18px

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ’NİN HAYATINDAN HİKMETLİ DERSLER


BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ’NİN HAYATINDAN HİKMETLİ DERSLER

 

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ’NİN HAYATINDAN HİKMETLİ DERSLER

Giriş: Bir Ömrü Ders Olarak Okumak

Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatı, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına ve 1960’a kadar uzanan büyük değişimlerin içinde geçmiştir. Savaşlar, esaret, sürgünler, mahkemeler, hapishaneler, yalnızlıklar ve ağır baskılar onun hayatının önemli safhalarını oluşturmuştur.

Fakat Said Nursî’nin hayatını yalnızca çektiği sıkıntılar üzerinden okumak eksik kalır. Onun hayatındaki asıl dikkat çekici noktalardan biri, karşılaştığı hadiseleri iman, tevekkül, sabır, hizmet, şefkat, ihlas ve ahiret perspektifinden değerlendirmeye çalışmasıdır.

Bu sebeple onun hayatından çıkarılabilecek en önemli derslerden biri şudur:

İnsan, başına gelen hadiseleri her zaman değiştiremeyebilir; fakat o hadiseler karşısındaki imanî duruşunu değiştirebilir.

Bediüzzaman’ın hayatında bu anlayışın pek çok örneğini görmek mümkündür.


1. HAYATININ MERKEZİNE İMAN HİZMETİNİ YERLEŞTİRMESİ

Said Nursî’nin hayatının en belirgin özelliklerinden biri, iman hakikatlerinin anlatılmasını hayatının merkezine koymasıdır.

Özellikle hayatının ilerleyen dönemlerinde siyasi mücadeleden büyük ölçüde uzaklaşarak Kur’an’ın iman esaslarının açıklanmasına yoğunlaşmıştır.

Onun temel meselesi şuydu:

İnsan Allah’ı nasıl tanıyacak?

Ahirete nasıl kuvvetli iman edecek?

Ölüm karşısında nasıl ümit sahibi olacak?

Kâinata nasıl mana-yı harfî ile bakacak?

İbadetin insan hayatındaki yeri nedir?

Kadere iman nasıl anlaşılmalıdır?

İnsan dünyanın geçiciliği karşısında nasıl davranmalıdır?

Risale-i Nur Külliyatı’nın büyük kısmı bu sorular etrafında şekillenmiştir.

Hikmetli ders

İnsanın hayatında bir ana gaye bulunmalıdır.

Mal, makam, şöhret ve dünyevî başarılar geçicidir. Fakat insanın imanına, ahlakına ve ebedî hayatına hizmet eden işler kalıcı değer taşıyabilir.


2. İLME KARŞI BÜYÜK MERAKI

Said Nursî’nin gençlik döneminden itibaren dikkat çeken özelliklerinden biri güçlü öğrenme arzusu ve ilmî meselelerle meşgul olmasıdır.

Klasik İslâmî ilimlerin yanında zamanının fen bilimlerinin de öğrenilmesi gerektiğini savunmuştur.

Onun eğitim anlayışında din ilimleriyle fen bilimlerinin birbirinin düşmanı hâline getirilmemesi önemli bir yer tutar.

Bu düşüncesini meşhur şekilde şöyle ifade eder:

“Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir.”

Buradaki temel yaklaşım şudur:

Kalbin dinî ilimlerle, aklın ise doğru bilimsel bilgilerle beslenmesi gerekir.

Hikmetli ders

Müslüman, cehaleti meziyet olarak görmemelidir.

Kur’an’ı anlamaya çalışırken aynı zamanda Allah’ın yarattığı kâinatı da araştırmalıdır.

Astronomi, biyoloji, fizik, kimya ve tıp gibi ilimler doğru bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde kâinattaki düzeni ve hikmeti tefekkür etmeye vesile olabilir.


3. KÂİNATI BİR KİTAP GİBİ OKUMASI

Risale-i Nur’un en önemli düşünce yöntemlerinden biri kâinatı büyük bir kitap gibi okumaktır.

