontrol ve tamir sistemleri

de bulunmaktadır.

Bu durum Risale-i Nur'un Hafîz ismi etrafındaki tefekkürleriyle ilişkilendirilebilir: Canlıların yapılarının, bilgilerinin ve nesillerinin korunmasında görülen muhafaza kanunu imanî bakış açısından ilahî hıfzın tecellileri olarak okunabilir.


16. Aynı DNA'dan Farklı Hücrelerin Ortaya Çıkması

İnsan vücudunda çok farklı hücre tipleri vardır.

Sinir hücresi uzun uzantılara sahip olabilir.

Kas hücresi kasılmaya özelleşmiştir.

Alyuvar oksijen taşımaya uyarlanmıştır.

Bağırsak hücreleri emilim görevlerine uygun yapılara sahiptir.

İlginç olan şudur:

Bu hücrelerin büyük çoğunluğu aynı temel genomu taşır.

Farklılık büyük ölçüde genlerin farklı şekillerde düzenlenmesi ve kullanılmasından meydana gelir.

Bunu büyük bir kütüphaneye benzetebiliriz.

Aynı kütüphaneye giren iki kişi farklı kitapları seçebilir.

Benzer biçimde hücreler genomdaki bütün bilgiyi aynı anda kullanmaz.

Bu gerçek bilginin bulunması kadar, bilginin doğru yerde kullanılması meselesinin de önemli olduğunu gösterir.


17. Bağışıklık Hücrelerinin Vazifesi

Vücudumuz yalnızca kendi hücrelerinden meydana gelen kapalı bir sistem değildir.

Sürekli mikroorganizmalarla karşılaşırız.

Bağışıklık sistemi;

  • bakteriler,

  • virüsler,

  • mantarlar,

  • parazitler

gibi tehditlere karşı karmaşık savunma mekanizmaları kullanır.

Makrofajlar yabancı maddeleri fagosite edebilir.

B hücreleri antikor üretiminde rol oynar.

T hücrelerinin farklı türleri bağışıklık cevabının düzenlenmesi ve enfekte hücrelerin ortadan kaldırılmasında görev yapabilir.

Burada önemli bir problem ortaya çıkar:

Kendinden olanla yabancı olanın ayrılması.

Bu ayrım kusursuz değildir; otoimmün hastalıklar bunun bozulabileceğini gösterir.

Fakat sağlıklı şartlarda sistemin genel olarak kendine ait yapıları yabancı yapılardan ayırt edebilmesi organizmanın hayatını sürdürmesi için vazgeçilmezdir.


18. Sinir Hücresinin Elektriksel Faaliyeti

Sinir hücreleri bilgi iletimine son derece özelleşmiştir.

Hücre zarındaki iyon dağılımları ve iyon kanalları sayesinde elektriksel potansiyel farkları oluşturulabilir.

Bir aksiyon potansiyeli akson boyunca ilerleyebilir.

Sinaps bölgesine ulaştığında kimyasal haberleşmeyi tetikleyebilir.

Nörotransmitterler salınır.

Karşı hücredeki reseptörlere bağlanır.

Yeni bir hücresel cevap meydana gelir.

Okuduğunuz bu cümleyi anlayabilmeniz dahi beyninizde çok büyük sayıdaki sinir hücresinin ve sinapsın koordineli faaliyetleriyle ilişkilidir.

Risale-i Nur perspektifinde insanın akıl, şuur ve idrakinin yalnızca maddî mekanizmaların isimlendirilmesiyle bütünüyle açıklanmış sayılmaması gerektiği vurgulanabilir.

Bilim sinir sisteminin mekanizmalarını araştırırken, insanın şuurunun mahiyeti felsefe, nörobilim ve zihin araştırmalarında hâlen derin tartışmaların konusudur.


19. Hücrede Denge: Homeostaz

Hücrenin yaşayabilmesi için iç şartların belirli sınırlar içerisinde tutulması gerekir.