Bir ağacın yapraklarından insan gözünün yapısına, yıldızlardan hücrelere kadar varlık âlemindeki düzen ve ölçü tefekkür konusu yapılır.

Bediüzzaman açısından kâinat kendi başına anlamsız bir madde yığını değildir.

Kâinat:

kudreti gösterir,

ilmi gösterir,

hikmeti gösterir,

rahmeti gösterir,

sanatı gösterir.

Bir sanat eserinin sanatkârını göstermesi gibi, kâinattaki sanatların da Allah’ın isim ve sıfatlarını tanımaya vesile olduğunu anlatır.

Hikmetli ders

İnsan çevresine yalnızca “Bu nedir?” diye bakmamalıdır.

Bir adım daha ileri giderek:

“Bu nasıl yapılmış?”

ve ardından:

“Bu düzen bize ne anlatıyor?”

diye düşünmelidir.

Böylece bilimsel bilgi tefekküre dönüşebilir.


4. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NDAKİ DURUŞU

Bediüzzaman’ın hayatının dikkat çekici safhalarından biri Birinci Dünya Savaşı yıllarıdır.

Doğu cephesinde talebeleriyle birlikte savaş şartlarının içerisinde bulunmuş, ardından Ruslara esir düşmüştür.

Bu dönem onun hayatındaki büyük imtihanlardan biridir.

Savaşın ağır şartları içinde bile ilmî ve dinî çalışmalarını tamamen terk etmemesi dikkat çekicidir.

Daha sonra İşârâtü’l-İ’câz adıyla yayımlanan tefsir çalışmasının önemli kısmı savaş şartları içerisinde ortaya çıkmıştır.

Hikmetli ders

İdeal şartları beklemek bazen insanı hiçbir şey yapamaz hâle getirir.

Bediüzzaman’ın hayatından şu prensip çıkarılabilir:

“Şartlar zorlaştığında vazife tamamen terk edilmemelidir.”

İnsan imkânı nispetinde hayırlı işine devam etmelidir.


5. ESARET KARŞISINDA MANEVÎ DİRENCİ

Said Nursî savaş sırasında Ruslara esir düşmüş ve Rusya’da esaret hayatı yaşamıştır.

Esaret, insanın hürriyetinin elinden alınmasıdır. Fakat Bediüzzaman’ın hayatındaki önemli derslerden biri, bedenî esaret ile ruhî esareti birbirinden ayırabilmesidir.

İnsan fiziksel olarak sınırlanabilir.

Fakat:

imanı,

düşüncesi,

duası,

ümidi,

tevekkülü

zorla elinden alınamayabilir.

Hikmetli ders

Gerçek hürriyet yalnızca dış şartlarla ilgili değildir.

İnsan korkularının, ihtiraslarının, şöhret arzusunun ve dünyanın esiri hâline gelirse dışarıdan özgür görünse bile iç dünyasında esaret yaşayabilir.


6. “ESKİ SAİD”DEN “YENİ SAİD”E GEÇİŞ

Bediüzzaman kendi hayatını değerlendirirken bazı dönemleri “Eski Said” ve “Yeni Said” şeklinde isimlendirmiştir.

Bu değişim yalnızca yaşlanmak anlamına gelmez.

Daha çok insanın kendi hayatını yeniden değerlendirmesini ifade eder.

Said Nursî zamanla dünyanın geçiciliğini, ölüm gerçeğini ve insanın ebedî hayat ihtiyacını daha yoğun biçimde düşünmeye yönelmiştir.

Bu dönemde siyasi ve toplumsal tartışmalardan ziyade iman hakikatlerine yoğunlaşmıştır.

Hikmetli ders

İnsan geçmişteki düşüncelerini sorgulayabilmelidir.

“Ben yıllardır böyle düşünüyorum.” demek tek başına doğruluk ölçüsü değildir.

Hakikat karşısında insan gerektiğinde kendi düşüncesini değiştirebilmelidir.

Manevî gelişmenin önemli şartlarından biri insanın kendisini yenileyebilmesidir.


7. BARLA YILLARI: YALNIZLIĞI HİZMETE DÖNÜŞTÜRMEK

Bediüzzaman’ın hayatındaki en önemli dönemlerden biri Barla hayatıdır.

Barla’ya gönderilmesi dışarıdan bakıldığında yalnızlaştırılma gibi görünür.

Fakat Risale-i Nur Külliyatı’nın önemli bölümlerinin telif edilmesi bakımından Barla dönemi son derece önemlidir.

Burada çok büyük bir hayat dersi vardır:

Bazen insanın mahrumiyet olarak gördüğü bir hadise başka bir hayrın başlangıcı olabilir.

Bediüzzaman yalnızlığı boşluğa dönüştürmemiştir.

Okumuş,

düşünmüş,

tefekkür etmiş,

yazmış,

talebeleriyle ilgilenmiş

ve iman hakikatlerinin anlatılmasına devam etmiştir.

Hikmetli ders

İnsan:

“Niçin buradayım?”

sorusunun yanında:

“Buradayken ne yapabilirim?”

sorusunu da sormalıdır.

Bu ikinci soru insanı çaresizlikten faaliyete taşır.


8. HAPİSHANEYİ “MEDRESE-İ YUSUFİYE” OLARAK GÖRMESİ

Bediüzzaman’ın hayatında hapishane dönemleri önemli yer tutar.

Eskişehir, Denizli ve Afyon hapishanelerindeki dönemleri Risale-i Nur tarihinde özellikle dikkat çekicidir.

Fakat hapishaneye bakışındaki yaklaşım son derece önemlidir.

Hz. Yusuf’un (a.s.) haksız yere hapsedilmesini hatırlatarak hapishaneyi “Medrese-i Yusufiye” şeklinde değerlendirmiştir.

Bu ifade büyük bir psikolojik ve imanî dönüşümü anlatır.

Hapishane yalnızca ceza çekilen bir yer değildir.

Aynı zamanda:

sabır öğrenme,

nefsi muhasebe etme,

ölümü düşünme,

ahirete hazırlanma,

imanı kuvvetlendirme

mekânına dönüşebilir.

Hikmetli ders

İnsan her sıkıntıyı seçemez.

Fakat sıkıntıdan ne öğreneceğini seçebilir.

Bu yaklaşım sıkıntıyı ortadan kaldırmayabilir; fakat sıkıntının insan üzerindeki manasını değiştirebilir.


9. ÜMİTSİZLİĞE KARŞI MÜCADELESİ

Bediüzzaman’ın eserlerinde ümitsizlik ciddi bir manevî problem olarak ele alınır.

Toplumların ve fertlerin büyük hatalarından birinin yeis olduğunu ifade eder.

Çünkü ümitsizlik:

çalışma isteğini azaltır,

insanı pasifleştirir,

geleceği karanlık gösterir,

hizmet şevkini kırar.

İman ise insana Allah’ın rahmetinin sonsuzluğunu hatırlatır.

Hikmetli ders

Müminin hayatında problem olabilir fakat mutlak ümitsizlik olmamalıdır.

Çünkü Allah’ın rahmeti insanın mevcut şartlarından daha büyüktür.

Bugün başarısız olmak yarın da başarısız olunacağı anlamına gelmez.

Bugünkü karanlık geleceğin de karanlık olacağını göstermez.


10. İHLASA VERDİĞİ ÖNEM

Risale-i Nur’daki temel kavramlardan biri ihlastır.

İhlas, yapılan işi insanların alkışı için değil Allah’ın rızası için yapmaya çalışmaktır.

Bu kolay değildir.

Çünkü insan:

takdir edilmek,

övülmek,

tanınmak,

öne çıkmak

isteyebilir.

Bediüzzaman hizmetlerde şahsî makam ve şöhret arzusunun büyük zararlar doğurabileceğine dikkat çeker.