Buna genel anlamda homeostaz denir.

İyon yoğunluğu,

pH,

su dengesi,

enerji durumu,

protein dengesi

gibi çok sayıda değişken sürekli kontrol edilir.

Bu değerlerin ciddi biçimde bozulması hücre fonksiyonlarının zarar görmesine yol açabilir.

Dolayısıyla hayat durağan bir denge değildir.

Daha doğru ifade:

Hayat sürekli düzenlenen dinamik bir dengedir.

Bu nokta Risale-i Nur'un mizan kavramıyla güzel bir tefekkür bağlantısı oluşturur.

Kur'ân'da da yaratılıştaki ölçüye dikkat çekilir:

“Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.”
(Kamer, 54/49)

Bilim bu ölçünün biyolojik mekanizmalarını araştırırken imanî tefekkür, ölçünün işaret ettiği anlam üzerinde durur.


20. Bir Hücre Kendi Başına Bütün Bunları “Biliyor” mu?

Burada Risale-i Nur perspektifinden önemli bir soru ortaya çıkar.

Bir hücre;

DNA'nın tamamının anlamını mı biliyor?

Mitokondri bedenin enerji ihtiyacını mı hesaplıyor?

Ribozom yapılacak proteinin ileride nerede kullanılacağını mı düşünüyor?

Golgi aygıtı kargoların adreslerini bilinçli olarak mı seçiyor?

Elbette biyolojik bilim böyle bir bilinç atfetmez.

Bunlar moleküler etkileşimler, genetik düzenleme, kimyasal bağlanma, termodinamik süreçler ve hücresel sinyal ağlarıyla açıklanır.

Risale-i Nur ise tam bu noktada farklı bir ontolojik soru sorar:

Şuursuz sebeplerin içerisinde görünen düzeni nasıl okumalıyız?

Risale-i Nur'un genel yaklaşımında sebepler yaratıcı kabul edilmez.

Sebepler birer perde olarak değerlendirilir.

Böylece hücre;

kendi kendisini idare eden bağımsız bir varlık

olarak değil,

kâinattaki genel nizamın içerisinde vazife gören bir mahlûk

olarak okunur.


21. Hücreden Esmâ-i Hüsnâ Tefekkürüne

Burada dikkatli bir ayrım yapmak gerekir:

Bilimsel deney bize doğrudan “şu biyolojik olay şu ilahî ismin tecellisidir” sonucunu vermez.

Bu, imanî ve tefekkürî bir okumadır.

Bu çerçevede hücrede görülen bazı özellikler şu isimler üzerinde düşünmeye vesile olabilir:

El-Alîm: Hücredeki bilgi, düzenleme ve hassas koordinasyon üzerinden ilim hakikati tefekkür edilir.

El-Hakîm: Organellerin ve moleküler sistemlerin belirli vazifelere uygunluğu hikmet açısından okunabilir.

El-Kadîr: Son derece küçük ölçekte gerçekleştirilen büyük faaliyetler kudret tefekkürüne vesile olabilir.

El-Hafîz: DNA'nın korunması, hücresel tamir sistemleri ve canlılığın devamlılığı muhafaza hakikatini düşündürür.

Er-Rezzâk: Hücrenin ihtiyaç duyduğu maddelerin dolaşım ve metabolizma sistemleriyle ulaştırılması rızık açısından okunabilir.

El-Musavvir: Farklı hücrelerin farklı şekillere ve fonksiyonlara sahip olması tasvir ve suret verme açısından tefekkür edilebilir.

El-Muhyî: Canlı hücrelerde gerçekleşen bütün bu faaliyetler hayat verme hakikatini düşündürür.


22. Risale-i Nur'daki “Kitap” Benzetmesiyle Hücreyi Okumak

Risale-i Nur'da kâinatın okunması gereken büyük bir kitap şeklinde değerlendirilmesi önemli bir tefekkür yöntemidir.