Hikmetli ders

İnsan kendisine zaman zaman şu soruyu sormalıdır:

“Kimse beni görmese bu iyiliği yine yapar mıydım?”

Bu soru ihlasın önemli ölçülerinden biridir.


11. ŞÖHRETTEN SAKINMASI

Bediüzzaman eserlerinde şöhretin insan için tehlikelerine dikkat çeker.

Çünkü şöhret, insanın yaptığı hizmeti zamanla kendi şahsına bağlamasına sebep olabilir.

İnsan:

“Ben yaptım.”

“Ben başardım.”

“Benim sayemde oldu.”

demeye başladığında ihlas zarar görebilir.

Hikmetli ders

İnsan başarı karşısında şükretmeli, başarısızlık karşısında ise ders çıkarmalıdır.

Başarıyı tamamen kendisine mal etmek insanı gurura götürebilir.


12. ŞEFKATİ ÖN PLANA ÇIKARMASI

Bediüzzaman’ın hizmet anlayışında şefkat önemli bir yere sahiptir.

İnsanları yalnızca hatalarıyla değerlendirmek yerine onların imanını, ahiretini ve ebedî hayatını düşünmek gerektiğini vurgular.

Şefkat:

yanlışı doğru göstermek değildir.

Şefkat, yanlış yapan insanın da kurtuluşunu istemektir.

Hikmetli ders

Bir insanın hatasına karşı çıkarken onun şahsiyetini tamamen yok etmek doğru değildir.

Yanlış davranış eleştirilebilir fakat insanın düzelme ihtimali unutulmamalıdır.


13. MÜSBET HAREKET PRENSİBİ

Bediüzzaman’ın özellikle hayatının son dönemlerinde üzerinde durduğu temel prensiplerden biri müsbet harekettir.

Müsbet hareket;

yıkmak yerine yapmak,

kin üretmek yerine ıslah etmek,

anarşi yerine düzeni korumak,

düşmanlığı çoğaltmak yerine iman hizmeti yapmak

anlayışını ifade eder.

Bu yaklaşım pasiflik anlamına gelmez.

Tam tersine kötülüğe kötülüğün yöntemiyle cevap vermemeye çalışmaktır.

Hikmetli ders

Her doğru hedefe her yöntemle gidilemez.

Doğru amaç kadar doğru yöntem de önemlidir.


14. KENDİSİNE YAPILAN HAKSIZLIKLARI ŞAHSÎ KİNE DÖNÜŞTÜRMEMESİ

Bediüzzaman hayatında sürgünler, mahkemeler, hapishaneler ve çeşitli baskılarla karşılaşmıştır.

Fakat onun yaklaşımında dikkat çeken hususlardan biri şahsî intikam fikrini merkez hâline getirmemesidir.

Bu kolay bir ahlak değildir.

Çünkü insan haksızlığa uğradığında doğal olarak öfkelenir.

Fakat öfkenin sürekli kine dönüşmesi insanın iç dünyasını tüketebilir.

Hikmetli ders

Affetmek her zaman yapılan davranışı doğru kabul etmek değildir.

Bazen affetmek:

“Bu kötülüğün benim kalbimi zehirlemesine izin vermeyeceğim.”

demektir.


15. DÜNYANIN GEÇİCİLİĞİNİ SIK SIK HATIRLAMASI

Bediüzzaman’ın eserlerinde ölüm ve dünyanın faniliği önemli yer tutar.

Fakat ölüm yalnızca korkutucu bir son olarak ele alınmaz.

İman perspektifinde ölüm:

ebedî hayata geçiş,

dünya vazifesinin sona ermesi,

Allah’ın rahmetine kavuşma ümidi

çerçevesinde değerlendirilir.

Hikmetli ders

Ölümü hatırlamak hayattan kaçmak değildir.

Tam tersine hayatın kıymetini bilmektir.