Bu bakış açısından;

kâinat büyük bir kitap,

canlılar bu kitabın kelimeleri,

organlar bölümleri,

hücreler ise son derece ince yazılmış küçük sayfaları

gibi düşünülebilir.

Hatta hücrenin içerisine girdiğimizde moleküller ve genetik düzenleme mekanizmalarıyla daha da ince bir yazıyla karşılaşırız.

Bu benzetmenin amacı bilimsel bir teori ileri sürmek değildir.

Amaç:

Varlığa yalnızca kendisi hesabına değil, taşıdığı anlam bakımından da bakabilmektir.

Risale-i Nur terminolojisinde bu yaklaşım mana-yı harfî ile ifade edilir.


23. Hücrede Yardımlaşma Kanunu

Bir hücrede hiçbir yapı tamamen bağımsız değildir.

Ribozom protein üretir fakat hammaddelere ihtiyaç duyar.

Mitokondri enerji metabolizmasına katkıda bulunur fakat hücrenin diğer sistemlerinden bağımsız değildir.

Çekirdekteki genetik bilgi tek başına protein meydana getirmez.

Golgi, endoplazmik retikulumdan gelen ürünleri işler.

Lizozom başka sistemlerden gelen maddeleri parçalar.

Böylece;

çekirdek → ribozom → endoplazmik retikulum → Golgi → vezikül → hücre zarı

gibi birbirine bağlı süreçler meydana gelir.

Risale-i Nur'da kâinattaki teavün, yani yardımlaşma hakikatine dikkat çekilir.

Hücre bu kavram üzerinde düşünmek için son derece güzel bir örnektir.

Çünkü canlılık tek bir molekülün başarısı değildir.

Canlılık, çok sayıda unsurun düzenli beraberliğinin neticesidir.


24. Hücreden Bütün Vücuda

Bir hücreyi tek başına anlamak dahi oldukça zordur.

Fakat hücre yalnız değildir.

Hücreler dokuları oluşturur.

Dokular organları meydana getirir.

Organlar sistemler içerisinde birlikte çalışır.

Sistemler de insan organizmasının bütünlüğüne hizmet eder.

Örneğin bir kas hücresinin çalışabilmesi için;

akciğer oksijen sağlar,

sindirim sistemi besin sağlar,

kalp ve damar sistemi bunları taşır,

sinir sistemi hareketi düzenler,

böbrekler iç ortamın korunmasına katkıda bulunur,

hormonal sistem metabolizmayı düzenler.

Dolayısıyla tek bir hücrenin faaliyetini tam olarak anlamaya çalışırken insanın bütün organizmasıyla karşılaşırız.

Daha da geniş baktığımızda insan;

havaya,

suya,

güneş enerjisine,

bitkilere,

besin zincirlerine,

dünyanın uygun fiziksel şartlarına

bağlıdır.

Böylece tefekkür zinciri:

molekül → organel → hücre → doku → organ → insan → ekosistem → dünya → kâinat

şeklinde genişler.

Risale-i Nur'un tevhid tefekkürünün önemli yönlerinden biri de budur:

Bir şey, çok şeyle bağlantılıdır.


25. Hücrenin Sessiz Tesbihi

Kur'ân şöyle bildirir:

“O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.”
(İsrâ, 17/44)

Bu ayetin ışığında hücrenin faaliyetlerine imanî açıdan baktığımızda farklı bir tefekkür ufku açılabilir.

Mitokondrinin ATP üretmesi,

ribozomun protein sentezlemesi,

DNA'nın kopyalanması,

Golgi'nin molekülleri sınıflandırması,

zar proteinlerinin maddeleri seçici biçimde taşıması,

lizozomların geri dönüşüm yapması,

hücrelerin sinyal alışverişinde bulunması…

Bunların her biri biyolojik olarak belirli mekanizmalarla açıklanır.

Fakat imanî okumada aynı olaylar yaratılıştaki düzenin sessiz bir dili olarak görülebilir.