İnsan öleceğini bildiğinde:

zamanını,

ailesini,

ibadetlerini,

dostluklarını,

iyiliklerini

daha değerli görebilir.


16. HASTALIK VE MUSİBETLERE BAKIŞI

Risale-i Nur’da hastalık ve musibetler üzerinde geniş şekilde durulur.

Bediüzzaman hastalığı yalnızca fiziksel acı yönüyle değerlendirmez.

Hastalık insana:

acizliğini,

ölümlü olduğunu,

dünyanın geçiciliğini,

sağlığın büyük nimet olduğunu

hatırlatabilir.

Ancak burada önemli bir denge vardır:

Bu yaklaşım tıbbî tedaviyi terk etmek anlamına gelmez.

Hastalık durumunda tedavi yollarına başvurmakla beraber insanın manevî olarak sabır ve dua ile güçlenmesi mümkündür.

Hikmetli ders

Sağlığın kıymeti çoğu zaman hastalık geldiğinde anlaşılır.

Bu sebeple insan sağlıklıyken şükretmeli ve sağlığını hayırlı işlerde kullanmalıdır.


17. ACZ VE FAKR YOLU

Bediüzzaman’ın manevî eğitim anlayışında acz ve fakr kavramlarının özel bir yeri vardır.

Acz:

İnsanın sınırlı kudretini anlamasıdır.

Fakr ise:

İnsanın sayısız şeye muhtaç olduğunu fark etmesidir.

İnsan kalbinin çalışmasına bile doğrudan hükmedemez.

Güneşi doğduramaz.

Yağmuru yağdıramaz.

Bir hücreyi yoktan yaratamaz.

Ömrünü sonsuza kadar uzatamaz.

Fakat ihtiyaçları bütün kâinatı kuşatabilir.

Bu durum insanı Allah’ın kudret ve rahmetine yöneltir.

Hikmetli ders

İnsan zayıflığını kabul ettiğinde küçülmez.

Aksine gerçek konumunu öğrenir.

Kulluğun başlangıçlarından biri insanın kendi sınırlılığını anlamasıdır.


18. KARDEŞLİĞE VERDİĞİ ÖNEM

Bediüzzaman Müslümanlar arasındaki ihtilafların büyütülmesine karşı uyarılarda bulunmuştur.

Özellikle Uhuvvet Risalesi bu konuda önemli prensipler içerir.

Bir müminin tek bir kusuru yüzünden bütün güzel özelliklerini görmezden gelmenin adaletsizlik olabileceğini anlatır.

Hikmetli ders

Bir insan:

bir konuda yanlış,

başka birçok konuda doğru

olabilir.

Bir hata bütün insanı yok saymayı gerektirmez.

Aile hayatında, arkadaşlıklarda ve toplumda bu prensip son derece önemlidir.


19. İSTİŞAREYE VERDİĞİ DEĞER

Bediüzzaman’ın toplumsal düşüncesinde meşveret yani istişare önemli yer tutar.

İnsan tek başına her şeyi bilemez.

Bir kişinin göremediğini başka biri görebilir.

Hikmetli ders

İstişare insanın değerini azaltmaz.

Aksine hatalarını azaltabilir.

Özellikle:

aile kararlarında,

iş hayatında,

yönetimde,

eğitimde,

toplumsal meselelerde

istişare büyük önem taşır.


20. SABIR ANLAYIŞI

Bediüzzaman’ın hayatı uzun süren sıkıntılarla geçtiği için sabır onun hayatından çıkarılabilecek temel derslerden biridir.

Fakat sabır yalnızca beklemek değildir.

Gerçek sabır:

şikâyete teslim olmadan,

ümidi kaybetmeden,

vazifeyi bırakmadan

dayanmaktır.

Hikmetli ders

Sabır hareketsizlik değildir.

Sabır, doğru yolda kalabilme kuvvetidir.


21. TEVEKKÜL ANLAYIŞI

Risale-i Nur’da tevekkül sebepleri terk etmek şeklinde açıklanmaz.