Bu, moleküllerin insan gibi bilinçli şekilde ibadet ettiği anlamına gelmez.

Daha ziyade varlıkların yaratılış vazifelerini yerine getirmelerinin hâl diliyle ilahî isimlere işaret etmesi şeklinde anlaşılabilir.


Sonuç: Bir Hücreden Tevhide Açılan Pencere

Bir insan hücresine mikroskobik seviyede yaklaştığımızda karşımıza yalnızca küçük bir madde parçası çıkmaz.

Karşımıza;

bilgi, enerji, ölçü, haberleşme, taşıma, üretim, kontrol, tamir, geri dönüşüm ve koordinasyonun birlikte bulunduğu dinamik bir sistem çıkar.

DNA bilgi taşır.

Genler kontrollü biçimde kullanılır.

Ribozomlar protein sentezler.

Mitokondriler enerji metabolizmasına hizmet eder.

Endoplazmik retikulum üretim ve işlemeye katılır.

Golgi ürünleri işler ve yönlendirir.

Lizozomlar parçalama ve geri dönüşüm yapar.

Hücre zarı seçici alışveriş gerçekleştirir.

Hücre iskeleti yapı ve taşımaya katkı sağlar.

Sinyal sistemleri hücreleri birbirine bağlar.

DNA tamir mekanizmaları genetik bütünlüğü korumaya çalışır.

Apoptoz gerektiğinde hücrenin kontrollü biçimde ortadan kaldırılmasını sağlar.

Bütün bunları bilim moleküler mekanizmalarıyla araştırır.

Risale-i Nur'un tefekkür yöntemi ise bunları inkâr etmek yerine, sebeplerde takılı kalmadan onların arkasındaki hikmet, nizam, mizan, ilim ve kudret manalarını okumaya çalışır.

Bu nedenle hücre, imanî tefekkür açısından küçücük fakat son derece geniş bir pencere hâline gelir.

Bir hücreye bakarken şu düşünceye ulaşılabilir:

Küçüklük, sanatın küçüklüğü değildir.

Hatta bazen sanat küçüldükçe incelik daha fazla görünür.

Bir hücrenin içerisine sığdırılmış bilgi ve koordinasyon, insanı yalnızca biyoloji öğrenmeye değil; hayret etmeye, düşünmeye ve tefekkür etmeye de davet eder.

Kur'ân'ın;

“Biz onlara âyetlerimizi ufuklarda ve kendi nefislerinde göstereceğiz…”
(Fussilet, 41/53)

beyanını bu açıdan düşündüğümüzde insanın kendi hücreleri dahi büyük bir tefekkür sahasına dönüşür.

Kâinata teleskopla bakmak insanı yıldızlara götürür; mikroskopla bakmak ise hücrelere. Her iki yönde de insanın karşısına ölçü, düzen ve hayret verici bir sanat çıkar.

Bilimin ortaya çıkardığı her yeni hücresel mekanizma bu küçük âlemin ne kadar derin olduğunu biraz daha göstermektedir.

Risale-i Nur'un ifadesiyle varlığı mana-yı harfîyle okumaya çalışan insan için ise hücre yalnızca incelenecek biyolojik bir yapı değil; ilimden hikmete, hikmetten marifete açılan küçük fakat muazzam bir tefekkür penceresidir.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Bal Mühendisi Arılar
  • Salih Avcı
  • 21.02.2023
Bal Mühendisi Arılar
SOMON BALIKLARININ YOLCULUĞU
  • Salih Avcı
  • 06.01.2025
SOMON BALIKLARININ YOLCULUĞU
Big Bang Teorisi
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Big Bang Teorisi
Entropi Yasası Ve Kıyamet
  • Salih Avcı
  • 16.08.2026
Entropi Yasası Ve Kıyamet
İLK YARDIM
  • Salih Avcı
  • 04.09.2026
İLK YARDIM