İnsan önce vazifesini yapmalıdır.

Çalışmalı,

tedbir almalı,

sebeplere başvurmalı,

sonucu ise Allah’a bırakmalıdır.

Çiftçi tarlasını sürmeden:

“Allah verir.”

diyemez.

Fakat bütün tedbirleri aldıktan sonra sonucu tamamen kendi kudretinden bilmesi de doğru değildir.

Hikmetli ders

Tevekkül:

“Ben elimden geleni yaparım; neticeyi Allah’a bırakırım.”

şuurudur.

Bu anlayış insanı hem tembellikten hem aşırı kaygıdan koruyabilir.


22. NAMAZA VERDİĞİ ÖNEM

Bediüzzaman’ın eserlerinde namaz yalnızca yerine getirilmesi gereken bir görev olarak değil, insanın yaratılış gayesiyle bağlantılı büyük bir ibadet olarak ele alınır.

İnsan gün boyunca dünya işleriyle meşgul olur.

Namaz ise insana tekrar tekrar şunu hatırlatır:

Sen yalnızca çalışan,

kazanan,

tüketen,

yiyen ve uyuyan

bir varlık değilsin.

Sen Allah’ın kulusun.

Hikmetli ders

Namaz insanın gün içerisindeki manevî yönünü yeniden düzenleyen duraklar gibidir.


23. “BEN” YERİNE “BİZ” ŞUURU

Bediüzzaman’ın hizmet anlayışında şahs-ı manevî kavramı önemlidir.

Büyük hizmetlerin tek kişinin başarısı olarak görülmemesi gerektiğini ifade eder.

Bir insan tek başına sınırlıdır.

Fakat insanların:

bilgileri,

duaları,

kabiliyetleri,

emekleri

birleştiğinde çok daha büyük hizmetler ortaya çıkabilir.

Hikmetli ders

İyi bir toplulukta soru:

“En önemli kişi kim?”

olmamalıdır.

Asıl soru:

“Hep birlikte vazifemizi nasıl daha güzel yapabiliriz?”

olmalıdır.


24. KÖTÜLÜĞÜN YAYILMASINA KARŞI AHLAKÎ SORUMLULUK

Bediüzzaman’ın hayatından çıkarılabilecek başka bir ders, insanın yalnız kendi imanını düşünmekle yetinmemesidir.

Toplumdaki:

cehalet,

ahlaksızlık,

ümitsizlik,

düşmanlık,

iman zayıflığı

gibi problemlere karşı yapıcı bir sorumluluk hissedilmelidir.

Fakat bu mücadele şiddetle değil;

ilim,

eğitim,

ikna,

güzel ahlak,

örnek davranış

ve müsbet hareketle yürütülmelidir.


25. SIKINTIYI MANAYA DÖNÜŞTÜRME SANATI

Bediüzzaman’ın hayatını özetleyen en önemli özelliklerden biri belki de budur.

Onun hayatında:

savaş vardır → sabır dersine dönüşür.

Esaret vardır → manevî hürriyet dersine dönüşür.

Sürgün vardır → telif hizmetine dönüşür.

Hapishane vardır → Medrese-i Yusufiye’ye dönüşür.

Yalnızlık vardır → tefekküre dönüşür.

Yaşlılık vardır → ahiret hazırlığına dönüşür.

Hastalık vardır → şükür ve sabır dersine dönüşür.

Bu, hadiselerin kendisinin güzel olduğu anlamına gelmez.

Savaş, haksızlık, hastalık ve zulüm acıdır.

Fakat iman, insanın acının içinde bile bir anlam ve kulluk imkânı bulmasına yardımcı olabilir.


BEDİÜZZAMAN’IN HAYATINDAN 15 TEMEL PRENSİP

Onun hayatından ve eserlerinden çıkarılabilecek dersleri özetlersek:

  1. İmanı hayatının merkezine koy.

  2. İlim öğrenmekten vazgeçme.

  3. Kâinatı tefekkür ederek oku.

  4. Şartlar zorlaşınca hayırlı vazifeni hemen terk etme.

  5. Ümitsizliğe teslim olma.

  6. İhlasını korumaya çalış.

  7. Şöhret ve makam arzusuna dikkat et.

  8. İnsanlara şefkatle yaklaş.

  9. Müsbet hareket et.

  10. Kardeşliği koru.

  11. İstişare et.

  12. Sebeplere başvur, sonra tevekkül et.

  13. Sabırlı ol fakat pasifleşme.

  14. Dünyanın geçiciliğini unutma.

  15. Başına gelen hadiselerden imanî ve ahlakî dersler çıkarmaya çalış.


SONUÇ: BİR HAYATIN VERDİĞİ EN BÜYÜK DERS

Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatı sadece biyografik olayların sıralanmasından ibaret değildir.

Onun hayatına bir bütün olarak bakıldığında:

çocukluk ve gençlik,

ilim yolculukları,

Osmanlı’nın son dönemi,

savaş,

esaret,

İstanbul yılları,

Ankara dönemi,

“Yeni Said” safhası,

Barla,

Eskişehir,

Kastamonu,

Denizli,

Emirdağ,

Afyon

ve hayatının son günlerine kadar uzanan uzun bir mücadele görülür.

Fakat bütün bu farklı dönemleri birbirine bağlayan temel düşünce iman ve Kur’an hizmetidir.

Hayatının belki de en önemli mesajlarından biri şudur:

İnsanın değeri rahat bir hayat yaşamasıyla değil, kendisine verilen ömrü hangi gaye uğrunda kullandığıyla ölçülür.

Bediüzzaman’ın hayatı bu bakımdan özellikle modern insana önemli bir soru yöneltmektedir:

“Ömrünü ne için harcıyorsun?”

Çünkü insanın sermayesi sınırlıdır.

Ömür geçmektedir.

Gençlik geçmektedir.

Sağlık geçmektedir.

Makamlar geçmektedir.

Servet başkasına kalmaktadır.

Dünya değişmektedir.

Fakat imanla, ihlasla ve Allah rızası gözetilerek yapılan hayırlı amellerin ahiret açısından kalıcı neticeler vermesi ümit edilir.

Bu sebeple Bediüzzaman’ın hayatından alınabilecek en kapsamlı ders şu şekilde ifade edilebilir:

Dünyayı tamamen terk etmek değil, dünyayı ahiretin tarlası bilerek yaşamak; insanlardan kaçmak değil, insanlara iman ve güzel ahlakla faydalı olmak; musibet karşısında yıkılmak değil, sabırla mana aramak; başarı karşısında gururlanmak değil, şükretmek; ilmi kuru bilgi hâline getirmek değil, marifetullaha vesile yapmak ve bütün ömrü Allah’ın rızasını kazanma gayesine yöneltmek.

Bediüzzaman’ın uzun ve çileli hayatının bıraktığı güçlü derslerden biri budur:

İman, yalnızca rahat zamanların tesellisi değil; savaşta, esarette, yalnızlıkta, hastalıkta, ihtiyarlıkta, hapishanede ve ölüm karşısında insana istikamet verebilecek bir hayat hakikatidir.

Allah, Bediüzzaman Said Nursî’nin iman ve Kur’an hizmetindeki samimiyetinden, sabrından, ilim aşkından ve tefekküründen bizlere de güzel hisseler almayı nasip etsin.

Âmin.

 

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar

Hz Eyyub Aleyselam Kısası
  • Salih Avcı
  • 18.01.2025
Hz Eyyub Aleyselam Kısası
Hz Salih Aleyhisselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Salih Aleyhisselam
Hz Yunus Aleyhiselam
  • Salih Avcı
  • 18.08.2026
Hz Yunus Aleyhiselam
Hz. İlyas Aleyhisselâm
  • Salih Avcı
  • 21.08.2026
Hz. İlyas Aleyhisselâm